Türklerde İkili Yönetim (Orda ve Batu Örneği)

İnsanlığın yaradılışından itibaren gücün paylaşılmadığı bilinen bir gerçektir. Tarih boyunca güçlü devletlerin tamamında yönetim hep tek elde toplanmak istenmiş

Köşe Yazıları 17 Haziran 2012
Türklerde İkili Yönetim (Orda ve Batu Örneği)

İnsanlığın yaradılışından itibaren gücün paylaşılmadığı bilinen bir gerçektir. Tarih boyunca güçlü devletlerin tamamında yönetim hep tek elde toplanmak istenmiş, merkezi yönetim sayesinde daha güçlü bir hale gelineceği düşünülmüştür.

Gücü tek merkezde birleştirerek muazzam coğrafyaya yayılmış Türk devletleri olduğu gibi, ikili yönetim şeklini seçip, gücü iki yöne dağıtarak başarılı olmuş Türk devletleri de vardır. İslamiyetten önce Avrupa Hunlarında Attila ve Bleda, Gök-Türk Devleti’nde Bilge Kağan ve Kültigin, İslamiyetin kabulünden sonra ise Selçuklularda Çağrı ve Tuğrul Bey, zikrettiğimiz bu ikili yönetimi en iyi uygulayan devlet adamları olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin gücünün zirvesinde olduğu dönemlerde dahi padişahların yanında hep güçlü sadrazamların olduğu tarihi bir gerçektir.

Moğol-Tatar yahut Moğol-Türk İmparatorluğu dediğimiz Cuçi Ulusu’nun ilk dönemlerinde de ikili yönetimin izleri vardır. Cengiz Han’ın ilk oğlu olan Cuçi’nin Moğol değil de, Tatar olduğu tarihçiler tarafından iddia edilmiştir. Bu iddia ayrı bir yazının konusu olacağından fazla üzerinde durmayacağız. Asıl üzerinde durulması gereken Cuçi’den sonra tahta geçecek olan oğulları arasındaki taht mücadelesidir. Bu taht mücadelesi günümüzdeki yöneticilere dahi örnek teşkil edecek derecede dersler içermektedir.

Harezmşahlar ile yaptıkları mücadeleyi kazanan Cengiz Han, 1223 Kalka Savaşı’ndan sonra Kuman-Bulgar ve Rus topraklarını da hakimiyet altına almış, alınan bu bölgede Batı Hanlığı kurulmuştur. Cengiz Han en büyük oğlu Cuçi’yi Batı Hanlığı’nın başında bırakarak Moğolistan’a geri dönmüştür. İşte bizim sizlere aktaracağımız ve ders alınması gereken tarihi olaylar silselesi de burada başlamaktadır.

Cengiz Han 1225 yılında Harezmşahlar üzerine yaptığı seferden sonra yaz mevsimini İrtiş Irmağı civarında geçirmiş, sonbaharda Tula Irmağı boyundaki yurduna dönmüştür. 1222 yılından beri Doğu Deşt-i Kıpçak’ta bulunan büyük oğlu Cuçi Han’ı yerinde bırakmış ve ona İrtiş Irmağı’ndan İtil Irmağı’na kadar uzanan Doğu Deşt-i Kıpçak ülkesi ile Harezm’in idaresini vermişti. Ayrıca burada Uluğ Orda’nın tesis edilmesini ve Altın Taht’ın kurulmasını emretmişti. Kurulacak olan Uluğ Orda’nın Cuçi adına teşkil olunacak yeni ulusuna, Altın Taht’ın ise Cuçi Han’ın evladının bu ulus üzerindeki hakimiyetine delalet ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yapılmış olan birinci Kıpçak seferi ise Cuçi Han’ın adına teşkil olunan yeni ulusun gelişme ve büyüme istikameti şeklinde düşünülmüş olmalıdır. Cuçi Han 1227 yılı baharında Cengiz Han’dan altı ay önce bir av esnasında kaza ile attan düşmüş ve omurgası kırılarak ölmüştü.

