Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

ATATÜRK ölüm yıldönümünde Batı Trakya’da anıldı

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK,  77. ölüm yıldönümünde  Gümülcine’de anıldı. T.C. Gümülcine Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen anma t

Batı Trakya 11 Kasım 2015
ATATÜRK ölüm yıldönümünde Batı Trakya’da anıldı
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK,  77. ölüm yıldönümünde  Gümülcine’de anıldı. T.C. Gümülcine Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen anma törenine Batı Trakya’nın farklı bölgelerinden soydaşlar katıldı.

Başkonsolosluk bahçesinde düzenlenen anma töreni saatler 09:05’i gösterdiğinde 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı. Daha sonra İstiklâl Marşı okundu. Ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.

ATATÜRK’Ü VE ONUN ESERİ CUMHURİYETİ ANLAMAK GÖREVİMİZDİR

Törenin açılış konuşmasını Muavin Konsolos Davut Ocak yaptı. Atatürk’ün yalnızca ileri görüşlü, eşsiz bir asker ve devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir devrimci ve düşünce insanı olduğunu söyleyen Davut Ocak, “Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Cumhuriyet döneminde hayata geçirilen reformlarla laik, demokratik ve çağdaş Türkiye’nin temelleri atılmış, büyük bir dönüşüm ve modernleşme süreci başlatılmıştır. Genç bir diplomat olarak temsil etmekten gurur duyduğum ülkemizin kurucusu ulu önder Atatürk’ü ölümsüzlüğe uğurladığımız bu gün de hepimize düşen en büyük görev Atatürk’ü ve en büyük eseri Cumhuriyeti anlamak, Cumhuriyet değerlerini her koşulda korumak ve Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Atatürk’ün bizlere bıraktığı mirası layıkıyla taşıyacağımızı belirtiyor ve Cumhuriyetimizin kurucusu büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun şahsında istiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını bir kez daha saygı, sevgi, rahmet ve özlemle anıyorum.” dedi.

ATATÜRK’ÜN HEMŞERİLERİ OLARAK KENDİSİYLE GURUR DUYUYORUZ

Muavin konsolosun ardından söz alan Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yaparken şunları belirtti;

“Bugün aramızdan ayrılışının 77. yılını idrak ettiğimiz büyük önder Mustafa Kemal’i rahmetle anıyorum. Muavin konsolosumuz Atatürk’ün bir yüzünü sizlere kısaca izah etti. Bir din adamı penceresinden Atatürk’ü kısaca şöyle ifade edebilirim. Atatürk, öncelikle Balkan coğrafyasında doğmuş çok kültürlü bir toplumun içinde yetişmiş, yaşamıştır. Hemşehrimiz olarak övündüğümüz bir insan olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurması bizlere gurur ve mutluluk vermiştir.

Atatürk’ün ikinci yönü de asker olarak Çanakkale’de, Libya’da, Trablusgarp’ta kendinden çok güçlü olan orduları yenmiş ve asker olarak da Türk Milletine, Türk Vatanına sonsuz hizmetleri olmuştur. Atatürk’ün en çok tartışılan ifrata ve tefrite giren tarafı onun devlet adamı ve Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyeti kurduktan sonra devrimleri üzerine olmuştur. Atatürk’ü ifrat derecesinde yükseltenler, bir de tefrit manasında çok alçaltanlar olmuştur günümüze kadar. Fakat Atatürk, ne ifrat, ne de tefrit, Atatürk gerçekten bir Türk insanı olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun son devrinde bozulmaya yüz tuttuğu ve vatanın işgale uğradığı bir dönemde Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşını başlatmış ve bunu zafere eriştirmiştir.

Atatürk’ü eleştirenler daha çok onun yaşantısı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarken getirmiş olduğu yeni ilkeler, devrimler konusunda olmuştur. Fakat Atatürk’ün askeri dehasını hiç kimse bugüne kadar tartışmamıştır. Atatürk, gerçekten yenilikler yaparken Türk Milleti’ne büyük ufuklar açmış ve bugün Türkiye Cumhuriyeti varsa O’nun sayesinde vardır. Atatürk’ün devrimlerini beğenenler, beğenmeyenler ve günümüze geldiğimiz zaman bakıyoruz ki Atatürk doğru yolda yürümüş, muasır medeniyete erişmek ve Türk medeniyetine ulaştırmak için çalışmış ve bunu da onun ardından gelen nesiller başarıyla taşımışlardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ilk defa Çarşamba günü kararlaştırılmıştı. Fakat Atatürk’ün yaverleri, arkadaşları dediler ki, “Atam iki gün sonra Cuma, meclisi Cuma günü açsak nasıl olur?” Atatürk bir Türk evlâdı olarak bunu memnuniyetle kabul etmiş ve herkesin bildiği gibi TBMM Cuma günü Kur’anlarla, salavatlarla, kelime-i tevhitlerle açılmıştı. Onun dindarlık yönünü bu şekilde burada görebiliriz. Atatürk, İslâm dininin son din olduğunu ve milletimize gerçek din olarak öğretilmesi gerektiğine inanarak gerçekten de döneminde Kur’an-ı Kerim’i tefsir ettiren, Türkçe’ye çeviren ve bu hususta devlet kaynaklarını aktaran bir insan.

Atatürk, yine İstiklâl Savaşı esnasında hepimizin bildiği gibi, Balıkesir’de cami minberine çıkarak halka hitap etmiş, Cuma namazı kılmış ve böylece caminin de çok önemli olduğunu gelecek nesillere göstermiştir.

Bugün anlıyoruz ki Atatürk, Türk Milleti için çok önemli ve önemli olduğu kadar da bugün Atatürk doğduğu topraklardan belki bin kilometre uzakta yatıyor ama bizler bulunduğumuz mevkide her zaman söylediğim gibi kültür olarak ona iki yüz kilometre doğduğu topraklardan uzakta yaşıyoruz. Aynı kültürü paylaştığımıza inanıyorum. Onun için bizler Atatürk’ün hemşerileri olarak kendisiyle gurur duyuyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BİZİM ORTAK PAYDAMIZDIR

Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’in ardından İskeçe Müftüsü Ahmet Mete söz aldı. Günün önemini belirten konuşmasında Müftü Mete şunları belirtti.

“Mustafa Kemal Atatürk’ü müftülerin ağzından farklı dinlemek farklı duygu olsa gerek. Mustafa Kemal Atatürk, bir siyasi kimlik, bir kumandan. Eleştirildiği noktalar hocamın da dediği gibi bir din adamının eleştirileceği noktalardır. Belki eleştirilerde bazen haklı da olabiliriz, ama önemli kimliklerin yaptığı çalışmalarda bir toplumu  ayağa kaldırmak veya tutmak için yapması gerekenleri belki biz farklı okuyoruz.

O açıdan Mustafa Kemal Atatürk bugüne kadar sevenleri ve arkasından konuşanlarıyla eleştirenleri olmuştur. Sert eleştirenler de olmuş ve olacaktır da. Herkes için bu mümkündür. Eleştiri yaparken de o zamanı düşünmek lâzımdır. Bir Suriye’yi bir Mısır’ı düşünün şimdi. O insanların başında olan felâketleri düşünün. Ondan sonra Kurtuluş Savaşı öncesi bir de Türkiye’yi düşünün. Onu o akbabalardan kurtarmak için yapılan mücadeleleri düşünün ve ondan sonra eleştirilerin dozunu ne kadar arttırmak gerekir, veya ne derece azaltmak gerekir öyle değerlendirmek lâzım.

Biz, bu konuşmalarda hep şunu söyleriz. Mustafa Kemal Atatürk bizim ortak paydamızdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü günlerine gelmesi bizim bu durumda olmamız için büyük bir kumandandır. Biz, iyi tarafından insanların ölümünden sonra bakar, konuşuruz. Eğer hataları varsa, yapmamak üzere ibret alırız. Güzellikleri görür o yolda yürürüz. İlerlemek isteyen bir toplum için bu önemlidir. İçinde yaşadığımız devletin bunu nasıl kullandığını tekrar etmeyeyim. Kemalist, anti Kemalist sıkıntılarından ne çektiğimizi hepimiz biliyoruz ki bunu tekrar etmeyelim. Bunlara dönüş hiçbir zaman için olmasın.

Mustafa Kemal Atatürk, bir çok hususlarda yenilikler getirmiş bir insandır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Türk Dünyası’nın oluşması ve Türk kmliğinin tekrar yükselmesi için büyük bir lider.

Liderlerin eleştirilen yanları olacaktır. Ölçülü olmak lâzımdır. Günümüze baktığımızda aynı hatalar yine var. Yani Osmanlı tarihindeki paşalara baktığımız zaman, merhum Menderes’e ve Özal’a baktığımız zaman, şu andaki Cumhurbaşkanlarına baktığımız zaman, şu anda bir şeyler yapmaya çalışan insanlara baktığımız  zaman yine sert ifadeler var. Fakat, Müslüman-Türk olarak biz, hakkı hak görmeyi, doğruyu doğru görmeyi, velevki aleyhimize olsun, bunu bilmemiz lâzım. Bildiğimiz takdirde dünyada Türk ne demektir insanlar anlayacaktır.

Sevgili kardeşlerim burada vaaz etmeyeceğiz. Burada yaptığımız hataları da önümüze koyarak düşünmemiz lâzımdır. Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı ‘na baktığımız zaman Müslüman aleminin veya bugüne kadar büyük önderler hakkında söylenen sözlerin hala devam ettiğini görmekteyiz. Toplum olarak küfrün oyunları hala devam etmektedir. Hala insanların güçlü olmaması için, yükselmemesi için, birlik beraberlik olmaması için aynı oyunlar devam etmektedir. Ama bu oyunlar devam ettiği müddetçe toplumlar yok olacak veyahut daha iyimser olalım bunları yapanların akıbeti yalnızlık olacaktır. Çünkü, bugün Mustafa Kemal Atatürk’ü dünyanın her yerinde ananlar var. Ama onun için kötü lâf söyleyenleri hiç anan yok. Dediklerini belki duymuşuktur, ama isimlerini kimse hatırlamıyor. Bu da nerede olduğumuz, ne yapacağımız, nasıl davranacağımız hususunda çok güzel örnek olmaktadır.”

MUSTAFA KEMAL BİR İLKEDİR, BİR DEVRİMDİR

Seçilmiş müftülerin ardından konuşma yapan Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman,  M.Kemal Atatürk hakkında şunları belirtti;

“10 Kasım 1938 M. Kemal Atatürk'ün öldüğü değil ölümsüzlüğe ulaştığı tarihtir. Herşeyden önce Mustafa Kemal’in Balkanlı ve bizlerin de hemşerisi olmasından dolayı onur ve gurur duymaktayız. Her geçen gün Mustafa Kemal Atatürk’ün İlke ve İnkılaplarına bağlı insanların bu ilkelere, daha sıkı sarılarak bunları yaşatma inançlarının arttığını görmekten mutlu ve huzurlu olmaktayız.

Mustafa Kemal Ataturk’ün doğumunun 100. Yılında Unesco “Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Teşkilatı” aşağıdaki metni UNEScO’ya üye 152 ulusun oy birliğiyle almış olması anlamlıdır.

Metin aynen şöyledir:

'Uluslararası anlayış ve işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağan üstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılağa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, din, ırk ayrımı göstermeyen, eşsiz bir devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu...'

Mustafa Kemal iyi bir asker, iyi bir siyasetçi olmanın yanında devletlerin bağımsız olabilmeleri için güçlü ve bağımsız ekonomiye sahip olmaları gerektiğini çok iyi bilen mükemmel bir ekonomisttir. Bunun için Cumhuriyeti ilan etmeden (17 Şubat – 4 Mart 1923) tarihleri arasında İzmir İktisat Kongresini toplamıştır. Görülüyor ki Mustafa Kemal’in yalnız askeri dehası değil, iyi bir devlet yöneticisi olan ekonomik dehası da çok ileride bir liderdir.

Ayrıca Che Guevara 1967 yılında Bolivya’da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasında Atatürk’ün Büyük Nutku’nun çıktığının, Yunan Başkomutanı Trikopis’in hiç bir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk Büyükelçiliğine giderek Atatürk’ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunun bilinmesinin faydalı olacağının kanısındayım.

Mustafa Kemal inançlı ve kararlı bir asker idi. Kurtuluş savaşı mücadelesini başlatırken, etrafı Mustafa Kemal’e para yok dediklerinde net bir cevapla “bulunur”, ordu yok dediklerinde “kurulur”, düşman çok dediklerinde “yenilir” cevabını vermiştir.

Mustafa Kemal bir ilkedir, bir devrimdir, özgürlüktür, emperyalizm karşısında dik duran eşsiz bir liderdir.

Prof. İlber Ortaylı’nın dediği gibi 'Mustafa Kemal Osmanlı’yı yıkan değil, çökmüş Osmanlı’nın küllerinden Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratandır.'

Mustafa Kemal en büyük eserim dediği Cumhuriyeti Türk Gençliğine emanet etmiştir. Türk Cumhuriyeti’nin geleceği olan gençleri de 'Muallimler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır' diyerek öğretmenlere emanet etmiştir.

Mustafa Kemal asker olduğu kadar da barış adamıydı. 'Yurtta sulh, cihanda sulh' sözleriyle bunu kanıtlamıştır. Kemalizm 'Geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür.' der Ahmet Taner Kışlalı...
Batı Trakya da Mustafa Kemal’in İlkelerine uygun hareket edebilmek için Cumhuriyet döneminin hemen başında İskeçe ve Gümülcine’de bu ideallere bağlı peş peşe dernekler kurmuştur.

Ben de Mustafa Kemal’in ilkelerini benimsemiş bu derneklerden biri olan Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’nin Başkanlığını yürütmekten kendim ve üyelerim adına onur ve gurur duymaktayım.”

ATATÜRK’Ü VE BİRLİKTE YETİŞTİĞİ NESLİ ANLAMALIYIZ

Anma töreninde son olarak T.C. Gümülcine Başkonsolosu Ali Rıza Akıncı konuşma gerçekleştirdi. Başkonsolos, konuşmasında Atatürk’ün farklı özelliklerine değindi ve önemli mesajlar verdi. Başkonsolos konuşmasında şunları belirtti;

“Bugün Cumhuriyetimizin kurucusu, İstiklâl harbimizin kahraman komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak için buraya geldik. Kendisini bugün ve başka vesilelerle anıyoruz, anacağız. Ben de daha çok birlikte ve içinde yetiştiği neslin bazı özelliklerine vurgu yaparak konuşmamı yapmak istiyorum. Belki tarihimizin en parlak, en idealist, en yenilgi bilmeyen, vazgeçmeyen nesillerinden biridir. On on iki yaşında bu ülkeyi nasıl kurtaracağız, hangi çareler üzerinde tedbirler alacağız diye düşünmeye başlayan, örgütlenen, dernek kuran, tıbbiyede, harbiyede ve başka okullarda bir araya gelen bir nesil. En belirgin özeliklerinden biri asla yenilgi kabul etmemeleridir. Ve, bizim hayal dahi edemeyeceğimiz şartlarda mücadeleye devam etmeleridir. Kurtuluş Savaşı’mızı bu nesil yaptı. Hayatları savaşla geçti. Hiçbir zaman emeklilik, çiftlik kurma, rahat bir hayat yaşama derdi ve hayali kuramadılar. Bazıları şehit oldu. Bir çokları doğdukları toprakları bile göremedi, ya da pasaportla gitmek zorunda kaldılar.

Bu nesli çok iyi anlamak durumundayız. Bir Süleyman Askeri’yi, Kuşçubaşı Eşref’i, tek başına yanında üç beş askerle Nahçivan’ı kurtaran Binbaşı Halil Beyi, Cihangirzâde İbrahim Bey'i, Zenci Musa’yı ve ismini bildiğimiz, bilmediğimiz yüzlerce, binlerce kahramanı çocuklarımıza anlatmak durumundayız. Ancak o zaman Kurtuluş Savaşı’mızın ne manaya geldiğini daha iyi anlarız.

Çok kuru ifadelerle şu tarihte şu oldu, bu kararlar alındı şeklindeki anlatım yeterli olmuyor. O ruhu veremiyoruz. Nahçivan’a gittiğimde bir doktora tezi okudum. Belki orada görev yapmasam bulamayacak ve aklıma gelmeyecekti. Nahçivan’ın bu gün ayakta kalmasını sağlayan üç beş kişinin yaptıkları fedakârlıkları okuduğumda hayrete düştüm. 1918’in şartlarında, ellerinde hiçbir imkân yokken, nasıl ısrarla mücadele ettiklerini gördüğümde hayrete düştüm.

Bunları çocuklarımıza anlatmak zorundayız. Atatürk’ü de, Milli Mücadelemizin başka kahramanlarını da daha iyi anlamamızı sağlar.

ATATÜRK İDEALİSTTİ, REALİSTTİ

Atatürk o neslin özelliklerine sahip bir insandı. İdealistti, hiçbir durumda vazgeçmezdi, ciddi bir vizyona sahipti. Ama, o nesilde olmayan başka özellikleri de vardı. Olayların ilerisini görme yeteneği vardı. İyi bir askerdi, iyi bir kurmaydı. Kendi nesli içinde birinci sıradadır. Milli Mücadele başladığı zaman da dört veya beşinci sıradadır daha yaşlılar olduğu için. Çok parlak bir kurmaydır. İdealist olmasının yanında gerçekçidir, realisttir. Hem idealleriniz olacak, hem de gerçekçi olacaksınız, bu daha zor bir şey. Başarıya ulaştığınızda nerede duracağınızı da bileceksiniz, bu da çok keskin bir özelliğidir. Tabii ki bir çok özelliğiyle anmak mümkün. Ben sadece bunları aklıma geldiği ölçüde vurgu yapmak istedim.

BİRBİRİMİZİ SEVMELİYİZ, BİR ARAYA GELME KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURMALIYIZ

Biz, Polatlı’dan top sesleri geldiği günlerden bugünlere kadar ulaştık. Buna şükrediyoruz. Bir vatanımız var. Güçlüyüz, daha da güçlü olacağız. Bunu da yapabilmek için birliğe beraberliğe, birbirimizi sevmeye, farklılıklara tahammül göstermeye, bardağın boş tarafına değil, dolu tarafına odaklanmaya ihtiyacımız var. Batı Trakya’da da, Türkiye’de de, başka yerlerde de buna ihtiyacımız var, çünkü en büyük eksikliğimiz bu. Yeterince insan malzememiz var. Türk Milleti’nin enteresan bir özelliği var. Devlet kurucu ve teşkişlâtçı bir millet. Devlet Ana romanında geçen bir sahne vardır. Orada Osmangazi, Şeyh Edebali’ye diyor ki: 'Bu milletin zannedildiği gibi ana mesleği çiftçilik değil, devlet kuruculuğudur.' Bizim genetiğimizde bu var. Sadece herkes rolüne razı olmalı, birbirimizi sevmeliyiz, farklılıkları görmezden gelerek, ya da bunun üzerinde çok odaklanmadan bir araya gelme kültürü oluşturmalıyız. Her yerde buna ihtiyacımız var. Bunu yaptığımız zaman dünyanın her yerinde başarılı olacağımıza inanıyorum.”
Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr