Hürmüz krizi yunan hanelerinin cebini vuruyor: Enflasyon geriliyor, pahalılık kalıcı hale geliyor
Piyasa yapısı, sınırlı rekabet, tedarik zincirindeki kâr marjları, yüksek konut maliyetleri ve dolaylı vergiler fiyatları artırarak vatandaşı zorluyor.
Yunanistan ekonomisi, Orta Doğu'daki yeni jeopolitik krizin şoklarını şimdilik büyük ölçüde absorbe ediyor. İstihdam yükselişte, perakende sektörü toparlanıyor ve şirketler yüksek tempoda finansman bulmaya devam ediyor. Yunan İhracatçılar Birliği'ne göre mal ihracatı yüzde 26,3 artışla 5 milyar avroyu aştı.
Ancak bu dayanıklı görünümün arkasında çok farklı bir gerçeklik yatıyor. Haneler, kullanılabilir gelirlerinde ciddi bir baskıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. "Hürmüz şoku" henüz 2022'deki enerji krizinin yarattığı doğrudan darbeye dönüşmemiş olsa da, tüketim ve toplumsal refah için en büyük riskin adını yeniden gündeme getiriyor: Kalıcı pahalılık.
Eurobank'ın son analizine göre, Yunan ekonomisinin dayanıklılığı Orta Doğu'daki jeopolitik şoka rağmen korunuyor. IOBE ekonomik güven endeksi Temmuz'da 107,6 puana hafif gerilerken, bu seviye hâlâ 100 puanlık uzun vadeli ortalamanın ve Euro Bölgesi ortalamasının (96,9 puan) belirgin şekilde üzerinde kaldı.
Buna karşın hane gelirlerine ilişkin veriler kaygı verici. 2026'nın ilk çeyreğinde hanelerin negatif tasarruf oranı, bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 1,8 iken yüzde 3,3'e yükseldi. Nominal kullanılabilir gelir yüzde 3,2 artmasına rağmen, bu artış enflasyon tarafından tamamen eritildi ve reel kullanılabilir gelir yıllık bazda durgun kaldı.
OECD'nin son verilerine göre Yunanistan, 2026'nın ilk çeyreğinde verisi bulunan 21 OECD üyesi ülke arasında reel hane geliri performansında en kötü sonucu kaydetti. OECD genelinde reel kişi başı kullanılabilir gelir yüzde 0,2 artarken, Yunanistan'da yüzde 3,6 azaldı.
Enflasyon Temmuz'da yüzde 3,4'e geriledi; Haziran'da yüzde 4,4, Mayıs'ta yüzde 5,2 ve Nisan'da yüzde 5,4 seviyesindeydi. Ancak düşen enflasyon, fiyatların krizden önceki seviyelere döndüğü anlamına gelmiyor; yalnızca artış hızının yavaşladığını gösteriyor.
Gıdada özellikle et fiyatları dikkat çekiyor: dana eti geçen yıla göre yüzde 14,3, kuzu ve keçi eti yüzde 12,4 arttı. Domuz eti yüzde 3,4, kümes hayvanları yüzde 2,2, tuzlanmış balık yüzde 9,6 pahalandı. Süt ürünleri ve yumurta yüzde 2,9, ekmek ve fırın ürünleri yüzde 1,2, margarin ve bitkisel yağlar ise yüzde 8,6 zamlandı. Buna karşın meyve yüzde 9,4, dondurma yüzde 8,8 ve özellikle zeytinyağı yüzde 21,7 geriledi.
Sorun süpermarket rafıyla sınırlı değil. Kiralar yıllık bazda yüzde 6,8, konut bakım ve onarım maliyetleri yüzde 4,8 arttı. Akaryakıtta motorin yüzde 22,1, benzin yüzde 13,3 pahalandı. Restoran ve kafe fiyatları yüzde 6,4, uçak biletleri yüzde 17,5, sağlık sigortası primleri yüzde 7, kuaför hizmetleri yüzde 4,2 zamlandı.
Uzmanlar, Yunanistan'daki pahalılığın tamamen ithal kaynaklı olmadığını vurguluyor. Piyasa yapısı, sınırlı rekabet, tedarik zincirindeki kâr marjları, yüksek konut maliyetleri ve dolaylı vergiler de fiyat artışlarının tüketiciye daha güçlü yansımasına neden oluyor. Atina Ticaret Odası için yapılan Pulse araştırmasına göre katılımcıların yüzde 83'ü temel gıda ürünlerinde KDV ve akaryakıtta özel tüketim vergisinin düşürülmesini istiyor.
Bu arada AB genelinde doğal gaz depoları geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 12 puan daha düşük seviyede, yüzde 58'in az altında bulunuyor — 2011'den bu yana bu mevsim için kaydedilen en düşük seviye. Bu durum, küresel enerji piyasasında yeni bir şokun tüketici ve işletmeler için maliyetleri yeniden yükseltebileceği riskini canlı tutuyor.