YDP'den milletvekili adayı olacak mı?
2002 yılında Maronya Belediye Meclisine Yahyabeyli köyünden aza adayı olarak siyasete adım atan, 8 yıllık belediyecilik döneminde başkan yardımcılığı ve meclis
2002 yılında Maronya Belediye Meclisine Yahyabeyli köyünden aza adayı olarak siyasete adım atan, 8 yıllık belediyecilik döneminde başkan yardımcılığı ve meclis başkanlığı görevlerini yapan, 2010 yılında Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği’nde başkanlı göreni yapan ve bu görev esnasında yapılan yerel seçimlerde Giorgos Pavlidis başkanlığında kurulan Bölgesel Yeniden Doğuş listesinde Doğu Makedonya Trakya Bölge Meclisi’ne aday olan Mustafa Katrancı, bir ilki gerçekleştirdi ve 2013 yılında Yeni Demokrasi Partisi Rodop İl Teşkilatı’nda azınlıktan ilk başkan yardımcısı oldu.
Kısa süre önce İl Teşkilatından yapılan Yönetim Kurulu seçimlerinde yeniden aday olan ve Ekonomi bölümü sorumlusu seçilen Katrancı, şimdi yeniden Doğu Makedonya Trakya Bölge Meclisi’ne aday olmaya hazırlanıyor.
Mustafa Katrancı ile siyaset üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisine neden Yeni Demokrasi Partisi’ni tercih ettiğini, hali hazırda görev yapan milletvekilleri ile ilgili düşüncelerini, 240 İmam Yasası ile Yeni Demokrasi partisi ilişkisini, azınlık için üzerinde çalıştığı projelerin olup olmadığını ve gelecekte YDP’den milletvekili adayı olup olmayacağını sorduk. Azınlık açısında partiler arasında farkın olmadığını ve kendisinin koltuk pekinde olmadığını Katrancı, sorularımıza verdiği cevaplarda şunları belirtti;
Ramadan MOLLA: YDP Rodop İl Teşkilatı’nda yapılan seçimlerden bahsedermisiniz? Teşkilatın yeni başkanı kim oldu?
Mustafa KATRANCI: YDP Rodop il Teşkilatı yeni başkanı Konstantinos Morfakidis oldu. Morfakidis ismi herhalde IKA emekliliği v.b. konularla ilgisi olan herkese aşinadır. Asıl mesleği avukatlık olan sn. Başkan uzun bir aradan sonra tekrar siyaset arenasında boy göstermiştir. Tekrar diyorum çünkü yıllar öncesi sn. Samarasın partisi olan Politik Bahar partisinin o dönem mensuplarındandır.
-Seçimlerde farklılık var mıydı?
Son yapılan il örgütü seçimleri geçmiş dönemlerde yapılan seçimlerden farklı oldu. Bir önceki dönemde seçmen her adaya oy verebiliyordu. Ancak bu seçimlerde herkes her adaya oy veremedi. Seçimler on bölümden oluştu ve toplamda 12 kişi aday oldu. Her bölüme neredeyse bir kişi aday oldu. O aday bir oy dahi almış olsa yine seçilirdi. Dolayısı ile son seçimler diğer seçimlere oranla çok daha rahattı.
-Yeni oluşan yönetimde kimler yer alıyor ve siz hangi bölümden aday oldunuz?
-Ben Ekonomi bölümü temsilcisi olarak aday oldum ve seçildim. Ekonomi bölümü için 30 kişinin oy kullanma hakkı vardı. 20 kişi oy kullandı. Kullanılan oylardan sadece iki tanesi azınlık diğerleri bölgedeki Hristiyanların kullandığı oylardı. Bir azınlık adayının aldığı oyların çoğunu Hristiyanlardan olması önemlidir. Hristiyanların gelip oy kullanmaları beni ayrıca memnun etti. Ben teşkilatta azınlığı temsil ediyorum, çoğunluğun oylarını kaçırmayayım diye bir felsefem yok. Benim temsil ettiğim yer belli. Seçimlerde aday olarak katılan 10 kişi vardı. Bunlardan sadece bir tek azınlık adayı vardı o da bendim. Seçimlerde teşkilat üyelerin P’si gelip oy kullandıysa bu benim için yeterli. Diğer taraftan belirtmeden edemeyeceğim, Rodop il örgütünde kararlarda oy yetkisi bulunan bir arkadaşımızda Kozlukebir Belediyesi yerel örgütü başkanı sevgili Amet Halilbaşı.
Benim haricimde ki bölüm temsilcileri Giorgos Danilidis Tarım bölümünde, Nikolaos Balabanis Adalet bölümünden, Antonios Gravanis Ticaret bölümünden, Triandafilia Kazaku Sosyal Politikalar bölümünden, Nikolaos Papageorgiou Eğitim bölümünden, Mihail Politcakis Kültür bölümünden, Dimirtios Hadolias Sağlık bölümünde ve Pantelis Sofianos Alt Yapı ve Ağlar bölümü temsilcileri oldular.
- YDP Rodop İl Teşkilatı’nda azınlıktan ilk başkan yardımcısı oldunuz. Konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
-Şunu belirtmem gerekir ki Antonis Samaras’ın bırakın başbakan olmasını parti başkanı olduğu bir dönemde YDP’de il teşkilatında başkan yardımcılığı görevini üstlenmem yada böyle bir şeye adım atmam aslında çok büyük bir riskti. Bunu göz ardı etmemek lâzım. Samaras, bir yıldan fazla süredir görevdedir. Bizim bildiğimiz eski Samaras ile bugünkü Samaras arasında fark yok mu? Azınlığın genel sorunlarını değerlendirdiğinde azınlığa ne fayda sağladı diyebilirsiniz?. Faydasını görmemiş olabiliriz ama ben zararını da gördüğümüzü sanmıyorum. Şimdi il teşkilatında azınlık temsilcileri olarak biz ne kadar güçlü olabiliriz. Şimdiye kadar sayı olarak yeterli değildik. Son belediyelerde oluşan İl örgününün alt kolları olan yerel yönetimlerde seçilen bir sürü insan var. Demek ki azınlıktan da YDP’ye kaymalar var. Bu şunu gösteriyor ki, artık insanlar da bazı şeylere farklı bakıyor. Samaras’ın azınlığa karşı eskisi kadar katı olmadığı ortaya çıkıyor.
Teşkilatta azınlık temsilcilerini yeterli buluyormusun?
-Gönül isterdi ki teşkilatta azınlığımızdan bir iki arkadaş daha olsun. Alt kurullarda var. Ama üst kurulda da olsun. Sadece bir Mustafa olmasın birkaç Mustafa olsun. Eski dönemlere göre temsilcilerimiz daha fazla. Bugün itibari ile teşkilatta seçilmiş yaklaşık on temsilcimiz var. Ama daha da fazla olması gerekiyor. Temsilcilerimiz ne kadar çoksa teşkilatta gücümüz o kadar artar. Her zaman YDP’de Antonis Samaras’ın varlığından bahsederler. Peki, bizde bu partiyi azınlık olarak dışarı atalım diyelim. O zaman biz oradan ne bekleyeceğiz. Bana göre illaki birileri azınlığı her yerde temsil etmesi lâzım. Azınlığa karşı yapılanlara rağmen mücadeleyi bırakmamamız lazım. Ben kendime güvendiğim için YDP İl Teşkilatı’nda yer alıyorum. Eğer oradan kaçarsam başka bir partiye gitmem siyasetten çekilirim. Parti değiştirmek benim siyasi çizgime uygun düşmüyor.
-Giorgos Pavlidis’in gelecek yerel seçimlerde şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Pavlidis dendiğinde azınlığımızın bir kısmı valilik binasındaki eski Pavlidis’in olduğunu düşünüyor. Ama bu öyle değil. Mesleği avukat olan eski İskeçe valisinden bahsediyoruz. Şuana kadar çalışmış olduğum çoğunluktaki ender insanlardan bir tanesidir. Pavlidis’e hakikaten değer veriyorum. Siyaset ve azınlık konusu konuşulduğunda her zaman kırmızı bir çizgiden bahsedereler. Kimileri ben çizginin sağına geçmem kimileri soluna geçmem diyorlar. Bana göre Pavlidis iki çizginin ortasında toplumu azınlık çoğunluk diye ayırmıyor herkese aynı mesafededir. Yerel seçimlerde Pavlidis’in şansı konusunda iyimser olduğumu söyleyebilirim. Ama sandıklar açılmadan hiç bir şey belli değildir. Ancak belli olan birşey var ise oda, yine ((Bölgesel Yenidendoğuş)) bağımsız listesinden kendisiyle birlikte aday olacağımızdır. Yada şöylede diyebiliriz: Her ne kadar son dönemlerde bazı çevreler çıkarları doğrultusunda iktidardaki koalisyon partilerinin ortak bir aday belirleyip onu destekleyeceklerini öne sürseler de biz, böyle bir oluşum gerçekleşse dahi adaylığımızdan dönmeyi düşünmüyoruz. Böylece neden bağımsız liste dediğim daha iyi anlaşılır oluyor.
