Fatihi olmayan imparatorluk

M.Ö. 200'lü yıllarda Helenizm akımı zayıflamaya başlayınca yavaş yavaş yerini Roma imparatorluğuna devretme vakti geldi. Roma'nın kuruluş gayesine tarihin kader

Köşe Yazıları 23 Kasım 2016
Fatihi olmayan imparatorluk

M.Ö. 200'lü yıllarda Helenizm akımı zayıflamaya başlayınca yavaş yavaş yerini Roma imparatorluğuna devretme vakti geldi. Roma'nın kuruluş gayesine tarihin kader perspektifinden baktığımızda Roma'nın kuruluşunu şöyle açıklayabiliriz: De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Ali İmran Suresi 26. ayet).

Roma imparatorluğu diğer tüm imparatorlukların aksine büyük bir fatihin kurduğu imparatorluk değildir. O küçük bir cumhuriyet tarafından kuruldu. Bir köy öbeğiyken M.Ö 6. yüzyılda büyüyerek kent-devlet (Polis) oldu.

M.Ö. 850 km bir alana sahip olan Roma M.Ö. 260 yılına gelindiğinde 130.000 km karelik bir alana sahip oldu. Nüfusta 25.000 iken 3 milyona ulaştı. Kartaca ile yaptığı muharebelerden sonra sırasıyla Grek yarım adasını, Batı Anadolu’yu, Suriye’yi, Fransa’yı ve İberik (İspanya) yarım adasını zapt etti.

M.Ö. 90 yılında Roma yurttaşlık hakkının tanınmasıyla İtalya siyasal açıdan birleşti. Roma insanlık tarihinde ilk büyük cumhuriyet olarak batılı anlamda modern devletin öncüsü oldu.

Lakin Hz. İsa'nın siyasi görüşü olan evrensel sözü olarak nitelendirilen  “Her İmparatorluk kendiliğinden dağılır” sözü ile dağılma sırası Roma imparatorluğuna gelmekteydi. Roma'nın güçlü olduğu dönemde yasalara bağlılık ve yasaların üstünlüğü geleneği mevcuttu.

Emperyalist genişlemenin yarattığı bozukluk, artan zenginlik ihtirasları ve seçim sisteminin çökmesi Roma'nın birleştirici özelliğini yok etti. Yurttaşlık bağları dinsel olmaktan çok ahlaki bağlardı.

Nitekim Roma en güçlü döneminde bile “dünya barışını” yani “Pax Romana” ilkesini koruyan bürokratik bir yapıya sahipti.

Roma'da zaman ve yaşam 2 temel unsur etrafında şekillenmekteydi. Bunlardan biri savaş diğeri ise arena dövüşleriydi.

Roma, medeniyetini her işgal ettiği bölgeye taştan ve mermerden yapılma heykeller ve mabetler inşa ederek ifade etmekteydi.

Roma cumhuriyet anayasası Sila, Pompey, ve Sezar gibi bir nevi diktatör statüsündeki imparatorlar eliyle yok edilmekteydi. Roma imparatorluğu yükselme dönemlerinde faize karşı çıkılmasına nazaran yıkılış dönemlerinde faiz silahına sarılarak yok oldu.

Zulm ile Abad Olunmaz” ilkesi Roma imparatorluğunun yıkılışının alametiydi. Çünkü Roma imparatorluğu önce Musevilerin kutsal şehri olan Kudüs’te taş üstünde taş bırakmayarak, ardından imparatorluk içinde yaşayan Hıristiyanları çeşitli işkencelerle katletmesiyle dünya üzerindeki prestijini kaybetmekteydi.

I.Teodosius döneminde 395 Yılında Roma imparatorluğu Batı ve Doğu Roma imparatorluğu olmak üzere iki parçaya bölündü.

Batı Roma imparatorluğu yaptığı hunharca zalimliğin bedelini özel olarak yetiştirdiği Got(Cermen) askerlerini eğiterek kendi sonunu hazırladı. Vizigot ve Vandalların istilasına uğrayan Batı Roma imparatorluğu 476 yılında Gotların lideri Odocerin Romayı işgal etmesiyle tarihteki işlevliğini yitirdi.

Doğu Roma imparatorluğun Batı Roma imparatorluğunun devamı olmayarak Roma imparatorluğunun bozuk bir kopyası olarak değerlendirilmektedir.

800 yılında Frankların kralı ilan edilen Sezar Şarlman kendisini yeni Roma imparatoru, kutsal Cermen imparatorluğunu da Roma imparatorluğunun devamı olarak nitelemekteydi. Ancak Voltairin değişiyle “ne imparatorluk, ne kutsal, ne Romalı, ne de imparatorluktu”. Çünkü ordusu, geliri ve hükümet mekanizmasından aciz olarak toplam 300 ülkeden oluşmaktaydı.

III. İvan kendisini çar (Sezar) ilan ederek üçüncü Roma imparatorluğunu ilan etti. Fakat Roma Rusya çarlığında Roma imparatorluğuna ait hiçbir ibareye rastlanmamaktaydı.

18. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde Fransa kralı olan Napolyon Bonepart çocukluğundan beri Roma imparatorluğunu tekrar inşa etmek ve kendisinin de yeni Sezar olma hayaliyle büyüdü.

1797 yılında Güney Almanya’yı ele geçirerek Sezar'ın ülkesine ayakbastı. 1799 yılında Sezar'ın Cleopatra ile buluştuğu Mısır'ı zapt etti.

19. Yüzyılın başlarında Roma imparatorluğunu tekrar canlandırma hayaliyle yaşayan Napolyon Bonepart 1812 yılında 600.000 kişilk orduyla gittiği Moskova’dan 1500 askerle dönünce bütün hayalleri yıkılarak perişan oldu.

20. yüzyılın ilk yarısında Roma İmparatorluğunun tekrar kurma hayaliyle yaşayan Hitler ve Musolini'nin sonları da aynen Napolyon Bonepart'a benzedi.

Tarihten çıkarılan yanlış dersler tarihi hiç bilmemekten daha zararlıdır. (Alekxis de Tosque)

--- -- ---

Kaynak: Siyasi Tarih, Oral Sander, ilkçağlardan 1918, imge yayınevi
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr