Aşk-ı Meşru
18.Yüzyılın İngiltere'sinde William H.HUNT adında bir ressamın "Kâinatın Işığı" diye bir tablosu sergilenmeye başlanmıştı... Tabloda bir adam bahçede bir kapıya
18.Yüzyılın İngiltere'sinde William H.HUNT adında bir ressamın "Kâinatın Işığı" diye bir tablosu sergilenmeye başlanmıştı...
Tabloda bir adam bahçede bir kapıya vuruyor, diğer eliyle de ışık lambasını tutuyor...
Bu kapı insan kalbini temsil ediyor, ancak sadece içeriden açılan bir kapı, başvurursunuz ve isterse girersiniz....
Kalbimizin kapısını tıklatmak, tık tık tık. Eğer kapamışsak bu kapıyı, kim nasıl açsın, nasıl yaklaşsın oraya, yalnız kalırız...
Hani hep anlatılır ya, Rabbimiz Hz.Adem (a.s) atamızı yaratınca Cennete koyar ve babamız misafirdir orada, Cennette yok yok...
Aradan belli bir zaman geçtikten sonra Rabbimiz soruyor Adem(a.s)'a "Ya Adem bir şeye ihtiyacın var mı?"
"Ya Rabbi, ne kadar şükretsem az, her şeyi var etmişsin amma bir tek şeye ihtiyacım var, bu güzellikleri paylaşacak bir eşe"...
Sevgi anlamak işi mi yoksa bir his işi mi yahut yakışıklı, güzel, ahlaklı, tesettürlü sevmeliyim mi?
Allah neden Kur'anda akleden bir kalpten bahsediyor?
Ne kadar çok, az değer verildi size, özellikle hanımlara. Adam bir buket çiçekle gidiyor eve ve diyor ki "Çiçekçinin önünden geçerken bugün doğum günün olduğunu hatırladım ve aldım."
İnsan kimi sever ve neyi sever? Niçin sever, ne zaman sever ve neden? Peki biz kimi seviyoruz? Nasıl seviyoruz? Sevgi nasıl bir duygudur? Hayal dünyasında yaşıyoruz...
Annesi kızına "Okursan okumuş biriyle evlenirsin"diyor. Çünkü okumamışlar sevemez böyle bir kural koymuşlar, yok böyle bir şey, okumuşlar kendilerini ukalalığa kaptırabiliyor. Allah'ın değer verdiği bu insana "aptal" diye bağırabiliyoruz, sadece bir yemek meselesi için. Aynada kendimizin sadece %2'sini görüyoruz...
Öyle bir şey ki; insan değer verdiği insanı sever, değer verdiği için sever, sevdiği için değer vermez, sevgisine rüşvet karıştırmaz...
İnsan, içindeki değeri gördüğü birini sever; sizin onu sevdiğinizi anladığı vakit o da size tutulur.
Değerini görüyorsunuz ve değer veriyorsunuz; seviyorsunuz, değer verdiğinizi hissediyor, değer verildiği için o da size tutuluyor...
Birine değer vermek çok güzel bir şey. Değer vermenin karşılığı kalbini açıyor...
Mırıldanır gibi kaç kez söyledim: Değer, değer ve yine değer!