-Bölge seçimlerinde yeniden aday olacakmısınız?
-Ben ara vermedim hala devam ediyorum. Seçilmemiş olmasam da her şeyi takip ediyorum. Şuanda muhalefetin 50 tane bildirisini benden çıkarmamı isteyin hepsini çıkarayım. Her şeyden haberim var. Ben sataşma politikasından hoşlanmıyorum. Başkalarının yaptıkları beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan benim neleri yapabildiğim yada yapabileceğimdir. Bunun örnekleri var. Belediyecilik dönemime dönecek olursak 8 yıl azalık yaptım. Köyümden Benden önce azalık yapanlar da vardı. Daha önce azalık yapanlarda şimdi milletvekilleri de var. Ben kimin tarafından ne kadar is yapıldı veya benim bölgeme şu kadar para geldi demiyorum. Benim demek istediğim benim zamanında ne kadar geldi? Neden benim zamanımda diyorum çünkü beni kaynağı ilgilendirmeden her şeyi yapmaya çalıştım. Belediye de aza olduğum dönemde seçilmiş olduğum liste Yeni Demokrasi Partisi kökenliydi. Ama buna rağmen o dönemde PASOK Partisi’nin elinde olan valilikten ben bizim köyümüze birçok köyden daha fazla para getirdim. Hiçbir yerde olmayan bir şeyi yapardık o zamanın muhalefet azaları ile. Belediye meclis toplantısına iktidar muhalefet azaları birlikte giderdik. Eğer önceden hazırlanırsan, birbirinizi dolaylı yollardan desteklerseniz mutlaka bölgeniz kazançlı çıkıyor.
-Yeni Demokrasi Partisi’ni tercih etme nedeniniz nedir?
-1996 yılında üniversiteyi bitirdim ve Batı Trakya’ya döndüm. Çok uzun bir süre PASOK Partisi de değil daha solda olan ağabeylerimle birlikteydim. 2002 yılına kadar hiçbir yerde siyasette aktif rol almadım. Mustafa Mustafa milletvekili olduğu dönemde uç sola üye olmayı düşündüğüm aşamada seçim arifesinde duyduğum bir iki sözden dolayı azınlık açısında partiler arasında fark olmadığını anladım. Partiler arasında azınlıkla politikaları konusunda fark olmadığına hala inanıyorum. Benim söylediğim dönemde 2002 yılında Andonis Samaras YDP Partisi’nde o kadar da aktif değildi. YDP’ye üye oldum ve üyeliğim devam ediyor. Ben parti değiştirmeyi seven veya koltuk kapma sevdasında olan bir insan değilim. Benim için önemli olan yirmi yıl sonra yaptığın bir şeyin insanlar tarafından hatırlanması ve seni anlayarak takdir etmeleridir.
YDP’de şuanda bir Samaras faktörü var. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı için sorun olabilir yada azınlığa karşı soğuk görünüyor olabilir. Biz azınlık olarak sadece Batı Trakya’da olan olaylara bakıyoruz. Yani şunu demek istiyorum siz basın mensupları da bugün baktığımızda Türkiye’nin İstanbul’daki Rum azınlığına birçok şeyi verdiği ama YDP hükümetinin Batı Trakya’daki Müslüman Türk Azınlığı’na bir şey vermediğini belirtiyorsunuz. Bu konuyu sizlere farklı bir yorumla izah edeyim. Ben belediyecilik dönemimde her zaman şunu derdim; Siz on tane iş istersiniz. On işten beş tanesine tamam derler. Üç tanesi proje aşamasına gelir, iki projeyi yapacaklardır ikisine para yetmez derler ve nihayetinden istediğin on işten biri olur. O bir tanesini de mücadele ederek almışsındır. Bende azınlık için YDP içerisinde mücadele edeceğim.
-İl teşkilat yönetici olarak öncelik verdiğiniz bir projen var mı?
- Son dönemde en çok üzerinde durduğum ve Türkiye’de siyasette aktif olan yöneticilerden de talepte bulunduğun bir konu var. Bu konuda Türkiye ile Yunanistan arasında İkili Sosyal Güvenlik Anlaşması imzalanması projesidir. Sağlık ve sigorta konusu çok önemli ve binlerce azınlık mensubunu ilgilendiriyor. Parti yönetiminde yerel yönetici olarak eğer bu konuyu bir aşamaya getirirsem benim için çok büyük bir olaydır. Herhalde o zamanda bu kadar büyük ölçekli işler için illaki milletvekili olmak değilde fikir üretmek daha önemli derim.
-Konu hakkında parti yetkilileri ile görüşmeniz oldu mu?
- Mayıs ayında YDP Rodop ilinde gerçekleştirdiği ön kongrede bu konuyu parti yöneticilerine aktardım. Ön kongreden yaklaşık bir ay önce de teşkilatımızda bir toplantı gerçekleştirmiştik konuyu orada da dile getirdim. Madem ki, Yunanistan’ın Belçika, ABD, Avustralya gibi ülkelerle İkili Sosyal Güvenlik anlaşmaları var benzer bir anlaşma komşu ülkemiz Türkiye ile neden yok? Bu önergeyi sunma nedenim hepimizin bildiği özellikle Batı Trakya’dan Türkiye’ye göç etmiş birçok insanımız bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye ile Yunanistan arasında son yıllarda yüksek düzeyde turizm hareketliliği de gözlemlemektedir. Bugün iki ülke arasında sigorta anlaşması yok. Siz buradan kalkıp Türkiye’ye gezmeye gidiyorsunuz. Kaldığın süre içerisinde hastalanıp hastaneye kaldırılıyor ve bir operasyon geçiriyorsun. Operasyon örneğim 3 bin Euro’ya mal oluyor. Oradan aldığın evrakları Yunanca tercüme ettiriyorsun ardından buradaki sigortaya getiriyorsun, sigorta da devlet hastanesindeki bu işin maliyetine göre sana paranı iade ediyorlar. İki ülke arasında Sosyal Güvenlik anlaşması olursa bunların hiç birine gerek kalmayacak. Tıpkı Yunanistan’da hastaneye gittiğin gibi Türkiye’de de hastaneye gidebileceksin. Aynı şey Türkiye’den Yunanistan’a gelenler için de geçerli olacak.
-Yunanistan’da çiftçilik yapmış daha sonra Türkiye’ye göç etmiş insanların OGA’ya ödedikleri yılları kaybetmemeleri için bir girişimiz var. Bu girişimizin nedir?
-Yıllarını Yunanistan’da çiftçilik yaparak geçirmiş ancak Türkiye’ye göç etmiş bir çok insanımızın burada alması gereken aylıklar var. Çünkü çiftçilik yapmış olduğu yıllarda OGA sigortasının aidatları düzenledi ödemişler. Ama Türkiye’ye göç etmişler diye emeklilik maaşı alamıyorlar. Bu konuda bir kişi adına girişimim oldu. Başvuru yaparken ilk dilekçemde daha bu kişinin Türkiye’de yaşamakta olduğunu açıkça belirttim. Mücadele uzun sürdü ve yaklaşık üç yıl sonra sonuç alabildik. İlk başvurumuzu burada yaptık olmadı. Daha sonra Atina’da yaptık ve sonuç alabildik. Başka bir soydaşımız için de başvurumuzu yaptık. İkinci başvurumuza Atina’dan olumsuz yanıt geldi. Biz de konuyu mahkemeye taşıdık. Eğer bahsettiğimiz sosyal Güvenlik anlaşması olsa idi şimdi sadece yukarıda bahsettiğim iki kişi değil daha niceleri OGA dan emekli maaşı alacaklardı.
- 240 İmam Yasası azınlık istemediği halde uygulanmaya başlandı. 240 İmam Yasası YDP ile bağdaştırılıyor ve sorunun nedeni YDP deniliyor siz buna katılıyormusunuz?
- Fikir olarak katılmadığım aşıkar. Daha önceden de söyledim. Siyasi açıdan bakarsak her şeyden önce unutmamak gerekir ki temsil ettiğimiz azınlık var. Diğer taraftan sorgulayabileceğimiz bunların temelleri kimin zamanında atıldı? Hangi başbakan ve hangi milletvekilleri zamanında atıldı? Aslında hesap eskiden açık, hesap yeni açılmadı. 240 İmam Yasası konusunda ne yaptın diye soracak olursanız, bu konuda hakkını yemeyeyim ön kongrede sevgili Mehmet Eminoğlu ile birlikte epey söylemde bulunduk. Ancak tepkilerin o kadar ılımlı olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama diyorum ki, temelini başkası attıktan sonra ben mücadelemle bir şeyi değiştiremiyorsam ne yapabilirim. Bildiğim mücadeleme devam ederim. Yasa başkalarının yaptığı bir yanlıştır. Konu hakkında mücadelemiz devam ediyor. Bu konuda bir değişiklik olursa inan ki çok çabuk başka kahramanlar bulursunuz.
-BTAYTD başkanlık yapmış ana okullar konusunu iyi bilen bir kişisiniz. Geçtiğimiz günlerde çift dilli ana okullar mektubuna bakanlık olumsuz yanıt verdi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
-Uzun vadede bu konuda fikrimi sorarsanız eğer, er ya da geç hangi parti olursa olsun bir ışık olduğuna inanıyorum. Bu konuda yapılmış veya yapılmakta olan herhangi bir çalışma var yada uğraştık demiyorum. Sadece uzun vadede bu konuda iyimserim. Hangi mücadelelerle oraya varacağımızı bilemiyorum bunu zaman gösterecek.
-Mustafa Katrancı YDP’den milletvekili adayı olacak mı?
- Milletvekilliği adaylığım konusu 2003 yılında konuşulmaya başlandı. On yıl önce. Belediyede iki yıl başkan yardımcılığı, iki yıl meclis başkanlığı, azalığım sona ermeden BTAYTD’de başkanlık yaptım. Şimdide önümde eyalet seçimleri var. Benim kafamdaki düşüncem ve siyasi çizgim de önce eyalet meclisine girmek, eyalette bir görev almak var. Eyalette görev aldıktan sonra milletvekili adayı olabilirim. Şunu ısrarla söylüyorum ben sandalye sevdasında değilim. Sadece aday olacağım zaman gideceğim yere dolu gitmek istiyorum. Boş olduğunda kolay sallanıyorsun. Bu doluluğu nasıl nitelerseniz niteleyin. İster siyasi birikim deyin, ister tecrube deyin, ister azınlık konularına hakimiyet deyin v.b.
-Son olarak şuandaki milletvekillerini değerlendirecek olursak neler söylersiniz?
-Ben geçen seçimlerde YDP mensubu olsam da ortaya çıkıp bizim en ideal milletvekili adayımız Ahmet Hacıosman’dır dedim. Millet bana garip garip baktı. Ayhan Karayusuf benim çok değerli ağabeyim. Senelerdir birlikteyiz hala görüşüyoruz, kendimize göre farklı konuları da değerlendiriyoruz. Belediyede birbirimize karşı meclis üyesi adayı da olduk. Buna rağmen hiçbir zaman aramızda sorun olmadı. Ayhan Karayusuf’la böyle iyi bir ilişkimiz varken geçen seçimlerde ideal milletvekilimizin neden Ahmet Hacıosman olduğunu anlatayım; Yaşadıklarından dolayı azınlık konularına ve yerel yönetimlere Ahmet Hacıosman’ın daha hakim olduğuna inandığım için böyle söyledim. Kendisi daha tecrübelidir. Bu benim kişisel düşüncem. Bugün üç milletvekilimizin arasın çok iyi diyalog var. Diyalogun var olması milletvekillerimizin verimliliğini arttırdığını düşünüyorum. Daha önceden de belirttiğim gibi biz belediyede iken iktidar muhalefet azaları aynı arabada toplantıya giderdik ve köyümüz ve bölgemizin çıkarları için ortak hareket ederdik.