Dr. Mehmet Eminoğlu mesleğine Libya'da başladı Gümülcine'de noktaladı

Doktorluk mesleğine Batı Trakya’dan binlerce kilometre uzakta Libya’da başlayan daha sonra Selanik, Kavala, İskeçe ve son olarak Gümülcine’de 32 yıl binlerce ha

Batı Trakya 17 Ocak 2019
Dr. Mehmet Eminoğlu mesleğine Libya'da başladı Gümülcine'de noktaladı

Doktorluk mesleğine Batı Trakya’dan binlerce kilometre uzakta Libya’da başlayan daha sonra Selanik, Kavala, İskeçe ve son olarak Gümülcine’de 32 yıl binlerce hastasını tedavi eden Gümülcine Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Müdürü Dr. Mehmet Eminoğlu, meslek hayatını tamamlayarak emekli oldu.

1951 yılında Rodop ilinin Hacıören köyünde doğan, ilkokulu köyünde bitiren, devamında Gümülcine Medrese-i Hayriye’de üç yıl eğitim gördükten sonra babası tarafından Mısır’a gönderilen Dr. Mehmet Eminoğlu, liseyi Kahire’de bitirdi. Üniversite eğitimini de El-Ezher Üniversitesi’nde İngilizce eğitim veren Tıp Fakültesinde tamamlayan Eminoğlu, bir yıllık zorunlu stajını da bitirdikten sonra meslek hayatına başladı.

DOKTORLUĞA LİBYA’DA BAŞLADI

Doktor Mehmet Eminoğlu, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra bir an önce mesleğine başlamak ve kendini ispatlamak istiyordu. Vakit kaybetmeden doktorluk mesleğine Libya’da başladı. Eminoğlu, doktorluğa neden Libya’dan başladığını şöyle anlattı;

“Mısır’da El-Ezher Üniversitesi’nde İngilizce eğitim veren Tıp Fakültesini bitirdikten hemen sonra bir sene stajımı yaptım. Ardından mesleğime çabuk başlamam açısından Libya’ya gitmeyi kararlaştırdım. Aslında Almanya’ya gitmeyi düşünüyordum ama o yıllarda Libya’da çok doktor ihtiyacı olduğunu biliyordum, ondan dolayı Libya’yı tercih ettim. Malta üzerinden Libya’ya geçtim ve iki üç gün içerisinde iş buldum. Orada 5 yıl 3 ay sürekli doktor olarak çalıştım. Bu zaman zarfında Avusturya’ya gidip geldim. Viyana Üniversitesi’nde Kulak Burun Boğaz yüksek ihtisasımı tamamlayıp diplomamı aldım.”

HANGİ ŞEHİRLERDE DOKTORLUK YAPTINIZ?

“Libya’dan ayrıldıktan sonra 1983 yılında Yunanistan’a kesin dönüş yaptım. Selanik İpokration Hastanesi’nde iki buçuk yıl çalışarak ihtisasımı tamamladım. Selanik AHEPA Hastanesi’nde ihtisas sınavlarımı verdim. Selanik şehrinden sonra Kavala’da, İskeçe’de görev yaptım. 1988’de de Gümülcine’ye tayinim çıktı.”

GÜMÜLCİNE HASTANESİNİN DURUMU NASILDI?

“Benim geldiğim zamanlarda Gümülcine Devlet Hastanesi’nde klinik diye bir şey yoktu. Sağlık sisteminde tam gün yasası yürürlüğe girdiğinden hastanedeki doktorların çoğu ayrılmış durumdaydı. Çoğu dışarıda çalışmayı tercih ederek kendi özel ofislerine geçmişti. Hastanede Kulak Burun Boğaz kliniği çalışmıyordu. Bir kaç yataklı ve tek doktorla çalışan bir bölüm durumundaydı. Ben İskeçe’den evraklarımı hazırladıktan sonra hastanenin idari yönetimine bazı şartları sundum. Bu şartlarım;  kadınlar, erkekler ve çocuklar için ayrı koğuşların olması, başhemşirenin, hemşirenin ve bazı aletlerin getirilip tam teşekküllü klinik olarak hizmet vermesiydi.”

“BENİ HASTANEDE İSTEMEYENLER OLDU”
    
