Ideal Schools
Ideal Schools

Modernite, büyü bozumu, gündelik yaşam hafızası

Tüm dünya unutkanlıktan muzdaripse, gece gündüz ceviz yesek de, sabah akşam b12 iğnesi olsak da unutkanlığımızın geçmeyeceğine yemin edebilirim.

Köşe Yazıları 22 Kasım 2021
Modernite, büyü bozumu, gündelik yaşam hafızası

Hafıza kavramı sosyal bilimlerde tartışılmaya başladığından bu yana sorunun temeli olarak modernite gösterilmiştir. Modernite, çünkü modernite birçok şeyde olduğu gibi hafıza üzerinde de müdahale hakkını kendisinde görmüştü.  Newtoncu paradigmadan yola çıkarak, doğanın kanunları bulunduğu takdirde doğa üzerinde hakimiyetin mümkün olacağı var varsayımıyla toplum da bir doğa nesnesi gibi algılanmış, kanunları keşfedildiği takdirde toplum üzerinde hakimiyetin mümkün olacağı söylenmiştir. Dönemin şaibeli bilimi sosyolojinin isim babası Auguste Comte’un da deyişiyle “Pozitivistler jakobenlerin hakiki halefleridir”.

Modernitenin hafızaya müdahale ettiği alanlardan bir tanesi de ulus-devletti. Ulus ve devletin neredeyse tamamen birbirine karşılık geldiği bir çağda, ulus-devlet birçoğunun kanaatine göre ulusun kurduğu bir devlet değil devletin kurduğu bir ulustu. İtalyan devlet adamı Massimo d’Azeglio’nun meşhur sözü bu iddiayı doğruluyor: “İtalya’yı kurduk, şimdi sıra İtalyanlar’da”.

Bu durumun şüphesiz her devlette aynı şekilde seyrettiği söylenemez. Ancak az ya da çok modern ulus-devletin içinde barındırdığı doğal kültürel gruplara bir müdahalesi söz konusudur. Sözgelimi, bir Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce elbette Türkler vardı. Ne var ki, Cumhuriyet kurulduktan sonra Türklük yepyeni bir çehre kazandı. Yunanistan için de aynı durum geçerlidir. En nihayetinde Yunanlar isyana teşvik edilirken, motivasyonlardan bir tanesi de antik dönemdeki kültürlerine geri dönüştü. Bir geri dönüşten bahsediliyorsa, burada geçmişe yönelik bir ulus mirasının olduğu kesindir. Ancak sonradan ulusun paradoksal bir biçimde hem Antik mirası hem de Doğu Roma’yı sentezlemesi, Yunan Krallığı öncesinde olmayan bir durumdur. Ulusun abartacak olursak bir siyasi strateji olarak görülmesi, başka bir deyişle yapay bir biçimde karşımıza çıkması çoğu durumda hafızanın tahrip edilmesini de gerektirmektedir. Ulus-devlet içindeki alt-kültür grupları bir yana hâkim kültürün bile bu anlamda değiştiğini, dönüştüğünü, hafızasının etkilendiğini söyleyebiliriz.

Ancak modernite her zaman bu tarz müdahalelerle hafızamızı tahrip etmemiştir. Bunun yanında gündelik yaşamda bile -işin toplumsal yönüne hiç girmeden- bireysel hafızamızı etkilemiştir. Bireysel anlamda hafızamız etkilenmiştir ama bunun etkileri tamamen sosyaldir. Hepimizin muzdarip olduğu, olmasa da birilerinin ıstırabını işittiği unutkanlık meselesinin bu kadar artmış olması tesadüf olmasa gerek.

Herkes bunun temelinde yaşlılığı, b12 eksikliğini arıyor, doktorlar televizyonlarda ceviz yemeyi tavsiye ediyor ama unutkanlığa sebep olabilecek sosyal faktörler üzerinde kimse düşünmüyor. Sosyolojide artık herkesin ezberlediği bir ilke vardır ki o da bireysel sorunlarla, toplumsal sorunların ayırt edilmesi gerektiğidir. Bir şehirde birkaç kişi işsiz kalmışsa, bu onların beceriksizliğidir ancak işsiz kişi sayısı, örneğin yüzde 15’e ulaştıysa, buradaki sorun toplumsaldır. Aynı şekilde bir ülkede unutkanların sayısı birkaç kişiyse, ceviz bu kişilerin derdine deva olabilir. Ama bırakın bir ülkeyi, tüm dünya unutkanlıktan muzdaripse, gece gündüz ceviz yesek de, sabah akşam b12 iğnesi olsak da unutkanlığımızın geçmeyeceğine yemin edebilirim.

Cemil Meriç birinden şöyle iktibas ediyor: “‘Kitapta okudum, gazete yazıyor’ gibi sözler iradenin ve kişinin yokluğunu gösterir. Aşırı ve düzensiz okuma hafızayı, düşünce makanizmasını bozar. Hasta gündelik hayattan kopar, çevresinde olup bitenleri göremez, anlayamaz. Marazî okumanın belirtilerinden biri hafıza zayıflamasıdır. Hasta gerçek hâdiseleri unutur, okuduklarını hatırlar. Realiteden uzaklaşır, kitaptaki olaylara bağlanır. Düşünceleri birbirine karışır. Kendi başına muhakeme edemez olur.” 

Cemil Meriç burada amaçsız okumanın zararlarından bahsediyor. Amaçsız okumanın ya da modernitenin. En nihayetinde Weber’in de sorunsallaştırdığı temel konu modern dönemde amacın ortadan kalkması, her şeyin araçsallaşması değil miydi? Dünyanın büyüsünü bozan bu durum insanı beşer olmaktan çıkardı. Çünkü beşer hafızasız düşünülemez. Hafıza ise ancak bir amaç olduğu takdirde aktif durumdadır.

Bu noktaya ulaştığımızda, sınavda istediği nota ulaşmak için sabah akşam çalışan arkadaşıma neden hocasının adını bile zaman zaman unuttuğunu açıklamak zor olabiliyor. Normal şartlar altında ders çalışmak bilgi edinmeyi de beraberinde getirir ama ders sürekli test çözerek çalışılınca büyüsü bozulmuş dünyada bilginin de büyüsü bozuluyor.

Yaşlılar… Onların da unutkanlıkları fizyolojik bir durumdan kaynaklanmıyor. Öyle olsaydı, çok daha kötü şartlarda yaşamış iki üç nesil öncesinin yaşlı insanları 90 yaşında dahi bizimkinden daha canlı bir hafızaya sahip olabilirler miydi?

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr