Tarihi Yok Edilen Milletler

Tarih, faydası herkesi kapsayan bir ilimdir. Yaşanılan çağın olaylarıyla, eski çağın olaylarını karşılaştırıp sonuca varmak gerekir.(Nâimâ) Günümüzde Kızılderil

Köşe Yazıları 23 Haziran 2016
Tarihi Yok Edilen Milletler

Tarih, faydası herkesi kapsayan bir ilimdir. Yaşanılan çağın olaylarıyla, eski çağın olaylarını karşılaştırıp sonuca varmak gerekir.(Nâimâ)

Günümüzde Kızılderililerin,  İnkaların, Αzteklerin ve diğer Amerika kıtası milletlerinin tarihi, dilleri, dinleri, medeniyetleri, ananeleri ve ırkları Batılılar yani İngilizler, Fransızlar, Portekizliler, İspanyollar ve Hollandalılar tarafından yok edilmiştir.

Avrupalılar Roma döneminden beri 3 kıtaya yani Avrupa, Asya ve Afrika kıtasına medeniyet götürdüklerini iddia ederek kendilerine itaat etmeyenleri barbarlıkla suçlamışlardır.

Hâkim oldukları toprakların halklarını köleleştirmişler, akabinde savaş esirlerini de gladyatör olarak halkın arenalarda eğlenmesi için dövüştürmüşlerdir.

Amerikan yerlileri soykırımı, ya da Kızılderili soykırımı Amerika kıtasında yaşayan yerli halkın Avrupa kaynaklı milletlerce yaklaşık 400 senelik süreçte tamamına yakınının yok edilmesi sürecidir.

Bu soykırım sonucu milyonlarca yerli yok edilirken kalan bir kaç yüz bini ise asimile olarak bugüne gelebilmiştir. Kristof Kolomb'un 1492'de Amerika'ya ayak basmasından 1886 yılına kadar geçen yaklaşık 400 yılda 70 milyon Kızılderili katledildi.

Amerikan ordusuna karşı savaşan Kızılderili kabile şefi Oturan Boğa Amerikan WASP'ları hakkında şöyle diyor:

"Sahip olmak isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama yoksulların bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için yoksullarla güçsüzlerden vergiler alıyorlar.

Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar. Toprağı binalarıyla ve öteki süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor."

Nitekim “1492’de bir yeryüzü cenneti olan İspanyol Adasının bütün insanlarının yokedilmesi siyaseti ve o siyasetin uygulanması, tek sorumlusu olan Batı tarafından başlatıldı.

Bugün ise, hâlâ Amerika’daki okulların ders kitaplarında bir halk kahramanı olarak tanıtılan Kolomb ve diğer kâşiflerin gerçek yüzü, pek çok yazar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Resmi tarihin ısrarla korumasına rağmen, ciddi araştırmacılar, Kolomb ve diğerlerinin tarihteki gerçek yerlerini ortaya koymuşlardır.

Bugüne kadar, özellikle filmlerle insanların bilinç altına yerleştirilmeye çalışılan “Kızılderili” imajı Amerika kıtası tarihinin çarpıtılması için tezgâhlanmış bir projedir. Amerika 1492 yılında keşfedildi. Ertesi yıl İspanyol Hristiyanlar oraya yerleştirildi. Sonuçta 49 yıl içinde birçok İspanyol oraya gitti.

İspanyollar 1492 yılında Küba’ya ilk vardıklarında 3 milyon yerli yaşıyordu. Lakin bugün adada yerlilerin sayısı 200'ü geçmemektedir. En kötüsü bile Sâvilla Kralı’nın bahçesinden daha güzel ve verimli. Burası dünyanın en verimli toprağı. 500.000’den fazla insanın yaşadığı bu yerlerde, bugün hiç kimse yok.

İspanyollar bütün halkı İspanyol adasına (San Juan) götürerek öldürdüler. Halk orada kendilerine hiçbir şey kalmadığını görmüştü. San Juan adasına komşu 30’dan fazla ada, aynı sebepten dolayı boşaltılarak kaybolup gittiler.

İspanya, Aragon ve Portekiz’in toplam 10 krallık tarafından kadın, erkek, çoluk-çocuk, 15 milyondan fazla insan Katolik Hristiyanların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü.

Oraya giden ve Hristiyan olduğunu söyleyen kişiler, bu zavallı insanları yurtlarından zorla çıkarmak ve yeryüzünden silip atmak için başlıca iki yöntem kullandılar:

1- Onlarla haksız, cani, kanlı ve zorba savaşlar yapmaktı.

2- Diğeri ise, önce özgürlüğü arzulayabilecek, umabilecek, düşünebilecek, ya da içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmayı isteyebilecek herkesi öldürmek (yerli beyler ve erkekler gibi). Çünkü savaşlarda genellikle sadece kadınlar ve gençler hayatta bırakılıyordu, daha sonra da, hiçbir insanın hatta hayvanın bile yapmayacağı en ağır, korkunç, hayvani işlerde onları ezmekti.

Hristiyanlar onca nitelikli insanı öldürdüler, yok ettilerse, tek amaçları altın sahibi olmak, kısa sürede çok zenginleşmek ve kişilikleriyle orantısız yüksek mevkilere gelmekti.

Açgözlülükleri, dinmek bilmez hırsları bütün dünyada daha kötüsü olamazdı, toprakların mutluluğu ve zenginliği, yerli halkın bu denli sakin, sabırlı ve kolayca boyun eğen oluşuyla birleşince, onları saymadılar, sevmediler ve değer vermediler.  Onları hayvandan da kötü, pislikten aşağı gördüler.

Cüretkârlıkları ve küstahlıkları öyle arttı ki, Hristiyan bir yüzbaşı, bütün adanın beyi sayılan, en büyük hükümdarın öz karısının ırzına geçti. İşte o zaman, yerliler Hristiyanları topraklarından kovmak için yollar aramaya başladılar.

Atlarını, kılıçlarını ve mızraklarını alan Hristiyanlar, yerli Amerikalıların daha önce hiç görmediği eylemlere başladılar: Katliam ve kan dökme! Köylere giriyor, çoluk çocuk, yaşlı, hamile veya lohusa (kadın) demeden, ağıllarına sığınmış kuzulara saldırır gibi, karınlarını deşiyor, parçalara ayırıyorlardı.

Kimin tek bıçak darbesiyle bir insanı ortadan ayıracağı veya tek mızrak atışıyla başını keseceği, ya da bağırsaklarını ortaya dökeceği üzerine bahse giriyorlardı.

Anne sütü emen bebekleri zorla alıyor, ayaklarından tutup başlarını kayalara çarpıyorlardı. Bazıları ise onları yüksekten ırmaklara atıyor, bir yandan da gülerek şakalaşıyorlardı. Çocuklar suya düştüğünde: “Kımıl kımıl oynuyorsun, seni komik şey seni!” diyerek gün geçtikçe daha da iğrençleşiyorlardı. Çocuklarla annelerini ve önlerine çıkan herkesi kılıçtan geçiriyorlardı.

Hz. İsa peygamberi ve 12 havariyi kutsamak ve saygılarını iletmek için uzun darağaçları kuruyorlardı. Ayakları yere neredeyse değecek şekilde, 13 kişilik gruplar halinde onları bağlıyor, ateşe veriyor ve diri diri yakıyorlardı.

Bazıları ise, bütün vücutlarına kuru saman yapıştırıyor ve bu şekilde ateşe veriyorlardı. Diğerlerinin ve hayatta bırakmak istedikleri herkesin ellerini kesiyorlardı. Elleri sarkar durumda, onlara: “Gidin, mektupları götürün” diyorlardı.

Bu, ormana kaçanlara haber götürmek demekti. Beyleri ve soyluları öldürme şekilleri de aynıydı. Önce direkler üzerine tahta çubuklardan bir ızgara yapıyorlardı. Sonra, onları ızgaraya bağlıyor, altlarına da hafif bir ateş yakıyorlardı. Yerliler bu korkunç işkenceler altında, çığlıklar atarak can veriyorlardı.

Kaçabilenlerin hepsi ya ormanlara sığınıyor ya da dağlara tırmanıyorlardı. Amaçları böyle insanlıktan uzak kişilerden, bu kadar merhametsiz ve yırtıcı hayvanlardan, insan soyunun en büyük düşmanları ve yıkıcılarından kaçabilmekti.

Bunun üzerine Katolik Hristiyanlar, özellikle kötü tazı ve köpekler yetiştirdiler. Bu hayvanlar bir yerliyi görür görmez, kaşla göz arasında paramparça ediyorlardı. Saldırarak, bir domuzdan daha çabuk yiyorlardı.

Bu köpekler büyük zararlar verdiler, korkunç kasaplıklar yaptılar. Çok ender olarak, yerliler birkaç Hristiyan öldürdüğü için, Hristiyanlar kendi aralarında bir karar aldılar. Öldürülen her bir Hristiyan için yüz yerli öldürülecekti.

1492'den 1892 yılına kadar İspanyollar ve Portekizliler 15 milyon İnkayı, İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar ise 70 milyon Kızılderili ve Aztegi katletmişlerdir. Ayrıca bu süre zarfında bir sürü altın ve gümüşü çalarak Avrupa’ya aktarmışlardır.

Amerika kıtasının tarihini ve toplumunu yok etmek isteyen batılılar 1492'den 1808 yılına dek 12 milyon 500 bin Afrikalıyı “Tumberio”, yani “ölü taşıyıcıları” adı takılan bu gemilerle Amerika kıtasına zorla göç ettirmişlerdir.

Bilakis Katolik misyonerler kılıç zoru ile birçok yerliyi zorla Hristiyanlaştırmışlardır.

Amerika Kıtası'ndan kaçabilenler, Afrika’ya dönerek 1847’de Liberya’yı kurdu. Siyahlar, Amerika kıtasındaki ilk üç yüz yıllarını köle olarak geçirdi. 20. Yüzyılın ortalarına kadar sivil hakları verilmedi.Bugün Amerika kıtasının yerlileri yok edilmiştir.

Günümüzde kuzey ve güney Amerika ülkeleri batının uydularıdır. Zira bu ülkeler Avrupa tarafından manipüle edilmektedirler.

Batı Kuzey ve güney Amerika halklarını Futbol üzerinden algı operasyonu düzenleyerek toplumların bilinçaltını kazıyarak sadizm (Başkalarına acı vermekten), Egoizm ve Hedonizm (Hazcılık) algısı yerleştirmektedir. Bu algılardan dolayı 2 devlet bu algıların kurbanı oldular.

FUTBOL SAVAŞI

Nitekim 8 Haziran 1969 tarihinde Honduras ve El Salvador maçında ev sahibi Honduras 1-0 ev sahibi ekip kazanmıştı. El Salvador’da maçı televizyondan takip eden 18 yaşındaki Amelia Bolanos adlı bir kız takımının yıkılışını görmeye tahammül edemeyerek babasının silahını kullanarak intihar etti.

Genç kızın cenazesinin devlet töreni eşliğinde toprağa verilmesiyle de gerginlik ulusal düzeye yükseldi. İkinci maç Salvador’daydı. El Salvador bu maçı 3-0 kazandı fakat stat dışında taraflar arası çatışmalar baş gösterdi.

İki kişi öldü, yüzlerce insan yaralandı. 27 Haziran 1969’da El Salvador, Honduras ile bütün ilişkilerini kesti, iki ülke arasındaki sınır kapatıldı. Son maç Mexico’da oynandı.

Maçı, 3-2 El Salvador kazandı ve Dünya Kupası biletini kaptı. Lakin bu maçta da olayların patlak vermesi, iki hafta sonraki savaşın habercisiydi.

Dolayısıyla 14 Temmuz 1969’da resmen savaş çıktı. El Salvador birlikleri maçlarda çıkan çatışmaları ve ölümleri bahane ederek Honduras’a saldırdı.

“Futbol Savaşı” adı verilen bu savaş yaklaşık 100 saat sürdü. Toplam 3000 kişi öldü. Savaş, Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesiyle son buldu. Kazanan taraf olmadı.

"Geçmiş inkâr edilemez; geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar." (Bahtiyar Vahabzâde)
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr