Bizans'ın Abdülhamid'i
Bizans diplomasisi ve Yıldız istihbaratı arasında benzerlikler Doğu Roma İmparatorluğu 1204 yılında gerçekleşen 4. Haçlı seferi sonrasında meşakkatli günler geç
Bizans diplomasisi ve Yıldız istihbaratı arasında benzerlikler
Doğu Roma İmparatorluğu 1204 yılında gerçekleşen 4. Haçlı seferi sonrasında meşakkatli günler geçirmekteydi. Külfetli yıllar geçiren Doğu Roma İmparatorluğu artık imparatorluk vasfını kaybederek devlet haline geldi.
1370 yılından itibaren Osmanlı devletine haraç ödeyen bir devlete dönüştü. Osmanlı Sultanları tarafından Doğu Roma İmparatoru tekfur olarak adlandırılmaktaydı.
Zor şartlar altında yaşamını devam ettirmeye çalışan Doğu Roma İmparatorluğu'nun başına 1395 yılında II. Manuel Paleologos geçti. Yeni İmparator zeki ve tecrübeliydi. Misyonu Doğu Roma İmparatorluğu'nun ömrünü uzatmak, vizyonu ise imparatorluğu eski ihtişamlı günlerine kavuşturmaktı.
II. Manuel Paleologos aynen sultan II. Abdülhamit gibi denge siyaseti izlemekteydi. Haçlıları-Osmanlılara ve Osmanlıları-haçlılara karşı kullanmaktaydı. 1396 yılında Osmanlı orduları tam İstanbul’u kuşattıkları sırada yeni Haçlı seferi düzenlemesi için Papayı ikna etti. Böylece 1396 yılında Niğbolu meydan muharebesi ile Osmanlıları- Haçlılara ve Haçlıları da Osmanlılara kırdırarak hem Haçlı ordusunu zayıflattı hem de Osmanlı ordusunun İstanbul’u fethetmesini engelledi.
1402 yılında Ankara muharebesinde Timur'un ordularının Yıldırım Beyazıt'ın ordularını hezimete uğratması Doğu Roma İmparatorluğu'nun ömrünün 50 yıl uzamasına vesile oldu.
İmparator II. Manuel Paleologos dâhiyane siyaseti ile (Sultan II. Abdülhamit Han ) gibi Timurlenk'e fidye ödeyerek Timur'un Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olan İstanbul’u zapt etmesini engelledi.
1403'te Manuel fırsattan istifade ederek Beyazıt hanın oğlu Süleyman Çelebi ile anlaşma yaparak Süleyman Çelebi'yi yeğeni olan Mora Despotu I. Theodorus'un kızı ile evlendirerek 1387 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen Selanik’in Doğu Roma İmparatorluğu'na tahsis edilmesini sağladı.
1421 yılında Manuel II. Murad'a karşı 1402 yılında esir aldığı kardeşi Mustafa Çelebi'yi (Düzmece Mustafa) Edirne’ye getirterek Sultan ilan etti. Lakin gerçekte Mustafa Çelebi değildi. Doğu Roma İmparatorluğu Mustafa Çelebi ismi ile zikrettikleri düzmece Mustafa’yı ortaya sürerek Osmanlı İmparatorluğu'nu egemenliği altına almayı arzulamaktaydı. Fakat II. Murat bu olaya seyirci kalmayarak ordularıyla Edirne’ye gelerek Düzmece Mustafa’yı idam ettirdi.
Ulu Hakan Abdülhamit Han'ın "Selanik giderse İmparatorluk gider" sözü Selanik’in değerini gözler önüne seriyordu. Çünkü 1912 yılında Selanik düştükten 6 yıl sonra Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı.
Aynı durum 1423 yılında Selanik için de geçerliydi. İmparator Selanik’in Osmanlılar'ın eline geçmesi halinde İmparatorluğun çökeceği gerçeğinin farkındaydı.
Üstelik İmparator II. Manuel Paleologos Selanik’in İstanbul için ne kadar önem arz ettiğinin farkındaydı.
Dolayısıyla Manuel Paleologos Selanik’i Osmanlılara teslim etmeyerek Venediklilere verdi. Bu hamleler her ne kadar yerinde olsa dahi Doğu Roma İmparatorluğu'nun çöküşü engellenemezdi. Tarih felsefesinin en önemli hususlarından biri olan Murad-I-İlahiye (Kader) engellenemezdi.
Aynı yıl Sultan II. Murat Han İstanbul’u muhasara altına aldı. Bu sefer de ihtiyar tilki lakaplı II. Manuel son kozunu oynayarak II. Murat'ın kardeşi olan Küçük Mustafa’yı ayaklandırdı.
Karaman ve Germiyen oğulları beyleri ile birlikte Hamid-İli'nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa'ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Şehzade Küçük Mustafa'nın lalası olan Şarapdar İlyas'a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler.
Bunun üzerine Şehzade Küçük Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada "İbrahim Paşa Sarayı"'na yerleşip padişahlığını ilan ettirdi.
Bunun üzerine Murat, 6 Eylül'de İstanbul kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey'i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaatleri ile elde edildi.
Şubat 1424'de Mihaloğlu İznik'i bastığı zaman, Şehzade Küçük Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas küçük Şehzadeyi kendi atına bindirip götürüp II. Murat'a teslim etti. Şehzade Küçük Mustafa boğulup idam edildi.
Yaşlı İmparator Manuel Doğu Roma İmparatorluğu'nun yıkılışının kaçınılmaz olduğunun farkına vardı. Fakat yapacak bir şey yoktu. Çünkü Murad-I-İlahiye İmparatorluğun yıkılışına işaret etmekteydi.
Sultan II. Abdülhamit Han da 1909 yılında kendisini devirmeye çalışan hareket ordusunun önünde Hızır aleyhisselamı gördüğü vakit Osmanlı imparatorluğu'nun yıkılacağını anlayarak bunun murad-I-ilahiye olduğunu fark etti ve harekât ordusuna karşı müdahale gücü olmasına rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadı.
Çünkü II. Manuel Paleologos Katolik kilisesiyle mümkün olduğu kadar müzakereleri devam ettirerek, aynı zamanda Papalığa taviz verici nitelikli bir birliğin fiilen gerçekleşmesini diplomatik taktikler yoluyla sürekli engellemekteydi.
İmparator bir yandan batı dünyasının birliğe ilişkin beklentileri sürüncemede bırakılırken öte yandan da Hıristiyan âleminin birleşmesinden haliyle endişe duyan Osmanlılara gözdağı vermekteydi. Ulu Hakan Abdülhamit Han da Almanları kullanarak İngiltere, Fransa ve Rusya’ya gözdağı vermekteydi.
II. Manuel oğlu XI. Konstantin Paleologos'u Osmanlılara savaş açması ve bu uğurda Katolik kilisesi ile birleşmek istemesi dolayısıyla gerçeklikten uzak bir devlet adamı olarak görmekteydi. Sultan II. Abdühamid Han da Jön Türkleri basiretten uzak kişiler olarak adlandırmaktaydı.
II. Manuel Paleologos oğlu XI. Konstantin Paleologos'a atıfta bulunarak dönemin en ünlü tarihçisi George Sfrancese şu cümleleri kaleme aldırttı:
Günümüzde dertler ve sıkıntılar yakamızı bırakmıyorken devletimizin başında bir imparatora (basileus) değil, bir idareciye (oikonomos) ihtiyacımız var.
Tarihte doğrular ve yanlışlar daima tekerrür etmektedir. İmparator II. Manuel Paleologos'un denge politikası ile Sultan ikinci Abdülhamit’in denge siyaseti ile basiret sahibi olmaları arasında birçok benzer noktalar bulunmaktadır.
Fakat XI. Konstantin Paleologos ile Jön Türklerin basiretsizlikleri arasında benzerlikler bariz bir şekilde görülmektedir.
Kadim çağlardan günümüze dek yapılan hataların nedeni farkındasızlıktır. İnsanlar ekseriyetle karşılaştıkları olayları doğru çözümleyemeyerek hata yapmışlardır ve yapmaktadırlar.
--- -- ---
Kaynaklar:
Gergios Sphrantzes, Memori 1401-1477, haz.V.Grecu, Bukreş, 1966, s. 60. The Fall of the Byzantine Empire: A. Chronicle by George Sphrantzes, 1401-1477, Amherst, 1980.
G. Rösch, onoma basıleias, Viyana, 1978, s.37-39, 111-116: E. Chrysos, The Title Basileus in Early Byzantine İnternational Relations, Dumbarton Oaks Papers, 32, 1978, s. 29-75.
Evrenselikten geri çekiliş Bizans imparatorluk ideolojisinin evrimi ve Osmanlı fütuhatı, Nevra Necipoğlu, s. 147-148
j. Barker, Manuel II. Paleologus, (1391-1425): A study and Late Byzantine statemanship (New Brunswick, NJ, 1969)