Ha Hrisi Avgi ha Miço Avgi, hepsi Derin Avgi

Şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz? Yahu arkadaş nereden çıkacak, tabii ki yaşadıklarımızdan...

Köşe Yazıları 18 Aralık 2020
Ha Hrisi Avgi ha Miço Avgi, hepsi Derin Avgi

Şimdi bu da nereden çıktı diyeceksiniz?

Yahu arkadaş nereden çıkacak, tabii ki yaşadıklarımızdan... Hem de öyle 9 ay hamilelik döneminde yaşanan ağrılar gibi değil, 100 yıldır yaşanan ağrılardan dolayı çıktı.

Bu iğneyi kendine batırmayı bir türlü hazmedemedi vatanımız. Halbuki 1923'ten bu yana uyguladığı politika da zaten üstü örtülü demokrasi türünden. Yani tavşana kaç tazıya tut misali. Bulgaristan’dan korunmak için Türkiye ile dost oluyorsun, hatta okullar, evraklar ve akla gelebilecek tüm dilekçelerde Türk kelimesini kullanıyorsun. Hatta tüm köyleri Türkçe isimleriyle telaffuz ediyorsun, Batı Trakya’da o dönemde bulunan Müslüman Türk Azınlığına mensup insanlarla Türkçe konuşuyorsun. Vay be, bu ne dostluk? Seneler geçtikçe bu ne lahana turşusuymuş diye sormaya başladık kendi kendimize. Meğerse düğün falan yokmuş, eniştem sadece öpmek için öpüyormuş o dönemlerde bizi, onu da en azından anlamış olduk.

Kültür antlaşmaları, ikili ilişkiler derken Cunta döneminde değişen kanunlar ve bozulan ilişkiler. Ama buna rağmen yine haksızlıklar had safhaya, Yunanistan’ın AB'ye, ki o zamanlar ortak pazara üye olmasından sonra gerçekleşiyor. Yani 1981'den sonra. Şimdi bu lahana turşusunu da geçti, bu sirkeli olandan. Yahu diktatörlük geçirmişsin, azınlık üzerine yeni kanunlar çıkartmışsın, o zaman neden demokrasi yıllarında Azınlığa karşı olan haksızlıkları had safhaya taşıyorsun? Düşündürücü değil mi? Ha, bu arada unutmadan şunu da ekleyelim, Cunta döneminden kalmış olan bir çok kanun da hala uygulanmakta, onları bir türlü bir rafa kaldıramadılar. Sadece 19. madde iptal edildi, o konuda da AB'ye rezil olunduktan sonra.

Rodos ve İstanköy’de yaşayan Türklere farklı Batı Trakya’da yaşayanlara farklı bir siyaset uygulayan devlet, nitekim seneler boyu deneme tahtası olarak kullandığı Azınlık'tan şunun farkına vardı: İşin içine serbestlik girip para bollaşınca, meğerse Yunan kültürüne ilgi daha da fazlalaşıyormuş. Mesela güzel Yunanca bilmenin bile bir ayrıcalık olduğu 80'li yıllarda, Rodos’ta azınlık okulunun kapanmış olması ve evlerde konuşulan Türkçenin azalması sebebiyle, adalarda yaşayanlara ana dillerini unutturdular. Burada ise tam tersi, otobüste biletçi bile insanımıza Türkçe konuşuyordu. Burada asimile baskı ile yapılmaya çalışılırken adalarda imrendirerek ve bizdensiniz mesajları verilerek yapılmaya çalışıldı. Adalarda daha hızlı bir başarı elde edildiğinden dolayı aynı politikayı burada da uygulamaya çalıştılar. Yeni nesiller belki biraz değişti, ama toplum üzerinde daha önceleri uygulanmış olan baskılar hiçbir zaman unutulmadı. Güven yıkılmıştı bir kere, ne kadar toparlamaya çalışsan da her zaman aşırı sağcılar ve milliyetçiler, kısacası derin devlet eskileri hatırlatmaya yetip de artıyordu bile.

Derken aşırı milliyetçi siyasi partiler türemeye başladı, tek sorunları ve dertleri onlardan olmayanlara zarar vermekti. Bu senelerce sürdü, en son da tabii Altın Şafak Partisi'nin yaptıkları akıllarda kaldı. Nitekim sağ geldi ve bir sağ kroşe ile solun yapamadığını yaptı ve Altın Şafağı dik aşağı etti. Bravo dedik ama içimizden. Belli mi olur?

Nitekim haksız da çıkmadık. Şimdi de yüzüne gülüp de arka planda oyun oynayan, AB'ne sevimli ve azınlıkların hizmetkarıymış gibi görünmeye çalışan bir hükümetimiz var. Adamlar çıkıp "azınlığın öğretmenlerini de imamlarını da biz ödüyoruz" dediklerinde salonda öyle bir alkış kopuyor ki... Bilmeyenler için doğru tabii ki, sistemin içinde olduğunda da bu tiyatroyu oynamasını çok iyi öğreniyorsun. Bunu ne yalan söyleyelim, beceriyorlar da.

Biz de, küçükken büyüttüğümüz ve kucağımıza aldığımız o sevimli buzağıyı arıyoruz  hala, kucağımıza alırız ve kaldırabiliriz gibimize geliyor herhalde. Buzağı koskoca dana oldu, biz hala orada onun başında belki diyerekten durmaya devam ediyoruz. Aslında bizim sarı öküzler bir bir gidiyor da biz farkında değiliz. Ya, hepten öküzledik ya da olduğumuz yerde ve mevkilerde tökezledik.

Harekette bereket olduğunu mu unuttuk, yoksa kendi değerlerimizi mi?

Biz burada var oldukça, aşırı milliyetçi siyasi partiler olsa da olmasa da kamuoyu oluşturmak için, yapılan yanlışları ört bas etmek için, daha fazla oy alabilmek için her zaman bu azınlığın haklarından yararlanacaklar ve haksızlıkları bazen tereyağından kıl çekermiş gibi, bazen de korkutarak yapmaya çalışacaklar. Yani ha Hrisi Avgi ha Miso Avgi ha Miço Avgi ha Siro Avgi, sonuçta devlet politikası Derin Avgi.

Şafak sökmeden neler söker bu insanoğlu isterse, diyerekten bitiriyorum bu haftaki yazımı da.

Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalın…

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr