Okuma Notları yahut Altını Çizdiğim Satırlar-1

“…İstersen konuşalım. Yalnız sözden ne çıkar! Kim bilir şimdiye kadar kaç hayvan yükü kitap okudun. Ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Bencill

Köşe Yazıları 8 Kasım 2012
Okuma Notları yahut Altını Çizdiğim Satırlar-1

“…İstersen konuşalım. Yalnız sözden ne çıkar! Kim bilir şimdiye kadar kaç hayvan yükü kitap okudun. Ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Bencillik ve zevklerinin ihtiyacı olan san’atlara ait şeylerdir. Lâkin hak ve hakikate dâir ne bilirler? Hiç! Akla ait denklem ile hakkı itiraf mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım? Harf dizisi ile felsefenin esası bilinir mi?”
[ Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi / A'mâk-ı Hayâl ]

“Aydın, batan bir gemidedir. Ufukta rüyaların en muhteşemi: Avrupa. Servetin, şöhretin, şehvetin daveti. Azgın iştihaları vardı intelijansiyanın ve bu masal hazineleri kendisini bekliyordu. Avrupalı dostları lütufkârdılar. Karşılık olarak biraz “ihanet” istiyorlardı sadece.”
[ Cemil Meriç / Bu Ülke ]

“Doğa süreçleri salt olayların art ardalığı diye uygun bir biçimde betimlenebilir ama tarih süreçleri öyle betimlenmez. Onlar salt olay süreçleri değil, düşünce süreçlerinden oluşan bir iç yanı bulunan eylem süreçleridir; tarihçinin aradığı şey de bu düşünce süreçleridir. Her tarih düşünce tarihidir… Düşünce tarihi ve dolayısıyla her tarih, geçmiş düşüncenin tarihçinin zihninde yeniden canlandırılmasıdır.”
“Her yeni kuşağın tarihi kendine göre yeniden yazması gerekir; eski sorulara yeni yanıtlar vermekle yetinmeyen her yeni tarihçi, soruların kendisini yeniden gözden geçirmelidir; ve -tarih iki kez girilemeyen bir ırmak olduğundan- belli süreyle tek bir konuyla uğraşan tek bir tarihçi bile, eski bir sorunu yeniden deşmeye çalıştığında, sorunun değiştiğini görür.”
[ R. G. Collingwood / Tarih Tasarımı ]

“Ömürlerini yeniden yaşamak isteyenler çoktur. Bizim kuşaktan ömürlerini tekrarlamaya cesaret edenler bulunabileceğini pek sanmıyorum… İnsan Osmanlı İmparatorluğu’nun 1911 yılını ve biraz sonrasını bir kuşbakışı altında alabilse ürker. İki eli ile gözlerini kapamak ister. Kargaşa denen şeyin daha öğretici bir örneği bulunamaz… Eski tarih, halkta destan olarak devam ediyordu. Bu halk maneviyatını ne Tanzimatçı padişah ve vezirleri, ne de Meşrutiyetçiler değerlendirebilmiştir.”
[ Falih Rıfkı Atay / Batış Yılları ]

“Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.”
[ Cemil Meriç / Bu Ülke ]

“Mesele, okuduklarımızın bizi bir yere götürmemesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın hâşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz. Garplı, bizi, ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hülâsa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz. Mesele burada. Hâlbuki kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratmak devrindeyiz…”
[ Ahmet Hamdi Tanpınar / Huzur ]

“Bunların sözlerinde ne belâgât, ne de zekâ eksiktir. Fakat bunlar çoğunlukları itibariyle, konuştukları konu hakkında tam anlamıyla bilgilenmeyi ihmâl etmişlerdir.”
[ Marc Bloch / Tarihin Savunusu ya da Tarihçilik Mesleği ]

“Savaş (93 Harbi) Osmanlı Devleti için her bakımdan bir felâket olmakla beraber, çok kısa bir süre içinde Müslümanların din kardeşliği duygusunu bir siyasî bilince dönüştürdü ve böylece yeni bir dayanışma duygusunun ve yeni tip bir siyasî topluluk fikrinin gelişmesinin yolunu açtı…. 1877-78 Savaşı, Ortodoks Slavlar tarafından yapılan zulümler ve Osmanlı Devleti’ni tehdit eden parçalanma tehlikesi Osmanlı Müslümanlarına kimlikleri hakkında yeni bir bilinç verdi, yeni tip bir sosyopolitik organizasyonun kurtuluşlarını sağlayabileceği yolunda bir inanç aşıladı. Bu öylesine bir zihnî ve psikolojik dönüşümdü ki, İmparatorluğun en uzak köşelerindeki Müslümanlar bile toplum içindeki ve dünyadaki yerlerini idrâk etmeye başladılar ”
[ Kemal Karpat / İslâm’ın Siyallaşması ]

“Gerek tarih, gerek sair içtimâî ilimler, hiçbir zaman riyazî veya tabiî ilimler şekil ve mahiyetinde teşekkül edemeyeceklerinden, onlara mezkûr ilimlerin basit usûllerini zorla kabul ettirmekte bir mâna yoktur. Her bilgi şubesine, mahiyetine uygun müstakil usûller vermekledir ki müstakil ilimler teşekkül edebilir. Sahte benzerliklere kapılarak, mahiyet farklarını basit derece farkları şeklinde göstermek, zahiren ilmî görünse bile hakikatte ilmin icaplarına tamamiyle aykırıdır.”
[Köprülüzâde Mehmed Fuad / Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl / Bilgi Mecmuası]

Türkçülük üzerine cereyan eden bir tartışmada Süleyman Nazif, Ahmed Agayef’e şöyle hücum eder:
“Arab’ınkini Arab’a, Acem’inkini Acem’e iade edersek elimizde (Türklerin elinde) uzun kollu bir hırkadan başka bir şey kalmaz.” [ İctihad Mecmuası ]
Agayef’in cevabı manidardır:
” Endülüs bir numune. Hırkanın kolu oraya kadar uzanamadığı için bugün bütün İspanya’da İslâmiyet nâmına hiçbir şey kalmadı…” [ Türk Yurdu Mecmuası ]

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr