Provokasyonlara doymayan zihniyet

Bizans siyasetinin karakteristik özelliklerinin en belirgin olanı, profesyonel bir şekilde tahrik etmek, kışkırtmak ve kaos çıkartmaktır. Kaos neticesinde meyda

Köşe Yazıları 17 Ocak 2018
Provokasyonlara doymayan zihniyet

Bizans siyasetinin karakteristik özelliklerinin en belirgin olanı, profesyonel bir şekilde tahrik etmek, kışkırtmak ve kaos çıkartmaktır. Kaos neticesinde meydana gelen felâketlerden yararlanarak, karşı eyleme zorladıkları tarafı sinsice ve hileyle bütün suçu karşı tarafa yıkmaktadırlar. Yunan siyaseti, kültürü ve tarihinin bu tür oyunlar üzerinde kurulmuş olduğu bilinen bir gerçektir.

Bizans oyunları, tarihin derinliklerinden gelen köklü bir geçmişe dayanmaktadır. Hellenistik çağdan Bizans’a, Bizans’tan da günümüz batı medeniyetine uzanan şeytanî ve sağlam bir silsilesi vardır. Bizans yıkılmış olsa da, Hellenistik çağ geride kalmış olsa da, Hellenizm ve Bizansizm altın devrini yaşamaktadır. Bu zihniyet tiyatro, sinema, drama, komedi gibi oyunlar aracılığıyla, subliminal mesajlar ve illüzyön gösterilerle algı operasyonları oluşturarak, geniş kitlelere, sinsilik, kurnazlık, takiyye, yalan, hile, ikiyüzlülük, edepsizlik ve saygısızlık, gibi çirkin kabiliyetlerini geliştirerek sömürü düzenleri kurmaktadır.

Hellenizmin ve Bizansizmin bugünkü varisleri Yunanlılardır. Bunun için yukarıda saydığımız karekteristik özelliklere sahip batı “Medeniyet”inin beşiği sayılmaktadır. Yani demokrasi, adalet, medeniyet ve insan hakları gibi erdemler, batı için içi boş kavramlardır. Batı, zulümlerini, vahşetlerini ve barbarlıklarını örtmek için bu kavramları maske olarak kullanmaktadır. Batı’nın, gerçek adaletle, gerçek demokrasiyle ve gerçek insan haklarıyla hiçbir devirde alâkası olmamıştır. Batı, adaleti, demokrasiyi ve insan haklarını, sömürmek istedikleri ülkeleri karıştırmak için kullandıkları yöneticilerin, isyancıların hatta teröristlerin haklarını korumak için kullanmıştır.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız batı “medeniyet”ini daha iyi anlayabilmek için taptaze iki örnek ile izah etmeye çalışayım; Çiçeği burnunda 2018 yılı girer girmez, bazı Yunan siyasetçiler hemen provokatif ve kışkırtıcı Bizans oyunlarını sergilemeye başladılar. Bizans oyunlarının ilk perdesi, (06.01.2018)’de aynı gün ve saatlerde iki açık hava tiyatrosunda sahne aldı. Birinci tiyatro sahnesi, Kalimnos adası açık hava tiyatro sahnesi, başoyuncular; Samimi Hıristiyan rolünde “Ateist” Başbakan ve “Elinaras” Savunma Bakanı.

İkinci tiyatro sahnesi; İstanbul-Fener-Haliç sahnesi. Baş oyuncular; “sözde” Patrik ve Yunan Dışişleri Bakan Yardımcısı “Pontiara”, figüran oyuncular, Yunan palikaryaları. Her iki oyun da çok profesyonel hazırlanmış, dışarıdan baktığınız zaman görünüşte gayet masum Hıristiyan dinî ayinler olarak görülmekte. Gerçekte ise dikkatli bakıldığında, büyük felâketlerin fitilini ateşleyebilecek çok tehlikeli provokatif oyunlar olduğu açık ve net bir şekilde görülecektir.

Bir kere zamanlama çok önemli. Hıristiyan inancına göre; üç mukaddes olayın meydana geldiği rivayet edilen bir zaman dilimi seçilmiştir. Hz. İsa’nın doğumu, sünnet oluşu, vaftiz edilmesi olaylarının cereyan ettiği mübarek 12 günün sonuncu günü. 25 Aralık’ta Hz. İsa’nın doğum günüyle başlayan, milâdi yeni yılın girmesi ve Hz. İsa’nın sünnet oluşuyla devam eden, Hz. İsa’nın vaftiz olduğu rivayet edilen 6 Ocak’ta suların kutsanmasıyla sona ermektedir. Bu yılki törenlerden anlaşıldığına göre, Yunanistan ve Patrikhane bu yıl (2018) suların kutsanması törenlerine, yeni bir farklılık ve yüksek heyecan katarak süslemeyi uygun görmüşlerdir.

Yunanistan’ın her tarafı denizlerle çevrili olduğu halde, Yunan Başbakan ve Savunma Bakanı, sanki Kutsal Stavros’u atacak başka bir yer bulamadılar, Türkiye sahillerinin karşısında yer alan Kilimli (Kalimnos) adasında atmayı münâsip görmüşlerdir. “Ege’nin tek hâkimi biziz” edasıyla komşularına meydan okuyarak, Ege’nin sularını takdis ettiler.

Şimdi diyebilirsiniz, ne var bunda, gariplik nerede? Adamlar kendi topraklarında ve kendi sularında istedikleri gibi ayin de yaparlar, tatbikat da yaparlar. Zaten adamların yaptığı gayet samimi dinî bir ayindir. Kime ne? Eyvallah amenna! Burası kesin doğru, bu konuda kimsenin herhangi bir itirazı söz konusu olamaz. Kimsenin de bu tür eylemlere karışmaya hakkı yoktur.

Ancak Ege’nin bu kıyılarından, Ege’nin diğer hissedarı olan diğer komşu tarafın sinir uçlarıyla düşmanca oyun oynanacak oyun sahası olmadığını akıl ve izan sahibi herkes kabul eder. Ciddi ve dürüst devlet adamlarına yakışmayacak, tehlikeli oyunlardan ve şovlardan kaçınmak bölgenin selâmeti açısından kaçınılmazdır. Özellikle Yunan Savunma Bakanı öteden beri şov yapmayı “kuru mangalık” satarak tahrik etmeyi çok seviyor. Birkaç ay önce ihtilâflı bir adaya çıkarak şov yapmıştı. Geçen sene yine, ihtilâflı kayalıklar üzerinden helikopter ile denize çelenk atarak yine şov yaparak ateşle oynamıştı. Hani insan "ne yapalım adamın aklıyla problemi var, lâf anlamıyor, adrenalini yüksek, tehlikeli oyunlar oynamayı seviyor" diyerek geçiştirir. Ancak bir bakıyorsun ki, idealist ve hümanist geçinen “Ateist” Başbakan bir anda imana gelmiş, 6 Ocak’taki Hıristiyan dinî ayininde o da Savunma Bakanının korosuna katılıyor. Oysa “Ateist” Başbakan, birkaç gün önce 25 Aralık’ta Hz. İsa’nın doğumu vesilesiyle kiliselerin düzenledikleri ayinlere katılmamak için ailecek Sırbistan’a gidiyorlar. Çünkü Sırp kilisesi Hz. İsa’nın doğumunu 25 Ocak’ta ayinlerle kutlamıyor.

Samimi dinî törenlerle, kültürel etkinliklerle hiçbir zaman sorunumuzun olması söz konusu olması mümkün değildir, olamaz da. Bizim karşı çıktığımız, dini istismar ederek, din maskesiyle tuzak kurmak, kışkırtmak ve oyun oynamaktır.

Allah muhafaza! Savunma Bakanı ihtilâflı kayalıklar üzerinden helikopter ile şov yaparken, karşı taraftan NATO’dan emir alan FETÖ’cü bir pilot helikopteri indirse, ne tür felâketlere yol açabileceğini, hiç kimse aklından geçirmiyor mu? Sonuçlarının hesap edilmesi mümkün olmayan büyük faciaların fitilini ateşleyebilecek tehlikeli oyunlara girişmek kime ne fayda sağlar. Kim kazanır, kim kaybeder. Kim sevinir, kim üzülür. Bütün bunların hesabını çok iyi yapmak lâzımdır. Tarihten ders çıkarmak gerekiyor. Unutmamak gerekiyor ki, bu bölgeler her şeyi yutabilecek potansiyele sahip tehlikeli girdaplarla doludur.

Bu bölgenin, dünya savaşını bile tetikleyebilecek bir cehennem çukuru olduğunu Allah aşkına hatırlatacak akıllı insanlar çıkacağı yerde, herkes bravooo! diye alkış tutuyor. Ne diyelim, Allah kimseye böyle dengesiz insanların yönettiği bir vatan ve komşu nasip etmesin! Düşünün bir de bunların sözde en akıllıları ve devleti yönetenleri böyle ise, gazetecileri, televizyoncuları, din adamları, öğretmenleri, profesörleri ve diğer memurları ne hallerdedir. İnanın sokaktaki sade vatandaşlar çok daha akıllı ve şuurludur. Bütün iktidarlardan ve siyasilerden yaka silkiyorlar, lânet okuyorlar. Küresel emperyalizme hizmet eden sadece kendi menfaatlerini düşünenler küçük bir azınlık hariç, Yunan halkının kahır ekseriyeti, keşke bizde de Türkiye’deki gibi emperyalizme karşı samimi mücadele veren, her türlü yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık ve adaletsizliklerle mücadele edecek güçlü bir yönetim iktidara gelse! diyor. Yunan halkı, anti emperyalist, anti Amerikancı ve anti NATO’cu rolleri yapan “sözde” idealist, “sözde” hümanist Çipras’tan baya umutlanmıştı. Ancak Çipras, Yunan halkına tarihin en büyük hayal kırıklığını yaşattı.

Evet, ve biz Batı Trakya Müslüman Türkleri, bu yalancıların ve zalimlerin tahakkümü altında ömür tüketiyoruz. Her gün ayrı-ayrı çarmıha geriliyoruz. Bizi annelerimizden, babalarımızdan ve akrabalarımızdan kopardılar. Her türlü hukukumuzu koruyacaklarına dair yazılı teminatlar verdikleri halde, zamanla her şeyi inkâr ettiler. Dilimizi, dinimizi, kültürümüzü mahvettiler. Her şeyimizi gasp ettiler. Her şeyimizi çaldılar, bizzat bizi kendimizi çaldılar. Sizin anneleriniz, babalarınız ve akrabalarınız Türkler değildir. Siz Türklerin torunları değilsiniz. Siz büyük İskender’in torunlarısınız. Aslında siz en saf hakikî Helen’lersiniz. Siz aslında Müslüman da değilsiniz. Sizi Türkler kılıç zoruyla Müslümanlaştırdılar. Aslınıza yani Hıristiyanlığa tekrar dönmelisiniz gibi hezeyanlara ömür boyu muhatap oluyoruz.

Vakıflarımızı gasp ettiler, kalan vakıflara da, yönetime yakın çevrelere peşkeş çekecek yönetimler dayattılar. Osmanlının şeriatıyla amel edecek müftülerimizi tanımadılar. Patrikhanenin şeriatıyla amel edecek müftüler dayattılar. Paralel müftüler, paralel imamlar, paralel din daskalosları dayatıyorlar. 

Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım bütün bu adaletsizlikler ve zulümler, milâttan önce eski Hellenistik çağda yaşanmış bitmiş hikâyeler değildir. Evet! Milattan sonra üçüncü bin yıla girdiğimiz 2018 yılında Neo Hellenistik çağda yaşanmaktadır. Şimdi, 2500 yıl önceki Helenlerle 2018 yılı Hellenleri arasında her hangi bir fark veya her hangi bir gelişme var mı diye sorarsanız, bugüne kadar yaşadıklarım, okuduklarım, anladıklarım ve sahip olduğum tecrübeye dayanarak, samimi bir şekilde şu cevabı verebilirim:

Eski Hellenistik çağdan günümüze intikal eden harabelere ve yazılı eserlere dayanarak, kısaca ifade etmeye çalışırsak, eski Helenlerin kendilerine has politeist bir inanca sahip olduklarını, düşünen, çalışan, ilim ve sanat üreten, saray, mabet, heykel, oyun, tiyatro ve gösteri gibi sanatlarda zirveye ulaşmış bir millet oldukları anlaşılmaktadır.

Günümüz Bizans zihniyetli bazı Neo Helenlere gelince, ne siz sorun ne biz söyleyelim. Tam bir mirasyedi ve sahtekâr. Atalarının ürettiği değerlerin üzerine yatan, istismar eden, değersizleştiren, yozlaştıran, kirleten ve çirkinleştiren bir nesile dönüştükleri görülecektir. Dünyaya sahte demokrasi, sahte adalet ve sahte insan hakları pazarlayarak, hile, yalan, sahtekârlık ve hırsızlıkla geçinmeyi hayat tarzı belirlemiş bir nesle dönüştükleri görülecektir. Bunlar geçmişte olduğu gibi günümüzde de atalarından miras yoluyla devraldıkları Helen ve Bizans oyunlarına yenilerini ekleyerek varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Allah’a çok şükür Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak her türlü Bizans oyunlarını bugüne kadar basiretimiz ve ferasetimizle bozduk. Türk milletinin büyük sabrı ve basireti karşısında bütün Bizans oyunları bozulmaya mahkûmdur.

Yukarıda bu yeni yılın (2018) iki tiyatro sahnesinden bahsetmiştim. Birinci tiyatro sahnesini sunmaya çalıştım. İkinci tiyatro sahnesini inşallah ileride sunmaya çalışacağım.
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr