Uçuş Modu-6

Güneş ondan ders alıyor. Işıldamayı öğretiyor bütün ziyalara; asılmış gündüzün berraklığına sanki; dünyaya fazla gelen değerli bir maden bu... Yüreğim hiç sevme

Köşe Yazıları 19 Ağustos 2018
Uçuş Modu-6

Güneş ondan ders alıyor. Işıldamayı öğretiyor bütün ziyalara; asılmış gündüzün berraklığına sanki; dünyaya fazla gelen değerli bir maden bu...

Yüreğim hiç sevmedi bugüne dek! Sevdiyse, inanmayın gözlerim çünkü bugüne kadar hiç yaşamamışım ben...

İlk buluşmadan sonra işin rengi yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Bir akşam, Barış Aşiyan'ın whats app durum güncellemesini görünce  şalteri atar. Aşiyan'ın durumu sevdiği bir şarkıyı söyleyen sanatçının videosudur..

Ortak, hemen harekete geçer ve etkiye tepki tarzında asabi bir şiir kaleme alır. Aşiyan şiiri görünce:

A: Etkiye tepki olmuş cidden. Bu şarkıyı sevdiğim için attım durumuma. Yanlış anlama oldu sanırım.

B: Şarkıyı sevebilirsin eyvallah. Ben de seni sevdiğim için etkisi altında çok fazla kalmayasın diye şiir yazdım. Gönderme yapmadığını biliyorum ama...

A: Ama öyle gibi oldu sanki. Yani sen öyle sandın gibi geldi.

B: Endişelerimde haklı olduğumu düşünüyorum.

A: Endişelenmekte haklısın ben de endişeleniyorum ama daha bir kesinlik yok aramızda, yani bu doğal bence. Zamana bırakmak lazım, senin de dediğin gibi suyu akışına bırakmalıyız. Ben kalbimde bir şey hissetmemi bekliyorum, yoksa sana haksızlık ederim diye düşünüyorum. Kalpler Allah'ın elinde; O istediği anda kalplere sevgiyi yükler. Öyle değil mi, yanlış mı düşünüyorum?

B: Haklısın. Fakat biz de kalplerimize sevgi yüklenmesini istiyorsak elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.

A: Meselâ?

B: Meselâ sen veya ben birbirimizi bu tanıma sürecini filanca artistin, falanca aktörün, feşmekan sanatçının filmlerini, dizilerini, şarkılarını izlememeli ve dinlememeliyiz. Çünkü onlar orada ekranda, sahnede bilmem kaç kuaför hazırlığından sonra, en iyi görülebilecekleri şekilde çıkıyorlar oraya. Dolayısıyla onları gördükten sonra, performanslarını izledikten sonra bizim gibi sıradan yaşamaya çalışanları yaban arısı gibi görmeye başlarız. Eğer ikimiz de samimiysek bunlar ilkelerimiz olmalı; en azından iki ay böyle devam etmeliyiz ve sonra kararımızı vermeliyiz.

A: Onları izledikten sonra neden küçük ve yaban arısı gibi göreyim ki? Sonuçta izlesem de izlemesem de bazı şeyler olacaksa olur. Ben böyle ilkeler koymuyorum ki kendime.

B: Alkolik adam Allah yazdı diye mi alkolik oldu, yoksa alkolü tercih ettiği için mi bu duruma geldi?

A: Adam alkolik olabilir, ben onları izledim diye alkolik olmuyorum veya tercihlerime engel olmuyor öyle değil mi?

Barış derin bir nefes aldıktan sonra:

"Aşiyan, sen onları izleyeceğin için alkolik olacaksın demiyorum sana. Ama tercihlerinde büyük rol oynuyor. Geçen akşam sana "Bana hayatı tek kelimeyle özetler misin" derken ki çabam işte buydu, bunu anlatabilmekti.. Hayat tercihtir. Hayatın tek kelimelik özeti budur.

Kader dediğimiz şey de ikiye ayrılır; biri cüzî irade, biri küllî irade. Küllî iradeyi tamamen Allah belirlerken; meselâ kainattaki düzen, mevsimler vs. meydana gelen olaylar Cenab-ı Hakk'ın küllî iradesiyle gerçekleşir. Fakat diğeri ,cüzî irade bizim elimizde; biz tercihlerimizi yaparız Allah'ta ona göre yazar.. Yani tercihlerimizde hürüzdür. Ancak tercihlerimizin sonucu Allah öyle istedi diye öyle olduğunu sanmayalım; biz onu tercih ettik diye Allah da öyle yazdı oluyor. Alkolik adam içki içmeyi tercih ettiği için Allah da onun kaderine alkolik olmak yazdı.

Bizler de tercihlerimizde özgür olacağız. Hatta olmalıyız da, fakat şunu da unutmadan; bize göre özgürlük canımızın istediğini yapmak değil, doğru olanlar arasından birisinin tercihini yapmak olmalıdır."

A: Haklısın. Ben kalbimde bir şey hissetmeden bir karar veremeyeceğim dedim sadece. Kalplerin anahtarı Allah'ın elinde, ben kalbime hükmedemem, bir şeylerden kendimi kısıtlasam bile yapabileceğim bir şey değil gönül mevzuları; pek başarılı değilimdir bu konuda. Sevgi, aşk falan pek anlamam yani.

B: Meleğim, bilmediğimiz çok şey var; fakat ben şimdiye kadar okuduklarımla, araştırdıklarımla birlikte gözlemlediğim sonuçlar bunlar. Laf olsun diye ya da seni iknaya zorlayayım diye söylemedim hiçbirini; gerekirse ardımıza bakmadan çekip gitmesini de biliriz. Tabii ki sen hissetmeyi istemekte son derece haklısın. Ama kendin de itiraf ettin "Sevgi nedir, aşk nedir pek anlamam " dedin. İstersen evvela bu ikisini birbirinden ayıralım, böylece kavramlar da nasıl yerli yerine oturuyor birlikte görelim.

A: Pekâlâ bilgilerinle bilgilenmek isterim;  ikna edici olması şartıyla.

B: Kesinlikle realist olacağım, tarafsız konuşacağım. Neyse o... Ha bir de ikna edici olur mu olmaz mı bilemem; ama bildiğim tek şey bu konuya son derece hakim olduğum.

A: Hadi bakalım dinliyorum öyleyse.

Barış'ın iç sesi:

"Rabbim, bana yardım et, ağzımdaki şu düğümü çöz ki, anlatacaklarım anlaşılsın. (Amin)"

Barış'ın dış sesi:

"Dünyadayken insanların yolu iki şeye, aşka ve ölüme mutlaka düşer. 'Aşk' deyince akan sular dururdu. Ne kadar çok yüceltmişiz aşkı. Aşk mı yüceydi, yoksa sevgiye dayalı bir ilişki mi?

Aşık olduğumuz kişiye karşı yoğun hisler besleriz. Fakat burada dikkatli olalım, o yoğun duyguları tanımadığımız birine karşı hissederiz. İşte aşkın en zayıf yönü budur.

Âşık maşukunu tanımaz, aşk bir ilişkiden ziyade yoğun hislerin yaşandığı bir haldir. Sevgiye dayalı bir ilişkinin en büyük üstünlüğü ise özen, ilgi ve tanımadır. Tanımak ne yüce bir erdemdir.

Bir insanla ilgilenmek onun acısıyla da ilgilenmektir. Sevgi bir ilişkidir; yalnızca bir his değildir. Sevdiğin kişinin tüm varlığıyla, gelişimiyle ilgilenmektir. O'nun varoluşsal açmazlarına, hüzünlerine, endişelerine ilgi duymaktır.

Yani ahlâki bir zemini olmayan ilişki sağlıklı, sahici ve samimi bir ilişki değildir. Modern zamanlarda unuttuklarımızdan biri de bu. Hislere odaklanıp asıl değerli olanı, her ilişkinin bir ahlâki zemininin olması gerektiğini unutuyoruz.

Özetle, insanlar hisleriyle ve bu hislerin verdiği hazla oyalanıyorlar.

Oysa, iyi bir ilişki insanın iyi yönlerini açığa çıkarır. İyi bir ilişki insana dünyadaki varlığının değerli olduğunu hissettirir. İyi bir ilişki güven verir. Ve eğer bir ilişki ebediyete, sonsuzluğa kapı açabiliyorsa, o çok iyi bir ilişkidir.

Öyle zannediyorum ki, aşkla sevgi arasındaki fark meydana çıkmaya başladı.

İnsanın varoluşsal ihtiyacı, karşılıklı sevgi hissinin eşlik ettiği ve çok daha önemlisi, ahlâkın egemen olduğu bir ilişki idi. İşte benim de peşinde olduğum değerler bunlardır prenses.

Aşk bir ilişki değildi. Tek başına yoğun, çok yoğun bir hissin egemen olduğu bir haldi. Bir kere daha vurgulamak istiyorum. Sevgi, doğru bir ilişkiydi; insanın asıl ihtiyacı olan şeydi. Aşk ise bir hal! Kötü değildi aşk. Sadece sahici ve samimi bir ilişkiye göre daha zayıf bir bağlanmaydı."

Aşiyan'ın iç sesi:

"Ne kadar muazzam bir tespit; yıllarca içimde aradığım değer bu olmalı, ama dur hemen kesin bir şey söyleme, düşünmek için zaman iste."

Aşiyan'ın dış sesi:

"Çok teşekkür ediyorum, şimdi her şey daha iyi anlaşılıyor sanki. Fakat bu söylediklerini sindirmem için biraz zamana ihtiyacım var."

B: Rica ederim prenses; nasıl istersen öyle olsun.

6.BÖLÜM SONU
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr