ABTTF: EEDA Raporu Batı Trakya Türklerini yok saydı
2025 insan hakları raporunda azınlık haklarına yer verilmediği eleştirisi.
Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Yunanistan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu'nun (EEDA) yayımladığı 2025 Yıllık Raporu'nda Batı Trakya Türk toplumunun karşı karşıya bulunduğu hak ihlalleri ve sorunlara yer verilmemesini eleştirerek, raporun azınlık hakları açısından önemli bir eksiklik içerdiğini açıkladı.
EEDA'nın 2025 raporunda cezaevi koşulları, göç ve iltica politikaları, geri itmeler, nefret söylemi, hukukun üstünlüğü ve bağımsız kurumların güçlendirilmesi gibi başlıklar öne çıktı. Raporda, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, İslam karşıtlığı ve diğer nefret temelli ayrımcılık biçimlerinin demokratik toplum için ciddi tehdit oluşturmayı sürdürdüğü belirtilirken, nefret suçlarının etkin şekilde soruşturulması, mağdurların korunması ve kamu kurumlarının ayrımcılıkla mücadelede daha aktif rol üstlenmesi çağrısı yapıldı.
Komisyon ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ve Avrupa standartlarının eksiksiz uygulanmasının önemine dikkat çekerek, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıların ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki oluşturabileceğini vurguladı.
ABTTF'den yazılı görüş hazırlığı
ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, EEDA'nın insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin tespitlerini önemli bulduklarını ancak Batı Trakya Türk toplumunun yaşadığı sistematik hak ihlalleri ve ayrımcılığın raporda tamamen görmezden gelindiğini söyledi.
Habipoğlu, federasyonun EEDA'ya sunacağı yazılı görüşte Batı Trakya Türk toplumunun eğitim ve dini özerkliğinin çeşitli yasa ve idari uygulamalarla fiilen sınırlandırılması, Türk derneklerine ilişkin AİHM kararlarının 18 yılı aşkın süredir uygulanmaması ve toplumu hedef alan nefret söylemi ile ayrımcı uygulamaların ayrıntılı şekilde ele alınacağını ifade etti.
ABTTF, EEDA'nın hazırladığı insan hakları raporlarında Batı Trakya Türk toplumunun temel hak ve özgürlüklerine ilişkin sorunların da yer alması gerektiğini belirterek, azınlık haklarının uluslararası insan hakları standartları çerçevesinde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.