Balkan âlimleri Edirne'de buluştu
1-3 Kasım tarihlerinde Edirne'de düzenlenen "Balkan Alimleri Buluşması"nda İslam dünyası ve Balkanlar arasındaki kardeşliğe vurgu yapıldı.
Edirne Valiliğinin desteği, Trakya Üniversitesinin ev sahipliğinde Edirne Mimar Sinan Vakfı, Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu paydaşlığında İslam Alimleri Vakfınca "Kendi gök kubbemiz" adıyla Balkan Kongre Merkezi'nde düzenlenen buluşmaya Kuzey Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Sancak bölgesi, Batı Trakya, Bulgaristan, Romanya, Slovenya, Karadağ ve Kırım'dan baş müftü, müftü ve ilim adamları katıldı.
İslam Alimleri Vakfı, Balkan ülkelerinin önde gelen alimlerini Edirne’de bir araya getirdi. Trakya Üniversitesi’nde gerçekleşen 'Kendi Gök Kubbemiz' adlı etkinliğe 10 ülkeden 175 alim katıldı.
Buluşmada hazır bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, insanlığın ihyası için ilim ve bilim anlayışının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, İslâm’ın ilim ve alimlerin medeniyeti olduğunu söyledi.
"Batı ilmi kötüye kullanıyor"
Erbaş, İslam medeniyetinde Erzurumlu İbrahim Hakkı, Ali Kuşçu gibi isimlerin önemli çalışmalar yaptığı dönemde Batı'da bilimle ilgilenenlerin kilise tarafından yakıldığını belirtti. İlim anlayışının fayda üretmesi gerektiğine dikkat çeken Erbaş, “Türkiye'de yaşayıp aydın geçinenler, Orta Çağ zihniyetinin Müslümanlar arasında yaşanmadığını bilmeyecek kadar cahil. Kendilerine aydın diyorlar halbuki o dönemlerde hakikaten Avrupa’da ilim namına hiçbir şey yok. Bizim getirdiğimiz yerden ilmi aldılar. Bugün nerelere geldiler. O ilmi sadece insanlığın faydasına değil zararına da kullanıyorlar” dedi. Müslümanların "faydasız ilimden sana sığınırım ya Rabb'im" diye dua ettiğini hatırlatan Erbaş, “Batı, bizim alimlerimizin bıraktığı yerden almış, getirmiş bir yerlere kadar. Ama ilmi işgal ve imha konusunda daha çok kullanmış. Çanakkale'de binlerce insanımızı neyle şehit ettiler, Japonya'da iki şehri neyle yerle bir ettiler, binlerce kişiyi öldürdüler. İlimle ürettikleri o bombalarla… Bugün Gazze'de de bunu yapıyorlar.” şeklinde konuştu.
"Fiili duaya ihtiyaç var"
Kudüs’teki işgale dikkat çeken Erbaş, “Kudüs’teki işgal uzun yıllardır sürüyor. Müslümanların bu işgale son vermek için bir araya gelmesi gerekiyor. Kudüs’teki işgalin biran önce bitmesi için lisani dua yetmiyor fiili duaya ihtiyaç var. Fiili dua için de Müslümanların birlik beraberlik içinde dua etmesi lazım” değerlendirmesi yaptı. Erbaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim ilmin insanlığın ihyası için kullanılması gerektiği anlayışını, yeniden bütün insanlara anlatmamız lazım.”
Buluşma sonunda hazırlanan sonuç bildirgesi, İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu tarafından okundu.
Hacımüftüoğlu, toplantıda, gönül coğrafyasının birbirini tamamlayan unsurları olan Anadolu ve Balkanlar'ın kardeşliğinin güçlü bir şekilde vurgulandığını belirtti.
Buluşmada, din hizmetlerinden sosyal ve kültürel faaliyetlere birçok konuda fikir alışverişinde bulunulduğunu aktaran Hacımüftüoğlu, şunları kaydetti:
"Dünyamız, bir insanlık krizi yaşamaktadır. Küresel güçler, yüzyıllar içinde acı tecrübeler sonucunda kazanılan temel insani değerleri ayaklar altına almış, sömürge düzeninin devamı için Müslüman ülkelerin dağınıklığını fırsat bilerek, evrensel ahlak ilkelerini, uluslararası hukuk kurallarını ve kurumlarını pervasızca etkisizleştirmiştir. Bütün bunlardan dini, siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda en ciddi zararı İslam dünyası görmüştür ve görmeye de devam etmektedir.
Bu gelişmeler karşısında, İslam'ın iki ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Peygamber'in uyarıları dikkate alınarak peygamber varisi olma sorumluluğunu taşıyan alimlerin toplumu bilinçlendirmeleri, ulusal ve uluslararası karar vericilerin tutum ve davranışlarını adalet ve hakkaniyet doğrultusunda etkilemeyi amaçlayan somut çalışmalara ağırlık vermeleri bir zorunluluktur."
"Siyonist İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırıma sessiz kalmaları kabul edilemez"
Hacımüftüoğlu "Küresel hegemonya"nın kuruculuğunun Batı dünyası tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.
Bu hegemonyanın birlikte yaşama ve birlikte kazanmayı sağlayacak bir zihniyete sahip olmadığını ifade eden Hacımüftüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kendini merkeze alarak tasavvur ettiği dünyada, karşıtını üretmekte ve kendisini mutlak anlamda onun kaybetmesi üzerine konumlandırmaktadır. İslam dünyası ve tüm insanlık, bugün bunun acısını çekmektedir. Dini kurum ve kuruluşların temsilcileri, İslam alimleri ve kanaat önderleri, İslam ahlakının temelini oluşturan Allah'ın yarattığına şefkat göstermek ve yaratılanı yaratandan ötürü sevmek ilkelerinin bir gereği olarak, bütün imkanlarıyla İslam medeniyetinin alternatif olduğunu dünyaya anlatacak çalışmalar yapmalıdır.
Tüm dünyanın gözü önünde, emperyalist güçlerin desteğiyle siyonist İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırıma ve bölgede oluşturduğu tehdit ve tehlikeye İslam dünyasının yeterince tepki vermemesi ve bu zulmü durdurmaya yönelik gerekli adımları atmaması kabul edilemez. Küresel güçlerin, sürekli insan haklarını bahane ederek İslam dünyasına baskı uyguladığı ve uluslararası müdahalelere gerekçe yaptığı ortada iken, iki yüzlü bir tavır ile çocukların, kadınların ve yaşlıların, kısaca insanlığın katline sessiz kalması kabul edilemez. Uluslararası toplumun bu konuda bütün imkanlarıyla derhal inisiyatif alması zorunludur.
"Müslümanlar uyanık olmalıdır"
Hacımüftüoğlu İslam dünyasının sivil toplum örgütleri ile resmi kurum ve kuruluşları, Müslümanların azınlık olarak yaşadıkları ülkelerde uluslararası hukuktan doğan haklarının korunması ve yapılan ihlallerin engellenmesi konusunda gerekli duyarlılığı göstermeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Egemen güçlerin, İslam dünyası üzerinde emellerini gerçekleştirmek maksadıyla, etnik yapılar ve dini gruplar üzerinden uyguladıkları emperyalist ve oryantalist projelere karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğinin altını çizen Hacımüftüoğlu, şöyle sürdürdü:
"Bu bağlamda, İslam alimleri ve kanaat önderleri, Müslüman devletlerin İslam kardeşliği ve ümmet bilinci çerçevesinde politikalar geliştirmesine öncülük etmeli, uzun vadede siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan birlik ve beraberliği sağlayacak çalışmalara ağırlık vermelidir. İslam alimleri ve kanaat önderleri, dini nasların belirli bir yönteme bağlı olarak yapılan yorumlarından ortaya çıkan mezhebi ve tasavvufi yapılar gerçeğini kabul eder ancak cemaat ve mezhep fanatizmine bağlı tutumlara karşı gerekli tavrı alır.
İthal değerler ve sömürge dili ile yapılan eğitim ve öğretim, kendi toplumuna yabancılaşmış insan üretmektedir. İslam alimleri ve kanaat önderleri, Müslüman ülkelerde sağlıklı bir din eğitimi için İslami değerlerin ve din dilinin korunmasını temin edecek çalışmalara ağırlık vermelidir. Bu bağlamda ailede, okulda ve toplumda bilinçlendirici çalışmalara odaklanılmalıdır. İslam alimleri ve kanaat önderleri, Müslümanların temsil gücünü artıracak, yaşadıkları ülkelerdeki din karşıtlığına ve İslamofobik tutumlara cevap verecek, tüm insanlığa İslam'ı uygun bir dille anlatacak faaliyetlere ağırlık vermelidir. İslam alimleri ve kanaat önderleri, planlı ve programlı bir şekilde belirli aralıklarla bir araya gelerek sorunlarını müzakere etmeli ve uygulanabilir çözümler üretecek sivil hamlelere ağırlık vermelidir."
Hacımüftüoğlu, İslam Alimleri Vakfının Balkan coğrafyası ve Kırım alimleri ile yapılan Edirne'deki toplantı gibi, dünyadaki tüm İslam alimleri ile de bir araya gelme kararlılığında olduğunu söyledi.
Batı Trakya Türk Azınlığı da temsil edildi
Balkan Âlimleri Buluşması'nda Batı Trakya Türk Azınlığı da temsil edildi. Başta Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı aynı zamanda Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa olmak üzere, Gümülcine Müftü Yardımcısı Fehim Ahmet, Batı Trakya Kültür ve Eğitim Şirketi Başkanı Hüseyin Bostancı, Batı Trakya Camileri Din Görevliler Derneği Başkanı Erol Yaluç ve üye din görevlisi Cüneyt Sadık katıldı.