BTAYTD, AGİT İnsani Boyut Uygulama Toplantısı’na Katıldı
Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 23 – 27 Eylül 2013 tarihlerinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kuruluşlar ve
Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD), 23 – 27 Eylül 2013 tarihlerinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kuruluşlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) tarafından düzenlenen 2013 İnsani Boyut Uygulama Toplantısı’na katıldı. Varşova’da düzenlenen toplantıya Batı Trakya Türk Azınlığı’nı temsilen Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Osman ve BTAYTD üyesi Dr. Ali Hüseyinoğlu ile Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Sebahattin Abdurrahman ve ABTTF Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı katıldı.
‘Hoşgörü ve Ayrımcılık Gözetmeme’ konulu 2. Oturumda, 24 Eylül Salı günü Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği adına söz alan BTAYTD üyesi Ali Hüseyinoğlu, 1990 öncesi yıllara nazaran günümüzde birçok temel insan hakları ihlallerinin sona erdiğini, fakat kolektif azınlık hakları ile temel sorunların hala süregeldiğini vurguladı. Bu bağlamda, Azınlığın kendi dini liderlerini ve vakıf heyeti üyelerini belirleme haklarının ellerinden alındığını, 60.000 den fazla kişinin kendi rızaları olmaksızın Yunanistan vatandaşlığından çıkartıldığını, ve Azınlık eğitiminde genel anlamda okur yazar sayısının artmasına karşın, Azınlık öğrencilerinin almış oldukları eğitimin kalitesinin ülke geneline kıyasla hala oldukça düşük olduğunu belirtti.
Nefret söylemi bağlamında, Batı Trakya’daki Türk ve Müslüman kimliklerinine karşı tutum ve söylemlerin 1920’lerden günümüze hala devam ettiğini, ve bölgede yaşayan Müslüman Türk Azınlık üyelerinin ırkçı, yabancı karşıtı ve İslamofobik birey veya grupların nefret söylemlerinin yıllardır hedefi olduğunu ifade eden Ali Hüseyinoğlu, bu tür söylemlerin günümüzde de artarak devam ettiğinin altını çizdi. Ali Hüseyinoğlu, bölgedeki camii, mescit, mezarlık ve isminde ‘Türk’ ibaresi olan derneklere son yıllarda yapılan saldırılardan bazı örnekler verdi ve bu bağlamda yapılan saldırıların faillerinin genelde bir türlü bulunup cezalandırılmadığını vurguladı.
Aynı oturumda Avrupa Batı Trakya Türk Fedarasyonu adına söz alan ABTTF Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı Arık, son yıllarda Batı Trakya’da Altın Şafak tarafından düzenlenen gösterilerin ve kullandıkları nefret içerikli ırkçı söylemlerin bölgedeki huzur ortamını ve birlikte yaşama olgusunu zedelediğini ifade ederek, bu ve benzeri uç grupların ülke genelindeki Yahudileri de hedef aldıklarının altını çizdi. Son dönemde Yunanlı sanatçı Pavlos Fissas’ın öldürülmesi ile ilgili gelişmeler bağlamında Yunanistan genelinde artan aşırı milliyetçilik tehlikesine dikkat çeken Melek Kırmacı Arık, bu yönde Yunanistan’ın partiyi kapatmakta dahil etkin yaptırımlar yönünde adımlar atması gerektiğini belirtti.
Yunan Delegasyonu, konferansın ikinci gününde gerek BTAYTD gerekse ABTTF adına yapılan sunumlara yönelik cevap hakkını kullanmadı.
‘Medya Özgürlüğü’ konulu 4. Oturumda, 25 Eylül Çarşamba günü söz alan BTAYTD Yönetim Kurulu üyesi Dilek Osman, Azınlık basınının ekonomik ve teknik yetersizliklerine dikkat çekerek, gazetelerin ana geçim kaynağının aboneleri olduğunu belirtti.
Dilek Osman, 2013 itibariyle bölgede haftalık yayımlanan üç, on beş günde bir yayımlanan bir Azınlık gazetesi, aylık yayımlanan üç dergi ve Türkçe yayın yapan dört radyo istasyonu olduğunu söyledi. Ancak ülkenin içinden geçtiği ağır ekonomik krizin de etkisiyle Millet gazetesinin basımını durdurduğunu, Gündem gazetesinin de benzer sebeplerle basımına ve dağıtımına son verme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
2007 yılında çıkarılan medya yasası ile birlikte İskeçe ve Gümülcine’de yayın yapan radyo istasyonlarının yasa ile getirilen koşulları karşılamada ciddi zorluklar ile karşılaştığını belirten Dilek Osman, bu yasanın çoğulcu medyaya zarar verdiğini dile getirdi.
ABTTF Yönetim Kurulu üyesi Dr. Sebahattin Abdurrahman aynı oturumdaki konuşmasında, Gündem ve Millet gazetelerine Hara Nikopulu tarafından açılan ağır tazminat davalarının sürecini aktardı. Her iki gazeteye de verilen cezaların çok yüksek olduğunu dile getiren Sebahattin Abdurrahman, tazminat yaptırımlarının ülkedeki çoğulcu medya ortamını zayıflatmayacak şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, ilgili yasanın gözden geçirilerek değiştirilmesini talep etti.
Yunan delegasyonu tarafından verilen cevapta, Trakya’da, 7 Azınlık radyo istasyonu, 9 Azınlık gazetesi ve 9 Azınlık dergisi ile birlikte çok sayıda internet sayfasının yayın yaptığını ve bunun bölgedeki çoğulcu medya ortamının bir parçası olduklarının göstergesi olduğu ifade edildi.
Yanıtta, ekonomik krize rağmen Azınlık basın-yayın kuruluşlarının herhangi bir müdahale ya da ayrımcılık olmaksızın faaliyetlerine devam ettiği belirtilerek, Gündem ve Millet davaları konusunda, her iki gazetenin iç hukuktaki dava sürecinin devam ettiği hatırlatıldı. İki gazeteye de verilen tazminat cezalarının iç hukuka uygun olarak, her bir davanın kendine özel koşullarına göre belirlendiği belirtilerek, tazminat miktarının yasa ile orantılılık ilkesine uygun olarak belirlendiği kaydedildi.
‘Dini Özgürlükler’ konulu 6. Oturumda, 26 Eylül Perşembe günü BTAYTD adına söz alan Ali Hüseyinoğlu, Batı Trakya’da dini özgürlükler bağlamında süregelen Müftü seçimi hakkında konuştu. Yunanistan’da İslam olgusunun oldukça eski olduğunun altını çizen Ali Hüseyinoğlu, buna rağmen Müftülük, vakıflar, ibadethaneler bağlamındaki dini özgürlüklerle ilgili temel sorunların 2013 itibariyle hala devam ettiğini belirterek, Müslüman Türk Azınlık üyelerinin Yunanistan’ın taraf olduğu ikili ve uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarından tam anlamıyla yararlanamadıklarını ifade etti.
1981 yılından beri AB üyesi olan Yunanistan’ın, taraf olduğu AGİT’in dini özgürlüklerle ilgili prensiplerine uymayarak, 1990 öncesi dönemin aksine, 1990’lı yılların başından itibaren günümüze kadar olan süreçte Müslüman Türk Azınlık üyelerini kendi dini liderlerine belirleme hakkından mahrum bıraktığını vurguladı.
Ali Hüseyinoğlu, son 20 yıldır bu konuda Yunan hükümetlerinin söz sahibi olduğu ve kendi atadığı Azınlık üyelerini resmi dini lider sıfatıyla tanıdığını ifade etti. Yunanistan’ın bu tutumunun Azınlık tarafından kabul edilmediğini ve kendi seçtikleri müftüleri dini lider olarak tanıdıklarını belirten Ali Hüseyinoğlu, AİHM kararlarına rağmen günümüz itibariyle hala Azınlığın kendi dini liderlerini belirleme hakkının olmadığını ifade etti.
Aynı oturumda söz alan ABTTF Uluslararası İlişkiler Direktörü Melek Kırmacı Arık, “240 İmam Yasası” olarak da bilinen 3536/2007 ve 4115/2013 no’lu yasalar hakkındaki detaylı bilgi sundu ve bu yasanın Batı Trakya Türk Azınlığının dini özgürlük kapsamındaki haklarına yeni bir müdahale olduğunun altını çizdi.
Bu oturumda cevap hakkını kullanan Yunan Delegasyonu temsilcisi tarafından, uluslararası anlamda müftü seçimi konusunda tek tip bir seçim metodunun olmadığını, Müslüman bir ülke olsun veya olmasın, Trakya’da olduğu gibi bunun İslam gelenekleri ve dini haklar ve özgürlüklere aykırı olmamak şartıyla, kendi metodunu kendisinin belirleme hakkının olduğu ifade edildi. Yunanistan’ın müftü belirleme konusuna dahil olmasının altındaki sebebin müftülerin yargı yetkilerinden kaynaklandığının altını çizen temsilci, Atina’nın bu konuda daha şeffaf ve katılımcı bir düzenleme üzerinde çalıştığını söyledi.
‘240 İmam Yasasına’ da değinen temsilci, bunun ilerici bir uygulama olduğunu, ilk safhasının geçtiğimiz Ağustos ayında tamamlanmasıyla birlikte, tamamen şeffaf bir prosedür sonucu ve üyelerinin tamamı Müslümanlar tarafından oluşan bir komite tarafından 63 Kur’an Öğretmeni’nin belirlendiğini ifade etti.
Bu uygulamanın hayata geçmesiyle, Yunan devlet okullarına devam eden Azınlık öğrencilerinin okuldaki din derslerinde kendilerine Kur’an’ın öğretilme imkanının doğduğunu belirtti. Bu yasanın, imamların statüleriyle herhangi bir ilgisinin olmadığını, imamların belirlenmesiyle ilgili uygulamanın, Yunan devletinin herhangi bir müdahalesi olmaksızın mevcut haliyle devam ettiğini söyledi.
‘Toplanma ve Dernek Kurma Özgürlüğü’ konulu 9. Oturumda, 27 Eylül Çarşamba günü Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği adına söz alan BTAYTD Yönetim Kurulu üyesi Dilek Osman, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dernek kurma özgürlüğü alanında yaşadığı sorunları dile getirdi. Yunanistan tarafından 1983 yılında yapılan, Yunanistan’da Türk olmadığı, Yunanlı Müslüman olarak tanımlanan Müslüman bir Azınlık olduğu yönündeki açıklamayı hatırlatan Dilek Osman, bu tarihten itibaren, İskeçe Türk Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği gibi adında ‘Türk’ kelimesi geçen derneklerin kapatıldığını ve yenisinin kurulmasına da izin verilmediğini söyledi.
Tüm Yunan vatandaşlarının bireysel olarak kendini tanımlama hakkı –Türk olarak tanımlamakta buna dahil- bulunduğunu belirten Dilek Osman, ancak kendini Türk olarak tanımlayabilen bir grup Yunan vatandaşı bir araya gelip bir ‘Türk’ derneği kuramıyor dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne taşınan üç dava hakkında bilgi veren Dilek Osman, hakkında olumlu karar bulunan başvuruların dahi, Yunanistan tarafından iç hukukta uygulamaya geçirilmediğini hatırlattı.
Dilek Osman, bir yandan ‘Pomak’ ve ‘Roman’ adı altında, etnik aidiyet bildiren derneklerin kurulmasına izin verilirken, öte yandan adında ‘Azınlık’ kelimesinin geçen bazı derneklerin kurulmasına zaman zaman izin verilmediğinin altına çizerek, bu konuda Batı Trakya Azınlığı Güney Meriç Eğitim ve Kültür Derneği’nin geçtiğimiz Haziran ayında mahkeme tarafından tanınarak kurulmasına izin verilmesinin olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
Aynı oturumda Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) adına söz alan ABTTF Yönetim Kurulu üyesi Sebahattin Abdurrahman, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiğini gösteren üç AİHM kararı sonrasında yaşanan süreci aktardı. Yunanistan BM Cenevre Daimi Temsilciliği’nin Mart 2013’te verdiği cevapta AİHM kararlarının uygulanması amacıyla ilgili yasada değişiklik dahil en uygun yolu araştırdıklarını ifade ettiğini de hatırlatan Sebahattin Abdurrahman, 2008’ den bu yana, AİHM kararlarının ardından beş yıl geçmesine rağmen Yunanistan’ın herhangi bir somut adım atmadığını söyledi.
BTTAYTD ve ABTTF temsilcilerinin açıklamalarına Yunan delegasyonu tarafından verilen cevapta, Yunanistan’da Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun AİHM kararlarının doğrudan uygulanmasına izin vermediği söylendi. Cevapta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması konusundaki çabaların devam ettiği belirtilerek, AİHM sürecinde adı geçen bu üç derneğin herhangi bir müdahale olmaksızın faaliyetlerine devam ettiği ifade edildi. Yunanistan’da isminde “Azınlık” kelimesi geçençok sayıda dernek bulunduğu hatırlatılarak, bölgede Azınlık üyeleri tarafından kurulan derneklerin faaliyetlerine özgürce devam ettiği kaydedildi.