Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki egemenliğinin sırları
Balkan coğrafyasında Peçenekler, Kumanlar, Avarlar, Hunlar, Uzlar, Ogurlar, birçok Türk kavim bölgede hâkimiyet kurmakta muvaffak oldular. Lakin bu kavimlerden
Balkan coğrafyasında Peçenekler, Kumanlar, Avarlar, Hunlar, Uzlar, Ogurlar, birçok Türk kavim bölgede hâkimiyet kurmakta muvaffak oldular. Lakin bu kavimlerden hiçbirisi Osmanlı İmparatorluğu gibi balkanlarda uzun süre hâkim olamadılar.
Osmanlı İmparatorluğu'nun balkanlarda uzu süre hükmetmesi üç temel esasa dayanmaktadır:
1) İskân siyaseti
2) Balkanların İslamlaşması
3) İstilamet (Hoşgörü politikası)
Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için doğudan gelen ve Horasan erenleri denen tasavvuf büyükleri, İslâmiyet’in bildirdiği iman, ibadet ve ahlâk esaslarını gittikleri yerlerdeki insanlara anlattılar.
Göçebe hâlinde yaşayan kitleler, Alp veya Alperen adı da verilen bu dervişlere samimiyetle bağlandılar. Bu gazi dervişler, emirleri altına giren kitlelere yegâne gaye olarak cihat ve İlâ-yı kelîmetullah umdelerini benimsetip, bu umdelerin tahakkuku için gerekli idarî teşkilatlanmayı sağladılar.
Gazi dervişler bir şehri veya memleketi fethedince, bir kısmı oraya yerleşti, kalan kısmı ise daha ileri giderek İslâm dininin yayılması, insanların Müslüman olmak suretiyle ebedî saadete kavuşmasını sağlamak ve Allah-u Teâlâ’nın isminin her yere duyurulması için gayret sarf ettiler.
Sulh yoluyla fetih ettikleri yerlerin ahalisini İslâm hukuku gereğince hiç bir surette rahatsız etmediler, onları cizye vermeleri karşılığında hür ve dinlerinde serbest bıraktılar.
Harp yoluyla fetih ettikleri yerlerde ise, yine İslâm hukukuna göre muamele yapıp ihtiyarlara, kadınlara, çocuklara ve din adamlarına dokunmadılar, kendilerine karşı silâh çeken ve kılıç kullananları esir ederek, İslâm hukukuna göre cezalandırdılar veya şahıs başına cizye ve topraklarından haraç alıp serbest bıraktılar.
Lakin fethedilen beldenin en büyük kilisesini câmi yapıp, ezanlar okudular. Hıristiyanlara da yeni mabet inşa etme izni verdiler. Bu şehirlere yerleşen Horasan erenleri; câmiler ve bu câmilerin etrafına medreseler ve mektepler, şehrin fethini te’min eden gazi dervişler için tekke ve zaviyelerle hastane, kervansaray, imaret, çeşme, yol ve köprüler yaptılar
Çeşitli sosyal yardım müesseseleri kurdular. Bu suretle Doğu Roma imparatorluğu hâkimiyeti ve zulmü altında inleyen halk, Müslüman-Türkler sayesinde sulh, sükûn ve mutlak asayiş içerisinde yaşadı.
Orta Asya’dan gelen Müslüman-Türk boyları, zamanla Hristiyan topraklarına daha sık yerleştiler ve muayyen bir müddet sonra Hristiyan ahali azınlığa düştü. Bu durum Osman ve Orhan Gazi zamanlarında da devam ederek Marmara bölgesi Türklerle iskân edildi.
Osmanlılar gönül ehlinin ve âlimlerin önderliğinde başlayan ilk iskân hareketleriyle birlikte yeni alınan yerlere Müslüman ahaliyi sevk ettiler. Muhtelif yerlerde vakıflar kurdular.
Müstakil derbent tesisleri kurup buralara ahaliyi yerleştirdiler. Ordunun ardından veya onlarla birlikte hareket eden veliler için ıssız yolların geçtiği önemli mevkilere zaviye ve tekkeler inşa ederek iskân hareketine yön verdiler.
Yeni fethedilen yerleri Türkleştiren ve İslamlaştıran Osmanlılar boş yerleri de şenlendirerek ekonomik bir hareketlilik sağlamak için yeni kasaba ve köyler kurdular.
Konar-göçer durumda olan Müslüman-Türk aşiretlerini yeni alınan bölgelerin Türkleştirilmesinde ve İslamlaştırılmasında kullanan Osmanlı Devleti; onları savaşçı vasıfları, bir disiplin ve teşkilât içinde olmaları sebebiyle de bu fetih edilen bölgelere yerleştirdi.
Osmanlı Devleti iskân siyasetini asıl olarak Türk ve Hristiyan toplumlarını bir araya getirmek ve böylece gayr-i Müslimleri İslâmiyet’in sağlam hukuk nizamı, adalet ve din hürriyetinin yanı sıra Müslümanlığın temizlik, misafirperverlik, cömertlik ve her türlü iyi ahlâk umdeleri ile bezenmiş halkının yaşayışını göstermek suretiyle İslâm’ın yayılmasını sağlamayı gaye edindiler.
Rumeli fâtihi Süleyman Paşa zamanında, konar-göçer durumda olan aşiretler Rumeli’ye geçirilip iskân edildiler.
Fâtih Sultan Mehmet 1463’de Bosna’ya girince burada bulunan ve devamlı olarak ezilmekte olan Bogomiller zümresi toptan İslam’ı benimsediler.
Bosna Müslümanları, Türk idaresine ve İslâmiyet’e kavuşurken kendi ellerinden alınmış olan topraklara da Türk idaresi sayesinde sahip oluyorlardı.
Samimî Müslüman olan Boşnak (Bosnalılar) bu bölgede Osmanlı hâkimiyetinin de dayanağı olmuşlar ve birçok devlet adamı yetiştirmişlerdir.
Yine Boşnaklar gibi Balkanlarda Arnavutlar, daha önce oralara gelmiş Şamani veya Hristiyanlaşan Türkler ve hatta Sırplar ve Macarlar bu mükemmel idare karşısında derhâl Müslümanlığı tercih ediyorlardı.
Dinlerine bağlı kalıp ayrılmayanlar dahi Osmanlı idaresine sıkı sıkıya bağlanıyordu. Nitekim Ankara muharebesinde Yıldırım Bayezid Han’a sadâkatini gösteren Hristiyan Sırplar, mağlûbiyetten ve devletin buhrana düşmesinden sonra bile, Osmanlılara bağlılıkta kusur etmediler.
Ι.Bayezid devrine ait ilk iskân kaydı, 1400-1401 yıllarında tuz yasağını kabul etmeyen ve Menemen ovasında kışlayan aşiretlerden görevlilere ait olup Filibe taraflarına gönderilmişlerdir.
Oğlu Çelebi Mehmet zamanında isyanları Yörgüç Paşa tarafından bastırılan Tatarlar ise, Dobruca havalisine iskân ettirildiler. 1397’de Mora’da Argosun alınmasından sonra buradan 30.000 kişi Anadolu’ya, Anadolu’dan da Üsküp ve Teselya bölgelerine Türkmen ve Tatar aşiretleri nakledildi.
Bu durum ikinci Bayezid padişahlığının sonuna kadar devam etti. Fâtih Sultan Mehmet Han devrinde Rumeli’den Anadolu’ya sevk edilen halkın bıraktıkları boşluklar da Anadolu’dan gönderilen ahali ile dolduruldu.
Osmanlı İmparatorluğu Balkanlara Türk aşiretlerini iskân ettirterek balkanların Türkleşmesini ve de Balkanları güvenli bölge haline dönüştürmeyi başardı.
Üstelik Osmanlı akıncıları Balkanlardaki Boşnakların Arnavutların ve de Pomak(Kuman Türkleri) Türklerinin kalplerinin İslam’a ısınmalarını sağlayarak İslam dini ile tanışma şerefine nail oldular.
Bunun dışında fethedilen her beldeye Aşevi ve İmaret inşa ederek Müslüman-Hristiyan ayırt etmeksizin herkese yemek dağıtarak Balkanların fakirleşmesini önlediler.
İmaretlere uğrayan insanlar ücretsiz olarak barınabiliyor ve de eğitim görebiliyorlardı. Dolayısıyla Osmanlı imparatorluğu Balkan halklarını ekmek ve güven sorununun çözerek 1500-1804 yılları arasında balkan milletlerinin en huzurlu dönemini yaşamalarını sağladı.
Muazzam bir şekilde Balkanlarda büyüyen imparatorluk balkanlarda geriledi.