Hafıza-i beşerin ölümü

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldü, şimdi tamamen malul. Her tarafı sakat hafıza, artık hiçbir işe yaramaz hale geldi.

Hafıza-i beşerin ölümü

“Önce söz vardı”. Yazıdan önce söz. Sözü (bilgiyi) kaydetme aracı hafıza; flash hafıza değil, beşerî hafıza. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldü ama ne fark eder? Yazı, bilginin nesilden nesle aktarımı konusunda araçtı, ama yazıyı bugün okuyanla yarın okuyan aynı şeyi mi anlıyordu? Bugün farklı bir şeyi anlayan dünü unutmamış mıdır? Hafıza-i beşer nisyan ile malul, ama pirüpak bir hafızanın malul olması da kimseyi ırgalamasa gerek. 

Sonra yazı icat edildi; “söz uçtu, yazı kaldı”. Söz uçtu, çünkü pirüpak hafıza kirlendi. Bilgi yaratmanın zevkine varmış beşer, bu zevke doyamamış adeta ilahı kıskanırcasına yarattığı bilgiyi yazıya döküyor, yarattığının güzelliğine bakmaya doyamıyordu. O yazı ki, medeniyetler doğurmuş, tarihi ortaya çıkarmış. Tarihi yazanlar, tarih tarafından yazılacaktı da. Hafıza-i beşer kirlenmişti artık. Kimsenin de birkaç lekeden rahatsız olacak hali yoktu bakarsanız. Bizi bilgiye yakınlaştıran bu müthiş icat, varsın peşinde lekeler bıraksın.

Lekeler çoğaldı, teknoloji vücut buldu. Geçmişin leke bırakan icadı yazı, lekeli yeni bir icadı meydana getirdi: Teknoloji. Teknolojiyi meydana getiren iki basit unsurdu. Tekhne (τέχνη) ve logos (λόγος). Tekhne’nin, yazının hüküm sürdüğü Antik Yunan’daki anlamı ise biraz çetrefilliydi. O dönem tekhne hem sanattı hem zanaattı hem de teknikti. Sanat ve zanaat beraberinde zahmeti gerektirir. Sonrasında ise onca zahmete değmiş bir eser. Yazan insan, yaşadığı dönemde, yalnızca tarih, felsefe ve bazı diğer ilmi eserlerin yanı sıra, sanat ve zanaat eserleri de meydana getirebiliyordu. Filozof, ürettiği bilginin zevkini sürerken, sanatkâr yaptığı resmin, zanaatkâr da günün sonunda yaptığı sandalyeye bakarak keyif sürüyor. Teknolojiye ise tekhne’nin tekniği kalmış. Sanattan sanatkâr, zanaattan zanaatkâr, teknikten ise çıksa çıksa teknisyen çıkar. Teknisyen, ne kadar zahmete katlanırsa katlansın günün sonunda yaptığı işe bakıp keyif süremez. Teknisyen, İlah’ı kıskanırcasına bir şey meydana getiremez çünkü. Seri üretimi meydana getiren teknolojinin üretimi meydana getiren kısmında bir enstrüman olarak duruyordur. Zanaatkârın yaptığı sandalye kendisine aitti ve tekti. Teknolojinin yaptığı ofis sandalyesinin ise kime ait olduğu belli değil ve birbirinin aynısı yüz bin tanedir.

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldü, şimdi tamamen malul. Her tarafı sakat hafıza, artık hiçbir işe yaramaz hale geldi. Hafızayı teknoloji sakatladı, ama teknoloji öyle bir şey ki kendine yeni bir hafıza yarattı: Flash hafıza. Beşerin hıfzetmekte zorlandığı ne varsa artık flash hafızada mahfuz. Hafızanın sakatlanmasıyla, beşerin İlah’ından miras kalan son şey olan ‘söz’ artık yok. İlahi erdem kâğıtta da tezahür edemeyecekti. Televizyonlar, radyolar çıkmış sakat hafızanın taşımakta zorlamayacağı kadar külden hafif enformasyonla ikmal ediyor hafızanın tüm boşluklarını.

Sonra o sakat, ağır aksak hafıza tüm ağırlıklarını dışarı atıp, oluşan hafiflikle ayağa kalkarak külden hafif, ama kül kadar sevimsiz ve tatsız ne varsa dışarı boşaltıyor. Yüce bir yaratma duygusundan, sakatlığını gururuna yedirememişçesine büyük bir hadsizlikle içerisindeki lekeleri etrafına bulaştırıyor o yaşlı ve sakat hafıza

Yazının yükselişinden beri kendini üniversitede var eden hafıza artık üniversiteye gidemeyecek kadar yaşlı ve sakat. Gözleri de görmüyor. Katıldığı ‘Meet’inglerde etrafı görmek için ‘Zoom’ yapmak zorunda. Kendi kendini bitiren hafıza -artık hafıza da demeyelim, beşer- zahmetsiz bilginin tadını çıkarıyor. İhtiyar, hasta ve sakat haliyle üstelik hiçbir zahmete katlanmadan artık bir şeyleri de değiştiremeyecektir, ama umurunda da değildir. “Kaç defa geleceğiz bu dünyaya?” dercesine hiçbir şey yapmadan, yaratmadan keyfine bakar ömrünün son yıllarında. 

Ve saat ‘tiktok’-‘tiktok’ diye ilerler, son demler yaklaşır. Kuşların sesi bile güzel gelmemektedir, ‘tweet’-‘tweet’ kulak tırmalarlar. Beşer ise ‘Instagram’ kamerasıyla çektiği fotoğraflara son bir defa bakar ve ölür. 

Alın size “gerilemeci tarih anlayışı”!

Benzer Haberler
Kavram karmaşaları: Medeniyet
Köşe Yazıları

Kavram karmaşaları: Medeniyet

8 Haziran 2021
Yunanistan’da sosyolojinin sosyolojisi?
Köşe Yazıları

Yunanistan’da sosyolojinin sosyolojisi?

23 Eylül 2020
Ne kadar moderniz?
Köşe Yazıları

Ne kadar moderniz?

18 Eylül 2020
İyi olmak, kötü olmak ve bilmek üzerine
Köşe Yazıları

İyi olmak, kötü olmak ve bilmek üzerine

10 Eylül 2020
Ölümsüz Kimlikler
Köşe Yazıları

Ölümsüz Kimlikler

2 Aralık 2015
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr