İskeçe ve Gümülcine Müftüleri Trampa ve Şerif’ten Mevlid Kandili mesajı
İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ve Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif Mevlid Kandili münasebetiyle birer mesaj yayınladılar.
BTTADK Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa’nın Mevlid kandili mesajı:
Değerli Müslüman Türk Kardeşlerim,
Âlemlere rahmet olarak gönderilen, insanlığa iman, ibadet, ahlâk, adalet, merhamet ve kardeşlik yolunu gösteren Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili’ni, Hicrî 1448 Rebîü’l-evvel ayının 12’nci gecesine 24 Ağustos 2026 Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gecede ulaşmanın anlam ve sorumluluğu içerisinde huzur ve sevinçle idrak ediyoruz.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimizin (s.a.s.) insanlık için taşıdığı rahmet ve rehberlik misyonunu şöyle ifade etmektedir: “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 21/107)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir.
Aziz Kardeşlerim,
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) hak ve hakikate şahit, iyilik yolunda müjdeleyici, batıla karşı da uyarıcıdır. Bugün insanlığın savaş, şiddet, zulüm, ayrımcılık, bencillik, aile bağlarının zayıflaması, ahlâkî savrulma ve manevi boşluk gibi çok yönlü problemlerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in rahmet, adalet, merhamet, emanet, istikamet ve kardeşlik merkezli mesajlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu itibarla Mevlid Kandili; sadece Peygamberimiz (s.a.s.)’in doğumunu hatırladığımız müstesna bir gece değil, O’nun örnekliğini yeniden anlama, sünnetini hayatımıza taşıma ve güzel ahlâkını şahsiyetimizin temel unsuru hâline getirme fırsatıdır.
Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21)
Değerli Kardeşlerim,
Öyleyse Mevlid-i Nebi’yi vesile bilerek hayatımızı Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in rehberliğinde yeniden gözden geçirelim. Onun aile hayatındaki merhametini, çocuklara ve gençlere yaklaşımındaki şefkatini, komşuluk hukukundaki hassasiyetini, toplum hayatındaki adaletini, insan onuruna verdiği değeri ve bütün insanlığı kuşatan rahmet anlayışını hayatımıza taşıyalım.
Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin, çağımızın bilgi ve iletişim imkânları içerisinde maruz kaldıkları değer karmaşası karşısında, onları Peygamberimiz (s.a.s.)’in örnek şahsiyetiyle buluşturmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu unutmayalım.
Bu mübarek geceyi; Kur’an-ı Kerim, salât-u selâm, dua, tövbe ve muhasebe ile değerlendirelim. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in Veda Hutbesi’nde ortaya koyduğu insan onuruna, can ve mal güvenliğine, kardeşliğe, adalete ve emanete riayet gibi evrensel ilkeleri hayatımızın vazgeçilmez değerleri hâline getirmeye gayret edelim.
Aziz Kardeşlerim,
Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olarak bizlere düşen de birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek, kardeşlik hukukunu güçlendirmek, dinî ve millî değerlerimizi gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmak ve yaşadığımız topluma huzur, güven ve iyilik taşıyan fertler olmaktır.
Bu vesileyle başta Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı olmak üzere, İslam âleminin ve bütün insanlığın Mevlid Kandili’ni tebrik ediyoruz. Bu mübarek gecenin; gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, toplumumuza birlik ve kardeşlik, İslam âlemine barış ve esenlik getirmesini; dünyanın dört bir yanında özellikle Filistin – Gazze’de zulüm ve sıkıntı içerisinde bulunan kardeşlerimizin huzur ve güvene kavuşmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz. Cenâb-ı Hak bizleri, “üsve-i hasene” olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’in izinden yürüyen; onun rahmet, merhamet, adalet ve güzel ahlâkını hayatına yansıtan kullarından eylesin. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in şefaatine, Allah’ın rahmet ve mağfiretine, dünya ve âhiret saadetine nail olabilmeyi hepimize nasip eylesin. Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’in Mevlid Kandili Mesajı:
Değerli Kardeşlerim,
24 Ağustos 2026 Pazartesi günü akşamı Mevlid Kandilidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)'in, kameri takvime göre doğduğu gecedir. Hz. Peygamber, kamerî aylardan Rabîu'l-evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi Mekke'de dünyaya gelmiştir. İnsanlık tarihinin en önemli olaylarından birisi, O'nun kutlu doğumudur.
Çünkü O'nun dünyaya geldiği dönemde insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve haksızlık gönülleri karartmış, Allah'a giden yoldan uzaklaştırmıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlâk tamamen kokuşmuştu. Kadınlar esir muamelesi görüyor, bir eşya gibi alınıp satılıyor, kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülüyordu. Dünyada insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan huzur, can ve mal güvenliği kalkmış gibiydi. Dünyanın birçok köşesi kanlı boğuşmalara sahne oluyordu. Cihanın ıslâhı bir peygamberin gönderilmesine muhtaçtı. Bütün ümitler, Yahudi ve Hristiyan dinlerinin müjdelediği âhir zaman peygamberine yönelmişti. Bütün dünya karanlıklar içinde, bu kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu.
İşte Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), böyle bir zamanda dünyaya gelmişti. Bu gecenin sabahı gerçekten de nurlu bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meş'alesi olan Sevgili Peygamberimiz'in gönderilişi, Yüce Allah'ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: "Andolsun, Allah, Mü'minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler." Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle "O, âlemlerin Rabbinden, âlemlere rahmet olarak gönderildi."
Hz. Peygamber, yirmi üç yıllık peygamberlik dönemi boyunca putperestliğin yerine tevhidi, zulmün yerine adâleti, düşmanlığın yerine kardeşliği, sürtüşmenin yerine dayanışmayı getirme gayreti içinde olmuştur. Toplumda barışın hâkim olmasını hedeflemiştir. Doğruluk, nezâket, güvenilirlik, adalet, hoşgörü ve cömertlik gibi ahlâkî davranışlarıyla insanlara örnek olmuştur. Buna karşılık; kan dâvâsı, gasp, soygun, şiddet, intikam, kin beslemek, içki, kumar, hırsızlık, yetim malı yemek, yalan, gıybet, çekememezlik, koğuculuk gibi fert ve toplumun huzurunu bozan davranışlarla mücadele etmiştir. Bütün bu faaliyetlerin sonucu olarak, vahyin ışığında, mükemmel kişiliğiyle ekonomik, sosyal, kültürel ve ahlâkî alanlarda gerçekleştirdiği faaliyetler sayesinde "cahiliyye" olarak nitelendirilen ve temel özellikleri; bilgisizlik, putperestlik, kabîle asabiyeti, zorbalık, zulüm, haksızlık, başıbozukluk, merkezî otoriteden yoksunluk, adaletsizlik, barış ve nizamdan uzak bir hayat, çocukları öldürmek, vahşiyâne hareketler, kan davası gibi davranışlar olan bir dönemi kapatarak yerine barış ve huzurun hâkim olduğu yepyeni bir toplum oluşturmuştur.
O, gayr-i müslimlere dînî, hukûkî ve adlî özerklik vererek, kültürel kimliklerini korumalarına müsade etmesi ile çok sayıda dînî, kültürel grubun bir arada yaşayabileceğinin en güzel örneğini göstermiştir. Bu davranışı ile ayrıca hoşgörünün gelişmesine öncülük etmiştir. Bu tutumu daha sonraki yüzyıllarda Müslümanlar için örnek olduğu gibi, öteki medeniyetler için de bir model teşkil etmiştir.
Peygamberimiz'in öğrettikleri sonraki asırlarda yaşayan Müslümanlar tarafından da tatbik edilerek insanlığa örnek olmaya devam etmişlerdir.
İnsanlığın günümüzde Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. Çünkü İslâm sadece Kur'an'dan ibaret değildir. O, Hz. Peygamber'in şahsında açıklanmış, hayata geçirilmiş ve bizzat onun öncülüğünde kurumlaşmış bir dindir. Bu açıdan, Hz. Peygamber'in ve dolayısıyla sünnetin dinde önemli bir yeri vardır. O'nun bu konumu, Kur'an'da çeşitli açılardan dile getirilmiştir.
Hz. Peygamber olmadan, Kur'an'ı anlamak, dini tam olarak uygulamak mümkün değildir. Ayrıca, Kur'an'ı açıklama ve yürürlüğe koyma yetkisini Peygamber'e tanımak ya da tanımamak, insanlara değil, yalnızca Allah'a ait bir yetkidir. Bu yetkiyi, Peygamberine bizzat Cenab-ı Hak tanımıştır. O'nun gönderiliş gayesi, kendisine verilmiş olan risâlet görevinin insanlığa ulaştırılması ve bu amaç doğrultusunda bir toplumsal yapının kurulmasıdır. Bu amaçla söylediği sözler ve yaptığı uygulamalar, kimi zaman farz, kimi zaman haram, kimi zaman müstehab, kimi zaman da mübah diye nitelendirilen hükümlere kaynaklık etmektedir. Bu durum, Kur'an'ın buyrukları doğrultusunda, Hz. Peygamber'e itaatin ve onu örnek edinmenin bir gereğidir.
"Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." buyuran Hz. Peygamber'in, gerçekten, güzel ahlâkla yoğrulmuş hayat tecrübesini araştırmaya, ondan yararlanmaya, her zaman olduğu gibi bugün de çok ihtiyacımız vardır. Sevgili Peygamberimiz'i, O'nun güzel ahlâkını, davranış ve uygulamalarını, gelişen dünya şartlarına yön verecek, insanlığın problemlerine çözüm getirecek Kur'an-ı Kerim zenginliği ile yeniden tanımalı ve tanıtmalıyız. O, insanları bir tek Allah'a iman etrafında toplanmaya davet etmiş, muhabbet ve şefkatle birbirine bağlı, fazilet sahibi bir İslâm topluluğu meydana getirmiştir. O'nun büyüklüğü ve başarısı; en güzel usullerle doğru yollardan insanlığı iyiliğe davet etmesindendir.
Sevgili Peygamberimizin doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhiler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir. O'nun doğumunu anmaktan asıl maksat, evrensel olan risâletini, yüksek ahlâkını, fazîletini, adalet ve doğruluğunu hatırlamak ve bunları hayatımızda uygulama azmini tazelemektir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yeğane yolu, Hz. Peygamber'in yolundan gitmektir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." Bu ayette de belirtildiği gibi, Allah'ı hoşnûd etmek, O'nun Peygamberine uymak ve O'nu örnek almakla mümkündür.
Mevlid Kandilinin Peygamber Efendimizin örnek hayatını rehber edinmemize ve O'nu doğru anlamamıza, mazlum durumunda olan kardeşlerimizin selamete ermesine, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı'nın birlik ve beraberliğine vesile olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyorum.