Tarih Bilinci
Günümüzde birçok insan tarih bilmek ile tarih bilincinin aynı şeyler olduğunu algılamaktadır. Lakin yanılmaktadırlar. Zira tarih bilinci, tarih bilgisi veya tar
Günümüzde birçok insan tarih bilmek ile tarih bilincinin aynı şeyler olduğunu algılamaktadır. Lakin yanılmaktadırlar. Zira tarih bilinci, tarih bilgisi veya tarihte neler olduğunu bilmek demek değildir.
Tarih bilincine ulaşmak için öncelikli olarak toplumların nereden gelip nereye gittikleri konusunda çıkarsamaya dayalı genel bir fikre sahip olmak gereklidir.
Tarih bilincinde, birbirine zıt yönlerdeki eğilimlerin hep birlikte oluşturdukları bütünlüklü süreç esastır. Hem geçmişin değerlendirilmesinde, hem de geleceğe ilişkin projeksiyonlarda bu bütünlüğün parçaları değil, kendisi temel alınır.
Tarih bilinci milletlerin önemli kuvvet kaynaklarından biri de tarihleridir.
Tarih, milletin ortak karakter ve değerlerini gösterir. Toplumlar, millet olarak varlıklarını devam ettirebilmek için tarihlerine dayanmak zorundadırlar.
Tarih, millette kök duygusunu uyandırır. Bu duygu, birey veya toplumda bir millete mensubiyet bilincini canlı tutar ve onu derinleştirir.
Birey ve toplum, en uzak geçmişten sonsuz geleceğe doğru akıp giden zaman içinde var olduğu ve var olacağı duygusuna ancak tarih bilinci ile ulaşabilir.
Bu bilinç, birey ve toplumda kendini gösterdiği zaman tarih de gün yüzüne çıkar. Geçmişten, yaşanılan zamana doğru kesintisiz geliş, her devri ile perde açılır.
Tarih bilincine tarih bilgisi olmadan ulaşılamaz. Tarih üzerine bilgi sahibi olmak ise tarih bilincine sahip olmak demek değildir. Tarih bilinci kendiliğinden ortaya çıkmaz.
Nitekim zaman, mekân ve şartlara tarih bilgisi ile bakmak, görüleni yaşanılan anın değerleri ile yorumlamak suretiyle doğar.
Tarih bilinci geçmişten beslenmekle beraber ileriye doğru giden düşünceye dayanır ve geleceğe yön vermede belirleyici yer tutar.
Gelecek tasavvuru tarih bilinci ile oluşur. Tarihin biriktirdiği her şey; bütün bir medeniyet, yaşama şekli, maddî ve manevî değerler buna yardımcı olur.
Tarih bilinci, tarih bilgisi yanında, geçmişle doğrudan temasa gelmeye de ihtiyaç duyar. Geçmişle teması ise ancak tarihten bugüne kalan tarihi eserler sağlayabilir.
Bu eserler sadece mekânı fethetmek suretiyle değil, mekânla birlikte zamanı da fethederek devamlılığı sağlayan eserlerdir.
Tarih bilinci de böyledir. Milletler, daha çok yükselme ya da çöküş devrelerinde tarihleri ve sosyal yapıları üzerinde açık seçik bir görüş ve düşünceye ulaşmak için gayret gösterirler.
Millî ruh ve benlik, onlar etrafında, kendisine kuvvet kazandıracak yeni ifade alanları bulur.
Vatan sevgisi ve ona bağlılık duygusu da bu tarihi eserler etrafında kuvvet kazanır.
Millet ve devlet bünyesinde derin dalgalanmalar, sarsıntı veya atılımlar, köklü hamleler, derin çöküntüler, önü alınamayan bunalımlar, hızlı gelişme ve değişmeler olmadığı zamanlarda tarih, düşünce hayatına yoğun şekilde giremez, bakış açısı oluşturamaz.
Millet hayatında muayyen bir saat gelmeden belli bir anlayış toplumda akis bulamıyor. Tarih bilinci de böyledir.
Tarih bilinci, kör bir bakış ile ortaya gelmez. O, tarihte ve tarihin içinden gelen eserlerde, görülmek istenenleri, millî bünyeyi besleyecek şekilde görür, tarihî şahsiyet, olay ve eserler aralığından günü, geleceğe ışık tutacak şekilde yorumlamayla doğar.
Tarih bilinci, yaşanılan anın, bireyin veya toplumun omuzlarına, dahası ruhuna yığıp yüklediği birtakım gereksiz ağırlıkları kaldırır, bireyi ve toplumu bir ruh afiyetine kavuşturur, onlara, gücünü tarihin gerçeklerinden alan yeni hamleler hazırlar.
Günümüzde İslam âleminin hatta Batı Trakya Müslüman Türklerinin en büyük sorunlarından birisi de tarih bilincine sahip olmamalıdır. Nedense bu sorun fazla gündeme getirilmemektedir. Ne zaman ki tarih bilincine sahip bir toplum olduğumuz vakit işte o zaman ümmet çatısı altında birleşeceğiz.