Yunan yönetimi şimdi de gözünü masum yavrularımıza dikiyor
Batı Trakya Müslüman Türkleri, Yunan yönetiminin himayesine bırakıldığı tarihten günümüze kadar, yönetimin Batı Trakya Müslüman Türklerini asimile etmek için de
Batı Trakya Müslüman Türkleri, Yunan yönetiminin himayesine bırakıldığı tarihten günümüze kadar, yönetimin Batı Trakya Müslüman Türklerini asimile etmek için denemediği oyun yoktur. Ancak, hangi oyunu oynamaya yeltendi ise, hiçbir oyun tutmamıştır, her defasında yüzüne-gözüne bulaştırarak başarısız olmuşlardır.
İkinci dünya savaşı, Bulgarların Batı Trakya’yı işgal etmesi ve Yunanistan iç savaşının bitmesiyle, 1950’li yıllarından sonra, yunan yönetimi azınlık içerisinde karışıklıklara sebebiyet verecek, kutuplaşmayı körükleyecek yeni arayışlara girmiştir. Ancak, Yunanistan’ın kuzeyinden devam eden komünizm tehdidinin de etkisiyle, Türk-Yunan yakınlaşması artmış, bu dönemde ilk defa Batı Trakya Müslüman Türklerinin millî kimliği resmen tanınmıştır.
İskeçe ve Gümülcine Türk Gençler Birliği tabelâlarında yer alan ‘Türk’ ibaresi, artık azınlık okullarında ve diğer kurumların tabelâlarında ‘Türk’ ibaresi rahatlıkla yer alabiliyordu. Bu dönemde azınlık eğitimi sadece ilköğretim düzeyinde idi. İlerleyen zamanlarda, Gümülcine ve Şahin medreseleri orta öğretim düzeyine çıkarılmış, Gümülcine ve İskeçe’de birer azınlık orta okulu ve lisesi eğitim faaliyetine başlamıştır.
1967’de albaylar cuntasının yönetime el koyması ile bütün azınlık kurumları yoğun baskı altına alınmış, bütün azınlık hakları rafa kaldırılmış, sıkı takibe alınmıştır. Günümüzde de, bazı kurumlarımızda cunta’dan kalan uygulamalar hâlâ yürürlüktedir. Bu dönemde azınlık eğitimine ve vakıflar yönetimine en büyük darbeler vurulmuştur.
1968 yılında Selânik Özel Pedagoji Akademisi’nin ihdas edilmesiyle, Batı Trakya Müslüman Türk’lerinin gelecek nesillerini, Anavatan’dan ve Türkçe eğitim imkânından tamamen mahrum bırakılması hedeflenmiştir. Selânik Özel Pedagoji Akademisine giden öğretmen adayları, burada sıkı takibe alınmış, kim ne konuşuyor, kim ne okuyor, kim kiminle geziyor, kim nereye gidiyor, özellikle, Türkiye’ye yakınlık duyan veya bir şekilde Selânik Türk Başkonsolosluğu ile irtibatı olan kim var, kim yok bir çok kişi birbirinin aleyhinde ajanlık yapmak mecburiyetinde bırakılmıştır.
Böyle sıkı bir ortamdan mezun olan öğretmen adayları, Yunanistan’ın eğitim politikaları doğrultusunda, faaliyet gösterme şartıyla, devlet memuru özel statüsü ve dolgun maaş vaatleriyle, azınlık okullarına tayin edilmişlerdir. İlk yıllarda çok büyük tepkilerle karşılaştılar. Zira Yunan yönetiminin kötü niyeti, yeni yetişen nesilleri tamamen Türkçe'den ve millî bilinçten uzak, hatta Türk düşmanı nesiller yetiştirme hedefi vardı.
Ancak bu insanlık dışı ahlâksız zihniyet, Batı Trakya Müslüman Türk’lerinin yoğun tepkisi ile karşılaşmış, Anavatan Türkiye’den bin bir güçlükle gelebilen okul kitaplarına da engel konulunca bütün ipler kopmuştur.
Selânik Özel Pedagoji Akademisi beyin takımından olan azılı Türk düşmanı, İstanbul Rumlarından bir profesöre, Müslüman-Türk çocukları için okul kitapları hazırlatılmış, Anavatan’dan gelen okul kitapları yerine, bir İstanbul Rum’unun hazırladığı okul kitaplarının dayatılmasıyla, bıçak kemiğe dayanmıştır. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, topyekün ayağa kalkmış, Azınlık okullarına dayatılan bu özel hazırlanmış okul kitaplarının hepsi toplanmış ve Atina’ya postalanmıştır.
Bu çok sıkıntılı dönemlerde, bazı köylerimizde öğrenci velilerini, çocuklara bu kitapların okutulmasını kabul etmedikleri için yıllarca mahkemelerde süründürdüler. Bu çağdışı eğitim baskılarından çocuklarını korumak için veliler, bin bir meşakkate katlanmış, aileler parçalanmış, çocuk yaşta yavrular gurbet diyarlarına gitmek zorunda bırakılmıştır.
Büyük hayaller ve masraflarla kurulan Selânik Özel Pedagoji Akademisi projesi de nihayet akamete uğramış, bütün çirkin hayaller suya düşmüştür. Hayal ettikleri asimilâsyon ve anti-Türk propagandası ters tepmiştir.
Öğretmenler, bir yandan yunan yönetiminin baskısı altında kalıyor, diğer yandan Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu tarafından baskıya maruz kalmıştır. Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun kararlı mücadelesi sonucunda, Yunan yönetimi kitaplar konusunda geri adım atmak mecburiyetinde kalmış, öğretmenler de, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun isteği doğrultusunda eğitim vermek durumunda kalmıştır.
Bu şekilde azınlık eğitim tarihinde, toplumu kökten çürütme hayaliyle kurgulanan en kapsamlı proje, milâdını tamamlamış, çöpe gitmiştir. Selânik Özel Pedagoji Akademisi Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun zihin levhasında ibretlik yerini almıştır.
İlk öğretim ve orta öğretimde büyük hayal kırıklığına uğrayan azınlık siyaseti mühendisleri, son çare olarak ana okullarına gözlerini diktiler. Son yıllarda, Yüksek Tahsilliler Derneği bünyesinde kısıtlı sayıda faaliyet gösteren, çocuk kulüplerine bile tahammül edemediler. Sudan sebeplerle ve izinsiz anaokulu eğitimi verdikleri gerekçesiyle bu çocuk kulüplerinin faaliyetlerine son verildi. Şu anda Azınlık çocukları, gönül rahatlığıyla eğitim görebilecekleri ana okullardan yoksun durumdadırlar.
Yoksun bırakıyorlar da ne kazandılar veya ne kazanacaklar. Masum yavrularımızı hedef alan bu insanlık dışı uygulamalardan, mazlum Batı Trakya Müslüman Türklerinin kocaman öfkesini kazanacaklar. Bu kadar acziyet, bu kadar alçaklık cehaletle olmaz, ancak tahsil ile mümkün olur. Tam bir firavun zihniyeti.
Bakıyorsunuz kocaman bakanlar, kocaman başbakan, kocaman bilim adamları bu çağda nelerle uğraşıyorlar.Yaptıkları masraflara, harcadıkları enerjiye yazık. Nasıl bir Türk ve İslâm düşmanlığı ile zehirlenmiş bu akıllar, anlamakta güçlük çekiyoruz.
Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun, son seçimlerde büyük bir umutla destek verdiği bugünkü iktidar partisi de büyük hayal kırıklığına uğrattı. Anti-emperyalist, anti-Amerikancı, anti-ırkçı söylemlerle öne çıktılar, neticede herkesin aklıyla alay ettiler. Meğerse en büyük Amerikancı, Sorosgillerin en has çocuğu çıktılar. Türk düşmanlığında da diğer faşist ırkçıları hani hiç aratmıyorlar.
Son olarak Eğitim Bakanlığındaki bakan krizinden sonra, göreve getirilen yeni eğitim bakanı saygın bir bilim insanı, dünyanın muhtelif üniversitelerinde –Türkiye dâhil- ders vermiş olması ve İstanbul Rumlarından olması hasebiyle, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu için bir umut ışığı doğmuştu. Azınlık sorunlarını iyi bilmesi, Türkiye ve Yunanistan’ı iyi tanıması, önyargılardan uzak, saygın bir bilim insanına yakışacak şekilde biraz da empati yaparak bazı kararları alabileceğini düşünmüştük ki, heyhat! Ne gezer? Azınlık siyaseti mühendisliğini plânlayan ve yöneten diğer İstanbul Rumlarından farksız çıktı. Bugüne kadar hiç değişmediler, hiçbir zaman da değişmeyecekler.
Bu demektir ki, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kendi göbeğini kendisi kesmesi lâzım. Bizim ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız ile ilgili sorun ve ihtiyaçları kendimiz karşılamamız lâzımdır. Yunan yönetiminden her hangi bir hayır beklemek nafiledir.
Şunu da unutmamak lâzım, bizleri her zaman düşman olarak gören zihniyet hiçbir zaman tatile çıkmayacak. Böyle karışık dönemlerde daha fazla mesai yapmaya devam edecektir. Zaman-zaman belki canımızı biraz yakabilirler, böyle bir güçleri vardır. Ancak, irademizi kırıp hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklardır.
Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu kendilerine uygulanan zulüm ve baskılara karşı sabırlıdır, tahammülü vardır. Ancak masum yavruların aleyhine alınacak ahlâksız ve insafsız karar ve uygulamalara hiç tahammülü yoktur. Bizden hatırlatması!