Yunanistan’ı işgal eden dış güçlere karşı Batı Trakya Türklerinin mücadelesi

Bir önceki yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi, Birinci Dünya Savaşı ve Balkan Savaşlarından sonra, balkan coğrafyasında ortaya çıkan tablo çok ilginç olmuştu

Köşe Yazıları 25 Ekim 2017
Yunanistan’ı işgal eden dış güçlere karşı Batı Trakya Türklerinin mücadelesi

Bir önceki yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi, Birinci Dünya Savaşı ve Balkan Savaşlarından sonra, balkan coğrafyasında ortaya çıkan tablo çok ilginç olmuştur. Osmanlı devletine karşı daha önce ittifak halinde savaşan Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya, Osmanlı Devletinin gücünü, Avrupa ve balkanlarda kırdıktan sonra, birbirleriyle düşmanca savaşmaya başlamışlardır.

İngiltere ve Fransa, balkan ülkelerine daha önce vaat ettikleri desteği vermeyince, balkan ülkeleri yıllarca sürecek savaşlarla karşı karşıya kalmışlardır. İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devletine karşı, daha önce maşa olarak kullandıkları Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya’nın sürüklendiği bu felâketlere seyirci kalmışlardır.

Birinci Dünya Savaşından sonra, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde ırkçılık had safhaya ulaşmış, totaliter faşist rejimler bu devletlere hâkim olmuştur. İngiltere, Fransa ve Rusya gibi emperyalist güçlerin haksız paylaşımlarına razı olmayan Almanya, İtalya ve Bulgaristan gibi ülkeler, sömürgelerden daha fazla pay kapmak için harekete geçmişlerdir.

Almanya’nın aşırı yayılmacı politikası engellenemeyince, 1939’da Polonya’ya saldırmasıyla, 1945’e kadar üç kıtaya yayılan, altı yıl sürecek İkinci Dünya Savaşının fitili ateşlenmiş oldu. Bütün balkanlar, Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu, yıkım ve felâketlere boğuldu. İkinci Dünya Savaşından sonra dünya, yeniden şekillenmiş, yeni haritalar ve yeni sınırlar çizilmiştir.

1923 Uluslararası Lozan Barış Antlaşması uyarınca, Yunanistan egemenliğine emanet edilen Batı Trakya Müslüman Türkleri, İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla, kendini savaş meydanlarının ön cephelerinde bulmuştur.

Yayılmacı dış siyasetle yönetilmeye başlanan faşist İtayla, Yunanistan’a saldırabilmek için sürekli bahaneler üretiyordu. 1912’den beri ellerinde bulundurdukları On iki Ada ve Doğu Akdeniz’e tamamen hâkim olmak istiyordu. Yunanistan’ı Roma İmparatorluğunun bir mirası olarak gören İtalya, 28 Ekim 1940 tarihinde gece saat 02:00 sularında Yunanistan’a üç saatlik bir ültimatom verdi. Epir bölgesi, Pire Limanı, Girit, Korfu ve On İki Adalarının İtalya’ya verilmesini istiyordu.

Yunanistan, bu ültimatomu reddetti ve İtalyanlara karşı “OXI” yani (HAYIR) dedi. Bundan dolayı 28 Ekim’de yapılan kutlamalara, Yunanistan’ın İtalyanlara karşı “OXI” (HAYIR) dediği için “OXI του 1940” adıyla kutlanmaktadır.

Yunanistan, verilen üç saatlik ültimatoma “OXI” (HAYIR) deyince, İtalyanlar sabah saat 05:00’ten itibaren, yaklaşık 100.000 kişilik bir orduyla Yunanistan’ı işgal etmeye başladılar. Yunanistan, hemen genel seferberlik ilân etti. Çok kısa bir zamanda 300.000’in üzerinde bir silâhlı kuvvet oluşturmayı başardı. Bu askerî kuvvetin yaklaşık 70.000’ini, Arnavutluk sınırına yığdı. Kuzeyden ve batıdan gelebilecek saldırılara karşı, Bulgaristan ve Arnavutluk sınırlarını tahkimat altına aldı.

Harekâtın ilk günlerinde İtalya, Yanya sınırına dayandı. İtalyan birlikleri çok kısa bir zamanda geri püskürtüldü. 6 Kasım’dan itibaren İtalyanlar, taarruzdan savunmaya geçtiler. İtalyan birlikleri, Arnavutluk’un iç kısımlarına kadar püskürtüldü. İtalya, beklemediği şiddette bir taarruzla ezici bir yenilgiye uğradı.

İtalya yenilgiye uğrayınca, Almanya, İtalya’nın başaramadığını başarmak için harekete geçti. Yugoslavya ve Yunanistan’a aynı anda saldırıya geçti. Struma vadisi üzerinden ilerleyerek, Seres ve B.Trakya’yı işgal etti. Tecrübeli ve donanımlı Alman ordusu, birkaç müstahkem mevki hariç, güçlü bir mukavemetle karşılaşmadı.

İngilizler, Yunanistan’a verdikleri desteği kesince, İngilizlerin ihanetine maruz kalan Yunan ordusu çaresiz kalmış ve kırılma noktasına gelmiştir. 24 Nisan 1940’ta Yunanistan, Alman kuvvetlerine teslim olmak mecburiyetinde kaldı. 25 Nisan 1940’ta Atina’yı, ay sonunda da Mora yarımadasını Almanlar tamamen işgal etti.

28 Ekim 1940’ta başlayan işgal yılları, İkinci Dünya Savaşı, ve iç savaş sürecinde, B.Trakya Müslüman Türkleri aldıkları pozisyon ve vatanları için verdikleri mücadele ile, tarih sahnesinde sadakatlerini ve dürüstlüklerini ispat etmişlerdir. Şahin ve Yassıören’deki  meçhul asker anıtına, Atina Sintagma’daki meçhul asker anıtına ve İskeçe Türk Birliği’ndeki  İskeçe Müslüman Türk Gençlerinin isimlerinin yazılı olduğu, vatanları için şehit olanlar kitabesine, adlarını altın harflerle yazdırmayı başarmışlardır.

Dünya çapında, azınlıklarda nadir bulunan bir sadakat ve dürüstlük örneğini, Türklerden başka azınlıklarda rastlamak güçtür. Genellikle, dünyanın değişik yerlerinde yaşayan azınlıklar fırsat bulunca, vatanlarına ihanet etmekten geri durmamışlardır.

Oysa Batı Trakya Müslüman Türkleri, 28 Ekim 1940’ta ilân edilen umumi seferberlikte, İskeçe ve Gümülcine Türklerinden oluşan müstakil alaylar ön cephede yerlerini almışlardır. İtalyanlar, asker sayısı ve silâh gücü bakımından daha üstün oldukları halde, Batı Trakya Müslüman Türk gençlerinin çoğunlukta olduğu birlikler, İtalyanlara karşı büyük başarılar elde etmişlerdir.

Yunanistan’ın batısında Arnavutluk sınırında, İtalyanlara karşı savaş bütün şiddetiyle devam ederken, Nisan 1941’de kuzeyden Rodop dağları üzerinden Almanlar, grup-grup akınlar yapmaya başladı. Bütün cepheler, Almanlara karşı fazla direnmeden dağılmaya başlamışlardır. Şahin-Gökçepınar geçidinden girmeye çalışan Alman kuvvetleri, büyük bir direnişle karşılaşmışlardır.

Yunanistan’ın çoğu bölgeleri Alman kuvvetlerine teslim olduğu için, çaresiz bir şekilde Şahin-Gökçepınar geçidinde Almanlara büyük kayıplar verdiren çoğu Batı Trakya Türk’ü, askerler de teslim olmak mecburiyetinde kalmışlardır. Aynı şekilde Grevena’da İtalyanlara karşı mücadele veren çoğu Batı Trakya Türklerinden müteşekkil taburlar, Kuzeyden Yunanistan’ı işgal eden Almanlarla, İtalyanlar arasında sıkışınca, esir düşmüşlerdir.

Burada anlatmaya çalıştığım, İtalyan-Alman ve Alman-Yunan savaşlarına Batı Trakya Müslüman Türklerinin katkılarını rakamlarla daha iyi anlamlandırmaya çalışalım. Bu savaşlara katılan Batı Trakya Türkleri için farklı rakamlar verilse de, Ortalama olarak genel kabul edilen rakamlar şöyledir: Yaklaşık 15.000 civarında Batı Trakya Türk’ü bu savaşlara katılmıştır. Batı Trakya Türkleri, vatanlarını işgalci güçlere karşı savunurken, 3.000’e yakın şehit vermiş, 2.000 dolaylarında Batı Trakya Türkü de savaşta yaralı olarak gazi olmuştur.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin vatanlarına karşı sadakat ve fedakârlığı,  o tarihlerde Yunan devleti tarafından takdirle karşılanmış, şehitlerin aileleri ve gaziler ödüllendirilmiş, madalyalar verilmiş, Atina ve Batı Trakya’daki şehitler abidelerine  isimlerini yazdırmayı başarmışlardır.

Almanlar, Yunanistan’ı 1941 ilkbaharında tamamen işgal edince, Batı Trakya’yı Bulgaristan’a bırakmışlardır. Batı Trakya’da 1945’e kadar dört yıl sürecek Bulgar işgali süreci başlamış oluyor. Yunanistan, Batı Trakya’da yaşayan Bulgarları, zorla Bulgaristan’a sürmüş,  Almanların Batı Trakya’yı Bulgaristan’a teslim etmesiyle, Yunanistan’ın daha önce Bulgaristan’a sürdüğü Bulgarlar, tekrar Batı Trakya’ya yerleştirilmiştir.

Bulgar işgali altındaki Batı Trakya’da yaşayan Yunanlılar, Bulgarlar tarafından, Alman işgali altındaki Yunanistan’ın diğer bölgelerine sürülmüştür. Dört yıllık Bulgar işgali altındaki Batı Trakya’da yaşayan Ortodoks Yunan sayısı yok denecek kadar az kalmıştır. Sadece Bulgar olmayı kabul edenlerin evleri ve malları geri verilmiş ve kalmalarına müsaade edilmiştir. Kabul etmeyenler Bulgarların baskılarına ve zulümlerine dayanamayarak Batı Trakya’dan göç ettirilmişlerdir. Batı Trakya Müslüman Türkleri ise, Bulgarların her türlü zulüm, baskı, işkence, açlık ve yoksulluklara rağmen, varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

İşgalci Alman kuvvetleri tarafından İskeçe Bulgarlara teslim edilince, ilk icraat olarak, İskeçe’mizin sembolü sayılan, şehir meydanındaki saat kulesinin bitişiğinde yer alan, İskeçe “Pazar Yeri Camii” ve saat kulesinin kuzeyinde yer alan “Pazar Yeri Medresesi” yıkılmıştır. “İskeçe Türk Birliği” binası ve zengin kütüphanesi de, Bulgar zulmünden fazlasıyla nasibini almıştır. “İskeçe Türk Birliği” binası talan edilmiş, mobilyaları, kapı ve pencereleri tahrip edilmiş, zengin kütüphanesi yakılmıştır.

Son olarak, Batı Trakya Müslüman Türklerini “millî tehlike” olarak gören, insanlıktan nasibini alamamış hasta ruhlu, günümüzdeki bazı Yunan yöneticileri; bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları, siyasî parti başkanları, milletvekilleri, akademisyenler, askerî ve emniyet mensupları, basın yayın kuruluşları gibi kişilere bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Batı Trakya Müslüman Türklerini, Müslümanlıklarıyla, Türklükleriyle, kültürleriyle inandıkları ve kendilerini hissettikleri gibi ifade etme özgürlüğünü tanıyan, sağduyulu ve aklı başında yöneticilerin de var olduğunu, yakın tarihten birkaç örnek vererek bitirmek istiyorum.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, hiç bir zaman herhangi bir “millî tehlike” oluşturmamış, tam tersine, azınlık tarihi boyunca her türlü ayırımcılık, baskı ve zulümlere rağmen vatanına karşı sadakatini ve bağlılığını ispat etmiştir. Yeri geldiğinde, yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi, vatanını canı pahasına iç ve dış tehlikelere karşı savunmuş, her türlü fedakârlığı göstermekten geri durmamıştır.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin bu asil duruşunu takdir etmiş ve ödüllendirmiş, etik değerlere sahip ve insan haklarına saygılı, demokrat, Yunan yöneticilerinin de var olduğunu gösteren bir örnek vermek istiyorum.

Günümüzden sadece 58 yıl önce 28 Ekim1958 yılında, “OXI” (HAYIR) kutlamalarının hemen akabinde, devlet erkânı, askerî ve emniyet amirleri ile belediye başkanlarının katılımıyla, “İskeçe Türk Birliği” salonunda, İskeçe Müslüman Türklerinin ileri gelenleriyle beraber, 1940-1949 yılları arasında vatanları için şehit olan İskeçeli Müslüman Türk gençlerinin isimlerinin yazılı olduğu levha, ortak bir törenle şeref köşesine yerleştirilmiştir. Bu levha, halen günümüzde “İskeçe Türk Birliği”nin şeref köşesinde, İskeçe Müslüman Türkleri tarafından, göz bebeği gibi varlığını muhafaza etmeye devam etmektedir.

Yani günümüzden sadece 58 yıl önce, Batı Trakya Müslüman Türkleri, Yunanistan’da saygın, her türlü ödüle layık, hiçbir millî tehlike arz etmeyen kahraman bir azınlık olarak tanınırken, günümüzde imha edilmesi gereken “millî tehlike” arz eden düşman bir azınlık gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu duruma maalesef birçok devlet ve hükümet mensubu da seyirci kalmakta, hatta zaman zaman katkı sağlamaktadır.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, nasıl bir cinayet, nasıl bir ihanet işlemiştir ki, bu kadar kısa zamanda 180 derecelik bir savrulma ile karşı karşıya kalmıştır. Bu tehdit ve linç kampanyalarının müsebbibi kesinlikle Batı Trakya Müslüman Türkleri değildir. Yalan, iftira ve ham hayaller ürünü olan bu vahim vaziyet, tedbir alınmazsa ve akli selim hâkim kılınmazsa, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı hâkim olur, ülkeyi saracak felâketleri zapt altına almak imkânsız hale gelir.

Bu gidişat iyi bir gidişat değildir. Bilhassa sorumlu makamları işgal eden sorumsuzların çok dikkatli davranmaları gerekir. Kuru kabadayılık taslayarak, egolarını tatmin etmek için, ateşe benzin dökerek değil, gerçek kabadayılık göstererek ateş yakmak isteyenlere fırsat vermemeleri gerekir.

Biz inanıyoruz ki, bu tür felâket tellalları bir an önce bertaraf edilmelidir. Aklı başında, gerçek demokrat, sorumlu kişiler layık oldukları makamlara gelmelidir. Ülkeyi de, insanları da, bölgeyi de huzur ve refaha kavuşturmalıdır.

Ülkemizin okuyan, araştıran, tarihe ve olaylara objektif bir bilinçle bakabilen genç nesillerde bu potansiyel fazlasıyla vardır. Ülkemiz kalkınacaksa ve ilerleyecekse, ancak yukarıda vasıflarını saydığım sorumlu kişilerin omuzlarında yükselecektir. Aksini düşünmek bile insanı ürkütüyor.
Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr