Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

Çanakkale Mahşeri ve Mehmed Niyazi

İlk baskısı 1998 yılının Ekim ayında yapıldı ve geçen 15 yıllık süre zarfında büyük etkiler meydana getirdi Çanakkale Mahşeri kitabı. Yazarı Mehmed Niyazi uzun

Tarih 16 Mart 2013
Çanakkale Mahşeri ve Mehmed Niyazi

İlk baskısı 1998 yılının Ekim ayında yapıldı ve geçen 15 yıllık süre zarfında büyük etkiler meydana getirdi Çanakkale Mahşeri kitabı. Yazarı Mehmed Niyazi uzun yıllar Almanya’da bulunmuş ve hukuk doktorası yapmıştı. Daha önce yayımladığı birer roman ve hikâyeye rağmen daha çok İslâm ve Türk devlet felsefeleri, milliyetçilik, medeniyetimizin analizi konularında yazdığı ve söyledikleriyle tanınıyordu. Söyledikleri derken Almanya yıllarındaki sohbet adamı kimliğine vurgu yapmak istiyorum. Belki de bu yoğun, uzun sohbetlerin düşündürdüğü ve çağrıştırdıkları Mehmed Niyazi’nin 90’lardan sonraki yazı hayatını şekillendirmişti. Türkiye’ye dönüşünden sonra ikiyıllık bir mesainin ürünü olarak “Yazılamamış Destanlar” ortaya çıktı. Bu roman Balkan Savaşında gönüllüler eliyle Edirne’nin geri alınışını konu ediyordu. Ve sıra Çanakkale’ye gelmişti. Çanakkale Mahşeri 1991-1998 arasında yedi yıl boyunca kütüphaneler, nüfus müdürlükleri ve siperler arasında mekik dokuyan bir arayışın eseriydi. Bu romanın yazıldığı 1990’lı yıllara -bir anlamda- “normalleşme zamanı” diyebiliriz. Dil ve tarih gibi ortak değerlerin tartışılmasının ve kamplaşma alanı haline getirilmesinin gereksizliği bu dönemde daha net anlaşılmış oldu. Tartışmaktan, öğrenmeye ve anlamaya geçildikçe bu toplumun kimliğini inşa eden “zihniyet dünyası” hikâyelere, romanlara, biyografilere, tezlere -yakın geçmişe göre- daha yoğun bir şekilde yansıtılmaya başlandı.

“Çanakkale Mahşeri” romanı samimiyet ve çalışma disiplininin muhteşem bir terkibi olarak “Çanakkale konusuna” önce toplumun dikkatini çekti. Türkiye’nin her yerinden savaşın yaşandığı topraklara akın edildi. Bazen bir otobüslük kalabalığın “rehberi” olarak Çanakkale’ye giden Mehmed Niyazi megafonu duyabileni yerine mıhlayan anlatımıyla, az olan cephanesi boşa gitmesin diye düşmana el bombasını siperden çıkarak atan Yanyalı Hüsnü’yü, iki oğlunu Sarıkamış’ta, bir oğlunu kendisinin de bulunduğu Çanakkale cephesinde şehit veren, ağır yaralı olarak bitirdiği Çanakkale savaşından sonra Kudüs’e giderek birliğini bulan ve en son 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren askerlerin içinde bulunan Erzincanlı Oğuz Amca’yı, yazdığı 28 sayfalık Zığındere muharebesi hatıralarında bir kelimeyle dahi kendisinden ve yaptığı işlerden bahsetmeyen ve daha sonra Cumhuriyet döneminde bir yüksek rütbeli subayın “Bu muharebeleri bilse bilse o bilir” diyerek hatırata ismini yazdırdığı Binbaşı Mahmud Sabri Bey’i, “Yetiş Ya Muhammed kitabın gidiyor” derken kendisini duyan Alman doktorun “Ne dediğini anlamıyordum ama o ses hafızama hayatımda duyduğum en içten, en acı feryad olarak girdi” dediği Binbaşı Lütfü Bey’i 90 yıl sonra torunlarına tanıttı… Mehmed Niyazi bu romanla iyiden iyiye güçlenen bir şekilde “sıradan insanların sergilediği güzellikleri” nazara verdi. (Sonraki yıllarda yayınladığı “Daha Dün Yaşadılar” adlı romanı 1950’li yılların Akyazı’sındaki insan tiplerini bir Türkiye özeti olarak okuyucuya sundu.)

Sonra devletin dikkatini çekti. Toplumla devletin aynı anda “orada” olduğu bir törenselliğin en güzel manzarası 90’lardan sonra Kilitbahir’de, Alçıtepe’de ve Arıburnu’nda seyredildi… “Çanakkale Mahşeri” kitap dünyasını ve yazarları da etkiledi. Geçen 15 yılda 500’ün üzerinde Çanakkale konulu kitap yayınlandı. Önemli bir kısmı ciddi emek mahsulü olan bu yayınların arasında kaynak göstermeye gerek duymadan “Çanakkale Mahşeri”ni kullananlar da yer aldı. Bu yayın çokluğunun bir sebebi de “kültür endüstrisi”nin devreye girişi oldu. Hemen birkaç yıl içinde, bu toplumun tarihine ait olan her şeye “hurafe” damgası vurmaya meraklı bazı pozitivist/hep-öğretirler de üzerine düşeni yaptı. 1915’te Çanakkale’de yaşananların ana hatlarını görmezden gelen “piyasa işi” bazı filmler ve belgeseller yapıldı. Bütün bunlar, bir olayı yaşandığı dönemin değer yargılarıyla, o zamanın ruhuyla değerlendirebilme ve beraberinde objektif bir bakış açısı geliştirebilmenin önemine işaret ediyor. Türk tarihini sırttan atılması gereken “yük” olarak gören, negatifleri bir araya toplamaya pek mahir zihin yapımızla ancak bir futbol tabirine dönüştürdüğümüz “Çanakkale Geçilmez”i yerli yerine oturtan Mehmed Niyazi ve onun gibi isimlere teşekkür borçluyuz…

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr