Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Kuran'a Göre Müslümanların Gayrımüslimlerle İlişkileri

Kuran, bütün insan oğullarını, cins ve milliyetlerine bakmaksızın, saygıya layık görür ve şöyle buyurur:“Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.

Köşe Yazıları 21 Mayıs 2015
Kuran'a Göre Müslümanların Gayrımüslimlerle İlişkileri

Kuran, bütün insan oğullarını, cins ve milliyetlerine bakmaksızın, saygıya layık görür ve şöyle buyurur:
“Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.” (İsra 17/ 70)
Yine Kuran, insan oğullarını fıtratları icabı hak ve vazifelerde eşit kılmış ve şöyle buyurmuştur:
“Ey insanlar! Hakikat biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki, sizin Allah yanında en şerefli ve itibarlınız, (O'ndan saygı ila en çok) korkup (fenalıklardan) sakınanızdır. Muhakkak Allah bilir ve haberlidir.” (Hucurat 49/ 13)
Bu yüksek ruh ile Kuran, din, ırk ve rengi ne olursa olsun, insan haklarını saygı göstermeyi emretmiştir.
Kuranı Kerim, gayri Müslimleri üçe ayırır:
1-Zimmi ve anlaşmalı-sözleşme sahibi gayri Müslimler,
2-Müsteminler
3-Muharibler,
Kuran, zimmilere, aynı Müslümanlara yapılan muamele gibi muamele yapılmasını emreder ve şöyle buyurur:
“Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Şüphesiz Allah, yapacağınız şeyleri pekiyi bilir.” (Nahl 16/ 91)
Müsteminler, İslam memleketlerinde müsaade ile oturan yabancı tüccar ve benzeri kimselerdir. Bunlar zimmi ve muahedler gibi İslam idaresi altına girmiş değildir. Bunlarla belli bir süre için antlaşma yapılmış olup sözlerinde durdukları müddetçe kanları ve malları haramdır, korunur. (Bugün turistleri de bu gruba katabiliriz.)
Zimmi, muahed ve müsteminlerin dışında kalan kimselere, fıkıhçılar “harbi” muharib adını verirler. Kuran, bunlar için de uyulması gerekli olan birtakım haklar tanımıştır. Bu hakları 5 maddede özetleyebiliriz:
1-Savaş zamanı olsun barış zamanı olsun, insanın kişiliğine saygı gösterilecektir. Kuranı Kerim, savaşta düşman tarafından olan kimselerin kulak ve buru gibi uzuvlarını kesmeyi yasaklamıştır. Hz Peygamber, “Kulak ve burun keserek intikam almaktan sakının” diye emretmiştir. (Buhari Mezalim,30; Meğazi, 36).
Esirlere ikram etmek ve onları doyurmak Kuranda bir meziyet olarak kabul edilmiş ve şöyle buyrulmuştur: “Allah'a olan sevgileri için veya mala olan sevgilerine rağmen yemeklerini yoksula, yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlardı.” (Dehr (İnsan) 76/ 8)
2-İnsan olma bakımından bütün beşeriyet birbirinin kardeşidir. Kuran, bu hususu açıkça belirtir ve şöyle buyurur:
“Bütün insanlar bir zamanlar tek bir topluluktu. Düşünce ve inanç ayrılıklarına düştükleri için, Allah müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi; insanların anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında karar versin diye O, peygamberlerle beraber, hakikat ortaya çıksın diye kitap indirdi. Oysa kendilerine kitap verilmiş olanlar kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlıktan dolayı o kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah inananları kendi izniyle onların üzerinde anlaşmazlığa düştükleri gerçeğe doğru yol ve kitaba iletti. Çünkü Allah, doğru yola ulaşmak isteyeni dosdoğru yoluna ulaştırır.” (Bakara 2/ 213)
Bu insan kardeşliği esasına göre, savaşta sadece bilfiil savaş yapanlar veya savaş için plan hazırlayanlar, öldürülür; bütün halk kılıçtan geçirilmez. Savaş, yalnız fasid idarecilerin baskısını defetmek için meşru kılınmıştır. Bu itibarla yüce Tanrı: “Allah’ın, insanları birbiriyle defetmesi olmasaydı yeryüzü fesada girerdi.” (Bakara 2/ 251), buyurmuştur. Yalnız savunma ve zulme karşı koyma amacıyla savaşa müsaade edilmiş ve şöyle buyrulmuştur:
“Kendileriyle savaşa girişilen müminlere, zulme uğramalarından dolayı, savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım ulaştıracak güçtedir.” (Hac 22/ 39)
“Onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksızlıkla yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, şüphesiz o zaman içlerinde Allah'ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler çoktan yıkılıp gitmiş olurdu. Ve şüphesiz Allah, kendi dinine yardım edenlere, mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah, çok üstündür, çok güçlüdür.” (Hac 22/ 40)
Bu insan kardeşliği sebebiyle Kuran, gayri Müslimlere iyilik etmeye mani olmaz ve şöyle buyurur:
“İnancınızdan dolayı, size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan inkârcılara gelince, Allah onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, insaf ölçülerine bağlı kalıp, adaletle davrananları sever.” (Mümtehıne 60/ 8)
“Allah yalnızca inancınızdan dolayı, size karşı savaşan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya başkalarının sizi çıkarmasına yardım edenlere, dostlukla yaklaşmanızı yasaklar ve içinizden onlara dostluk gösterenlere gelince, işte gerçekten yaratılış gayesi dışında hareket edenler onlardır.” (Mümtehıne 60/ 9)
3- Kuran, gayri Müslimlere karşı, savaş halinde bile olsalar, adaletli davranmayı emreder; çünkü adalet herkesin tabii hakkı olup bunda dost da düşman da eşittir. Bu konuda Kuranı Kerim şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın, adil davranın, bu Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan davranıştır. Ve yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide 5/ 8)
4- Savaş alanında gayri Müslimlere misliyle muamele etmek gerekmektedir. Aşırı gitmek ve şerefsizlik etmek caiz değildir. Şu ayetler bu esasları açıklamaktadır:
“Saldırmazlık kanununun geçerli olduğu (haram) aylarda size saldıranlara, siz de karşılık verin. Zira saldırmazlık kanununun geçerli olduğu aylarda, savaşmak suretiyle o geleneği bozma ve sakatlamaya adil karşılık kısas yasası uygulanır. Böylece size bir kimse bu aylarda saldırıda bulunursa, siz de onun saldırdığı gibi saldırın. Ve böylece hayat programınızı Allah'ın kitabıyla belirleyin. Ve iyi bilin ki Allah yolunu kitap ve Allah'la bulanların yanındadır.” (Bakara 2/ 194)
“Size karşı savaş açanlara Allah yolunda siz de savaşın, ancak aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara 2/ 190)
Görüyoruz ki, Müslümanlar, savaşta 2 şeye bağlı kalmakla emir olunmuşlardır:
a) Düşmana karşı misilleme yaparak tecavüzü defetmek,
b) Takva ve faziletten ayrılmamak, Düşman ırz ve namusa karşı bir kötülükte bulunsa bile, Müslümanlar şerefli hareket edeceklerdir; çünkü şerefsizlik ve edepsizlik takvaya aykırıdır.
5- Düşman ahdini bozmadıkça ve döneklik ettiğine dair bir emare bulunmadıkça ahde vefa gösterilecektir. Düşmanın ahdini bozduğuna dair bir işaret bulunursa, Müslümanlar da ahitlerini bozacaklardır. Bu hususta Kuranda şöyle buyrulmaktadır:
“Beri yandan eğer kendisiyle antlaşma yapmış bulunduğun bir topluluğun, hainlik etmesinden kaygı duyman için ortada makul sebepler varsa sen de buna bir karşılık olarak onlarla, yaptığın antlaşmayı bozup yüzlerine at. Çünkü Allah asla hainleri sevmez.” (Enfal 8/ 58)
Hıyanet belirtileri veya şüphesi ortaya çıkmazsa ahde vefa göstermek gerekir; sebepsiz yere ahdi bozmak doğru olmaz. Bundan dolayı Kuranı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Şüphesiz Allah, yapacağınız şeyleri pekiyi bilir.” (Nahl 16/ 91)
“İpliğini sağlamca büktükten sonra, onu söküp dağıtan kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha çok ve üstün diye yeminlerinizi bozup, hileli hareket etmeyin. Allah bütün bunlarla sizi sınavdan geçiriyor ve üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri de, kıyamet gününde size açıklayıp bildirecektir.” (Nahl 16/ 92)
“Çünkü Allah dileseydi, sizleri tek tip bir toplum yapardı; ama sapmak isteyeni saptırıp doğru yola ulaşmak isteyeni de doğru yoluna iletiyor. Ve şüphesiz yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Nahl 16/ 93)
“Bunun içindir ki, yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı olarak kullanmayın, sonra ayağınız adamakıllı, İslâm'la sağlamlaşıp pekiştikten sonra kayar ki, Allah yolundan sapmanıza karşılık dünyada fena bir kötülüğe uğrar, ahiretteki hakkınız ise daha büyük bir azap olur.” (Nahl 16/ 94)
“Öyleyse Allah'la yaptığınız sözleşmeyi, az bir paha ile değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah yanında olan sizin için daha hayırlıdır.” (Nahl 16/ 95)
İşte bu yüce hükümler, Kuranın nurundan süzülüp gelen bir kısım huzmeler olup insanın yaratılışına tamamen uygundur. Bu hükümleri Allah Teâlâ Kuranda beşerin fıtratı olarak vasıflandırır ve şöyle buyurur:
“Artık sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak, yönünü tam bir samimiyetle hak olan dine çevir ki, O insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı, yani dini değiştirilemez. İşte budur dosdoğru din. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.” (Rum 30/ 30)

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr