Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Bugün olmasa da bir gün mutlaka...

Haklarımızı düzenleyen anlaşmalara göz atarken, bazı bilgileri tazeleme mahiyetinde paylaşmayı uygun gördüm. Bunlar neymiş, bakalım... Yunanistan, Batı Trakya’d

Köşe Yazıları 10 Ocak 2013
Bugün olmasa da bir gün mutlaka...

Haklarımızı düzenleyen anlaşmalara göz atarken, bazı bilgileri tazeleme mahiyetinde paylaşmayı uygun gördüm. Bunlar neymiş, bakalım...

Yunanistan, Batı Trakya’daki Müslüman Türklerin azınlık  hakları ile ilgili olarak bazı antlaşmalarla yükümlülük altına girmiş bulunmaktadır. Bu temel antlaşmalar; 1830 Londra Protokolü başta olmak üzere, 2 Temmuz 1881 İstanbul Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Barış Antlaşması, 10 Ağustos 1920 Yunanistan’daki Azınlıkların Korunmasına Dair Sevr ve 1923 Lozan Barış Antlaşmalarını imzalamış ve bunları usulüne uygun olarak Yunanistan Meclisinde onaylamış ve kendi iç hukukunda bu konularda yasal düzenlemeler yapmıştır. 

1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın 45. maddesinin hukuki niteliği irdelendiğinde, iki yönü bulunduğu görülecektir. Birinci yönü, Batı Trakya Türkleri bakımından Yunanistan’ı yükümlülük altına sokması, ikinci yönü de, Türkiye’yi Yunanistan’daki Müslüman Türkler üzerinde hak sahibi yapmasıdır. Velhasıl 45. maddede bu  şekilde mütekabiliyet düzenlenmiştir. 

Kim demiş mütekabiliyet yok diye... Durum ortadadır... Türkiye bizim garantörümüzdür, o kadar... 

----------

İsimlerinde “Türk”, “Batı” ve “Azınlık” terimleri bulunan derneklerin kurulmasına Yunan Mahkemeleri tarafından izin verilmemektedir. Ancak buna karşılık “Pomak” ve “Çingene” adıyla dernek veya kültür evlerinin açılmasına  izin verilmekte ve hatta Yunan Devletince maddi ve manevi olarak desteklenmekte ve teşvik edilmektedirler.

AB üyesi Yunanistan’da istenmeyen ve yasak olan “Türk” kavramı ve kimliğidir. Yunanlılar bunun nedenini “Lozan Barış Antlaşmasının 45. maddesinde ‘Müslüman Azınlıktan’ bahsedildiği ‘Türk’ kavramından söz edilmediği/geçmediği için (Batı) Trakya’da, Yunanistan’da Türk Azınlık yoktur” iddiasında bulunmaktadırlar.

Yunanistan 45. maddeyi gerekçe göstererek Yunanistan’daki Türk varlığını resmen ve hukuken kabul etmemekte ve tanımamaktadır.  Lozan Barış Antlaşmasının 45. maddesine sıkı sıkıya bağlı kalarak, Yunanistan’da “Türk yoktur”, “Müslüman vardır” iddiasını bir devlet politikası olarak ilke edinmiş durumdadır. Buna göre Yunan yöneticileri, akademisyenleri ve siyasileri Yunanistan’da Türk kimliğini kabul etmiyor ve tanımıyorlar.

----------

Gelelim meselenin nasıl okunması gerektiğine...

Bir defa, Lozan Antlaşması’nda Batı Trakya’daki Azınlığın “Müslüman” yani dini Azınlık olarak kabul edilmiş olması, onun milli bir azınlık olmadığı anlamına gelmez.

Lozan Antlaşmasının Azınlıkların Korunmasına İlişkin  45.maddesinde “Müslüman azınlık” ifadesi geçmektedir. Ancak Lozan Antlaşmasıyla birlikte kabul edilen ve ayrılmaz bir parçasını teşkil eden “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Türkiye – Yunanistan Arasında İmzalanan Sözleşme ve Protokolün” 2. maddesinde “Batı Trakya’daki Müslümanlar”, 3.maddesinde “Rum ve Türk ahalisi”, 5. Maddede de “Türkiye’deki Rumların ve ne de Yunanistan’daki Türklerin tasarruf haklarına...” diyerek Türk sözcüğü geçmektedir.

Gerçek şu ki, Lozan Barış Antlaşması’na göre, Batı Trakya’daki Azınlık, Müslüman Türk Azınlık’tır. Lozan Antlaşması, Ahali Mubadelesi’ne Dair Sözleşme ve Protokolü ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde Batı Trakya’da hem dini hem de milli bir Azınlığın yaşadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca 1930 yılında, Batı Trakya Türklerine verilen etablilerde şunlar yazılmaktadır: “ 9’i mikti ipoepitropi antallagis Ellino-Turkikon plithismon, pistopiitikon egkatastaseos (etabli). (Tercümesi: “Türk-Yunan ahali mübadelesine dair  9. Karma alt komisyonu, yerleşik (etabli) belgesi”.) Görüldüğü gibi bu metinde “Yunan ve Türk” sözcükleri geçmekte, Hıristiyan ve Müslüman sözcükleri bulunmamaktadır. İmzalayanlar da, Türk ve Yunan temsilcileri olarak imzalamıştır.

Netice itibariyle, Türkiye ve Yunanistan 1923 ve 1930 yıllarında Batı Trakyalıların Türk kökenli olduklarını imzalarıyla teyit etmişlerdir.

Son olarak Yunanistan’ın, 07.10.1954 tarihli ve 3065 sayılı “Batı Trakya’daki Türk Okullarının İşleyişi ve Denetimi Hakkındaki Yasayı” hatırlatmakta da fayda var. Yunanistan, bu  yasayla Batı Trakya Müslüman Türklerinin “Türk” kimliğini resmen kabul etti ve “Türk” sözcüğünün kullanılmasını zorunlu hale getirdi.

Bu yasaya dayanarak Trakya Genel Valisi G. Fessopulos, 28.01.1954 tarihli ve A-1043 sayılı protokol numaralı bir genelge yayımlayarak Belediye Başkanları ve Nahiye Müdürlerine, Yunanistan Hükümet Başkanının şu emirlerini bildirir: “Sayın Hükümet Başkanının emri üzerine bundan sonra gereken her yerde “Müslüman-Müslüman’ca” yerine “Türk-Türkçe” sözcüklerinin kullanılmasını rica ederiz.”

Yürülüğe sokulan bu yasayla Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına ait bütün okulların tabelaları “Türk Okulu” diye hem Yunanca hem de Türkçe olarak yazıldı. Bu okulların mufettişlikleri de “Türk Okulları Müfettişliği” olarak anılmaya başlandı.

Bu durum cunta dönemi boyuca 1967 yılına kadar sürdü. Ondan sonra inkar politikaları başladı ve günümüze kadar devam ederek hala sürdürülmektedir.

Tekrar ederek hatırlatmakta fayda var diye bunları birçok okuyucumdan da gelen istek üzerine yazdım. Ne demişler: 180 defa da olsa, tekrarda yarar vardır.

----------

Ülkemizde aklı selim siyasetçiler olsa da, doğru adımların ne olduğunu bilseler de, kilisenin tepkisinden çekindikleri için pasif kalmaktadırlar. Bazı sağduyulu siyasetçilerin geçmişte bir adım atmaya yeltendiklerinde neler olduğunu gördük. Bunların başlarına nerdeyse gelmeyen kalmadı. Hem siyasî ve hem de toplumsal açıdan hayatları karartıldı. Bir daha zor iflâh olabildiler. 

Bugün ülkemiz ekonomik olarak buhranda, geleceği tam bir muamma, vatandaşlar gelecekten endişeliyken, devlet adamları ve yönetici elit hâlâ daha kendi dünyalarında yaşıyorlar. Ülkemizin gerçek sorunlarıyla uğraşacakları yerde içi boş kuru millyetçilikle, Türk düşmanı siyasetle uğraşmaktadırlar. Devletin geleceğini hâlâ yabancı/Türk karşıtlığı üzerinden şekillendirmenin peşindeler. Ne yazık ki, bu yolun kendilerini bir felâkete doğru sürüklediğini anlamak istemiyorlar.

Devletimizi yönetenler bu yolun yol olmadığını anlamak için daha ne kadar süre geçmesi lâzım? Kurtuluşun, barışın ve güzel geleceğin Türkiye ile dostluktan geçtiğini anlamamak için daha ne kadar direnecektir bu devletin “görünmez eli”? Ne zaman bitecek bu Türk düşmanlığı ve Azınlığımızı milli bir tehlike olarak görme hastalığı?

Bir gün mutlaka bütün sorunlarımız çözülecek ve Türk-Yunan barışı bu topraklara da ulaşacaktır, ama bunun yakın zamanda olmayacağı kesin. İnşallah bir gün...

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr