Mahremlerimize namahrem eller uzanmaya devam ediyor
Yunan yönetimi sosyal bunalımlara ve ekonomik krizlere aldırış etmeden, namusumuz ve mahremimiz olan müftülük kurumlarımıza fitne ve fesat karıştırmaya devam ed
Yunan yönetimi sosyal bunalımlara ve ekonomik krizlere aldırış etmeden, namusumuz ve mahremimiz olan müftülük kurumlarımıza fitne ve fesat karıştırmaya devam ediyor. 30 yıldan beri şer güçlerin müdahaleleriyle ucubeye dönüştürülen müftülüklerde, son dönemlerde bir takım debelenmeler gözlenmektedir.
Hain müftülerin gayri İslâmi ve gayri ahlâki icraat ve yolsuzluklarıyla, tefessüh noktasına getirilen müftülüklerden yayılan pis kokuları bastıracak, daha maharetli, özel olarak yetiştirilen yeni yetme işbirlikçi hainlerle başarmaya çalışıyorlar. Değil bu yeni hainler, onları Büyük İskender zihniyetine hizmet için özel olarak yetiştiren neo selefi vahhabi rabıta başkanları ve diktatör Sisi’nin bakanlarının kendilerini de getirseler, yine de başarılı olamayacaklardır.
Yunan devleti, sanki memlekette yapacak başka bir işi kalmamış gibi, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun sinir uçlarını yıpratmakla uğraşıyor. Böyle gayri insani ve gayri ahlâki eylemlerin, devlet eliyle yapılması, çok vahim ve endişe vericidir.
Müslüman Türk toplumu olarak, en hassas olduğumuz dinî ve millî kurumlarımızla sürekli oyun oynanarak, sabrımızı test etmekten ve tahrik edici provokasyonlardan bir an evvel vazgeçilmesini arzu ediyoruz. Şu hususun çok iyi bilinmesi gerekir ki; devletin içinde yuvalanmış İslâm Türk düşmanı şer güçler, ne yaparlarsa yapsınlar, Allah’ın yardımıyla bize her hangi bir yanlışı yaptıramayacak, provoke edemeyecek, başarısızlığa uğratamayacak ve hiçbir zarar da veremeyeceklerdir.
Yunan devleti, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuna, Büyük İskender zihniyetine hizmet eden hangi hainleri musallat ederse etsin, Selâhaddin Eyyubilerin, Alparslanların ve Fatihlerin torunları olan bu aziz milletin onayı olmadan her hangi bir başarıyı elde etmesi mümkün değildir.
Batı Trakya, coğrafi konumu itibarıyla stratejik bir konuma sahip olması hasebiyle, son 100 yılda bölgemizde yaşanan bütün felâketlerden, zulümlerden fazlasıyla nasibini almıştır; Balkan savaşları, Dünya savaşları, Fransız mandası, Bulgar istilâları ve son olarak Yunanistan’ın istilâsı altında başarılı bir varlık mücadelesi vermeyi başarmıştır.
Her türlü baskı ve zulme rağmen, hiçbir yönetime karşı isyan etmiş değiliz. Bizim kitabımızda; fitne, fesat, isyan ve ihanet olmadığı için, sabır, azim ve gayretle bugüne kadar barış içinde yaşamayı başarmışız.
Bunun için samimi vatandaşlar olarak yöneticilerimize şu tavsiyede bulunmayı uygun görüyoruz. Bizi kendinize benzetmek için yıllarca uğraşıyorsunuz. Bugüne kadar hiçbir başarı elde edemediniz. Bilhassa bu krizde bizlere imam, müftü vs. devşirmekten bir an evvel vazgeçin. Boşuna bütçenizi ve enerjinizi tüketmeyin. Zira yapmak istediğiniz şey fıtrata aykırıdır.
İşbirlikçi din kardeşlerimize de, bir kez daha din kardeşi olarak iyi niyet irademizi beyan etmek isteriz. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuyla birlik beraberlik içerisinde hareket etmeyi tavsiye ederiz. Bu davete icabet etme fırsatları her zaman vardır. Bu yönde atılacak adımlar da herkesçe malumdur. Evvelâ Allah’tan mağfiret, akabinde şimdiye kadar ihanet ettikleri din kardeşlerinden af dilemeleri durumunda, bu necip milletin hoşgörüsüyle karşılanacaklarından şüpheleri olmasın. Zira, Hz. Hamzaları şehit eden Vahşileri affeden bir medeniyetin varisleri olarak bu engin yürekliliği gösterme nezaketine sahip olan bir ecdadın torunlarıyız.
Mehmet Akif Ersoy'un şu dizeleriyle yazıma son vermek istiyorum.
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.