Batı Trakya’daki tarihi ve kültürel miras seni bekliyor

Sahip çıktığımız her bir kültürel değerin, kimliğimizi korumanın ve varlığımızı geleceğe taşımanın temel yollarından biri olduğunu unutmamalıyız.

Tarih 27 Kasım 2025
Batı Trakya’daki tarihi ve kültürel miras seni bekliyor

- Nihal PAKIRDAŞI

Osmanlı Hâkimiyetindeki Batı Trakya

Osmanlı Devleti, 14. yüzyılda Batı Trakya’yı fethetmeye başladığında, bölge çok kültürlü bir yapıya sahipti. Fetihten önce Bizans İmparatorluğu’na bağlı olan Batı Trakya’da farklı birçok etnik ve dini topluluk yaşamaktaydı. Bölgeye Ortodoks Hristiyan Rum nüfusun yoğunluğu hakimdi. Batı Trakya’nın dağlık ve kuzey kesimlerinde Bulgar nüfus yoğunken; ticaret yolları üzerinde yer alan bazı şehirlerde; özellikle Dimetoka ve Gümülcine gibi merkezlerde, az sayıda Ermeni ve Yahudi
topluluğu bulunmaktaydı.

Her ne kadar bölge çok kültürlü bir yapıya sahip olsa da Osmanlı Devleti fetih sonrası dönemde bölge halkını zorla göçe tabi tutmamış ve din değiştirmeye zorlamamıştı. Aksine, yerli Hristiyan halk, “zimmi” statüsünde yaşamaya devam ederken; can ve mal güvenlikleri korunmuştu.

Osmanlı, Batı Trakya’da yerli halkın dilini, dinini ve mallarını büyük ölçüde serbest bırakarak bölge halkını fethettiği topraklarda özgür bir şekilde yaşamasına zemin hazırlamıştı.

Batı Trakya’da, Yıldırım Bayezid, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman dönemlerinde bölgeye camiler, medreseler, hanlar, imarethaneler ve vakıf eserleri inşa edilerek Osmanlı-Türk kimliği kalıcı hâle getirilmiştir. Bizans döneminde Trakya’nın en önemli müstahkem kasabası olan Dimetoka, Osmanlı döneminde (1361-1912) bir ilim merkezi ve Osmanlı sultanlarının zaman zaman gelip kaldıkları bir yer olmuştur. Bu sebeple kalenin bulunduğu tepede sultanlar için büyük bir saray yapılmış; Edirne’nin fethinekadar I. Murad’ın, daha sonra da Şehzade Mûsâ Çelebi ve Fâtih Sultan Mehmed’in burada ikamet ettiği söylenmektedir. Fâtih’in oğlu Bayezid burada doğmuştur. Yıldırım Bayezid’in inşasına başladığı ve oğlu I. Mehmed’in 824’te (1421) tamamladığı Rumeli’nin en büyük camisi de Dimetoka’dadır. Küçük şehrin silüetine hâkim olan bu cami hâlâ ayakta kalmayı başarmıştır.

Abdal Cüneyd Zâviyesi, Osmanlıların Dimetoka’da kurduğu ilk sosyal ve dinî kurumdur. Şehrin fethinden kısa bir süre sonra buranın dervişleri, I. Murad döneminde bölgeye yerleşmişlerdir. En eski eğitim kurumu ise Yıldırım Bayezid’in şehzadeliği zamanında 1389’dan önce yaptırdığı medresedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönem mimarisine uygun olarak 1608 yılında inşa edilmiş olan Gümülcine şehir merkezinde bulunan Eski Camii, 1885 yılında II. Abdülhamid’in fermanıyla inşa edilen Tarihî Saat Kulesi ve Osmanlı Türk mimarisinin ilk örneklerinden biri olan Gazi Evrenos Bey İmareti Gümülcine’deki Türk-İslâm eserlerinin başında gelmektedir.

İskeçe ise, 1373-1912 yılları arasında kaldığı Osmanlı hâkimiyeti altında özellikle XVIII ve XIX. yüzyıllarda yörenin önemli bir İslâm merkezi haline gelmiştir.

Ortodoks Yunan, Müslüman Türk azınlığı mensuplarından oluşan karışık bir nüfusa sahip kasabada birkaç kilise ve manastırın yanı sıra çoğu XIX. yüzyılda yapılan yedi camii vardır. 1870 yılında Hacı Emin Ağa tarafından inşa
ettirilmiş, taş yapısı ve zarif formuyla şehir merkezinin simgelerinden biri olan Saat kulesi ise Osmanlı Devletinden miras kalan tarihi bir eserdir.

Yukarıda örnek olarak saydığımız eserlerin yanı sıra, Osmanlı Devleti beş asır boyunca hüküm sürdüğü bu topraklara kazandırdığı; saymakla bitiremeyeceğimiz camileri, medreseleri, kervansarayları, köprüleri, hanları, imarethaneleri, vakıfları, dili, edebiyatı, halk kültürü ve nihayetinde yaşam tarzıyla kendi mührünü Batı Trakya’ya vurmayı başarmıştır.

Batı Trakya’nın Osmanlı Devleti’nin Elinden Çıkması ve Siyasi Dönüşüm

1912-1913 Balkan Savaşları ve ardından gelen Birinci Dünya Savaşı ve 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması süreciyle birlikte Batı Trakya’daki Osmanlı hâkimiyeti fiilen sona ermiştir. Bölge önce Bulgaristan, ardından Yunanistan idaresine geçmiştir. Bu siyasi dönüşüm, sadece sınırların değil, aynı zamanda kültürel mirasın da kaderinin değişmesine yol açmıştır. Yeni yönetimler ise, Osmanlı Devleti’ne ait izleri ya tahrip etmiş ya da dönüştürmüşlerdir.

Batı Trakya’daki Kültür Mirasımızın Durumu

Osmanlı’nın Batı Trakya’da inşa ettiği camiler, medreseler, tekke ve zâviyeler, imarethaneler, çeşmeler, saat kuleleri ve mezarlıklar vb. birçok eser yeni dönemde ya kullanım dışı bırakılmış ya da sivil amaçlarla işlevsizleştirilmiş ya da tamamen yıkılmıştır.

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa 2024 yılında verdiği röportajda, Yunanistan’daki bazı Osmanlı camilerinin bar, kafe, müze ya da sergi salonuna çevrildiğini, hatta bazılarının kiliseye dönüştürüldüğünü; Osmanlı döneminden kalma camilerde ibadet etmek, mevlid programları düzenlemek gibi talepte bulunduklarını ancak bugüne kadar olumlu bir sonuç alamadıklarını belirtmektedir.

Osmanlı eserlerini yaşatmaya çalışan Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi “Gümülcine ve Civarındaki Osmanlı Türk Eserleri” adlı eserin yazarı Şükriye Mehmet’de; İskeçe de bulunan, İskeçeli Hacı Emin Ağa tarafından yaptırılan saat kulesinin 1972’de Albaylar Cuntası döneminde yıkılmasına karar verildiğini, ancak Batı Trakya Türklerinin direnişi sayesinde kulenin ayakta kalmayı başardığını aktarmaktadır. Yıkılmaktan kurtulan kulenin 1938 yılında yenilendiğini ancak orijinal Osmanlı dokusundan eser kalmadığını; bu eserlerin, sadece kültürel miras değil, aynı zamanda dünya mirası olduğunu ve sahip çıkılması gerektiğini dikkatlerimize sunmaktadır. Mehmet ayrıca, “bölgeye olan aidiyetin bu yapılarla kuvvetlendirileceğini” belirterek, tarihî mirasa sahip çıkmanın sadece geçmişe değil, aynı zamanda geleceğe de sahip çıkmak anlamına geldiğini vurgulamaktadır. Bizler de bu bilinçle, sahip çıktığımız her bir kültürel
değerin, kimliğimizi korumanın ve varlığımızı geleceğe taşımanın temel yollarından biri olduğunu unutmamalıyız.

Batı Trakya’da tarihi mirasımıza uygulanan bu baskıcı tavırdan sözlü kültürümüz ve dini değerlerimiz de payını almıştır. Bölgede Türkçe eğitimin sınırlandırılması, yazılı kültürün zayıflamasına neden olurken; Dini bayramlar, törenler ve geleneksel etkinlikler denetim altına alınmış; bazıları zamanla unutturulmuştur.

Yunan hükümetinin, bölgede beş yüz yıl hüküm sürmüş Osmanlı Devleti’nin mirasına yönelik bu yok edici ve baskıcı tavrı, hiç kuşkusuz ki Osmanlı dönemine ait izleri silmeyi hedeflemektedir. Bize düşen öncelikli görev ise, bu mirasa sahip çıkarak geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi, Batı Trakya’daki ve dünyanın dört bir yanındaki tarihî ve kültürel mirasımıza sahip çıkacak bir bilinçle yetiştirmektir. Öte yandan, bu tür baskıcı ve yok edici tutumlara karşı direnen Batı Trakya, Balkanlar, Doğu Türkistan ve dünyanın farklı coğrafyalarında azınlık olarak yaşayan kardeşlerimize, romantik söylemlerden uzak, somut ve kararlı adımlarla; devlet ve millet olarak kimliğimizi ve varlığımızı korumaya yönelik tüm imkânlarımızı seferber ederek destek vermek öncelikli görevimiz olmalıdır.

KAYNAKÇA:

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu, https://www.abttf.org/main. php?lang=tr.
Malkoç, M. N. (2025). https://www. dunyabizim.com/bati-trakyada-tarihi-ve-kulturel-miraslarimiz.
Mehmet, A. (.2024 ). Batı Trakya Türkleri, Yunanistan’da Osmanlı izlerini yaşatmaya çalışıyor. https:// www.aa.com.tr/tr/kultur/bati-trakya-turkleri.
M. KIEL, (1994). Dimetoka. TDV İslâm Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/dimetoka
M. KIEL, (2000). İskeçe. TDV İslâm Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/

[Bu çalışma ilk olarak insicam dergisinin (Ağustos 2025) 52. sayısında yayımlanmıştır.]

Millet gazetesi logo
© 2025 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr