İslâm’da savaş ve barış

İslam denilince fizik-metafizik, ruh-beden, din-bilim, azimet ve ruhsat, normal ve anormal, hukuk ve hukuk dışılık, savaş ve barış bileşenleri akla gelmelidir.

Köşe Yazıları 11 Ekim 2012
İslâm’da savaş ve barış

İslam denilince fizik-metafizik, ruh-beden, din-bilim, azimet ve ruhsat, normal ve anormal, hukuk ve hukuk dışılık, savaş ve barış bileşenleri akla gelmelidir. Ancak insan için hayat, sadece bu alanlardan ibaret değil, zamanla aşınma ve yıpranma, yani entropi, kâinat, yerküresi ve tüm varlıklarla hem ayrı ve hem de beraber olma gibi bir özelliğe de sahiptir. Çünkü insan hem birey ve hem de aynı zamanda toplumdur. Zira toplum olmadan ve devlet bulunmadan birey hayatı olamaz.

Böylece kâinat ve yerküresi denge kanunlarına tabi tutulmuştur. Bütün bu kanunları, din ve bilim kanun ve kurallarını da koyan Allah, koymuştur. Onun için üst kanunlar diyebileceğimiz bu alanlar ve onların çalışma şekiller anlaşılmadan İslam'da savaş ve barış anlaşılmaz. Mesela canlılar arasında bütün türler bir diğer tür ile dengelendiği halde (kurtlar ile koyunlar dengelenir, koyunlar ile de otlar dengelenir. Kurtlar çoğalır koyunlar azalır, kurtlar azalır koyunlar çoğalır. Koyunlar çoğalır, otlar azalır; koyunlar azalır, bu sefer de otlar artıp çoğalır. ) insan, akıllı bir varlık olmasıyla onu dengeleyecek bir canlı varlık bulunmadığından, insan iyi insan ve kötü insan sıfatlarıyla iyiler ve kötüler kendi aralarında savaşmaktadırlar. Savaşın ana nedeni bu olduğu için burada böyle bir özet vermek zorunda kaldık.

İnsan hayatında hastalık ve sağlık vardır; savaş ve barış vardır. Fakat Kuranda da belirtildiği gibi (Nisa 4/ 128) sulh ve barış, daha hayırlı olduğu için, asıl ve esas olan, barıştır, savaş ve hastalık ise arızi ve geçici bir haldir. Asıl olan, esas olan ve devamlı olan bir şey, arızi ve geçici olan gibi değildir. İnsan hayatında asıl ve esas olan unsurlar, temel teşkil ederek düzen ona göre kurulur. Onun için İslam’da temel esas tüm insanlar arasında barışın ve barış düzeninin bulunması ve kurulmasıdır.

Zeki Mesud Alsan "Yeni Devletler Hukuku" adlı eserinde (s.17) "Eski zamanlarda devletler birbirinden uzak yaşıyorlardı. Yan yana yaşayanlar da bir mücadele içinde bulunuyorlar ve biri diğerini yenerek onun yerine geçinceye kadar çarpışıyorlardı", diyor. Buna göre toplumlar ve devletlerarasında hep düşmanlık esastı. Hâlbuki bu konuda temel esas, barış ve barış düzeni olmalıydı. İşte bunu sağlayan da evrensel bir mesaj olan İslamın (A’raf 7/ 158; Sebe 34/ 28) ve İslam Peygamberinin bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmesidir. “Biz, seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 21/ 107. İşte bunun için İslam düzeni, rahmet düzeni, barış düzeni demek olur. Barış düzeni, rahmet düzeni veya barış hayatı demek, hukuki hayat, kanun ve kural, tüzük ve yönetmeliklerin yani sözleşmelerin geçerli olduğu bir hayat demektir. Zaten onun içindir ki, hukukun bittiği yerde savaş başlar.

Türkçemizde var olan bu "savaş" kelimesi, iki taraf arasında meydana gelen silahlı çatışmaya denir ki, buna Kuran dilinde "kıtal" derler. Bu kelime tam bir savaş halini dile getirir. Şu ayette hem bu durum, hem de İslam'da savaşın bir sebebi açıklanmaktadır: "Saldırıya uğrayan Müslümanlara, bu zulme uğramaları sebebiyle savaşa izin verilmiştir. Şüphe yok ki Allah'ın onlara yardım etmeğe gücü yeter." (Hac 22/ 39)

Öyleyse İSLAMDA SAVAŞIN SEBEBİ ZULMÜ ÖNLEMEKTİR, diyebiliriz.

İslam'da savaşın ikinci sebebi de dini temsil ve tebliğ görevine mani olmaktır. "...İşte bu Kuran, bana, onunla sizi ve erişip ulaştığı herkesi uyarayım diye vahyolundu..." (Enam 6/ 19). Ey Peygamber! (ondan sonra da birey-toplum, fert ve devlet olarak bütün Müslümanlar!) Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir." (Maide 5/ 67) Cassas'ın dediği gibi risalet (El-Cassas Ebû Bekir Ahmed b. Ali er-Râzî, Ahkâm-ül Kuran, Beyrut-T.Y. I, 68; Krş. Elmalılı, Hak Dini, I. 491), imametin (yani idare ve yönetme işinin) en yük mertebesi risalettir. Madem imamet-yönetim ve risalet, dini temsil ve tebliğ görevleri bu kadar önemli, din tebliğ edilmedikçe bu görev yerine getirilmemiş oluyor. Onun için tebliğ görevine mani olmak da bir savaş sebebidir. Kuranda tüm hayat mücadelesini, dünyada hak ve hukuku, inanlık ve adaleti hâkim kılmayı ve savaşı da alan içine "cihad" kelimesi de vardır ki, Rağıb'ın Müfredat'ın bahsettiği gibi, bu düşmana karşı mücadele, şeytana karşı ve nefse karşı mücadeledir. Yani cihad demek, hayatta başa gelen tüm zorluk ve güçlüklere karşı göğüs gerip mücadele etmektir, diyebiliriz.

Allah, bize şu ayette de bu hayat mücadelesinin nasıl olacağını söylemektedir: "Eğer biz, dilemiş olsaydık her kente bir uyarıcı-peygamber gönderirdik. (Fakat dilemedik ve böylece seni (Resul olarak Hz. Muhammed'i ondan sonra da Müslüman hükümet ve devletleri tüm insanlığı uyarma görevini verdik) Öyle ise kâfirlere itaat etme, onlara karşı bu Kuran'la büyük bir mücadele ver. (Furkan 25/ 51-52) Öyleyse Kuran yöntemi ile yapılacak cihadı, birey ve toplum, fert ve devlet olarak, hak kanunların tüm dünyada işler hale gelebilmesi için can, mal ve dil ile gerek kalbi, beyinsel ve fikri çabalarla, mümkün olan her türlü yol ve araçlarla çalışarak, güç ve gayret sarf etmek ve elden gelen her şeyi yapmaktır, şeklinde anlayabiliriz.

Şu halde Hz. Peygamber tüm insanlığa gelince, İslamın uluslararası ilişkilerde belirleyici olan temel ilklerden birisi, tebliğ olmaktadır. Onun için İslam idaresi, en başta tebliğ amacıyla diğer devletlerle ilişki kurar. Devletin tebliğ için giriştiği bu çaba tebliğ olduğu gibi, din tebliğine engel olanlara karşı, bütün insanların yararına din ve vicdan hürriyetini sağlamak amacıyla yaptığı fiili mücadele de ayrıca bir cihaddır. (Ahmet Yaman, Serahsi, İslam Devletler Hukuku, I, 6)

Buradan şuraya varıyoruz: İSLAM DÜZENİNDE SAVAŞIN İKİCİ SEBEBİ DE İSLAMIN TEBLİĞİNE ENGEL OLMAKTIR.

Netice olarak, insanlar arasında savaş vardır ve bu durum, eşyanın tabiatında var olan bir şey olmasıyla, kıyamete kadar da devam edecektir. Fakat savaş, insan bünyesinin hasta olması gibi geçici bir haldir, devamlı değil, arızidir. Çünkü asıl ve esas olan barıştır ve barış düzenidir. Savaş hukuku ile barış hukuku farklıdır. Zaten savaş, hukukun bitiği bir yerde başlar.

İslam’da toprak için, ganimet için petrol veya başka bir menfaat için asla ve kesinlikle savaş açmak yoktur. Savaş sadece iki sebepten dolayı yapılır. Eğer zalim bir devlet birilerine zulmediyorsa Müslümanlar, bu zalimlere karşı savaş açabilirler. İkincisi de din tebliğine, din ve vicdan hürriyetine hangi toplum ve devlet engel olmaya kalkarsa ona karşı da savaş açılabilir. Ancak İslam ve onun peygamberi tüm âlemlere rahmet için gönderildiğinden, İslam düzeni rahmet düzenidir, barış düzenidir. Barış düzeni esas olup savaş ise geçicidir.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr