Çipras hükümeti hızlı başladı
Çipras hükümeti hızlı başladı. Çipras geçmişlerin aksine verdiği sözleri ve vaadettiği uygulamarı yerine getiren bir başbakan olacağını söyleyerek Troyka’ya kar
Çipras hükümeti hızlı başladı. Çipras geçmişlerin aksine verdiği sözleri ve vaadettiği uygulamarı yerine getiren bir başbakan olacağını söyleyerek Troyka’ya karşı dik duruş sergilerken, bakanları da ENFİA gibi ağır vergileri, 13. maaşı, 751 euro asgari ücreti, ömür boyu eğitim ve orta öğretimde çile sayılan sınav sistemini kaldırması vb. vaatlerin hayata geçirildiğini duyurmaya başladı.
Bunlar açıklanırken herkesin merak ettiği ve muhalefetin yönelttiği soru, kaynağın nereden bulunacağıydı. Bunun cevabı da hükümetin iktidara gelir gelmez Troyka’ya karşı takındığı tavır ve Eurogrup Başkanı ile görüşmelerde yapılan sert açıklamalar oldu. Hükümet yetkilileri bununla kamuoyuna gereken mesajı verdi. Buna göre, bu tutumda ısrar edilerek, Avrupa hükümetin şartlarını kabul edecek ve yeni bir uzlaşmaya varılacak. Neticede silinecek borçlarla da yeni kaynaklar sağlanmış olacak. Hükümet bu senaryo ile vaadettiklerini gerçekleştirmeyi düşünüyor.
HÜKÜMET TROYKA'YA REST ÇEKTİ, ORTALIK KARIŞTI
Halka karşı yalancı durumuna düşmek istemeyen hükümetin bu yüzden Avrupa Birliği ile arasındaki borç silme savaşı sert başladı. Atina'da temaslarda bulunan Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Başbakan Aleksis Çipras ile görüştü. Dijsselbloem'un "Programın uzatılmasını talep edecek misiniz?" sorusunu yöneltmesi üzerine Başbakan Çipras, "Yunan halkının talebiyle bu program reddedildi." cevabını verdi. Atina'da Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem'u ağırlayan Maliye Bakanı Yanis Varufakis düzenlenen basın toplantısında Troyka'ya savaş açtı. Maliye Bakanı Yanis Varufakis canlı yayında Avrupalı Troyka yanlısı ortaklarına resti çekince ortalık karıştı.
ÇİPRAS: YUNAN HALKI TROYKA’NIN PROGAMINI REDDETTİ
Atina'da Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem Başbakan Aleksis Çipras tarafından kabul edildi. Çipras, "Yunanistan, son 4 yıldır başarısız bir program uyguluyor." mesajını Eurogroup Başkanı'na iletti. Dijsselbloem ise "Aynı görüşte değilim." şeklinde yanıt verdi. Buna karşılık Çipras "İşsizlik ve yoksulluk rakamlarına ve GSMH'nın dış borç oranına bakın." şeklinde konuştu.
Bu defa Dijsselbloem'un "Programın uzatılmasını talep edecek misiniz?" sorusunu yöneltmesi üzerine Başbakan Çipras, "Yunan halkının talebiyle bu program reddedildi." cevabını verdi. Yunanistan'ın başka ülkelerin vergi mükelleflerine yük olmadan yönünü değiştirmek istediğini de aktaran Çipras, "Daha başka açıklar oluşturmak istemiyoruz." dedi. Çipras, "Ancak devamlı sosyal açıklarla da yaşayamayız. Biz, halktan insani krizi önlemeyi amaçlayan programımızı uygulamak için yetki aldık." şeklinde konuştu.
Başbakan, AB'den güveni, kalkınmayı ve sürdürülebilirliği sağlamak için yeni bir plan temelinde finansal genişlik ve zaman talebinde bulundu.
VARUFAKİS: TROYKA’NIN PROGRAMINI KABUL ETMİYORUZ
Eurogroup Başkanı'nın Maliye Bakanı Yanis Varufakis ile görüşmesi ise Yunan hükümetinin seçim vaatlerini uygulamaya koyacağını gözler önüne serdi. İkili görüşmenin ardından Dijsselbloem Yunanistan'ın Avrupalı ortaklarıyla ilişkilerine tek taraflı yön veremeyeceğini belirtti.
Atina'da Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem'u ağırlayan Maliye Bakanı Yanis Varufakis düzenlenen basın toplantısında Troyka'ya savaş açan açıklamalarda bulundu.
Varufakis'in, "Bu üç taraflı oluşum olan Troyka'nın uygulamayı hedeflediği programı Avrupa karşıtı buluyoruz. Karşı karşıya olduğumuz bu oluşumun Avrupa Parlamentosu'na göre hiçbir meşruiyeti bulunmuyor. Biz de onunla işbirliğine girmeyi planlamıyoruz." sözleri üzerine şok olduğu gözlenen Eurogroup Başkanı kulaklığını atıp kızgın bir şekilde salonu terk etti. Başkan salonu terk ederken elini uzatan bakanın elini zoraki sıktı ve kendisine "Şimdi Troyka'yı öldürdün" dediği belirtildi.
Maliye Bakanı ayrıca hükümetin 28 Şubat'ta süresi sona erecek yardım programının uzatılmasına dönük bir istekte de bulunmayacağını sözlerine ekledi.
Gelişme gündeme bomba gibi düştü ve dünya çapında yankılandı. Yapılan yorumlarda, Yunanistan ile Avrupalı ortakları arasında çetin bir sürecin başladığı belirtildi.
ALMANYA ATİNA'NIN TALEBİNİ REDDETTİ
Hükümetin sert çıkışlarından sonra Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, Atina'nın borç kesintisi talebini reddettiklerini açıkladı.
Hamburger Abendblatt gazetesine mülakat veren Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yunanistan'a reform politikalarına devam çağrısında bulundu. Merkel, "Avrupa, Yunanistan ile ve krizden özellikle etkilenen diğer ülkelerle, reform ve tasarruf çabalarına devam ettikleri takdirde, dayanışma içinde olmaya devam edecektir" dedi.
Atina'nın talep ettiği borç kesintisini reddettiğini yineleyen Merkel, "Daha şimdiden özel alacaklılarda gönüllü bir feragat söz konusu, bankalar Yunanistan için milyarları siliyor. Bundan daha fazla bir borç kesintisi göremiyorum" dedi.
'SORUMLULUK SAHİBİ OLSAYDIM'
Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble de Yunan politikacılara yüklendi. Welt gazetesine konuşan Schäuble, "Eğer sorumluluk sahibi Yunan bir siyasetçi olsaydım, borç kesintisi üzerine tartışma yaratmazdım" dedi.
Almanya Maliye Bakanı, "Yunan borçlarının nasıl finanse edildiğini bilenler 2020 yılına kadar bir sorun olmadığını görür" dedi. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) beklentilerine göre Yunanistan'daki olumlu gelişme sayesinde borç kotasının 2020 yılında yüzde 112 seviyesine ineceğini belirten Schäuble "Bu İtalya'nın bugünkü seviyesinin altında. Borç kesintisi hakkında spekülasyon yapmak için bir neden göremiyorum" dedi.
GABRİEL: "YUNANİSTAN ARTIK EURO BÖLGESİ İÇİN RİSK DEĞİL"
Almanya Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel, Yunanistan'da kurulan kurtarma programı karşıtı hükümetin yarattığı endişelerin Euro Bölgesinin geri kalanına yayılması riski olmadığını söyledi.
Gabriel, "2 yıl öncesinde olduğu gibi bulaşıcılık riski yok. Durum net şekilde daha iyi. Son yıllarda bankacılık birliği konusunda alınan kararlar ve İspanya, İrlanda ve Portekiz gibi ülkelerdeki yapısal reformlar sonrasında Yunanistan'daki gelişmelerden artık endişe etmemeliyiz" diye konuştu.
Yunanistan'ın Euro Bölgesinde kalmasını istediklerİni belirten Gabriel, encak bunun için Yunanistan'ın yapmış olduğu anlaşmalara uygulaması gerektiğini belirtti. Gabriel, "Yunan politikacıların yapmak istemedikleri şeyLerin sorumluluğunu Alman işverenlerin üstlenmesi beklenemez. Yunanistan, komşularına karşı yükümlülüklerini terk edemez. Yunan hükümeti ile adil müzakereler yapmayı ve yardım edebilmeyi umuyoruz. Ancak Yunanistan'ın borcunda bir şaç traşı hayal edemiyorum. Yunan hükümeti, kararlar almadan önce özelleştirme gibi konulara bizle müzakere etmeli" dedi.
OBAMA'DAN ÇİPRAS'A DESTEK
Yunanistan'daki iktidar değişikliğini de değerlendiren ABD Başkanı Barack Obama, "Ekonomik krizle boğuşan bir ülkeyi daha fazla sıkıştıramazsınız" dedi. Obama Yunanistan için önerilen kemer sıkma politikalarına karşı çıktı ve Yunanistan'ın vergi toplama sisteminin ise berbat olduğunu söyledi.
Amerikan CNN televizyonunda yayınlanan "GPS" programında Yunanistan'daki iktidar değişikliğini değerlendiren ABD Başkanı Barack Obama, "Umarım Yunanistan Euro Bölgesi'nde kalır. Ancak bunun için bütün taraflar uzlaşmaya açık olmalı. Ekonomik krizle boğuşan bir ülkeyi daha fazla sıkıştıramazsınız" şeklinde konuştu.
Obama bu açıklamalarıyla Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'a dolaylı destek verirken, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Atina konusundaki tutumunu üstü örtülü eleştirdi.
Obama, "Depresyondaki bir ülkeye kemer sıktıramazsınız. Bir noktada bu ülkenin borçlarını ödeyebilmek için bir büyüme politikası olmalı" dedi. Yunanistan ekonomisinin reforma ihtiyacı olduğunun altını çizen Obama, "Ülkenin vergi sistemi berbat bir şekilde ünlenmiş. Yunanistan'ın ciddi değişiklikler yapması gerekiyor" dedi.
Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalmasının umduğunu olduğunu söyleyen Obama, "Bu ekonomik değişiklikleri insanların hayat standartları düşerken yapmak zor. Zaman içinde politik sistem ve toplum bunu sürdüremeyecektir" diye konuştu. Obama Avrupa ekonomisinin de büyümesi için endişeli olduğunu da söyledi.
"YUNANİSTAN'LA YENİ BİR SÖZLEŞME YAPMALIYIZ"
Fransa Maliye Bakanı Sapin, Yunanistan Maliye Bakanı Yannis Varufakis ile Paris'te bir araya geldi. Sapin: "Yunanistan'la yeni bir sözleşme yapmalıyız. Kamu borcu konulardan sadece bir tanesidir." açıklamasında bulundu.
Sapin, Avrupa Merkez Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), AB, Avrupa Komisyonu ve Eurogroup'un, Yunanistan'ın durumuyla ilgili diyalog içerisinde bulunması gerektiğini söyledi.
Yunanistan'ın reformlar konusunda zamana ihtiyacı olduğunu vurgulayan Sapin, "Yunanistan'a güveniyorum. Yunanistan zorlukları aşacak ve gerekli reformları yapacaktır" diye konuştu. Sapin, Yunanistan'ın euro bölgesinde kalacağına inandığını kaydetti.
Fransa Başbakanı Manuel Valls de Yunan halkının tercihlerine saygı göstermek gerektiğine işaret ederek, "Halk, ekonomik krizden ve kemer sıkma politikalarından bunaldı ve sorumluluğu sola vermekte karar kıldı" diye konuştu.
Cezalandırıcı kemer sıkma politikalarının artık AB'nin bir projesi olamayacağını vurgulayan Valls, Fransa'nın, Yunanistan'a yükümlülüklerine uyması konusunda yardım etmesi ve avro bölgesinde kalması için ülkeyi teşvik etmesi gerektiğini dile getirdi.
SİRİZA RÜZGARI AVRUPA'YA YAYILIYOR
Yunanistan'da hükümet tasarruf politikalarını durdururken, Avrupa'nın diğer ülkelerinde Syriza'yı örnek alan hareketler sesini yükseltiyor. Gelişmeyi, Avrupa'da yeni bir Arap Baharı'nın ateşleyicisi olarak değerlendirenler var. Olan bitenler karşısında öne çıkan soru şu: Yunanistan yeni hükümetin rüzgarıyla Avrupa’da olumlu bir değişim mi, yoksa bir felâket rüzgarı mı olacak?
AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) oluşan troyka, ekonomik ve mali krizin patlak verdiği 2010 yılından bu yana Yunanistan'ı iflastan kurtarmak için 240 milyar euroluk kredi verdi. Troykanın şart koştuğu katı tasarruf programını reddeden yeni Yunan hükümeti şimdi troykayla yollarını ayırıyor. Yardım programının süresi şubat ayı sonunda bitiyor. Avrupa'da troykaya alternatif bir mekanizma kurulması tartışılıyor. Yunanistan'ın borçlarını nasıl ödeyeceği ise şimdilik bir bilmece.
Yunanistan hükümetinin tutumu, tasarruf programı uygulamak zorunda kalan diğer AB ülkeleri için emsal teşkil edebilir mi? Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politika Merkezi'nden Yunanistan uzmanı Yannis Emmanuilidis, Yunanistan'ın sanıldığı kadar büyük bir etki yapamayacağı görüşünde:
Emmanuilidis: "Yunanistan seçimlerinin kısaca tasarruf diktası denilen konuda etkisi, bazılarının düşündüğü kadar büyük değil. Tasarruf politikalarına bağlı kalmak isteyenler hala güçlü bir konumda. Bazı üye ülkelerde bu konuda uzlaşıya varılabileceği umudu var ve Yunanistan burada örnek alınabilir düşüncesi var. Ama bu konuda hareket alanı oldukça az." dedi.
İSPANYA’DA PODEMOS İKTİDARA OYNUYOR
Yunanistan'daki gelişmeler, kriz nedeniyle benzer katı tasarruf politikalarının uygulandığı İspanya, Portekiz gibi ülkelerde yakından izleniyor. Bu ülkelerdeki benzer hareketler, 'tasarruf diktasına son' sloganıyla kitleleri harekete geçirmeye başladı. Yunanistan'da iktidara gelen Syriza'yı örnek alan İspanya'daki Podemos hareketi hafta sonunda Madrid'de gövde gösterisi yaptı. Sonbahardaki seçimlerde Syriza gibi büyük bir zafer elde etmeyi hedefleyen Podemos, cumartesi günü Madrid'de 150 bin kişiyi meydanlara topladı. Podemos son anketlere göre koalisyon partilerinin az farkla önüne geçmiş durumda.
Avrupa Politika Merkezi'nden Yannis Emmanuilidis, bu hareketler konusunda şunları söylüyor:
"Sorunlu ülkelere baktığınızda örneğin Portekiz'deki ya da İspanya'daki ekonomik durum, Yunanistan'daki kadar kötü değil. Yunanistan'da sorunun ve izlenmesi gereken değişim sürecinin derinliği, diğer ülkelerinkinden daha büyük ve bunu yıllardır biliyoruz. Dolayısıyla Yunanistan özel bir duruma sahip. Ancak tabii Yunanistan'ın diğer üye ülkelere olumsuz etki etmemesi konusunda da dikkatli olmak lazım."
SAĞCILAR DA AYNI SLOGANLARI KULLANIYOR
İspanya'daki sol Podemos hareketi dışında Portekiz'de de Syriza örneğinde bir hareket oluşuyor. Emmanuilidis, ikisi de sosyalist partilerce yönetilen İtalya ve Fransa'da hükümetlerin tasarruf rotasını gönülsüzce izlediğine dikkat çekiyor ve bu ülkelerin kemer gevşetmek için Yunanistan'daki seçim sonuçlarını bahane olarak kullanabileceğini belirtiyor. Yannis Emmanuilidis, sadece sol oluşumların değil, Fransa'daki Ulusal Cephe ya da İtalya'daki Kuzey Ligi gibi aşırı sağ partilerin de Syriza'nın sloganlarını işlerine geldiği şekilde kullandığını vurguluyor.
Yunanistan uzmanı, Syriza'nın Avrupa'da yeni bir dönemin işaretçisi olabileceğine ise ihtimal vermiyor. Bu konuda şöyle düşünüyor: "Bunun Avrupa'da yeni bir dönem açtığını düşünmüyorum. Bu Syriza için, Yunan siyaseti için önemli bir zaferdi. İç politik açıdan ne gibi sonuçlar getireceğini göreceğiz. Ne kadar başarılı olabilecekler, şu an bir şey söylemek için çok erken. Sonuçta Yunanistan için önemli bir gelişme, ama Avrupa düzlemindeki önemi konusunda daha temkinliyim."
NE OLACAK?
Yunanistan hükümetine destek veren Avrupa solu, solun Avrupa’sı için tam zamanı diyerek Podemos gibi hareketlerle Siriza rüzgarını yaymak istiyor. Fransa’nın sol hükümetinin kurmayları bu yüzden Yunanistan için yeni bir program ve indirim yapılabilir açıklamasında bulundu. Diğer yandan ABD Başkanı Obama’dan da benzer açıklamalar yapıldı ve Çipras hükümetine dolaylı destek verdi.
Uzmanlar hükümetin izlediği yol hakkında farklı görüşler sergiliyor. Kimine göre olumlu, kimine göre olumsuz bir gelecek söz konusu. Bazılarına göre iki ay içerisinde her şey belli olacak. Yunanistan bu süre zarfı içerisinde borçlu olduğu alacaklılarla ya yeni bir program üzerinde uzlaşarak yoluna devam edecek ya da yıl sonuna varmadan yeni bir seçim sürecine girmiş olacaktır. Bekleyip göreceğiz.