Azınlığın sorunları ve talepleri, Avrupa Parlamentosu’nda dile getirildi
Batı Trakya Türk Azınlık temsilcileri heyeti, Avrupa Birliği’nin Başkenti Brüksel'de Azınlık sorunlarını dillendirildi. Heyet, Avrupa Parlamentosu’na ait toplan
Batı Trakya Türk Azınlık temsilcileri heyeti, Avrupa Birliği’nin Başkenti Brüksel'de Azınlık sorunlarını dillendirildi. Heyet, Avrupa Parlamentosu’na ait toplantı salonunda çeşitli insan hakları ile ilgili kurum ve kuruluşlarının yetkililerine ve azınlık konularına ilgi duyan çeşitli araştırmacı insan hakları uzmanlarının da hazır bulunduğu bir konferansta Azınlık sorunlarını anlatmak için 28 Kasım Çarşamba günü AB'nin Başkenti Brüksel'deydi.
Toplantıda, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin büyükelçilik temsilcileri de hazır bulundu. AP Yeşiller/Avrupa Hür İttifakı Grubu üyesi ve AP Geleneksel Azınlıklar, Ulusal Topluluklar ve Diller İntergrubu Eş Başkanı Milletvekili François Alfonsi(Fransa)’nin himayesinde, Brüksel merkezli Uluslararası Sınır Tanımayan İnsan Hakları(HRWF) Örgütü, Avrupa Halkları Federal Birliği(FUEN), Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu(ABTTF) ve Dostluk-Eşitlik-Barış(DEB) ortaklığında, Avrupa Parlamentosu’nda 28 kasım Çarşamba günü Batı Trakya Türk Azınlığı sorunlarının tartışıldığı bir açık konferans düzenlendi.
Konferansta, Avrupalı insan hakları heyeti Batı Trakya’ya düzenlediği ziyarette edinilen bilgiler ışığında hazırladığı gözlem raporu da okundu.
Konferansın moderatörlüğünü, Avrupa Halkları Federal Birliği(FUEN) Başkanı Hans Heinrich Hansen yaptı.
Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunlarının anlatıldığı toplantının ev sahipliğini yapan AP Milletvekili François Alfonsi, keşif ziyaretine ilişkin gözlemlerini katılımcılar ile paylaştı. HRWF Direktörü Willy Fautre de keşif ziyareti sonrasında hazırlanan gözlem raporunu açıklayarak, keşif ziyaretine ilişkin gözlem ve tavsiyelerini paylaştı.
Konferansta gazeteci Cemil Kabza ile İskeçe Türk Birliği adına Avukat Sinan Kavaz, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ifade ve medya özgürlüğü ile dernek kurma özgürlüğü alanında yaşanan sorunları dile getirdiler.
Cemil Kabza, özellikle Gündem ve Millet gazetelerinin karşılaştığı yüzbinlerce euroluk haksız tazminat cezalarıyla Azınlık basınının nasıl susturulmaya ve sindirilmeye çalışıldığını örnekleriyle anlattı. Avukat Sinan Kavaz ise, dernekleşme konusunda Azınlığın karşılaştığı sorunları anlattığı konuşmasında, İskeçe Türk Birliği ile igili tarihi süreciyle ilgili bilgiler sunarak devletin haksız uygulamalarını teferruatlı bir şekilde ortaya koydu.
Konferansa Batı Trakya’dan yukarıda konuşmacı olarak anılan iki kişinin dışında, İskeçe ve Gümülcine seçilmiş müftüleri Ahmet Mete ve İbrahim Şerif, eski milletvekilleri İlhan Ahmet ve Çetin Mandacı, DEB Partisi Başkanı Mustafa Ali Çavuş ve Başkan Danışmanı Aydın Ahmet ile DEB Partisi Sekreteri Zerrin Hüseyin, İnsan ve Azınlık Hakları için Türk Azınlık Hareketi adına gazeteci Abdülhalim Dede ve Çınar Derneği adına gazeteci Cengiz Ömer de katılanlar arasında yer aldı.
François Alfonsi: Amacımız Yunanistan’ın bir Avrupa devletine yakışır bir azınlık politikası izlemesi
Konferansa ev sahipliği yapan AP Milletvekili François Alfonsi, Korsika kökenli Fransız bir milletvekili olarak Fransa’da Korsika halkının yaşadığı baskıların aynısını Yunanistan’da BatıTrakya Türk Azınlığı’nın da yaşadığını ifade etti. Avrupa Hür İttifakı/Yeşiller Grubu’na üye bir milletvekili olarak Türk yanlısı veya Yunan karşıtı olmadıklarının altını çizen Alfonsi, amaçlarının yalnızca Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sahip olduğu haklara kavuşması ve Yunanistan’ın bir Avrupa devletine yakışır bir azınlık politikası izlemesi olduğunu belirtti.
Ekim 2012’de BatıTrakya’yı ziyaret eden insanhakları heyetinde yer alan Willy Fautre keşif raporunu açıkladı
HRWF Direktörü Willy Fautre ise BatıTrakya keşif ziyaretine ilişkin raporunu açıkladı. Batı Trakya’da yaptığı görüşmeler doğrultusunda raporunda Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitim, din özgürlüğü ve dernek kurma özgürlüğü alanında yaşadıkları sorunları aktaran Fautre, 1923 Lozan Barış Antlaşması ile korunan bu azınlığın kendini hangi etnik temelde, hangi anadilde veya hangi şekilde tanımladığına bakmaksızın bu azınlığa üye kişilerin korunması gereken bireysel ve kolektif haklara sahip olduğunu belirtti. Yunan Hükümeti’ne yönelik tavsiyelerini sunan Fautre, uzun soluklu bir çözüm için Yunan devleti ve azınlık arasında karşılıklı güven ve saygıya dayalı bir taahhüt oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Azınlık gazetelerine fahiş tutarda tazminat cezaları verildi
Fautre’nin ardından Gündem gazetesi yazarı ve Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketi(BAKEŞ) Başkanı Cemil Kabza ileİskeçe Türk Birliği adına Avukat Sinan Kavaz, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ifade ve medya özgürlüğü ile dernek kurma özgürlüğü alanında yaşanan sorunları birinci ağızdan aktardılar. Cemil Kabza, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın iki gazetesi Gündem ve Millet’in Hara Nikopulu isimli davada asılsız haber yapmak suçlaması ile fahiş tazminat cezalarına çarptırıldığını belirtti. Kabza, temyiz mahkemesinin iki gazeteye verilen 150 bin ve 120 bin avro tutarındaki cezalara ilişkin kararları onaması durumunda haberi yapan isimler olarak kendisinin ve Millet gazetesinden Cengiz Ömer’in 10 aylık hapis cezasına çarptırılacağını belirtti.
1927’de kurulan İskeçe Türk Birliği isminde “Türk” kelimesi geçtiği için 1983’te kapatıldı, AİHM kararına rağmen derneğe ismi iade edilmedi
1983 yılında isminde geçen“Türk” kelimesi nedeni ile kapatılan ve 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından haklıbulunan İskeçe Türk Birliği davasına ilişkin olarak konuşan Avukat Sinan Kavaz, Yunanistan’da bugün isminde “Pomak”veya “Roma” kelimesi geçen derneklerin kurulmasına izin verildiğini ancak aynı haktan isminde “Türk” kelimesi geçen derneklerin yararlanamadığını belirtti. Kavaz, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi’nin diğer iki dernek ile birlikte İskeçe Türk Birliği’ni haklı bulmasına karşın Yunanistan’ın AİHM kararlarını hala uygulamadığını söyledi.
Soru cevap bölümünde söz alan Danimarka Roskilde Üniversitesi Toplum ve Küreselleşme Enstitüsü’nde doktora yapan Tamara Jovanovic, Lozan Barış Antlaşması’nda değişiklik yapılmasının veya eksik olan yönlerinin tamamlanmasının bir çözüm olup olmayacağını ve anavatan olarak Türkiye’nin garantör ülke olarak resmi bir yetkiye sahip olup olmadığını sordu. AP Milletvekili Alfonsi bu sorunun Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili bir sorun değil Yunanistan’ın bir Avrupa ülkesi olarak Avrupa değerlerine uygun davranmaması sorunu olduğunu belirtti. Alfonsi, Yunanistan’dan bir Avrupa ülkesi olması istediklerini belirtti, sorunun çözümünün AB kriterlerine ve değerlerine tam uyum göstermek olduğunu belirtti.
Rodos ve İstanköy’de yaşayan Müslümanlar da dini özgürlüklerini kullanamıyor
Konferansın sonunda İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ile Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif’e de söz verildi. Müftülük sorunu konusunda Yunanistan’da cemaat tarafından seçilmiş ve devlet tarafından atanmış müftüler olmak üzere müftülük konusunda bir ikilik yaratıldığı ifade edilen konferansta Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’da yaşayan Türklerin de dini özgürlükler alanında çeşitli sorunlar yaşadığı aktarıldı, buna örnek olarak Rodos İbrahim Paşa Camii’ne yetkisi dahilinde olmamasına rağmen Dimetoka Müftülüğü tarafından camide cemaat tarafından seçilmiş bir imamın görev yapmasına karşılık bir imam atanması gösterildi.
Azınlığın seçilmiş iki müftüsü Ahmet Mete ve İbrahim Şerif Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunları ve özellikle dini alandaki sorunları konu edinen sunumlarda bulundular. İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Brüksel’deki bu toplantıda Yunan devletini şikayet etmek için gelmediklerini, asıl amaçlarının haksızlıkların bertaraf edilmesi için yasal ve Avrupai hukuk yollarınının kullanılarak dertlerine çare bulmak olduğunu söyledi. Mete, Azınlığın devletine sadık olduğunu, geçmişte dedelerinin ülke savunması için şehit düştüklerini, gerekirse aynısını yine yapacak bir Azınlık olduğunun altını çizerek, ilkenin içinde bulunduğu krizde birçok Yunan vatandaşın ülkeyi kaosa sürükleyecek tarzda hareket ederek kamu mallarına zarar verirken, kendilerinin müftüler olarak ülkenin krizden kurtulması için camilerde hutbelerle Azınlık toplumunu itidale davet ettiklerini ve dua ettiklerini belirtti.
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif ise yaptığı konuşmada Lozan Antlaşması hakkında tarihi bilgilere değinerek Azınlık açısından önemini vurguladı. Şerif, ayrıca kendisinin AİHM’de müftü olarak kazandığı davaya da değinerek bu kuruluş tarafından haklı bulunduğunu ve müftülüğünün tanındığını, dolayısıyla da bunun artık devlet makamları tarafından da tanınarak hakkın bir an önce tecelli etmesi için gerekenin yapılması gerektiğini vurguladı ve seçilmiş müftüler olarak devlet tarafından makamlarına oturtulmaları gerektiğini söyledi.
Soru cevap bölümünde söz alan Abdülhalim Dede’nin yaptığı çarpıcı açıklamalar ve Yunan devletinin Azınlığa uyguladığı asimilasyon politikası konusundaki tespitleri salondakilerin dikkatini çekmeyi başardı. Dede, Yunanistan’ın ulusal bütünlük çalışmalarını Hitlerin Almanya’sına benzetti.
Cengiz Ömer ise, bir Azınlık ve AB vatandaşı gazetecisi olarak AB üyesi Yunanistan’da karşılaştığı haksıklıkları anlattı. Ömer, sahibi olduğu Millet gazetesinin devlet tarafından marka tescili yapılmadığını ve bundan dolayı sigorta yaptıramayarak gazetecilik mesleğini icra etmesinin engellendiğini belirtti. Ömer, Batı Trakya’nın en popüler gazetesi olan Millet’e yapılan haksızlığın, Azınlık basınının susturulmak istendiğinin bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Eski milletvekili İlhan Ahmet de yaptığı konuşmada, çok çarpıcı tespitlerde bulundu. İlhan Ahmet, Azınlığın dernekleşme hakkının nasıl engellendiğinin hukuki açıdan analizini yaparak, Yunanistan’ın bu konudaki haksız tutumunu “de jure” ve “de facto” örnekleriyle anlattı. Ahmet, resmen tanınmayan derneklerin Yunanistan’da zaten fiilen aktif oldukları ve faaliyetlerini sürdürdüklerini, dolayısıyla “de facto” olarak devlet tarafından tanınan bu derneklerin resmi (de jure) olarak da tanınmamasının mantıksız olduğunu kaydetti.
Eski milletvekili Çetin Mandacı da söz alarak Azınlığın en önemli sorununun milli kimliğinin devlet tarafından inkâr edilmesi olduğunu ifade etti. Mandacı, Azınlığın milli kimliğinin tanınmaması sorunların başını teşkil ettiğini beliterek, devletin Azınlığın milli kimliğini inkar etmekten vazgeçmesi durumunda diğer Azınlık sorunlarının da kolayca halledileceğini söyledi.
Kapanış konuşması yapan DEB Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, bağımsız adaylar için de geçerli olan yüzde 3’lük seçim barajı sorununu dile getirdi.
FUEN Başkanı Hansen: Sorunların çözümünde Yunanistan’ın iyi niyeti belirleyici olacak
Sonuç konuşmasını yapan moderatör Hans Heinrich Hansen, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunlarının çözümünde Yunanistan’ın iyi niyetinin belirleyici olacağını ifade ederek ülkenin ekonomik darboğazdan çıkışında çeşitlilik prensibine önem vererek Batı Trakya Türk Azınlığı’nı bir tehdit unsuru olarak değil bir değer olarak görmesi gerektiğini belirtti.
Heyet, toplantı sonrası toplantıyı düzenleyen yetkililerle kısa bir görüşme yaptı ve fotoğraf çektirip vedalaştıktan sonra Avrupa Parlamentosu’nun toplantı binasından ayrıldı.