‘İskeçe Karnavalı’ bir Helenleştirme projesidir

Batı Trakya Müslüman Türklerini Helenleştirme projeleri 1960’lı yıllarından sonra hız kazanmış, 1967 albaylar cuntası dönemlerinde zirve yapmıştır. Yunanistan,

Köşe Yazıları 24 Şubat 2019
‘İskeçe Karnavalı’ bir Helenleştirme projesidir

Batı Trakya Müslüman Türklerini Helenleştirme projeleri 1960’lı yıllarından sonra hız kazanmış, 1967 albaylar cuntası dönemlerinde zirve yapmıştır. Yunanistan, İkinci Dünya Savaşından sonra, uzun yıllar süren iç savaş ve karışıklıklar neticesinde B.Trakya Müslüman Türklerinin yok olacağını, asimile olacağını veya zulüm ve baskılara dayanamayarak Türkiye’ye göç edeceğini düşünmüştür. Bütün olumsuz şartlara rağmen, varlığını ve birliğini muhafaza etmesi, asimilasyoncu zihniyeti, B.Trakya Müslüman Türklerini Helenleştirmek için bir takım insanlık dışı kararlar almaya itmiştir.

Türk Azınlık düşmanı zihniyet, bütün azınlık konularında ruh ve beyin rolünü oynayan İstanbul Rum Patrikhanesinin akıl hocalığıyla alınan en önemli kararlardan bazıları şunlardır:

B.Trakya Müslüman Türklerinin gelecek nesillerini, İslâm-Türk tarihi ve kültürü ile yetiştirebilecek eğitimcilerden, hocalardan ve müftülerden yoksun bırakmak, Anavatan Türkiye’de dinî ve millî hasletlerle donanmış ehil din hizmetlilerinin ve eğitimcilerin yetiştirilmesini engellemek, müftülükleri cemaatleri ve vakıfları işgal etmeki... Bunun için Yunanistan, Suudi Arabistan ve Mısır gibi Selefi ve Vahhabi zihniyetli İslâm ülkeleriyle, müftülükleri, medreseleri ve camileri işgal edecek, Helenizm’e hizmet edecek Feto tipi mankurtlar yetiştirmek için anlaşmalar yapılmıştır.

Bunların yanı sıra, B.Trakya’nın demografik yapısını değiştirmek, Müslüman Türklerin ve İslâm-Türk eserlerinin yoğun olarak bulunduğu İskeçe ve Gümülcine gibi şehirlerin görüntüsünü bozmaktır. Bunun için bazı camileri tamamen ortadan kaldırdılar, şehirlerde kalan camilerin dört-bir tarafından yollar geçirerek, camilerin avlularını ve hazîrelerini daralttılar veya tamamen ortadan kaldırdılar.

B.Trakya veya İskeçe ve Gümülcine dendiği zaman, birer Türk-İslâm eseri olan, minareleriyle, saat kuleleri ve camileriyle Müslümanlık ve Türklük akla geliyor. Bu imajı ve görüntüleri silmek için de başta İskeçe olmak üzere, Yunanistan’ın her tarafından plânlı ve programlı bir şekilde sık-sık seyahatler organize edebilmek için, 1965 yılında İskeçe’de karnaval etkinlikleri münasebetiyle çeşitli kutlamalar ve etkinlikler düzenlenmesine karar verilmiştir. Bu uzun giriş, İskeçe karnaval etkinliklerinin nasıl plânlı programlı bir proje olduğunun daha net anlaşılması içindi. B.Trakya’da olup bitenleri bir bütünün parçaları olarak görmezsek, resmin bütününü kavrayamayız.

Bizleri fazla komplocu olarak suçlayanlar, bu konuda sadece şu soruya mantıklı bir cevap versinler, komplocu olduğumu ispat etsinler.  Örneğin, İskeçe Karnavalı neden daha fazla Hıristiyanların yaşadığı Dedeağaç, Kavala, Drama veya Seres’te yapılmıyor da İskeçe’de yapılıyor. Oysa Dedeağaç ve Kavala hem daha turistik hem de bu tür organizasyonlar daha rahat yapılabilir. Kaldı ki bu organizasyonların uzun yıllar akıl hocalığını yapan, ırkçı, faşist, İslâm ve Türk düşmanı T.Musopulos gibiler, İskeçe karnavallarının yukarıda izah ettiğim gaye ve sebeplerle düzenlendiğini defaatle itiraf etmişlerdir. İskeçe’nin Osmanlı imajını silmek için yıllardan beri yırtınıp duruyorlar. Oysa İskeçe bütün ihtişamıyla, göklere yükselen minare ve ezan sesleriyle ve şehrin meydanında bir Osmanlı imzası olan saat kulesiyle yüzyıllara meydan okuyor.

Karnavalların geçmişi, tarihi, kaynağı ve felsefesiyle burada fazla ilgilenmeyeceğim. Bu konuda daha önceden yazmış olduğum eski yazılarıma bakılabilir. Burada yalnız şu kadarını ifade etmeden edemeyeceğim. Karnaval kültürü eski Yunan politeist putperest pagan kültürüne dayanmakta olduğunu bilmemiz yeterlidir. Yunan mitolojisinde şarap tanrısı olarak bilinen Dionisos adına düzenlenen etkinliklerin devamı, günümüzdeki karnavallardır. Aslında Hıristiyanlıkla da uzaktan yakından bir alâkası yoktur. Tıpkı Noel ve Valentin kutlamaları gibi tahrif edilmiş Hıristiyanlığa sonradan sokulan bidat ve hurafelerden ibarettir.

Milâdi 624 yılında düzenlenen 6. Konsilde karnavallar, Hıristiyanlık dışı putperest pagan bir inanış olarak kabul edilmiş ve kutlayanlar kâfir olarak nitelendirilmiştir. 1957’de Atina Başpiskoposluğu Kutsal Sinod’u da karnavalların Hıristiyanlığa aykırı olduğunu beyan eden ve yasaklanması gereken rezil ve maskara etkinlikler olduğunu karara bağlamıştır. Hal böyle iken, Patrikhane’nin  B.Trakya’daki Mitropolitleri İslâm ve Türk düşmanlığı söz konusu olunca avaz avaz bağırırken, karnaval rezillikleri ve maskaralıkları karşısında dilsiz şeytanlar kesiliyorlar.

Karnavalların bizimle alâkalı ve bizi ilgilendiren kısımlarına gelince, -konunun ehemmiyetine binaen- çok dikkatli olmak gerekiyor. Zira bu işin dinî, itikadî, tarihî ve kültürel boyutları vardır. Öncelikle şu ayırımı yapmamız gerekiyor. Karnavallar münasebetiyle kurulan ve iki-üç hafta süren çarşı, pazar ve sergiler ile, bu yıl 10 Mart gününe rast gelen son pazar günü düzenlenen karnaval geçidi rezaletleri ve maskaralıklarını ayırmak gerekiyor.

Burada bahse konu olan son pazar günündeki geçit törenleridir. Hiçbir dinin ve hiçbir ahlâkın asla tasvip etmeyeceği, giyim, kuşam ve takı rezaletleri, hayvanları bile utandıracak eğlence tarzları, bütün insanî değerleri ayaklar altına alan maskaralıkları yapmak ve iştirak etmek dinen ve ahlâken sakıncalıdır. Bu tür eylemler ve etkinlikler bizim tarihimiz ve kültürümüzle asla bağdaşamaz. Eski Yunan putperest pagan kültürünü taklit etmek, tasvip etmek veya onaylamak inancımız ve değerlerimizle bağdaşmaz. Bu tür çirkin ve rezil eylemler karşısında bir Müslümanın takınacağı tavır bellidir. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi: “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğz ediniz.” Bir kötülüğü elimiz ve dilimizle değiştiremiyorsak, hiç olmazsa kalbimizle buğz ederek tasvip etmekten onaylamaktan ve katılımlarımızla destek vermekten sakınalım.

Karnavalların aynı zamanda bir ekonomi pazarı olduğunu da unutmamak gerekiyor. Karnavallar münasebetiyle kurulan pazarlara ekonomik destek vermek, bu etkinlikleri endirekt olarak da onaylamak, tasvip etmek ve devamını sağlamak anlamına gelme ihtimali olduğu için temkinli davranmak gerekiyor. Aynı alışverişleri, imkânı varsa başka zamana bırakmak daha uygundur. Ancak karnavallara destek için değil, sırf alışveriş için sergileri gezmek veya sadece bu dönemde Yunanistan’ın farklı şehirlerinden gelen pazarcı ve sergiciler, aradığınız şeyleri başka zamanlarda ve başka yerlerde bulmak mümkün değilse, o alışverişler yapılabilir. Bu pazarlarda ve sergilerde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, karnaval sembolleri, maskeler, giysiler, takılar ve boyalardan uzak durmak gerekiyor.

Çocuklar için de aynı şey geçerlidir. Daha önce aldığımız, top, balon, araba gibi oyuncakların her türünden bu sergilerden de alınabilir. Az önce belirttiğim gibi, karnaval sembolleri takılar, canavar, cadı, eşek, ayı, domuz ve diğer maskelerden uzak durmak gerekiyor. Çocuklara ikna edici uygun bir dille bunların inancımızla, değerlerimizle bağdaşmadığını anlatmalıyız. Allah’ın bizim şeklimizi de, yüzümüzü de boyamızı da en güzel bir şekilde yarattığını, bu yarattığını beğenmemek, çirkinleştirmek bize yakışmaz, Allah’ın gücüne gider. Bu çirkinliklerin, başka dinlerin,  başka  kültürlerin ürünü olduğunu anlatabilirsek bu tür tehlikeli gibi görülen zamanları, çocuklarımıza farkındalık eğitimi vererek dinlerine ve kültürlerine daha bilinçli bir şekilde bağlanmalarına vesile olabiliriz. Bu konularda cami hocalarımıza ve öğretmenlerimize büyük görevler düşmektedir.

Burada ilkokul ortaokul lise ve medrese hocalarına da büyük görevler düşmektedir. Bilhassa ilkokul müdürlerimiz, karnavallar münasebetiyle Hıristiyan bazı daskaloslar, eğitimin bir parçası olmadığı halde, bu putperest pagan kültürü azınlık ilkokullarımıza sokmak için olağanüstü çaba sarf etmektedirler. Çocuklara maskeler aldırıyorlar, sınıfları karnaval sembolleri ve renkleriyle donatıyorlar. Özellikle okul öncesi eğitimde de anneler babalar çok dikkat etmelidir. Karnaval kutlamaları ve süslemeleri eğitimin bir parçası değildir. Böyle bir kutlamayı dayatmak, anayasaya ve uluslararası antlaşmalara tamamen aykırıdır. Karnaval kutlamaları için verilen izinler ve okulların tatil edilmesi de kanunlara aykırıdır.

Son olarak şunu belirtmek isterim. Coğrafya bir kaderdir. Bunlarla beraber yaşamak bir kaderdir. Buradan kaçamayız ve kurtulamayız. Kendimizi, ailemizi, nesillerimizi, dinimizi, tarihimizi ve kültürümüzü canımız pahasına korumak millî ve dinî görevimizdir. Hangi coğrafyada, nasıl bir yönetimin altında, ne tür oyun ve tezgâhlarla karşıya olduğumuzu bilirsek, bu farkındalığımızı bütün Bizans oyunlarını boza boza muhafaza eder ve gelecek nesillere daha sağlam bir şekilde aktarabilirsek, bizi ne karnaval bozar, ne Noel bozar ne de Paskalya bozar. Kendimizi, kültürümüzü, tarihimizi ve bütün mukaddes değerlerimizi bugüne kadar nasıl muhafaza ettiysek bundan sonra da muhafaza etmeye devam edeceğiz.

En başta Allah’ımıza güvenelim, kendimize güvenelim, dinimize, tarihimize ve kültürümüze güvenelim. Zafere erenler sabredenler ve şükredenlerdir.

Benzer Haberler
Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr