Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Hakikati yalan, yalanı hakikat vaftiz ederek bir yere varılamaz!

Yalan, hızla yayılan bulaşıcı, amansız bir hastalık gibi her tarafı sarmış durumdadır. Ülkemizde özellikle Müslümanlık ve Türklük söz konusu olduğunda, yalancıl

Köşe Yazıları 13 Temmuz 2014
Hakikati yalan, yalanı hakikat vaftiz ederek bir yere varılamaz!

Yalan, hızla yayılan bulaşıcı, amansız bir hastalık gibi her tarafı sarmış durumdadır. Ülkemizde özellikle Müslümanlık ve Türklük söz konusu olduğunda, yalancılık daha kronik bir hal almaktadır. Özellikle günümüzde gittikçe ses tonu yükselen ve en tepedeki yöneticilerin ağzından tekrar edilir bir vaziyet almıştır.

Söylenen yalanların yer tutmadığı, kimsenin inanmadığı kesinlik kazandığı için bu yalanlardan medet umanları da büyük bir telaş sardığını görülmektedir. Bunun için tedbir olarak yalanlarını daha profesyonel, daha kollektif ve daha yüksek sesle söyleme ihtiyacını hissederler. Tecrübe ile sabit oldu ki, memleketimizde zamanla profesyonel yalancılar çoğaldı ve hakkı-gerçeği yok etme pahasına yalanı bir meslek haline getirerek kurumsallaştırdılar. Burada bugüne kadar şöhret bulan yalanların sebep ve çeşitlerinin detaylarına girmeden sadece birkaç çarpıcı örnek üzerinde durarak genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Yüzyılımızın en meşhur yalanlarından biri, “Yunanistan’da Türk yoktur.” yalanıdır. Bir diğer büyük yalan da Türklere isnat edilen “soykırımlar” yalanıdır. Yunanlı politikacıların evrensel ve bölgesel yalanları tabii ki sadece bunlarla sınırlı değildir. Örneğin, tüm dünya devletlerinin bağımsız kabul ettiği ülkeleri sözde devlet (psevdokratos), bütün Müslümanların tanıdığı seçilmiş müftüleri sözde müftü (psevdomuftis) ilan ederek gerçekleri görmemek için kendi yalan dünyalarında ısrar ederek her fırsatta başlarını kuma gömüyorlar. Güneşi balçıkla sıvamaya çalışıyorlar. Kendilerinin bile inanmadığı bu mesnetsiz, dayanaksız yalanları, gerçekleri bilen ve yaşayanlara kabul ettirmeleri imkansızdır.

Ancak, minareyi çalan kılıfını uydurur misali, yüz küsur yıldan beri Yunan topraklarında ecdadımızın bıraktığı her türlü maddi-manevi mirası nasıl bir kıyımdan ve soykırımdan geçirdiklerini anlatmaya ne dil ne de kalem dayanabilir. Adeta 1000 yıldan beri devam eden İslam-Türk düşmanlığının intikamını alırcasına vahşice davranılmıştır ve davranılmaya devam edilmektedir. Bu zihniyet, halen bütün şiddetiyle Yunanistan’da artakalan Türk ve İslâm eserlerini ortadan kaldırmak için gece-gündüz uğraşmaya devam ediyor. Hükümetler her fırsatta bu yönde kanunlar hazırlıyor. Yöneticiler de harfiyyen uyguluyorlar.

Bir yandan bizden özel olarak yetişdirdikleri işbirlikçileri kullanarak yapmak istediklerini kendi ellerini fazla kirletmeden rahatlıkla yapmaktadırlar; diğer yandan yargı organları Türk kelimesinin kullanımını ve Türklüğü hatırlatan ne varsa her şey mahkeme kararlarıyla yok saymaktadırlar. Büyüklerinin insafsız tutumlarını örnek alarak ve kendi milli duygularını tatmin etmek için öğretmenler, basın yayın mensupları bir adım daha ileri giderek Batı Trakya Müslüman Türklerine karşı yalan, iftira ve tehditlerini her fırsatta savuruyorlar. Bu şekilde memleketlerine ve milletlerine daha iyi hizmet ettiklerini düşünüyorlar.

Ülkemizde bazı çevrelerin inatla ve ısrarla böyle bir yolu izlemelerinin gerçek sebeplerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Tarih boyunca ürettikleri yolsuzlukları, hukuksuzluk, adaletsizlik ve çürümüşlüklerini örtbas edebilmek için böyle bir yola başvuruyor olabilirler. Meydana getirilen bu kaosun içinde “hukuk-adalet” yok mu oldu, “doğrular” tamamen kayıp mı oldu diye beşer olarak endişeye kapılmadan edemiyoruz.

Böyle durumlarda en büyük tesellimiz, yalanın zulmün ve adaletsizliğin gelip geçici olduğudur. Dünya tarihinde bugüne kadar hiçbir memleket yalan ve zulüm ile ebedi olarak payidar olamamıştır. Doğru ve adalet, hakikatte var oldukları için hiçbir zaman tamamen kaybolmazlar. Yalan ve haksızlık hedef aldığı toplumun üstüne bir müddet sis bulutları gibi çöker, belirli bir süre belki etkili olur gibi görünür, ancak bilahare sis bulutları yani yalan ve zulüm dağılıp yok olunca, doğrular ve adalet yine gerçek yerini bulur.

Yalanı hakikat, hakikati yalan vaftiz ederek bir başarı elde etmek imkansızdır. Bugüne kadar hiçbir yalan hakikati yok etme gücüne sahip olamamıştır. Yahudi ve Hristiyan din tahrifçilerinin 2000 küsur yıldan beri dinlerine soktukları Allah, Peygamberler, yaratılış ve ahiret ile ilgili yalanlar gerçeği hiçbir zaman değiştiremediği gibi, tarihçilerinin ve toplum bilimcilerinin bilim ve tarihe soktukları yalanlar da gerçekleri değiştiremeyecektir.

Bunun için zaman zaman üstümüze çöken yalan ve haksızlık bulutları bizi fazla ürkütmemeli ve ümitsizliğe sürüklememelidir. Şüphesiz yalanlar doğru gibi göründükleri ve haksızlıklar toplumları ezdiği müddetçe tesirleri vardır. İnsanlar tereddütlere ve sıkıntılara sürüklenebiliyor. Ancak bu durum fazla sürmez. Özellikle yalanlarla ve haksızlıklarla mücadele eden erler var oldukça, sayıları ve samimiyetleri oranında bu süre kısalır. Gerçek olmayan her şey gibi yalanın ve haksızlığın da ömrü kısalır. Gerçek olmadıkları için de bunların üzerinde sağlam bir bina kurulamaz. Bu sebeple yalan, akıllı insanlardan oluşan toplumların hakikaten sağlam bir şeyler yapmak isteyen toplumların kullanacağı malzemelerden değildir. Akıllı insanlar, yalanın yalan olduğunu bilir ve yine akıllı oldukları için onun üzerine herhangi bir şey kurmaya kalkışmazlar.

Bilinen bir gerçektir ki insanın kendini akıllı, çok akıllı, herkesten akıllı zannetmesi bir nevi aptallıktır. Onun için yalan söyleyenler kendilerini çok akıllı zannetmektedirler. Halbuki sahiden akıllı olsalar hiç yalan söylerler miydi? Akıllı yalan üzerine bina kurmaya hiç kalkışırlar mıydı? Çünkü bilirlerdi ki bu gerçek dünyasına bir yalanı oturtmak her babayiğidin başarabileceği bir iş değildir. Ne kadar tertipleseler, ne kadar zor kullansalar, ne kadar süsleyip püsleseler bir taraftan yine mutlaka sırıtacaktır. O süslü yalanların arkasında duran gerçekler çok geçmeden görünecek ve kısa bir zaman doğru gibi görünen yalanın yalan olduğu anlaşılacaktır. Tıpkı zifiri karanlıklardan sonra şafağın sökmesiyle herşey nasıl ayan beyan oluyorsa, aynı şekilde gerçekler karşısında yalanlar da buz gibi eriyip yok olacaktır.

Akıllı insanlar sağlama giden insanlar oldukları için yalan söylemez. Yalancı ise çürüğe gider ve yalanla beraber çürür yok olur. Onun için yalan söyledikleri meydana çıkmış insanların ve toplumların itibarları da yok olur. Bu zihniyette olanlar uydurdukları yalanların hızla yayılacağından ve gerçeklerin kaybolacağından emin oldukları için kendilerine karşı böyle bir hileye başvurabiliyor. Ancak ettikleri sonuç hüsrandan başka bir şey değildir. Onun için yalanın hızla yayılmasından, gerçeklerin kaybolmasından endişe eden insanlar üzülmesinler. Ümitsizliğe kapılmasınlar. Yalanlar doğru gibi göründükleri müddetçe tehlikelidir. Ama uzun zaman doğru gibi görünmeleri de imkansızdır. Doğrular ve gerçekler onları kısa zamanda siler süpürür ve ortadan kaldırır.

Burada yalandan rahatsız olanlar ve yalanın zararlarından korunmak isteyenlere çok büyük görevler düşüyor. Yalancıların, iki yüzlülerin maskelerini düşürmek, onları deşifre etmek ömürlerini kısaltır ve onları etkisiz hale getirir. Bu konuda çok gayret etmek gerekiyor. Yalancılarda, iki yüzlülerde ve işbirlikçilerde var olan cüretin karşısında, bu vasıfları kendilerine yakıştıramayan ve rahatsız olanlarda kat kat daha fazla cesaret ve kuvvet olması gerekir.

Son olarak söyleyeceğim şudur:  Gün gelir bütün gerçekler ortaya çıktığında, bu koca yalanları uyduranlar ve bunlardan medet umanlar, Akropolis tepesinde Parthenon tapınağı önünde tarih boyunca söyledikleri yalanlarına pişman olarak ağlayacaklardır.  

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr