Kültür
Kültür

Kavram karmaşaları: Milliyetçilik

Fransızlık, Fransa topraklarında Fransız vatandaşı olmak ve Fransızca konuşmaktan ibarettir. Yunanistan’da ise Yunan olmak Yunan soyundan gelmekle özdeştir.

Köşe Yazıları 21 Haziran 2021
Kavram karmaşaları: Milliyetçilik

Medeniyet ve muhafazakârlık konularından sonra, sıra milliyetçiliğe geldiğinde bu konuya hangi ismi vermem gerektiği konusunda bir süre tereddüt yaşadım. Milliyetçilik yerine kimlik, etnisite, millet, ulus ve ulusçuluk kavramlarını da kullanabilirdim. Sanırım tek başına neden bu saydığım kavramları kullanmadığımı açıklamam bile, milliyetçilik alanında yaşandığını düşündüğüm kavram karmaşasının sebebini ortaya serecektir.

Kimlikle başlayalım. İlk önce aklıma kimlik geldi, çünkü insanlar günümüzde kimlikleri sorulduğunda verdikleri cevaplar genellikle milli kimlik eksenindedir. Günümüzde ulusal kimliklerin aşındığı söylense de, dolayısıyla Urfalı bir çiğköfte sever bile çiğköfte sever şeklinde bir kimlik edinebilirken, kimlik, birkaç yüzyıldır hep milliyet ekseninde tanımlanmaktadır.

Bu durumda belki de etnisiteyi tartışmak gerekiyordu. Sonuçta herkes etnik kökenine göre cevap veriyor. Ama bakıldığı zaman etnik köken bir şemsiyenin altında duran bir unsurdan sadece bir tanesi. Yani bir ulus-devlet çoğunlukla farklı etnisitelerin bir arada yer aldığı bir yapıdır. Ulus-Devlet olarak Fransa’da ulus kimliği vatandaşlık kimliğinden ibarettir. İçerisinde birçok etnisiteyi barındırır ama hiçbirinin önemi yoktur. Önemli olan Fransa Cumhuriyeti’nde makbul vatandaş olabilmektir. Öte yandan ABD gibi farklı etnisitelerin daha belirgin olarak varlığını sürdürdüğü bir ülkede de zamanında Anglo Uyum modeli altında ciddi bir asimilasyoncu politika uygulanmış, ardından melting pot bağlamında süslenmiş bir asimilasyoncu politika, en sonunda da çoğulculuk kabul edilse de hala bir ulusal Amerikan kimliği gururla taşınıyor. Bunun yanında bir de Yunanistan gibi tek bir etnisiteyi ulusa genelleyen devletler de mevcuttur. Fransa’da Fransızlık Fransa topraklarında Fransız vatandaşı olmak ve Fransızca konuşmaktan ibarettir. Yunanistan’da ise Yunan olmak Yunan soyundan gelmekle özdeştir. Takdir edersiniz ki dünya tarihinin hiçbir noktasında heterojen topluluklara rastlanmamıştır. Bu yüzden Yunanistan da bu gerçek karşısında heterojen birimleri Yunan soylu olduklarına inandırma yolunu izlemiştir. Aslında konu başlığı olarak etnisiteyi seçmem Nazi Almanyası, Bulgaristan, Yunanistan ve belli dönemlerde Türkiye gibi ülkeleri tartışmak için uygun ama sorunun etnisiteden daha genel bir sorun olduğu da ortada. Yani etnisite milletin tamamını kapsayan bir unsura genelleniyorsa belki de milleti tartışmak gerekecekti.

Belki de insanlar birkaç yüz senedir hangi kimlikten oldukları sorusuna milletleri ekseninde cevap veriyordu. Bu doğru ancak millet kavramıyla ilgili birkaç hususa değinmek gerekir. Millet her ne kadar batıda nation olarak zikredilen kavrama karşılık gelse de nation kavramının karşılığının ulus olmasının başka bir kavram karmaşası yaratacağı kanaatindeyim. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, nation kelimesine Türkçe’de karşılık aranırken önerilen kavramlardan bir tanesi de ümmetti. Ümmet de tıpkı Fransa’da, tıpkı ABD’de olduğu gibi birçok birimi kapsayan şemsiye bir kavramdır. Sözgelimi İslam Ümmeti deyince hangi etnik gruptan olursa olsun dünya Müslümanlarının kardeşliği anlaşılır. Kardeşlik, yani fraternité: Fransız İhtilali’nin sloganındaki üç unsurdan biri. Fakat ümmet İslam’la bütünleşmiş bir kavram. Dolayısıyla ümmet dendiğinde Hıristiyan Ümmeti bile değil yalnızca İslam Ümmeti akıllara geldiği için bunu nation’a karşılık gelecek şekilde kullanmak sakıncalı olacaktır. Millet kullanıldı bunun yerine. Ancak millet içi boş bir biçimde bir insan topluluğunu tanımlamak için kullanılan bir kavram değildir. Millet kavramı Müslümanların kullandığı bir kavram. Hz. İbrahim’in milletinden olanları diğer dinlerden ayırmak için kullanılır. Bu doğrultuda Osmanlı Devleti’nin imparatorluk haline gelmesiyle Fatih Sultan Mehmet’in farklılıkları yönetme amacıyla getirmiş olduğu millet sistemi de bu esasa göre her bir millete kendine özgü haklar tanıyordu. Nitekim buradaki milletler de dini esasa göre belirleniyordu. 

Milletin Öz Türkçe versiyonu olarak gösterilebilecek bir ulus kavramı da var. Nitekim millet-devlet demeyiz, ulus devlet deriz. Her ne kadar Öz Türkçeciliğe mesafeli yaklaşsam da Moğolcadan devşirilen ulus kavramının müstakil bir kavram olması bakımından ulusun özelliklerini kendi içinde zamanda doldurduğunu söylemek mümkün. O halde belki de ulustan bahsetmek gerekiyordu. Ama ulus en nihayetinde her zaman vardı. Ulusçuluktu belki de asıl konu. İnsanlar ulusçu olduğu için ulusal kimlik ekseninde kimlik tanımlaması yapıyor. Ancak günümüzde bu konu çok değişik bir çehre kazanmış durumda. Sözgelimi Türkiye’nin güneydoğusunda devlet kurmak isteyen birinin artık 100 sene önce olduğu gibi ulusçu değil etnisist idealler taşıdığını söylemek gerekir. İmparatorluktan kopan ulusçu, ulustan kopan ise etnisist oluyor. 

Ancak meselenin etnisite olmadığını da söylemiştik. İşte bu yüzden milliyetçilik kavramını kullandım. Milliyetçilik de, bana sorarsanız oldukça sakıncalı bir kavram. Çünkü çoğu zaman ulusçuluk yerine kullanılır. Fakat her ne kadar yukarıda eleştirsek de ulus yerine milletin kullanılması gerektiğini savunacak olanlar için milliyetçilik kavramının yerinde olmadığını, çünkü ulusun eş anlamlısı milletse, ulusçuluğun eş anlamlısı da milliyetçilik değil milletçilik olduğunu söylemek gerekir. Ancak bu kavramın bu denli müphem ve içi henüz doldurulmamış olmasından fırsatla mevcut sorunlara uyarlamayı tercih ettim. Milliyetçilik madem ne idüğü belirsiz, yani hem ulusçulara hem de etnisistlere tekabül eden bir kavram, o halde yaşanan kavram karmaşasının çatı kavramının milliyetçilik olduğunu söylemek mümkün. Milliyetçilik, içinde bunca diğer kavram karmaşalarını barındıran büyük bir kavram karmaşası.

Yukarıda milliyetçiliğin kapsamından bahsettim, ama milliyetçilik öylesine büyük bir karmaşa içerisinde ki kapsadığı bunca şeyin yanında bir de milletini sevme durumunu kapsar. Bir insanın kendini sevmesi ne kadar doğalsa, ailesini sevmesi de o kadar doğal. Aynı şekilde içinde bulunduğu arkadaş çevresini sevmesi, bununla birlikte milletini de sevmesi doğal ve sakıncasızdır. Bilakis, kendini sevmeyene şüpheyle yaklaşılır; milletini sevmeyene de ancak dünya tarihinde ulusçuluğun meydana getirdiği tatsızlıklar, çoğu zaman milletini sevmekle de özdeşleşen milliyetçiliğe yüklenmiştir. Kendi ülkesindeki azınlık grubuna zulüm etmeyi hoş gören veya kendini diğer uluslardan üstün gören ulusçu ile milletini seven insan milliyetçilik potası altında birleştirildi. Kimin kim olduğu iyice karıştı. Böylelikle ulusçuluktan dersini çıkardığı öne sürülen insanlık bu yönüyle milliyetçilik eleştirisi kisvesi altında milletini sevenleri eleştirir olmuştur. Milletini sevmemek; arkadaş çevreni sevmemek, aileni sevmemek, kendini sevmemektir. Şu an bu bilinçle yaşayan insanların da güçlü bir aşağılık veya üstünlük kompleksi altında ezildiklerini görüyoruz. Aşağılık kompleksi veya üstünlük kompleksi. Her ikisinin de kökeni kendini yetersiz görmek. Aşağılık kompleksine sürüklenenler milletleri nedeniyle utanırlar, üstünlük kompleksine sürüklenenler ise ben bu milletten değilim diyerek ne kadar yüce olduklarını deklare ederler.

Tek bir cümleyle özetleyecek olursak, “milli duygular milliyetçilik değildir” (Christophe Jaffrelot).

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr