Geçmişten günümüze Batı Trakya Müslüman Türkleri için tarihî dönüm noktaları

Atalarımız Türklerin Balkanlara yerleşmesi Balkanlar, tarih boyunca çeşitli sebeplerden dolayı, cazibe merkezi olmuştur. İklim şartları, ticaret yolu üzerinde

Köşe Yazıları 2 Şubat 2012
Geçmişten günümüze Batı Trakya Müslüman Türkleri için tarihî dönüm noktaları

Atalarımız Türklerin Balkanlara yerleşmesi

Balkanlar, tarih boyunca çeşitli sebeplerden dolayı, cazibe merkezi olmuştur. İklim şartları, ticaret yolu üzerinde olması v.s. sebebiyle bu bölgeye her dönemin güçleri hakim olmak istemişlerdir. Romalılar, Persler ve Makedonların hakimiyetleri altında ezilen bölge halkı, Türklerin Milâdi 4. Asırdan itibaren Balkanlara akın etmesiyle, rahat nefes almışlardır. Attila’nın düzenlediği seferlerle, dönemin karşı konulmaz güçleri olan Batı ve Doğu Roma’ya diz çöktürmüştür. Bu bölgede yaşayan insanların huzuru için Türklerin Romalılara ileri sürdükleri anlaşma maddelerini  kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu konuyla ilgili daha detaylı ve daha doyurucu bilgi edinmek isteyenler, Yard.Doç.Dr. Hasan Demiroğlu Hocamızın Millet Gazetesi 19 Ocak 2012 tarihli 315. sayıdaki  “Türklerin Rumeli’ye Gelişi” yazısından istifade edebilirler.

Mekke’nin Fethi

Batı Trakya Müslüman Türkleri için en önemli dönüm noktalarından birisi şüphesiz, Milâdi 630 yılında gerçekleşen Mekke’nin fethidir. Mekke’nin Fethi dünya tarihi için çok önemli bir kırılma noktasıdır. Hz. Muhammed’in Milâdi 610 yılında ilk vahyi almasıyla başlayan tevhid mücadelesi, Mekkeli müşriklerin ölüm tehditleri dahil her türlü baskı, zulüm ve haksızlıklarına rağmen Müslümanların sayılarının artmasına ve güçlenmelerine engel olamamıştır.

Dönemin süper güçleri olan Pers, Sasanî ve Roma İmparatorluklarının da kışkırtma ve desteğiyle Mekkeli müşrikler, Müslümanlara karşı defaatle savaş seferi düzenleyerek,  İslâm’ın daha fazla yayılmasını önlemek istemişlerdir. Fakat her defasında hezimete uğramalarına rağmen, Müslümanlara karşı kin ve intikam duygularıyla hareket etmekten bir türlü vazgeçememişlerdir.

Hz. Muhammed (s.a.s.) 20 yıllık peygamberliği süresince, her türlü saldırı ve zülme karşı sabır ve merhemetle karşılık vermiş, yapılan saldırılara karşı savunma hakkını kullanmış, hiçbir zaman Müslümanlar ilk saldıran taraf olmamışlardır. Yirmi yıl boyunca, mümkün olduğu kadar, önce  gönülleri  fethederek, Mekke’nin fethini kimsenin burnu kanamadan, insanlık tarihinde eşine rastlanamayan örnek bir fetih gerçekleştirmiştir.

Mekke’nin fethiyle, Müslümanların önünde en büyük engel olan Mekkeli müşrikler artık tarih sahnesinden silinmiş,  Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarının kapıları, Müslümanlara açılmıştır. Mekke’nin fethinden sonra artık Müslümanlar, dünya sahnesinde söz sahibi güçlü bir devlet olarak yerini almışlardır.

Milâdi 7. Asır,  yani İslâm’ın ilk yıllarından itibaren, kara ve deniz ticaret yollarını kullanarak, seyahat eden Müslüman tacirler aracılığıyla,  Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarının, bu evrensel son tevhîd dininden yeteri kadar haberdar olduğu bilinen bir gerçektir.

Bu açıdan Mekke’nin fethi, bütün kıtalar için büyük önem arzettiği gibi Balkanlar için de önemi büyüktür. Zira daha önce buralara yerleşmiş olan atalarımız Türkler, her türlü putperest inancına karşı, Gök Tanrı inancını muhafaza ettikleri için, İslâm’ınTevhid inancından haberdar olmalarıyla, kendilerine çok yakın buldukları Tek Tanrı inancını, çok geçmeden grup grup kabul etmişlerdir.

Malazgirt Zaferi

Mekke’nin fethinden sonra Müslümanların önünde en büyük engel Roma imparatorluğu idi. Müslümanların çoğalamaları ve güçlenmelerinden endişe eden Roma İmparatorluğu,  yer yer Müslümanlarla büyük çatışmalara giriyordu. Fakat  bir türlü Türklerin ilerleyişini engellemeye muvaffak olamıyordu. Bu konuda 8. Asırdan itibaren toplu olarak müslüman olmaya başlayan ecdadımız Türklerin,  İslâm’ın Asya ve Avrupa’da hızla yayılmasına büyük katkı sağladığı bilinen bir gerçektir.

Bu gelişmelerden büyük endişe duyan dönemin Roma İmparatoru, Selçuklu Türklerinin Anadolu ve Rumeliye geçişini önlemek için, kalabalık bir ordu hazırladı. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan kuvvetleri ile, Romen Diyojen kuvvetleri arasında,1071 yılında, Doğu Anadoluda Malazgirt Ovasında Malazgirt Savaşı meydana geldi. Bu savaş, dinî, millî, siyasî, askerî neticeleri ve Türk-İslâm tarihinin en büyük zaferlerinden biri olması bakımından önemlidir.

Selçuklu Türklerinin Anadoluya akınları, Anadolu ahalisine zulüm, terör ve tahribattan ziyade adaletle muamelesi, zalimleri ortadan kaldırmaları, can, mal, ırz emniyetini sağlamaları, bölge halkının Selçuklu idaresini gönülden tercih etmelerine yol açtı.

Diğer yandan Roma’nın meşhur tarihi entrikalarla yüzyıllardan beri Anadoluda hakimiyetini koruyabilmesi, zulme varan sıkı tedbirleri, halka kötü muamelesi, yerli ahalinin Türklerin idaresini tercih etmelerini daha da kolaylaştırdı.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu

Batı Trakya Müslüman Türkleri için tarihî dönüm noktalardan birisi de Osmanlı Devleti’nin1299 yılında kuruluşudur. Büyük Selçuklu’nun yıpranması, beylikler arasındaki kavgalar neticesinde dağılma sürecine girmiştir. Selçuklu Türkleri’nin dağılması neticesinde, kurulan Osmanlı, çok kısa bir zamanda güçlenmiş, Anadolu ve Rumeli’de büyük fetihler gerçekleştirmiştir.

Yüzyıllardan beri devam eden gönül fetihleriyle, bütün kıtalarda olduğu gibi, Balkanlarda da Müslümanların sayıları artmış, fetih için olgun hale gelen bu bölgeler de büyük zorluklarla karşılaşmadan fethedilmiştir.

Batı Trakya’nın Fethi

İslâm Tarihinin ilk yıllarından itibaren, İslâm dini ile tanışan ecdadımız, yüzyıllar boyunca İslâm dininin daha fazla gönüllere girmesi için büyük hizmetler yapmış, Balkanların ve Avrupa’nın Osmanlılar tarafından kolayca fethedilmesine zemin hazırlamıştır. İstanbul’un fethinden 86 yıl önce 1367’de Batı Trakya fethedilmiştir.

İstanbul’un Fethi

Osmanlı Türkleri tarafından çepeçevre sarılan Doğu Roma İmparatorluğu, daha fazla direnememiş, 1453 yılında tarih sahnesinden silinmiştir. İstanbul’un fethi, dünya tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. Müslümanların Anadolu ve Rumeli’de yayılmasını engellemek  için  yüzyıllarca uğraşan Roma İmparatorluğu kendini tüketmiştir. Artık Osmanlı Türkleri için dıştan tehdit edebilecek ciddi bir güç kalmamıştır.

Balkan Savaşları

Balkanlarda yüzyıllarca huzur içinde hüküm süren ecdadımız için 1912- 1913 tarihlerinde meydana gelen Balkan Savaşları ile artık geri sayım başlamıştır. Bu topraklarda yaşayan Müslüman Türkler için kıyım, sürgün, esaret ve zulüm yılları başlamıştır. Yüzlerce yıllık çınar ağacının dalları budanmış olsa da, kökleri ve gövdesi günümüze kadar sapasağlam kalmayı başarmıştır. Bunun en büyük göstergesi, Balkanlarda ve Avrupa’da filizlenen Müslüman Türk yeni nesilleridir.

Lozan Antlaşaması

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ve Lozan Antlaşmasının 1923’te imzalanması da Batı Trakya Müslüman Türkleri için hayati öneme sahip dönüm noktası olduğundan şüphe yoktur.

80 küsur yıllık azınlık tarihi boyunca Batı Trakya Müslüman Türkleri için bazı önemli dönüm noktalarını zikretmek mümkündür. 1944-1948 Yunanistan iç savaşı. 1967 Albaylar Cuntası. 1974 Demokrasiye geçiş.1974 Kıbrıs Barış Harekâtı. 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilânı. Aynı yıl Türk ifadesinin yazılı olduğu, Batı Trakya Müslüman Türkleri’nin kurum ve kuruluşlarının tabelalarının mahkeme kararıyla indirilmesi gibi.

Temel insan haklarına aykırı bu kararı Batı Trakya Müslüman Türkleri’nin Yunan Adaletine taşıması neticesinde 1987 yılında Yunan Yargıtayı’nın Batı Trakya’da Türk yoktur kararı çıktı. Bu haksız karar üzerine Batı Trakya Müslüman Türkleri bu kararı protesto için düzenlenen 1988 ve 1990 tarihlerindeki  29 ocak olaylarını önemli dönüm noktaları olarak zikretmek mümkündür.   

Batı Trakya Müslüman Türklerinin bu günlere nasıl geldiğini ve hangi badirelerden geçtiğini kısaca ifade etmeye çalıştık. Bundan sonraki sürecimizi ve tarih sahnesindeki yerimizi, ait olduğumuz bu koca çınarın gövdesi ve köklerinin belirleyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr