Zeybek’ten kalanda tepkisi: “Masum bir etkinlik olarak geçiştirilemez”
Yazılı açıklamasında Zeybek, kamuoyuna yansıyan bilgilerin Batı Trakya Türk Azınlığı nezdinde ciddi bir rahatsızlık ve haklı bir tepkiye yol açtığını belirtti.
İskeçe Yeni Sol Milletvekili Hüseyin Zeybek, İskeçe’deki Dolaphan Ortaokulu’nda Ortodoks Hristiyan geleneğine ait Kalanda ilahilerinin, okulda Hristiyan öğrenci bulunmamasına rağmen Müslüman öğrencilere söyletildiği yönündeki iddia ve görüntülere sert tepki gösterdi.
Yazılı açıklamasında Zeybek, kamuoyuna yansıyan bilgilerin Batı Trakya Türk Azınlığı nezdinde ciddi bir rahatsızlık ve haklı bir tepkiye yol açtığını belirtti. Kalanda’nın Noel, yılbaşı ve Epifani dönemlerinde icra edilen, Ortodoks Hristiyan inancına bağlı dini bir ritüel olduğunu hatırlatan Zeybek, bu uygulamanın pedagojik ve hukuki açıdan savunulamayacağını vurguladı.
Tamamı Müslüman öğrencilerden oluşan bir devlet okulunda, öğretmenler eşliğinde böyle bir ritüelin uygulanmasının “masum bir kültürel etkinlik” olarak nitelendirilemeyeceğini ifade eden Zeybek, velilerin bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve etkinliğin hangi gerekçeyle düzenlendiği sorularının yanıt beklediğini dile getirdi. Daha önce yapılan “Agios Vasilis (Noel Baba)” etkinliğiyle birlikte değerlendirildiğinde, yaşananların tesadüf olup olmadığının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“Sorun Kalanda’nın kendisi değil; kimin, kime, hangi ortamda ve hangi inanç çerçevesinde bunu yaptırdığıdır” diyen Zeybek, Müslüman çocukların dini ve kültürel kimliğinin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Zeybek, yaşananların azınlık okullarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, din ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterilmesi, ailelerin inanç hassasiyetlerinin gözetilmesi ve benzer uygulamaların tekrarlanmaması için gerekli adımların atılması çağrısında bulundu. Sürecin takipçisi olacaklarını da kamuoyuna duyurdu.
Milletvekili Hüseyin Zeybek'in açıklaması şöyle:
"İskeçe (Xanthi) iline bağlı Dolaphan (Sminthi) köyünde bulunan Dolaphan Ortaokulu’nda, Hristiyan öğrencisi olmayan okulda, Ortodoks Hristiyan geleneğine ait Kalanda (Kalanta) ilahilerinin söyletildiği yönünde kamuoyuna yansıyan görüntüler ve bilgiler, Batı Trakya Azınlığı nezdinde derin bir rahatsızlık ve haklı bir infial yaratmıştır.
Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki Kalanda, Noel, Yılbaşı ve Epifani (Fota/Teofani) dönemlerinde icra edilen, doğrudan Ortodoks Hristiyan inancına bağlı, dini içeriği bulunan bir ritüeldir. Bu ritüelin, hiçbir Ortodoks Hristiyan öğrencinin bulunmadığı, tamamen Müslüman çocuklarının eğitim gördüğü bir devlet okulunda, üstelik öğretmenlerin rehberliğinde uygulatılması ne masum bir kültürel etkinliktir ne de pedagojik olarak açıklanabilir.
Bu noktada kamuoyunun cevabını beklediği sorular son derece nettir:
• Bu etkinlik düzenlenirken öğrenci velilerinden izin alınmış mıdır?
• Azınlık ailelere, çocuklarına Hristiyanlığa ait bir dini ritüelin uygulatılacağı önceden bildirilmiş midir?
• Bu etkinlik kimler tarafından, hangi pedagojik ve hukuki gerekçeyle planlanmıştır?
• Daha önce gerçekleştirilen “Agios Vasilis (Noel Baba)” etkinliği ile birlikte değerlendirildiğinde, yaşananlar bir tesadüf müdür, yoksa sistematik bir yönlendirme midir?
Bu sorulara tatmin edici ve şeffaf cevaplar verilmeden, yaşananları “zararsız bir kültürel faaliyet” olarak sunmaya çalışmak, toplumun aklıyla alay etmektir.
Şu hususun özellikle altı çizilmelidir:
Sorun Kalanda’nın varlığı değil; kimin, kime, hangi ortamda ve hangi inanç çerçevesinde bunu yaptırdığıdır. Müslüman çocuklarının dini ve kültürel kimliği yok sayılarak, Hristiyanlığa ait bir ritüelin okul eliyle sahnelenmesi, iyi niyetle açıklanamayacak kadar hassas bir çizgiyi aşmaktadır.
Yaşanan bu olay, Azınlık okullarının önemini bir kez daha acı biçimde ortaya koymuştur. Azınlık okulları, yalnızca eğitim verilen kurumlar değil; çocuklarımızın dinî, kültürel ve kimliksel güvenliğinin teminatıdır. Devlet okullarında bu hassasiyetler gözetilmediği sürece, çocuklarımız ve ailelerimiz benzer dayatmalarla karşı karşıya kalmaya devam edecektir.
Bu nedenle:
• Eğitim kurumlarında din ve vicdan özgürlüğüne mutlak saygı esas alınmalı,
• Azınlık öğrencilerinin bulunduğu okullarda etkinlikler planlanırken öğrenci profili ve ailelerin inanç hassasiyetleri mutlaka gözetilmeli,
• Benzer uygulamaların bir daha asla tekrarlanmaması için gerekli idari ve hukuki önlemler gecikmeksizin alınmalıdır.
Batı Trakya Azınlığı olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı, çocuklarımızın kimliğini, inancını ve geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda sessiz kalmayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."