“Tayinim çıktıktan sonra Gümülcine’ye geldiğimde benim isteklerimin yapılmış olduğunu gördüm. Hastane idaresi, benim çalışmamı ve kliniğin çalışmasını istiyor ama bir türlü başlayamıyorum. Bunun nedenini hiç öğrenemedim. Hastanede çalışan, eskiden birlikte çalıştığım İskeçeli bir meslektaşım ve hanımı bana 'çok ciddi bir şeyler oluyor' diyerek benimle görüşmek istediler. Kendileriyle görüştüğümde bana, 'Hastanede seni klinik müdürleri istemiyor, bunun burada çalışmaması lazım çünkü böyle bir kliniği idare edemez. Bu kliniğin mazisi var, buradan büyük profesörler ve hocalar geçti. Tabi klinik müdürlerinin bu tutumunu hastane idaresi bilmiyor kendi aralarında konuşuyorlar ama biz eşimle bu işten çok rahatsızız. Ben senin zaten İskeçe‘den hastanım. Şimdi düşündüm ben de her gün sana uğrayacağım ve hanımım da çocuk bölümünden çocukları sana gönderecek' dedi. Tabi beni istemeyen doktorlar kendiliğinden bakanlığa yazı yazamıyor. Bunun için içlerinden biri, 'bahane bulmamız lazım. Bahane olarak bir kayıt defteri önüne getirelim ve oraya kaydedilecek olan hasta isimleriyle tek bir kesime çalıştığı kendiliğinden belli olacak yani sadece azınlık fertleriyle çalıştığı belli olacak. Bunu da bakana sunduktan sonra bu iş kendiliğinden çözülmüş olacak' demiş. İskeçeli meslektaşım bunu duyunca kendiliğinden, 'ben bu kliniğe her gün gideceğim ve eşine de çocukları göndersin ki klinikte bir hareketlilik olsun ve deftere değişik isimler kaydedilsin' diye düşünmüş. Ben böyle bir telaşa kapılmadım çünkü ben kendimi çok iyi tanıyorum. Değişik yerlerde çalıştım ve hastaneye girmemde hiçbir sakınca olmayacak. O yıllarda kulak burun boğaz doktorları zaten yoktu. Defter geldi ve insanlar gelmeye başladı. Bir de baktık ki İskeçe’den, Meriç’ten insanların geldiğini gördük. Allah’a bin şükür 32 yıl kazasız belasız bu şekilde geçti. Burada çalışmalarımla her iki toplumun da sanırım saygısını aldım.”

“ÜNİVERSİTE HOCALIĞINA LAYIK GÖRÜLDÜM”

“1991-92 yılında Gümülcine’de çalışmaya başladığımda Dedeağaç Üniversitesi ile anlaşarak doktora tezimi yazdım. Tezimin konusu Yunanistan’da gırtlak kanserlerinin oluşumu ve oranıydı. Trakya, İpiros ve Girit bölgelerinde gırtlak kanserini ele aldım. Tezimi başarıyla tamamladıktan sonra Dedeağaç Üniversitesi’nde hocalığa layık görüldüm. Ama ben gitmedim çünkü Gümülcine’de hastanede topluma hizmet vermeyi düşündüm, öyle de yaptım.”

“KLİNİK MÜDÜRÜ OLAMADIĞIMDA ÜZÜLMÜŞTÜM”

“Tayinim çıktıktan sonra hastanede kliniği 1.5 yıl tek başıma idare ettim. Tayinimden 5 yıl sonra klinik müdürlüğü kadrosu açıldı. Ben de haklı olarak müracaat ettim. Ama son anda başka bir arkadaş evraklarını sundu ve müdürlüğe layık görüldü. Klinik müdürü olamadığımda üzülmüştüm. Çünkü herkes ben geldikten sonra kliniğin nasıl çalıştığını biliyordu. O yıllarda Dedeağaç Hastanesi’nde de kulak burun boğaz bölümü olmadığından dolayı o bölgenin insanları da hastanemize geliyordu.”

SEKİZ YIL KLİNİKTE MÜDÜRLÜK YAPTI

Dr. Mehmet Eminoğlu, uzun yıllar doktor olarak görev yaptığı Gümülcine Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği’nde haklı olarak müdür olmayı başardı. Konu hakkında düşüncelerini dile getiren Eminoğlu şunları belirtti;

“Arkadaşla beraber ben müdür yardımcısı o da müdür olarak 20 yıl çalıştık. 2010 yılında emekli olunca ben bölümün müdürü oldum. Sekiz yıl müdürlük yaptım. Bu arada tabii ki tek doktor olarak değil, asistanlar gelmeye, yardımcılar gelmeye başladı. Zaman zaman iki doktor zaman zaman daha fazla doktor olduk. Bugüne kadar böyle çalıştık Allah’a bin şükür sanırım halkımız hizmetlerimizden memnun.”

BAŞARINIZI NEYE BAĞLIYORSUNUZ?

“Çok güzel bir soru. Benim gazetelerde, radyolarda hiç reklamım olmadım. İnanıyorum ki, insanın en güzel reklamını insan kendi yapar. Hastalarıma da bunu diyorum. Bana ameliyat olmaya gelenlere daha önce ben de ameliyat olmuş olan başkaları ile görüştünüz mü? Onlardan bilgi aldınız mı? diye soruyorum. Bilgi alın ondan sonra gelin ki gönlünüz rahat olsun diyorum. Elbette ki, mesleği sevmek başta gelir. Hele hele doktorluk mesleğini icra ediyorsanız. Çünkü doktorluğun gecesi gündüzü yok. Hasta her zaman haklı olarak her an sizi arayabilir. Yani siz en yakın akrabanızı gece yarısında aramayı istemezsiniz çok zor ararsınız ancak hasta bunu yapabiliyor çünkü zor durumda. Doktorluğu çocukluğumda sevdim. Ortaokul çağlarında bir arkadaşım hastalığında da Gümülcine Hastanesi’ne geldim. O yıllar bu hastane değil, arka kısmında küçük bir yerdi. Beyaz önlükleri görünce çok etkilendim ama Medrese-i Hayriye’den doktor olmamın imkânı yoktu. Mısır’a gittiğimde tamamen bir değişiklik yaptım ve normal liseye gittim. Libya’ya gitmemin de tek nedeni beni hiç kimsenin tanımadığı bir yerde doktor olarak kendimi nasıl ispatlayabilirim düşüncesiydi. Ben orada doktorluğumu kanıtlarsam daha sonra her yerde çalışabilirim mantığı ile hareket ettim. İşin aslı insan sevgisidir. İnsanları seveceksin ki başarılı olacaksın. Ben her zaman kendimi insanların yerine koyuyorum. Ben zorda olsam doktorun bana nasıl davranmasını isterdim düşüncesiyle hep hareket ettim. Ayrıca çevremle de uyum sağlamayı prensip edindim. Kapıcısından tutun da hemşiresine, temizlikçisine hepsiyle diyaloğum oluyor. Onlarla iyi bir ilişki içerisinde olunca onlar da sizin hayatınızı kolaylaştırıyorlar. Ben hayatımda insanların arasına girerken, bir kahveye, bir toplumun içerisine, en çok korktuğum şey bir insanın karşıma çıkıp da bana yahu ben bir gün sana geldim kapını çaldım ve bana yardımcı olmadın demesidir. Bugüne kadar böyle bir şeyle karşılaşmadım. Randevusu olsun veya olmasın bana gelen her insana azınlık olsun çoğunluk olsun kapımı açtım. Elimden gelen hizmeti en yüksek şekilde vermişimdir. Belki zaman zaman gerektiği şekilde davranamamış olabilirim. Tabii ki bu da bizim doktorluk mesleğimizin içinde halkımızın bilmediği bazı olaylardan dolayı olmuş olabilir. Mesela ameliyatlar olmuş olabilir. Böyle zamanlarda belki rahat bir şekilde hastaya hizmet verememişimdir. Ama hiçbir zaman kapımdan kimseyi çevirmedim. Bu da benim vicdanen rahat olmamı sağlıyor.

Bunun dışında sağlık kongreleri takip etmek, sağlıkta yenilikleri takip etmek ve aynı zamanda bu yenilikleri hastanemize getirmek, modern tekniklerle hizmet vermek ve iç içe olmak da başarımın önemli bir unsurudur. Çünkü hastane ve hastalar her zaman yenilik istiyor. Sanırım tüm bunlara dikkat ettikten sonra başarı kendiliğinden geliyor.”

“HASTANE YÖNETİMİ AMELİYATLARA KATILMAMI TEKLİF ETTİ”

“Hastane yönetiminin bana bir jesti oldu. Dediler ki biz sizinle yeni bir sözleşme yapıp en azından ameliyatlar için haftada bir iki defa gelmenizi istiyoruz. Onu şimdilik düşünüyorum. Hastane yönetiminin teklifini değerlendirebilirim. Ama haftanın diğer günlerinde bir doktor olarak klinikte olmayacağım. Yani eskisi gibi artık haftanın 4 veya 5 günü çalışmayacağım.”

HASTALARINIZA VE VATANDAŞLARA SON MESAJINIZ NEDİR?

“Ben her çalıştığım yerde çevreme çok iyi uyum sağlamışımdır. Etrafımda olanlar kimse emekli olacağıma inanmak istemiyor ki ben de inanmak istemiyorum. Ama biliyorsunuz makamlar, mevkiler, koltuklar gelip geçicidir. İnsanoğlu fanidir. Bu hiç kimsenin aklından çıkarmaması gereken bir şeydir. Yani ne kadar çalışsak ne kadar hizmet versek de bunun bir sonu olacaktır. Ben tabii ki hastalarıma ve vatandaşlara şunu söylemek istiyorum. Her zaman ilişkilerimiz devam edecek. Onlarla öyle veya böyle dışarıda buluşmalarımız olacaktır. Hepsinden Allah razı olsun, onlar bana çok büyük destek verdiler. Onların hakkını hiçbir zaman unutamam ama ben de bir minnet borcunu ödemiş oluyorum. Çünkü bu insanlar her zaman bana sevgiyle karşılık verdi. Beni sevgiyle karşıladılar, muhabbetle karşıladılar. Allah onlardan razı olsun. Herhangi bir insanın, vatandaşın azınlıktan ve çoğunluktan kalbini kırdıysam onlardan da özür diliyorum.”
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr