Kültür
Kültür

Bulgaristan’da asimilasyon

Osmanlının Balkanlardan çekilmesiyle birlikte bölgeyi kan ve göz yaşı esir aldı. Yıllarca barış ve huzurun hakim olduğu topraklarda Osmanlı'nın ardından yaşamay

Köşe Yazıları 16 Kasım 2016
Bulgaristan’da asimilasyon

Osmanlının Balkanlardan çekilmesiyle birlikte bölgeyi kan ve göz yaşı esir aldı. Yıllarca barış ve huzurun hakim olduğu topraklarda Osmanlı'nın ardından yaşamaya çalışan Müslüman kesimi acılarla dolu yıllar beklemekteydi. Bu haftaki yazımda çeşitli katliamlara, işkencelere, göçlere rağmen hayatlarını, kültürlerini, benliklerini yaşatmaya çalışan Bulgaristan’daki Türklerden bahsetmek istiyorum.

Osmanlı'dan ayrılıp bağımsızlığını ilan eden Bulgaristan topraklarında yaşayan Türk azınlığının hakları ikili devletler arasında (Osmanlı devleti ve ardından Türkiye Cumhuriyeti) hatta uluslararası düzeyde imzalanan anlaşmalarla garantiye alınmaya çalışıldı. Fakat Türk azınlığın anlaşmalarla elde ettiği hakların tarihsel süreç içerisinde engellendiği de bir gerçektir.

Osmanlı'nın Balkanlardan çekilmesiyle birlikte Balkanların büyük bir kesimine hakim olan komünist rejimler bölgedeki Müslümanlara büyük çapta hasarlar yarattı. Nitekim uzun yıllar baskı altında yaşayan Bulgaristan Türkleri 1951 yılında Bulgaristan Komünist Rejiminin iktidara gelmesiyle birlikte büyük çapta baskılara maruz kalan halk, sistematik bir şekilde güçlere tabi tutularak 1951 yılında 154.393 kişi Türkiye'ye göç ettirildi.

1956 yılından başlayan "tek millet" düşüncesinden yola çıkıp Türklerin asimilasyonunu gerçekleştirmek için Türk isimlerinin Bulgar ismiyle değiştirilmesi, Türkçe konuşmanın yasaklanması, Türklerin coğunluk olduğu bölgelerden kopartılıp Bulgarların çoğunluk olduğu bölgelere yerleştirilmesi, Türkçe eğitim kurumlarının ve kuran kurslarının kapatılması, Bulgar ve Türklerin arsında evliliklerin parayla teşvik edilmesi gibi asimilasyon politikalarını uygulamaya başladı.

Daha çabuk neticeye ulaşabilmek için Bulgaristan'da ilk göçte Türkiye'ye göçen halkın Bulgaristan'da kalan akrabalarının da göçü için Türkiye ile Yakın Akraba Göçü anlaşmasını imzalayarak 1968-1978 yıllarında 130.000 kişi daha Türkiye'ye göç ettirildi.

Eğitim alanında etkisini gösteren devlet  1973'ten itibaren Türkçe seçmeli dersleri yasaklayıp Türk basınını da yok etmeye başladı. 5 türkçe gazete ve 1 dergiden yanlızca 1 Türkçe gazeteye (Türkçe kelime sayısı azaltılıyor) indirildi. Bununla birlikte Türklerin Müslüman Bulgarlar olduğu dile getirilmeye başlandı.

1984'ten itibaren Todor Jivkov'un asimilasyonun derecesini artırıp camileri ibadete kapatıp (birkaç cami depoya dönüştürüldü) sadece ihtiyarların camiye gitmesine izin verdi ve hac, sünnet olma, cenaze yıkama gibi dini ritüelleri yasakladı. Yapılan bu insanlık dışı uygulamalara karşın Türkler örgütlenip değişik eylemlerde bulundular. Belene kampındaki Türklerin açlık grevine başlamaları isteklerini tüm dünyaya duyurdu.

Soğuk savaşın sona doğru gelmesi ve Sovyetler Birliği'nin yeni sekreteri  Mihail Gorbaçov'un yeni yapılanma adı altında basının özgürleşmesine ve ülke dışında seyahatlerin gerçekleşmesi gibi tavizler sağlamasından sonra Bulgaristan'daki Türklerin ana vatan Türkiye'ye kapıları açıldı.

Todor Jivkov'un son dönemlerindeki hamlesi Türkleri göçe zorladı ve 1989 ve 1990 yılları arasında 350.000 Türk göç etti.

1989 yılında Todor Jivkov'un yıkılmasıyla birlikte Türk siyasi mahkûmlar serbest brakıldı ve ardından Türklerin değiştirilen isimleri geri verilmesi kanunlaştırıldı.

Yaşanan onca acıdan sonra günümüzde Bulgaristan'da yaşayan Türkler birçok sorunla cebelleşmektedir.

Milli kimlik sorunu Bulgaristan'daki Türklerin en önemli sorundur.  Bulgaristan'da yaşayan yüz binlerce Türk "Anadili Bulgarca Olmayan Vatandaşlar" olarak anayasasında bulunmaktadır.

Günümüzde Bulgaristan'da yaşayan Türk kesimin dini eğitim talebi artmasıyla birlikte bu alanda bir canlanma gerçekleşti. Dini eğitim veren kişilerin altyapı yetersizliği veya eğitimini arap ülkelerinde tamamlamasından dolayı Türk milletinin kendine has örf ve adetleri geri planda kalmaktadır.

Bulgaristan’daki Türklerin eğitim konumları da kötü durumdadır. Bulgaristan'daki Türklerin anadilde eğitim hakları vardır. Ama acı tarafı, yapılan değişik entrikalardan dolaylı eğitim hakları engellenmeye çalışılmaktadır. (Yürürlüğe göre, Bulgaristan'da okuyan her öğrenci müfredat dışı Türkçe eğitim alabilir. Fakat burda dikkat çekilmesi gereken nokta Türkçe eğitimin müfredat dışı tutulması ve ders saatlerinin dışında kalması. Hangi öğrenci okulda bir saat fazla kalmak ister?)

Bulgaristan'da yaşanan asimilasyon politikaları maalesef birçok Balkan ülkesinde uygulanmaktadır. Kimi zaman şiddet kullanarak, kimi zaman değişik oyunlarla Balkanlarda yaşayan Türk Azınlıklardan, Türk kimliğinden ve İslam'dan uzak şekilde yaşayan bir nesil yaratmak istemektedirler.

Bizim bir olmamız, diri olmamız gerekmektedir...
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr