"Muftis"ler, diktatör Sisi yönetimiyle hangi konularda işbirliği yaptılar?

Arap basınında ve yerel Türk-Yunan basınında zaman-zaman yer alan haberlere göre; "Muftis"ler, Mısır, Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerine, Batı Trakya Müslüman

Köşe Yazıları 23 Aralık 2016
"Muftis"ler,  diktatör Sisi yönetimiyle hangi konularda işbirliği yaptılar?

Arap basınında ve yerel Türk-Yunan basınında zaman-zaman yer alan haberlere göre; "Muftis"ler, Mısır, Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerine, Batı Trakya Müslüman Türkleri adına üst düzey (!) işbirliği temaslarında bulunmak için ziyaretlerde bulunuyorlar.

Öncelikle şu hususu açık ve net bir şekilde belirtmemiz lâzım. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun millî ve dinî değerlerine ihanet etmiş olan mahut kişiler, bu asil toplumu ne ulusal düzeyde ne de uluslar arası düzeyde temsil etme ehliyeti ve yetkisine sahip değildirler. Kendi Türklüklerini satmakla yetinmeyip, efendilerini de taklit ederek, Türklüğümüzü pervasızca inkâr eden bir güruh bizim adımıza söz sahibi olamaz.

Gizli kapılar arkasında, karanlık odalarda alınan şeytanî kararları, mahut kişiler kendilerine yakıştırabilirler, ancak Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı'nın, tarihine ve kültürüne ters düşen herhangi bir vasıflandırma veya uygulamayı kabul etmesi mümkün değildir.

Mahut "Muftis"ler son olarak, Kasım ayı ortalarında Kahire’ye "üst düzey" temaslarda bulunmak için bir ziyaret gerçekleştirmişlerdir. Yunanistan Mısır Büyükelçisi tarafından kabul edildikten sonra, diktatör Sisi’nin dinî konularda özel danışmanı, Dinî Vakıflar Bakanı ve Mısır’daki Müslüman örgütlerle bir dizi temaslarda bulunmuşlardır.

Özellikle eğitim alanlarında işbirliğini geliştirmek amacıyla, din bilgisi araştırmaları ve din görevlilerine yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi konusunda mutabık kalmışlar, ayrıca Mısır Dinî Vakıflar Bakanlığı tarafından Ramazan aylarında din görevlilerinin Batı Trakya’ya gönderilmesi ve Yunanistan’daki İslâmî merkezlere ve camilere bilgilendirici broşürlerin hazırlanması konularında da ittifak etmişler. Görüşme ve temasların bir kısmı bu şekilde, anlaşılmayan bir şey yok her halde, her şey çok açık ve net. 

Ülkemiz Yunanistan bu tür icraatlarıyla, Batı Trakya Müslüman Türklerine şu mesajları geçmeye çalışıyor;

"Ey kendini Türk zanneden Yunan Müslümanları! Türklüğünüzü unutmak mecburiyetindesiniz, zira biz sizin Türklüğünüzü inkâr ediyoruz. Türkiye ile Türklük ile hiçbir alâkanız kalmamıştır. Siz öyle din özgürlüğü, insan hakları, demokrasi gibi erdemlerden istifade etmeyi unutun! Zira siz hür değilsiniz, bizim esirimizsiniz, kölelerimizsiniz. Size ne lâzımsa her konuda sadece biz müsaade ettiğimiz şeyleri ve müsaade ettiğimiz kadar sahip olabilirsiniz.

Kimliğinizi biz belirleyeceğiz. Müslümanlığınızın, dininizin muhtevasına biz karar veririz. Hangi tarihe, hangi kültüre, hangi mezhebe, hangi tarikata, hangi şeyhe, hangi müftüye, hangi imama tabi olacağınıza da biz karar veririz. Hangi okula gideceğinizi, hangi dille eğitim göreceğinizi, hangi müfredata tabi olacağınıza sadece biz karar veririz. Lozan antlaşmasının, uluslar arası anlaşmaların ve sözleşmelerin teminat altına aldığı hak ve özgürlüklerin tamamı ayaklarımızın altındadır, vesselâm."

Ülkemiz Yunanistan Başbakanı’nın da ferman buyurduğu gibi;

"Yönünüzü, kıblenizi, kalbinizi bize çevirin, yüreğinizin rahat edebileceği çağdaş (!) eğitim yuvalarına, devlet okullarına yönelin, zaten siz yunan vatandaşısınız, diğer yunan vatandaşları gibi siz de eşit haklara sahipsiniz. Sizi geri bırakan azınlık haklarını bir kenara bırakın! Size hayal edemeyeceğiniz imkânlar vaat ediyoruz. Yeter ki şeyh Bedrettin gibi, din ve soy kardeşleriniz olan Türklere karşı isyan edin. Aslınızı inkâr edin. O zaman sizi çok seveceğiz. Çağdışı formasyonsuz azınlık okulları ve eğitimiyle istediğiniz gibi başarılı olmanız mümkün değildir vs."

Aslında en üst düzeyde en yetkili merci olan başbakan, gözümüzün içine baka-baka, başımıza kaka-kaka, yeni dönemde izlenecek azınlık devlet politikalarını ferman buyurdu. İsteyen anlasın, isteyen anlamasın. Yani; bugüne kadar izlenen Helen’siniz, Büyük İskender’in torunlarısınız politikaları tamamen iflâs ettiği için, bundan sonra Mezopotamya Mısır firavunlar medeniyetine ait olduğumuzu öğrenmeye başlayacağız demektir.

Lozan-mozan, azınlık-mazınlık, Türklük-mürklük yok. Siz sadece Yunan Müslümanlarısınız, öyleyse bundan sonra, krallık ve cunta dönemlerinde olduğu gibi, dinî referans ve temaslarınız Mısır, Suudi Arabistan gibi İslâm ülkelerinin tarih ve kültürleriyle olacaktır.

Milli kültür ve tarihinizi bundan sonra Mısır Firavunlar tarihi ve kültürüne göre şekillendireceğiz. Dininizi T.C. Diyanet müfredatına göre değil, Mısır Din İşleri müfredatına göre şekillendireceğiz. Vakıflarınızı Mısır Evkafına göre yöneteceğiz. Din görevlileriniz de Yunan medreselerinde özel olarak seçtiğimiz Bizans amaline hizmet etmeye meyilli, özel olarak yetiştireceğimiz elemanlardan oluşacaktır. İşte hayal edemeyeceğimiz imkânların bir kısmı böyle. Buyurun abdestsiz cenaze namazına!

Bütün bunlar, Batı Trakya Müslüman Türklerine yönelik haçlı mücadelesinin devam ettiğinin tipik bir örneğidir. Bu uygulamalar, gayri hukuki, gayri ahlâki ve gayri insanî uygulamalardır. Başarı ihtimali sıfırdır. Biraz eziyet verebilirler ama millî ve dinî değerlerimize zarar vermeleri mümkün değildir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr