Tecavüz(ler) ve arka plan
Partiler, yasaklı maddeler, tecavüzler... Ülke gündeminin tepesine yerleşerek yankılanmaya devam ediyor.
Bir haftadır ülkemiz gündemini allak bullak eden yılbaşı eğlence gecesinde işlenen toplu tecavüz olayı, tüm olayları geride bırakan bir konuma yükseldi.
Her ne şekilde olursa olsun TECÂVÜZÜ ve TECÂVÜZLERİ ASLA VE KAT’Â MAZUR GÖRMÜYORUZ VE KABUL ETMİYORUZ. Bu ne gerekçe ile olursa olsun bir insanın özgür iradesine başka birileri pranga vuramaz. Vuranlar da cezalarını çekmeliler.
Yılbaşı kutlama partisi adı altında Selânik şehrinin lüks bir otelinde vuku bulan toplu tecavüz olayı yaklaşık on gün sonra ülke gündeminin konusu oldu ve toplumun hassasiyet duygusu olaya ilgisiz kalmadı. Atina’nın Sindagma Meydanında lanet yürüyüşleri yapıldı. Ne var ki mağdurenin avukatı da diğer ilgili şahısların üzerinde durduğu gecikme konusuna kayıtsız kalmadı ve nedenini sorguladı. Gecikmenin nedenini biz belki de öğrenemeyeceğiz.
Bizim burada vurgulamak istediğimiz nokta ise bu olayın da önceki vakalar gibi örtbas edilmemesi hususunda üzerinde durulması meselesidir ki; Yunanistan kamuoyu ilk defa bu olayda bugüne kadar neredeyse hiç kullanmadığı bir tanımı kullandı ve bu olayı bir “PEZEVENKLİK ŞEBEKESİ TUZAĞI” olarak etiketledi. Böyle bir tanıma alışık değildik işin doğrusu. Bu tanım işin ciddiyetle ele alınması durumunu beyan ediyor bize göre. Ki ardından da hemen çok boyutlu bir araştırma yelpazesinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne kadar uzandığını açıklamalarda dile getirdiler.
Mağdurenin açıklamaları da bu şebekenin ne kadar geniş çevreye sahip olduğunu izah ederken emniyet yetkililerinin incelemeleri ve basına kısmen yaptıkları bilgilendirmelerde ortaya koyuyorlardı.
Benzer bir tecavüz haberi de Roma’dan (İtalya) düştü haber kanallarına. Orada da bir lüks otelde yüksek rütbeli İspanyol diplomatın 17 yaşındaki kızına yine Romalı çok ünlü şahsiyetlerin oğulları toplu tecavüz cürmünde bulunmuşlar. Adli soruşturma süreci de beraberinde işleme konulmuş.
Bu tecavüzün yankıları etkisini devam ettirirken ortaya daha vahim bir tecavüz vakası atıldı ki; mevcut olayın üzerine tuz biber ekiyordu. Atina’nın 37 yaşında ve üç çocuk babası bir ilçe papazı 16 yaşında bir kız çocuğuna uzunca bir süreden beri (2019-2020) kilise müştemilâtı içinde tecavüz ettiği iddiasıyla ülke gündemine bomba gibi düşüyordu. Ülke bir anda tecavüz vakalarının atmosferinde bunalıyordu.
Her iki olayın da avukatları medyaya açıklamalar yapıyor. Müvekkillerini savunuyorlar. Kilise mensubu papazın avukatı olayı biraz abartı olarak görüyor, “Tecâvüz suçlamaları moda oldu artık.” sözüyle tepkisini dile getiriyordu. Kamuoyu nezdinde böyle bir savunu kabul görmüyordu ama o savunusunu böyle dillendiriyordu. Müvekkilinin suçsuz olduğunu, iddiaların ise asılsız olduğunu da iddia ediyordu. “Kızlar psikolojik baskı gördüklerinde üç, dört, beş vs. yıl beklemeden hemen şikâyet etmelidirler.” diyerek “Suçsuzdur, her şey yalandır.” sözünü de tekrarlıyordu. Emniyet ise mezkûr şahsın benzer duruma düşmüş başka kurbanlarının olup olmadığı araştırmasının yapıldığını kamuoyu ile paylaşıyordu. Birini daha tespit ettiğini de paylaşıyordu.
Avukatı müvekkilini savunadursun, yasal hakkıdır, papaz bu cürümleri işlemeyi haklı kılacak kılıfı ise şu sözlerle kurbanlarına izah ediyormuş mağdurenin ifadesine göre: “Tanrıdan sonra (Tanrı) benim. Benim şahsımda (suratımda) göreceksin yeryüzünde Tanrıyı.” diyerek kurbanlarını itaate mecbur kılıyormuş. Kabul edilir gibi değil. Ama gerçek böyle… İnsan tanrı olma yoluna koyulur ve kendini bir kitleye böyle kabul ettiriyorsa, haliyle ondan daha üstünü, büyüğü elbette bulunmaz bu dünyada. Bu anlayış kabulden çıkarılmalıdır.
Savcılık incelemesi ardından hakkında soruşturma açılmasına karan verilen papaz için Yunanistan Kilisesi Başpiskoposu İeronimos da ilgili şahsı soruşturmanın selâmeti için görevden el çektirip açığa alarak savcılık kovuşturmasının paralelinde kilise bünyesi dahilinde bulunan yargı mensupları tarafından incelenmeye alınmasına, varsa suç unsuru bulgular KİLİSE MAHKEMESİNDE YARGILANMASINA KARAR VERİLECEĞİNİ AÇIKLAMIŞ. Buna göre: “Adalete (sivil) paralel olarak kilise makamları tarafından da sorgulama başlatıldı ki; olası -belge bulunması durumunda- kilise mahkemesine sevk olunacaktır.”
Bu son cümleyi bizim dini inancımıza ve kutsal değerlerimize indirilen darbe açısından dört gözle değil kırk dört gözle okumamız gerekir. Bize Şeriât’tan, Kadılık’tan bahseden idareciler kendi inançlarına ve kilise yetkilerine gelince ŞERİÂT, KADILIK, YARGIÇLIK diye bir şey kalmıyor. Hepsi DİNİ ÖZGÜRLÜK OLUYOR. Bize gelince HALİFECİLİK, GERİCİLİK, GERİ KALMIŞLIK gibi bir sürü Hristiyanlık içgüdülü yakıştırma... Maksat dine saygı olmayınca Atina İdarecileri nezdinde kılıf da, yöntem de hazır. Bunlar demokrasi adına oluyor tabi! Kimse yanlış anlamasın hâşâ! Ne demek istediğim anlaşılmaz bir durum içeriyorsa 20 Ocak 2022 tarihli Müftülüklere danışman atama aday kararına bakılabilir.
Bu tecavüz neden toplumun tüm katmanlarını bu kadar etkisi altına aldı? Bundan önce de aynı mel’anetler vuku bulmuştu. Spor dünyasından sporcuların benzer suç duyuruları olmuştu. Tanınmış gazeteci ve program yapımcısı da aynı cürmü işlemişti. Tecavüz cürümdür. Hiçbir faili haklı çıkarmak gibi bir niyetimiz yok. Vatikan’da işlenen tecavüz, taciz vs. gibi davalar hatırı sayılır rahibe grubu tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gitmişti daha yakın zamanda (2021). Tabi mahkeme bu davaları Vatikan’ın Egemenlik Hakkı İhlâli diye bir gerekçe ile reddetti. Bu ayrı bir konu…
Yunanistan’da tecâvüz vakalarının bir yılda 4 bin 500’ü geçtiğini, bunların 270’i polise suç duyurusunda bulunduğunu, 47’sinin sanık sandalyesine oturduğunu, sadece 10’unun 5 yıldan fazla ceza aldığını yine bu ülkenin kaynakları aktarıyor.
Bu kadar kabarık bir suç vakasının olduğu bir ortamda, genel anlamda bizler sadece birkaç vakadan haberdar oluyoruz yıl boyu genel bilgi ortamında.
Bizim gördüğümüz ve asıl neden olarak kabul ettiğimiz bu tecavüz olayının bir başka boyutu da, yüksek hayaller kurulan EastMed (Doğu Akdeniz) Enerji hattının proje ortaklarından ve bel bağlanan büyük ortak ABD’nin bu projeden çekildiğini açıklamasından sonra gündeme oturtulması olayıdır. EastMed Enerji Hattı projesi burada bir hükümet krizini tetikleme emareleri göstermeye başladığı zaman diliminde kurtarıcı can simidi olarak tecavüz olayı gündemin birinci sırasına yerleştirildi. Aynı günlerde Moskova’dan yapılan imalı ABD askeri varlığı, Girit Adası’nın güneyinde enerji arama çalışması yürüten şirketin de apar topar çalışmalarına süresiz ara verdiğini açıklaması, bir kaosu da beraberinde getirecekti. Bu kaos ortamını Fransa’dan alınan ve ilk postası gelen Rafale uçakları da tek başına yatıştıramayacaktı.
Yılda beş bin bandına yaklaşan tecavüz vakalarının yarısından haberi olmayan toplum bir vaka üzerinden hükümet krizine giden yola serin sular dökerek ortamı hükümet lehine serinletmiştir.
Her ne kriz olursa olsun, insanın hayati varlığı olan NAMUS hakkına olan tecavüzler hasır altı edilmemeli, canilerin hanesine, yanına kâr kalmamalıdır.