Eğitim Bakan Yardımcısı Papaioannu’nun Türkçe açıklamasına tepki
Eğitim Bakan Yardımcısı Nikos Papaioannu, Türkçenin azınlık eğitimindeki konumunu “azınlığın zorunlu homojenleştirilmesi” amacıyla ilişkilendirdi.
Eğitim Bakan Yardımcısı Nikos Papaioannu, Batı Trakya’daki azınlık eğitimiyle ilgili Yunan Parlamentosunda yaptığı açıklamada, Türkçenin azınlık eğitimindeki konumunu “azınlığın zorunlu homojenleştirilmesi” amacıyla ilişkilendirdi.
Papaioannu’nun açıklamalarına Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu tepki gösterdi.
Azınlık eğitiminin hukuki statüsüne değindi
Papaioannu, NİKİ Partisi Milletvekili Yorgos Runtas’ın “Trakya’daki devlet ilkokullarına yönelik eşitsiz muamele ve azınlık okulları lehine iki farklı sistem” başlıklı soru önergesine verdiği yanıtta, Batı Trakya’daki azınlık eğitiminin Lozan Antlaşması’na dayandığını belirtti.
Batı Trakya’daki “Müslüman” azınlık ile İstanbul’daki “Yunan Ortodoks” azınlığının eğitim sistemlerinin Lozan Antlaşması kapsamında düzenlendiğini belirten Papaioannu, azınlıkların tanımlanmasında antlaşmadaki terminolojinin kullanılması gerektiğini savundu.
Papaioannu, mevcut “azınlık eğitim sistemi”nin özellikleri arasında “azınlığın zorunlu homojenleştirilmesi amacıyla Türk dilinin tek hakimiyetinin” bulunduğunu ileri sürdü.
1968 Eğitim Protokolü’ne atıf yaptı
Bakan Yardımcısı, söz konusu eğitim yapısının 1968 yılında imzalanan Yunanistan-Türkiye Eğitim Protokolü ile şekillendiğini belirterek, protokolün dönemin cunta yönetimi tarafından imzalandığını ifade etti.
Papaioannu, Trakya’da farklı özelliklere, ihtiyaçlara, işleyiş amaçlarına ve hukuki statülere sahip iki ayrı eğitim yapısının bulunduğunu söyledi.
Eğitimde farklı durumların aynı şekilde ele alınmasının eşitsizliğe yol açabileceğini belirten Papaioannu, eğitimde eşitliğin her okulun aynı sayıda öğrenciyle faaliyet göstermesi anlamına gelmediğini ifade etti.
Her farklı uygulamanın eğitimsel ve kurumsal bir gerekçeye dayanması gerektiğini belirten Papaioannu, azınlık eğitimi açısından bu gerekçenin Trakya’daki azınlık eğitiminin özel yapısıyla bağlantılı olduğunu savundu.
83 azınlık okulunda 2 bin 975 öğrenci
Papaioannu, azınlık okullarının öğrenci sayısındaki düşüş nedeniyle geçici olarak faaliyetlerinin durdurulmasının okulun kapatılması anlamına gelmediğini belirtti.
Öğrenci sayısının yeniden artması halinde söz konusu okulların yeniden faaliyete geçebileceğini savunan Papaioannu, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 83 azınlık okulunda 2 bin 975 öğrencinin eğitim gördüğünü bildirdi.
Papaioannu ayrıca azınlık ilkokullarının yüzde 71’inin iki öğretmenli olduğunu, devlet okullarında ise bu oranın yüzde 4 seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Sekiz azınlık okulunun faaliyeti durduruldu
Açıklamalar, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayısı dokuzun altında kalan sekiz azınlık ilkokulunun daha faaliyetinin durdurulmasının ardından geldi.
Bu okullarla birlikte Batı Trakya’daki azınlık ilkokullarının sayısının 76’ya düştüğü belirtildi.
Papaioannu’nun açıklamalarına tepki gösteren ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu, Bakan Yardımcısının Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim sisteminin Lozan Antlaşması’na dayandığını ve Türk azınlık okullarının devlet okullarından farklı bir hukuki statüye sahip olduğunu açıkça ifade etmesinin önemli olduğunu söyledi.
Habipoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim sisteminin Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış özel ve özerk bir yapıya sahip olduğunu savundu.
Yunanistan’ın bir yandan bu özel statüyü kabul ederken diğer yandan uygulamalarıyla eğitim özerkliğini “adım adım ortadan kaldırdığını” ileri süren Habipoğlu, azınlık okullarının öğrenci sayısı gerekçe gösterilerek kapatıldığını ve Türk ailelerin çocuklarını azınlık okullarına kaydettirirken sorunlarla karşılaştığını belirtti.
Habipoğlu, Türkçenin “zorunlu homojenleştirme” aracı olarak nitelendirilmesine de tepki göstererek, “Türkçe ana dilimiz, kimliğimizin ve eğitim özerkliğimizin ayrılmaz bir parçası.” ifadesini kullandı.
Yunanistan’ın eğitim özerkliğini ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalara son vermesi gerektiğini savunan Habipoğlu, ülkenin Lozan Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirerek azınlık eğitim sisteminin tam özerk yapısını iade etmesi çağrısında bulundu.