Tarihten günümüze hainlerin karakteristik özellikleri

Asırlarca, aralıksız devam eden Haçlı savaşları, 15 Temmuz 2016 tarihinde garantörümüz Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin şahsında bütün İslâm dünyasına karşı en

Köşe Yazıları 11 Şubat 2017
Tarihten günümüze hainlerin karakteristik özellikleri

Asırlarca, aralıksız devam eden Haçlı savaşları, 15 Temmuz 2016 tarihinde garantörümüz Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin şahsında bütün İslâm dünyasına karşı en kapsamlı hamlelerini başarısız bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Haçlı zihniyetinin bütün şer operasyonları gibi, bu operasyon da, feraset, basiret ve Tevhid’in iman gücü ile başarısızlığa uğratılmıştır. Artık bundan sonra 15 Temmuz, insanlık tarihinde, evrensel şer aklın en büyük yenilgisinin miladı olarak anılacaktır.

Günümüzde bu trajik olayı bütün derinlikleriyle kavramak imkânsızdır. Zira olay hem çok taze hem hâlâ delil toplama ve detaylarıyla araştırma aşamasındadır. Fotoğrafın bütününün tamamlanması uzun yıllar alacaktır. Buz dağının çok cüzi bir kısmına şahit oluyoruz. Fakat pazl tamamlandığında öyle inanıyorum ki, Hz. Adem’den günümüze kadar, evrensel şer akıl tarafından gerçekleştirilen en geniş kapsamlı bir operasyon olduğu ortaya çıkacaktır.

Bu operasyonu ilginç kılan en önemli husus, geçmişte Çanakkale’de, kurtuluş savaşında şer güçler, açıktan kendi askerleriyle, kendi silâhlarıyla cephe alıyorlardı, 15 Temmuz’da ise, Çanakkale’de ve kurtuluş savaşında şer güçlerle işbirliği yapan, içimizden fakat bizden olmayan hainlerin torunlarını taşeron olarak kullandılar. Taşeron olarak kullandıkları FETÖ’cü hainler ile şer güçlerin karaktersizlikleri ve ihanet akrabalıkları çok eskilere dayanmaktadır.

İnsanlık tarihinin her döneminde, emperyal şer güçlerin ve paradorların hizmetinde olan ‘din baronları’, tahtlarını ve iktidar güçlerini muhafaza etmek için tehdit olarak gördükleri, peygamberlerin yolundan giden, haktan ve adaletten sapmayan, zulüm ve teröre bulaşmayan samimi insanları tehlikeli göstermek ve töhmet altına sokmak her zaman işlerine yaramıştır.

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için tarihin derinliklerinden birkaç örnek yardımıyla anlamaya çalışalım; Zekeriya Peygamberi öldüren, Yahya Peygamberin öldürülmesine seyirci kalan İsrail kavmi, Hz. Musa’nın tevhit dinini, Yahudi hahamlar çoktan tahrif etmişlerdi.Yahudi din adamları ve Hz. İsa’nın havarilerinden Yahuda İskaryot, Roma valisi Platus ile işbirliği yaparak, Hz. İsa’ya çirkin bir tuzak kurmuşlardı.

Peygamberler tarihinin sondan bir önceki elçisi olan Hz. İsa’nın tevhit mücadelesinde, düşünüp-akledebilecekler için, nice uyarı ve ibret dolu dersler vardır. Hz. İsa’yı öldürmek için, Roma ile işbirliği yapanlar ve Hz. İsa’ya karşı tuzak kuranlar, sonraki yıllarda aynı Roma tarafından, bütün güçleriyle İsrail kavminin üzerine giderek, dönemin en kanlı saldırısına maruz kalmışlardır.

Roma imparatoru Titus M.70 yılında, Kudüs tarihinin en kanlı yıkımını ve talanını gerçekleştirmiştir. Hz. İsa’ya sahip çıkmayanlar ve Hz. İsa’nın hain havarisi Yahuda İskaryot’un çarptırıldığı dünya azabı; ‘Çarmıha gerilme senaryosunu’ ister hayal edin, ister Mel Gibson’un ‘Tutku’ filminden ibretle izleyebilirsiniz.

Tarih boyunca tevhit dini ve şirk dini birbirlerine karşı hep mücadele etmiştir. Şirk dininin en tehlikeli şekli, en sinsi olan, insan ve hakikate en çok zarar veren şekli, gizli şirktir. Bu, tevhit perdesi altında gizlenen şirk biçimidir. Tevhit yolundan gidenler, şirke karşı çıktığı sürece, şirk dininin yolundan gidenler de karşı çıkmaya devam edecektir.

Ne zaman ki, tevhit dini muzaffer olmuş şirk dinine diz çöktürmüşse, şirk dini, tevhit dinin arasında gizli bir şekilde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Hz. Musa’ya ve onun tevhit davasına karşı çıkan Bel’am-ı Ba’ur, Musevi din adamları olan hahamlar ve Hz. İsa’yı öldürmeye teşebbüs eden ferisiler kılığında ortaya çıkıp ihanetlerini sürdürmüşlerdir.

Hz. İsa’yı öldürmek isteyen, putperest Rum Kayseri ile el ele vererek, tevhit dinine karşı mücadele eden güruhun içinde, Hz. Musa’nın takipçileri vardı. Sâmirî ve Ba’ur gibi gizli müşrikler, Hz. Musa’nın getirdiği tevhit dininin kisvesi altında sahneye çıkıyorlardı.

Orta çağdaki Hıristiyan keşişler; sevgi, dostluk vefa ve sabır dini olan Hıristiyanlık, barış ve affın timsali olan Hz. İsa adına işledikleri cinayetleri, Moğollar bile yapmamıştır. Bu vahşetleri işleyenler, Hz. İsa’nın yolundan gidenler ve havariler değildi. Bunlar, emperyal şer güçlerin tahakkümü altındaki gizli şirk dininin mensuplarıydı.

Tarih bu tür mücadele örnekleriyle doludur. İnananlara karşı açıktan cephe alarak baş edemeyeceklerini çok iyi bilen şer güçler, hilelere ve oyunlara başvurarak emellerine ulaşmak istemişlerdir. Belki belli bir süre için başarılı da olmuşlardır. Ancak ihanetleri ve tezgâhları deşifre olunca hep kaçacak delik aramışlardır. Malazgirt zaferi, Haçlı savaşları, İstanbul’un fethi, Çanakkale, Kurtuluş savaşı ve 15 Temmuz en çarpıcı örneklerdir.

Burada dikkat çeken en önemli husus, tevhit dinine karşı, emperyal şer güçler adına din kisvesi altında yürütülen vekâlet savaşlarıdır. Maske olarak kullanılacak din onlar için hiç fark etmiyor. Ancak maske olarak kullandıkları din, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi muharref bir din ise, sönmüş kor misali yüzüne gözüne bulaştırırlar. Eğer vahiy mahsulü, İslâm gibi tahrif edilmemiş bir din ise yanan kor misali yakar perişan eder. Emperyal şer güçler için hiç fark etmiyor. Toplumları ve büyük kitleleri etkileyen dini, ideolojik, felsefi akım ve fraksiyonları para gücüyle hepsini kontrol etmek isterler. Kontrol edemedikleri güçler ile şeytanî bir şekilde mücadele ederler.

Burada olayları detaylı bir şekilde izah etmemiz mümkün değildir. Sadece belli kodları verip milletimizin ferasetine bırakıyorum. Unutmamak gerekir ki, kendimize gelmemiz için, kendimizi ve geçmişimizi bilmekten geçmektedir. Yazıda verdiğim örnekler iyi anlaşılırsa, FETÖ’cü teröristlerin haleti rûhıyelerini içine düştükleri buhranı daha iyi anlarız.

Çarpıtmalara ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek için bir noktaya temas etmek istiyorum. Her kişinin, her toplumun tevhit dinini kabul etmeme ve reddetme hakkı vardır. Hiçbir şekilde din değiştirmesi için zorlanamaz. Herkes ister iman eder ister inkâr eder, tercihinde tamamen özgürdür. Hesabını Allah’a verecektir. Ancak; Hakk’ın ve adaletin yayılmasına engel olmamak, yer yüzünde fitne ve fesat çıkarmamak, zulüm ve terör yapmamak ve alet olmamak şartıyla. İnsanlığın barış ve huzuru için, zulüm, terör, fitne ve fesatla top yekûn bütün sağduyulu insanların mücadele etmesi gerekiyor.
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr