İsim için ölenler: Bulgaristan Türklerinin asimilasyon travması hala sürüyor
Bulgaristan'dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Türkler, aradan geçen 37 yıla rağmen yaşadıkları travmanın etkilerinin sürdüğünü belirtiyor.
Bulgaristan’da 1980’li yıllarda uygulanan asimilasyon politikaları nedeniyle Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Türkler, aradan geçen 37 yıla rağmen yaşadıkları travmanın etkilerinin sürdüğünü belirtiyor.
Zorla isim değişiklikleri ve göç süreci
1984–1989 yılları arasında Bulgaristan yönetiminin Türk azınlığa yönelik yürüttüğü politikalar kapsamında, yüz binlerce kişi Slav isimleri almaya zorlandı, Türkçe’nin kamusal kullanımı kısıtlandı ve dini uygulamalara sınırlamalar getirildi. Süreç, 1989 yılında 350 binden fazla kişinin Türkiye’ye zorunlu göçüyle sonuçlandı.
“Babam adı için öldü”
O dönemden etkilenen isimlerden biri olan 60 yaşındaki Sevinç Deniz, Bulgaristan’da isim değiştirmeyi reddeden babasının gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybettiğini anlattı.
AA'ya konuşan Deniz, babasının polis baskınıyla evden götürüldüğünü ve dört gün sonra cenazesinin geldiğini belirterek, “Kendisini ‘Mihail’ adıyla kayda geçirmek istediler ama o kabul etmedi” dedi. Babasının ölümünde şiddet izleri bulunduğunu ifade eden Deniz, yaşananların ailesinde derin psikolojik yaralar bıraktığını söyledi.
“Üç gün süre verdiler”
Bir diğer tanık Nurettin Öztürk (64) ise kendisine isim değiştirmesi için üç gün süre tanındığını, kabul etmemesi üzerine ülke içinde başka bir bölgeye taşınmak zorunda kaldığını ve daha sonra Türkiye’ye göç ettiğini aktardı.
Öztürk, Türkiye’ye geldikten sonra hayatlarını yeniden kurduklarını belirterek, “Çok çalıştık, çocuklarımız eğitim aldı. Bugün hayatımızdan memnunuz” dedi. Ancak Bulgaristan’daki akrabaları ve kökleri nedeniyle duygusal bağlarının sürdüğünü de ifade etti.
“Kimlik meselesi hala canlı”
Göç eden Bulgaristan Türklerinin önemli bir kısmı, yaşadıkları sürecin yalnızca bir zorunlu göç değil, aynı zamanda kimlik mücadelesi olduğunu vurguluyor. Birçok tanık, bugün bile o dönemin izlerini taşıdıklarını ve anıların silinmediğini belirtiyor.
Artık Türkiye'de huzur içinde bir hayat sürdüren mağdurların önemli bir kısmı yaşananları “asimilasyon kampanyası” olarak tanımlamayı sürdürürken, Bulgaristan’daki yakın bağların da tamamen kopmadığını ifade etti.
Kaynak:AA