Cuçi Han’ın ölümünden sonra büyük oğlu Orda ve ikinci oğlu Batu babalarının tahtına çıkmak hususunda aralarında anlaşamamışlar ve her ikisi de diğerinin lehine tahttan feragat etmekte ısrar etmişlerdi. Orda, daha kabiliyetli olduğu için küçük kardeşi Batu’yu tahta layık görmekteydi. Batu ise ağabeyi olması hasebiyle Orda’nın tahta çıkmasını istiyordu. Bunun üzerine devlet ileri gelenleri, her iki Han’ın da Cengiz Han’ın huzuruna çıkmalarını, Cengiz Han’ın kararına göre hareket etmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Neticede her iki Han da meselenin halledilmesi için dedeleri Cengiz Han’ın huzuruna gittiler. Torunlarını kabul eden Cengiz Han, Batu için Altın Busagalı Ak-Orda’yı (altın aksamlı Ak-Orda), Orda için ise Gümüş Busagalı Gök-Orda’yı (gümüş aksamlı Gök-Orda) kurdurtmuştu. Ayrıca onlara iltifat ve ihsanlarda bulunduktan sonra Batu’ya Sayın Han, Orda’ya ise İçen Han lakaplarını vermişti. Dolayısıyla Cuçi Ulusu’nun Sağ-Kol ve Sol-Kol’unda yer alan iki bölüm daha sonra bu isimlerle anılacaklardı. Böylece Doğu Deşt-i Kıpçak, Orda-İçen Han’a, İtil boyu ve zaptı planlanmış ve kararlaştırılmış olan Batı Deşt-i Kıpçak ise Sağ-Kol Sayın Han’a yurt olarak verilmişti. Ancak bu bölünmenin iki ayrı hanlık olmayıp Türk Devlet teşkilatındaki Sağ ve Sol-Kol tertibinde Cuçi Ulusu’nun ikili idareye göre tanzim edildiği açıkça görülmektedir. Çünkü Cengiz Han, Orda-İçen Han’ı Sayın Han’a (Batu), tabi kılmıştı. Görüldüğü üzere Ak-Orda ve Gök-Orda hanlıklarının Cuçi Ulusu’nun iki bölümüne alem oluşunun manası Altın Busagalı Ak-Orda’nın Sayın Han Sülalesinin, Gümüş Busagalı Gök-Orda’nın ise Orda-Han Sülalesi’nin sembolü oluşundan ileri gelmektedir. Ayrıca madenlerin kıymetine göre renklerin değeri hakkındaki bir fikre sahip olmaktayız. Buna göre altın ile ak renk, gümüş ile gök renkten üstün olmaktadır.

Böylelikle Moğol-Tatar yahut Moğol-Türk İmparatorluğu olarak da adlandırılan Altın Orda (Altın Ordu) Devleti iki asırdan daha fazla bir zaman Doğu Avrupa coğrafyasına hakîm olmuştur. Tarihçi olarak hiçbir zaman ‘böyle olsaydı nasıl olurdu?’ yahut ‘böyle olmasaydı nasıl olurdu?’ sorularına cevap aramamaktayız. Ancak şurası bilinen bir gerçektir ki; eğer Cengiz Han birleştirmek yerine Altın ve Gümüş (Ak ve Gök) ayırmış olsaydı sonraki dönemlerde güçlü bir Moğol-Türk İmparatorluğundan bahsetmek mümkün olamazdı. Diğer yönden Batu ve Orda kendi şahsi menfaatlerini bir yana bırakmayıp birbirlerinin lehine tahttan feragat etmeseler ve birbirleriyle amansız bir mücadeleye girselerdi Altın Ordu diye bir devletin varlığından bahsedilemezdi.

Batu ve Orda bizlere yönetim alanında çok güzel ders vermişlerdi. Günümüzde Türk yöneticileri arasında Batu ve Orda gibi şahsi menfaatlerini bir kenara bırakarak devletin ve en önemlisi milletin menfaatlerine göre hareket edecek yöneticilere ihtiyacımız vardır.

Temennimiz Türk dünyası yöneticilerinin Batu ve Orda’dan ders çıkararak, devletin ve milletin menfaatlerine göre siyaset geliştirmeleri, bu yönde siyaset geliştirecek kadrolar oluşturarak devleti yönetmeleridir.

Kaynakça
Biçurin, N. Ya., Zapiski o Mongolov, Samara 2010.
Hrapaçevskiy, R. P., Armiya mongolov perioda zavoevaniya Drevney Rusi, Moskova 2011.
Kafalı, Mustafa, “Altın-Orda Hanlığı”, Türkler, cilt 8, Ankara 2002, s. 397-412.
Karpov, Aleksey, Batıy, Moskova 2011.
Lin Fon Pal, Rus i Orda, Peterburg 2009.
Phillips, E. D., The Mongols, Londra 1969.
Poçekaev, R. Yu., Tsari Ordınskie, Peterburg 2010.
Sultanov, T. İ., Çingiz-Han i Çingizıdı. Sudba i vlast, Moskova 2007.
Vernadskiy, George, Moğollar ve Ruslar, (terc. Eşref Bengi Özbilen), İstanbul 2007.
Vladimirtsov, B. Y., Moğolların İçtimai Teşkilatı, (terc. Abdülkadir İnan), Ankara 1995.
Yüan-Ch’ao-Pi-shi, Moğolların Gizli Tarihi, (terc. Ahmet Demir), Ankara 2010.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr