Oysa eğitimimiz "can simidi" bekliyordu
Eğitimin Avrupalılaşması için ciddi bir adım geldi Yunanistan Eğitim Bakanlığından.
Eğitimin Avrupalılaşması için ciddi bir adım geldi Yunanistan Eğitim Bakanlığından.
İlkokullarımıza yüzme ve cankurtaran teknikleri dersi konuluyor.
Yıllardır Avrupa’da verilen bu eğitimin Yunanistan’da da bir çırpıda zorunlu hale gelmesi, “ne âlâ memleket” dedirtiyor insana. Ders konulduğuna ve zorunlu hale getirildiğine göre tüm alt yapı hazırlığının yapılmış ve bu konuda her adımın planlanmış olduğunu anlıyoruz. Eğer kervanın düzülmesi yola bırakıldıysa külfete dönüşür bu iş.
Demek ki, dersin yapılabilmesi için uygun ve yeteri kadar devlet havuzumuz, çocuklara yüzme dersi verecek, yüzme alanında uzmanlaşmış yeteri kadar beden eğitimi öğretmenimiz mevcut.
Bölgemizde özellikle azınlık eğitiminin onlarca çözüm bekleyen sorunu var iken ve azınlık bu sorunlara “can simidi” beklerken, kucağında zorunlu “cankurtaran teknikleri” dersini buldu.
Anaokullarında azınlık eğitim sistemine uygun anadil eğitiminden mahrum edilen çocuklarımız, mesleki açıdan kendilerini meslek içi seminerlerle geliştirmelerine müsaade edilmeyen öğretmenlerimiz ve okul idaresinde yetkili ve etkili olması gereken ancak okullara girmesi dahi engellenen encümen heyetlerimizin meseleleri maalesef sorunlar havuzunda…
Eğitim kalitesini yükseltmek için Türkiye Eğitim Fakültelerinden mezun ve görev bekleyen öğretmenlerimiz, özerk yapısına bakılmaksızın ekonomik tasarruflar ve çocuk azlığı bahanesiyle kapatılan okullarımız ve kara propagandayla azınlık okullarından devlet okullarına kaydırılan çocuklarımızın meseleleri de sorunlar havuzunda… Havuzdaki sorunlar listesini uzatmak mümkün. Lakin empati kurup, çözüm üretecek olanın derdi başka.
Kısacası sorunlar havuzundakiler çözüm için bir can simidi bekliyordu. Beklentimiz bir başka bahara kaldı. Sorunlar havuzunda hayatta kalabilmek için cankurtaran teknikleri ve yüzme dersi imdadımıza yetişti.
Prensip olarak ne yüzme dersine karşıyız ne de çocuklarımızın cankurtaran tekniklerini öğrenmelerine. Bilgiye aç bırakılmış bir toplum için her öğreti kıymetlidir ve muhakkak bir kazançtır.
Umarız ki, havuz ve öğretmen sayısı yeterlidir. Umarız ki azınlık mensubu öğretmenlerimizin istihdamı da düşünülmüştür. Zira çocuklarımızın aklına takılan her soruyu sorabilmeleri ve böylece daha sağlıklı öğrenip eğlenceli bir ders haline gelebilmesi için bu gereklidir. Umarız ki uzaklardan taşınacak çocuklarımız için dönem boyu görecekleri 12 saatlik ders yeterli olur. Umarız ki bu taşımalar diğer derslerin saatlerinden çalmaz. Aksi takdirde kaş yapılmak istenirken göz çıkarılır.
Bu da ne öğrenciyi, ne veliyi ne de öğretmeni mutlu eder.