O güzel kokuları özledik

Kimin aklına gelirdi ki, eski tatların yanında bir de kokularını özleyeceğimiz?

Köşe Yazıları 24 Mayıs 2021
O güzel kokuları özledik

Genelde yaşanılan yerler, büyürken tanıdığın insanlar ve doğa özlenirdi, şimdi onlardan da mahrum bıraktılar. Doğa ve yaşanılan yerler belki fotoğraflarda kaldı, özlemini o şekilde gideriyor bazıları, ama damaklarda yer etmiş tatlar, onların kokusu ve tabii doğadaki çiçek kokuları şimdilerde sadece hayallerde. 

Özlem var, ama o eski huzur olmadan, o eski insanlar olmadan bunun belki de hiç tadı yok. Aslında bu güzel anlar, bu keyifli dakikalar internet çıkmadan önce güzeldi belki de, televizyonun daha yeni yeni piyasaya çıktığı ve radyoların, gazetelerin lüks sayıldığı dönemlerde... Çünkü o zaman büyüklerin sözleri dinlenirdi ve büyüklerin her zaman anlatacak bir şeyleri vardı. Belki her şeyi bilmezlerdi, ama senin kötülüğüne sebep olacak, sana zarar verecek anlatımlarda da bulunmazlardı. Her şeyin bir yaşı ve akışı vardı. Zaman akması gerektiği gibi akardı, çünkü buna yardımcı olan insanlar vardı etrafında. 

Komşular mesela, o zamanlar evden daha önemliydi. Tüm kapılar açık ve komşular arasında komşu kapılar vardı. Birinde yemek pişerken diğerinin aç kalma ihtimali yoktu. Mahalleli bir olduğunda o mahallede aç insan evsiz insan olma ihtimali yoktu. Yeter ki insan olsun.

Şimdilerde ise insanın insanlığını bir tarafa bırakın, putperestleri geçecek hale geldik, çünkü taptığımız şeyler eşyalar ve duvarlar. Taştan mı, mermerden mi yoksa demir iskelet mi? Kerpiç duvarların içinden çıkıp başarılı olan bir nesilden, saraylarda tüm hayallerini zorluk çekmeden gerçekleştiren, robotlaşmış ve kötü alışkanlıklara bağımlı bir nesile yelken açmış gidiyor bu dünya. İnsanlık ve dürüstlükten uzak, para, nam ve makam aşkı ile tutuşan beyinlerin yetiştirildiği ve bırakın komşusuna yardım etmeyi, komşusunu dahi tanımayan bir dünyaya doğru ilerliyoruz.

Kokusu olmayan bir dünya ya da kötü kokuların duyulmaması için maskeleri taktıran bir sistem.

Eskiden her şeyin bir tadı ve kokusu vardı. Domates de soğan da çiçekler gibi mis gibi kokardı. Şimdi çiçeklerde bile koku kalmadı. Onlar bile hayatlarına bıkmış gibi sanki. Sobanın üzerindeki  kestane de, patates de lezzetini ve kokusunu korurdu, portakal veya mandalina kokusu ise sobanın üzerinden tüm odaya yayılırdı. Şarkıda da dediği gibi hayatın pembesi gitti tozu kaldı misali, doğallığın tadı ve kokusu gitti geriye sadece çöpü kaldı, bizlerde bu çöplere , başka alternatif olmadığından dolayı her gün değerinin üzerinde para verip alıyoruz.

Dünyada hormonları ile oynanmayan kaç canlı kaldı bilinmez, ama her şeyi çoğaltma modası ürünler ve hayvanlardan sonra bunun insanlara da geçeceğe benziyor. Tabii üstün düzeyli insanların, robotlaştırılmış insanların çoğaltılmasından bahsediyoruz, emirlere uyan, isyan etmeyen, dinleyen insanların, düşünen ve tahmin edenlerin değil.

Herkesin birbirini eşit görebilmesi için, şimdilerde maskeler de aynı. Eskiden herkesin gün içinde kullandığı farklı maskeleri vardı. Yatarken farklı, evde yalnız iken farklı, insan içinde ve işinde farklı maskeler. İnsanoğlu sadece aynanın karşısında kullanmıyordu maskesini, çünkü orada işe yaramıyordu görünmeyen maskeler. O görünmeyenler kendisi için değil, her zaman başkaları içindi zaten. Şimdi maskelerimizi aynanın karşısında düzeltir olduk, herkes maskelendi, herkes kendini diğerleri ile eşit zannediyor. Öyle olmadığı zaten yakın bir zamanda anlaşılacak. Kokusu kalmamış bir dünyanın gelecekteki kötü kokularına alıştırılıyor insanoğlu. Şimdiden beyin jimnastiği yaptırılıyor insanlara, daha sonra beyin yıkaması daha kolay olsun diye. 

Kolay eğitilenler, kolay satılanlar, kolay bir şekilde emir altında yaşayabilenler, paraya ve hayata eğilimli olanlar ve yalakalar için güzel sandıkları bir dünya yaratılıyor sanki. İnsanlıktan uzak, dostlukların, komşulukların,arkadaşlıkların bulunmadığı, tek başına savaş vermesini ve kurallara uygun bir şekilde yaşamasını bilen bir nesil yaratılmaya çalışılıyor sanki. Uzaktan kontrol edilebilecek, yaptığı her şeyi bilinecek, duygusuzca yaşayan bir nesil. Taş duvarlar içinde hapsolmuş bir şekilde yaşarlarken, onları kontrol edenlerin doğada bahçeli evlerde yaşadıklarını bile fark etmeden. O büyüklerin evlerinde doğallığa geri dönülürken, hayatı 100 yıla dahi sığdıramayan ve sonunda ne için yaşadığını dahi anlamayan bir nesil yetiştirmek istiyorlar. Hayallerini bir tablet veya telefonun içine hapsettikleri, yemeğinin bile ileride bir tabletten başka bir şey olmayacağının farkına varamayan bir nesil.

PEKİ, NETİCE NE? 

Mutlu ve umutlu kelimelerinin hayatımızdan çıkması... İnsanoğluna bahşedilmiş   bir hayattan uzak yaşanması, ama bütün bunların yine insanoğlunun beyninden ‘’DELETE’’ edilmesi…

Eskiden ne güzel cahildik ama mutluyduk, ne güzel cahildik ama huzurluyduk, sözlerini bile bu dünyayı iki haliyle tanımış olan bizler diyebileceğiz. Yani yeni nesiller bunu bile diyemeyecek, çünkü bilmeyecek.

Peki, bunları unutmamaları için biz ne yapıyoruz? En önemlisi de bu soruyu kimlere sormamız gerekiyor? 

Hadi verin bakalım cevabı!

Necatahmet@gmail.com adresinde bekliyor olacağım…

 

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr