MİLLET'in Görüşü | İşimiz sürprizlere kalmış

Türkiye’nin Batı Trakya Türklerine yönelik ilgisinden, alakasından neden rahatsız olunuyor? Olsa olsa “korkudan”dır. Bunun başka izahı yoktur! 

Batı Trakya 12 Ocak 2023
MİLLET'in Görüşü | İşimiz sürprizlere kalmış

Dünyanın çeşitli ülkelerinde Yunanların yaşadığını biliyoruz. Başta Amerika olmak üzere, Avustralya, Güney Afrika ve neredeyse bütün AB ülkelerinde çeşitli sebeplerden dolayı (başta ekonomik nedenler) bazı Yunanların Yunanistan’dan göç ettikleri ve orada yerleştikleri bilinen bir gerçektir. Tıpkı öz vatanlarından başka ülkelere göç etmiş ve yerleşmiş bir sürü insan gibi. 

Göç etmiş ve bir başka bir ülkeye sonradan yerleşmiş kişilere literatürde mülteci denir. Bunlar, uzun yıllar o ülkede yerleşip “entegre” olduklarında da “azınlık” sayılıyor. 

Başta BM olmak üzere uluslararası hukuk ve insan hakları koruma mekanizmaları da bu insanların yani farklı ırk, din, dil ve kültüre sahip kişilerin haklarını garanti altına almaktadır. 

Sonradan bir ülkeye yerleşmiş azınlıkların haricinde bir de doğup büyüdükleri, belki yüzyıllar boyunca çoğunluk olarak yaşadıkları ülkelerinde azınlık olarak kalanlar da var. Onlara da “yerleşik” azınlıklar denilmektedir.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı, İstanbul Rumları, Arnavutluk’taki Yunan azınlığı gibi.

Yunanistan’ın diasporada yaşayan soydaşlarına nasıl sahip çıktığını büyük bir titizlikle izliyoruz. Burada kilisenin rolü ve etkisini de kesinlikle unutmamak lazım. 

Yunanistan’dan ister başbakan, ister bakan veya üst düzeyde bir diplomat veya bürokrat “Yunan Azınlığı”nın bulunduğu herhangi bir ülkeye resmi veya gayrı resmi ziyareti sırasında illaki oranın papazı ve azınlık temsilcileriye bir araya gelir, hasret giderirler, onların daima yanlarında olduklarını tekrar tekrar söylerler. 

Böyle olması doğal mı? Doğal.

Başbakan sayın Miçotakis’in Arnavutluk Agia Saranta bölgesinde yaptığı ziyaret esnasında oradaki Yunan azınlık mensupları tarafından nasıl karşılandığını hepimiz izledik, gördük. Papazlı, Yunan bayraklı, heyecanlı ve gururlu bir karşılama. Soydaşlarıyla kucaklaşan Başbakan Miçotakis, haliye gönüllerini okşayan açıklamalarda da bulundu. 

Doğal mı? Doğal. 

Ardından, FETÖ elebaşı Gülen’in “manevi oğlu” olduğu söylenen basketçi Enes Kanter’i Yunanistan’a davet eden PASOK lideri Androulakis, İstanbul’u ziyaret etti. Bartholomeos ile görüştü, ayinlere katıldı ve İstanbul’daki Rum okullarını ziyaret etti. O da kendi çapında mesajlar verdi. 

Doğal mı? Doğal. 

Birkaç zaman önce Sayın Dendias Ukrayna’yı ziyareti sırasında da manzara pek farklı değildi. Sayın Bakan Ukrayna’da yaşayan Yunanlılarla bir araya geldi, onlara destek olacaklarını söyledi ve hatta bir kısmını Yunanistan’a getirip “koruma altına” alacaklarını söyledi. Öyle de yaptı. 

Doğal mı? Doğal.

Dünya’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Yunanlılar, Yunanlı, Yunan azınlık oluyor da Yunanistan'da yaşayan Batı Trakya Türkleri’nin Yunanistan nezdinde neden Türk olmadıklarını anlamakta hala güçlük çekiyoruz. 

Yunanistan’ın içinde sadece Türk azınlık mı var? Hayır tabii! Makedonlar, Ulahlar, Gagavuzlar da var!

Peki, Yunanistan’da tanınan herhangibir resmi azınlık var mı? YOK! Günün birinde olur mu, kanımızca OLMAZ! 

Hele hele bu kafayla hiç olmaz.! 

Yunanistan’ın başta Batı Trakya Türkleri olmak üzere diğer azınlıkları da resmi olarak tanımaması, gerçeği değiştiriyor mu? HAYIR tabii. 

“Türk yoktur” dediklerinde Türkler kayboluyor mu? HAYIR tabii. Gerçekler değişiyor mu? Asla! 

Şimdi!

Dünyanın her köşesinde Türkler var mı? VAR! Türklerin Türk olarak varlığını birilerinin ispatlaması gerekiyor mu? GEREKMİYOR tabii! İnkâr etseler dahi, gerçeği değiştirebilirler mi? Kocaman bir HAYIR!

Hal böyle iken, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, bakanları, diplomatları ve bürokratları soydaşlarına sahip çıktıklarında neden sıkıntı olsun ki! 

Konu Türkler ve Müslümanlar olunca durum değişiyor. İşte tam burada “Batı medeniyeti”nin çifte standart düşüncesi hakim oluyor. Bu da gerçeği değiştiriyor mu, tabii ki HAYIR. 

Peki bu düşünceye sahip olanlar ne yapıyor? 

Mide bulandırıp, ortalığı karıştırıyor ve korku kuruntusu ile sıkıntıların yaşanması için çırpınıp duruyorlar. 

Batı Trakya Türkleri ve İstanbul Rumları meselesine gelince…

Batı Trakya Türkleri ve İstanbul Rumları dünyada eşi benzeri az olan resmi azınlıklardır. Yerleşik olan bu azınlıkların hakları uluslararası resmi belgelerle garanti altına alınmış azınlıklardır. Bundan dolayıdır ki, ekonomik sebeplerden dolayı başka ülkelere yerleşmiş “mülteciler”le bu azınlıkların karıştırılmaması lazım. 

Şimdi, Miçotakis, Dendias, Androulakis ve bilumum Yunan siyasetçileri ellerini kollarını sallaya sallaya dünya şehri İstanbul’a gidiyor. 

İlk nefeslerini Partik Bartholomeu’nun yanında alıyorlar. Ayinlere katılıyor, okulları, hayır kurumlarını ziyaret ediyor ve İstanbul Rumlarıyla bir araya geliyor mu? Evet geliyorlar. Bunda bir sıkıntı var mı? Kanunlar ve kurallar ihlal edilmedikçe haliyle yoktur. 

Peki, Türkiye’nin Batı Trakya Türklerine yönelik ilgisinden, alakasından neden rahatsız olunuyor? Olsa olsa “korkudan”dır. Bunun başka izahı yoktur! 

Ama şu bir gerçek ki! Bundan kimsenin korkmaması lazım! Eğer Yunanistan’ın İstanbul Rumlarına yönelik bir ilgisi varsa ve bu sorun değilse, Türkiye’nin Batı Trakya Türklerine yönelik ilgisinin olması da doğaldır, normaldir ve kesinlikle korkulmaması gerekmektedir. 

Bu iki komşu ülkenin dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinden başka her türlü münasebet hiç bir fayda sağlamaz. 

Zaman, gerçekleri görüp, gerçeklerle yüzleşme ve sorunlara çareler üretilmesi zamanıdır. 

Şimdilik, gerginliğin yerini itidalin alması temennisiyle, deyip buraya bir virgül koyalım!

MİÇOTAKİS GELİYOR

Başbakan Miçotakis bugün Batı Trakya turuna çıkıyor. Evvela İskeçe’de İskeçe’yi turlayacak ve ardından Gümülcine’de konuşma yapacak. Haliyle Meriç bölgesini de ziyaret ettikten sonra Atina’ya dönecek. 

Ülkenin başbakanı bölgeye geliyor, ama azınlık insanının içi buruk, heyecan yok, mutluluğun esamesi ise hiç okunmuyor. 

Başbakanın ağzından dökülecek kelimeler de çok önemli tabii. Beklenti içine girilsin mi, hayır!

1990’lı yılların başında baba Miçotakis’in ağzından çıkan “yasalar önünde eşitlik” politikası 30 yıldan bu yana herkesin ağzında bir sakızdır çiğnenip gidiyor. Bütün politikacılar bu iki sözün arkasına sığınıp kendilerince azınlık politikası yapıyor. Bu sakızın da çiğnene çiğnene ne tadı, ne de tuzu kaldı. 

Cesurca, umutları tekrar yeşertecek, en azından yeni bir söyleme ihtiyaç vardır. İyi niyete dayalı, çözüm odaklı hareketlenmelere ihtiyaç var. 

En azından bir arpa boyu kadar yolun alınması için, Başbakanın gerçekleri örtbas edip, aşırı faşistlerin tehditlerine boyun eğmeden, aşırı sağcıların oylarını kaybederim korkusundan kurtulup, gerçeklerle yüzleşme ve sorunlar odaklı çözümlere yönelik adımlara ihtiyaç var. 

Artık seçim dönemine giriyoruz. Seçim vaatleri bile olsa, artık azınlık sorunları konuşulmalı, çözüme yönelik öneriler masaya yatırılmalı ve artık hareket edilmeli!.. 

Azınlık böyle bir beklenti içine girmeli mi? 

Girmesi için şu ana kadar bir kıvılcım dahi görülmedi! 

Yine de içlerinde ufak da olsa bir beklenti var! Acaba başbakan bir SÜRPRİZ yapar da, azınlık sorunlarına yönelik ciddi, samimi, doğru çözüm önerileri üzerinde durur mu! 

Fırsat var, meydan var, çözüm var. Ama bütün bunlar için mangal gibi yürek ve cesaret yok sanki. 

Bir sürpriz olur mu? Kanımızca olmaz! 

Olursa zaten büyük SÜRPRİZ olur! 

Desenize işimiz sürprizlere kaldı!

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr