Din görevlileri ve mütevelliler “240 İmam Yasası” için toplandı
Rodop ve Meriç illerine bağlı köylerde görev yapan din görevlileri ile mütevelli heyeti başkanları bir araya gelerek 24 Ocak Perşembe günü Gümülcine Türk Gençle
Rodop ve Meriç illerine bağlı köylerde görev yapan din görevlileri ile mütevelli heyeti başkanları bir araya gelerek 24 Ocak Perşembe günü Gümülcine Türk Gençler Birliği lokalinde bir toplantı gerçekleştirdiler. Toplantının ana konusu “240 İmama Yasası” idi.
Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Batı Trakya Camileri Din Görevliler Derneği Başkanı Mustafa Kara Hüseyin ve Batı Trakya İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği Başkanı Mehmet Emin Ahmetoğlu’nun da katıldığı toplantıda din görevlileri ve mütevelliler, 16 Ocak 2012 tarihinde Yunan Parlamentosu’nda oy çokluğu ile kabul edilen “240 İmam Yasası”nı değerlendirdiler.
Toplantıda hem köy mütevellileri hem de din görevlileri “240 İmam Yasası”nı hiç bir surette asla kabul etmediklerini ve etmeyeceklerinin mesajını verdiler. Toplantıda mütevelli başkanları yasaya karşı olduklarını dile getirmek adına kendi aralarında bir heyet oluşturdular. Oluşturulan heyet bir kınama hazırlayarak ve köy mütevellilerin de yasaya karşı olduklarını ve kararı kınadıklarını yazılı bir şekilde kamuoyu ile paylaştılar.
Toplantı sonrası Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, yapılan toplantıyı Millet gazetesine değerlendirdi. “Biz kimseden yardım istemiyoruz. Sadece gölge etmesinler başka ihsan istemiyoruz” diyen Müftü İbrahim Şerif şunları belirtti;
“Bugün Gümülcine Türk Gençler Birliği’nde yapılan toplantıya Meriç ve Rodop vilayetlerinde görevli din görevlileri ve köylerimizdeki mütevelli heyetlerinin başkanları katıldılar. Toplantıya ilgi çok büyüktü. Yaklaşık 300 kişi katıldı ve salona sığmadık. Toplantıyı yapmamızın nedeni, son günlerde gündemde olan “240 İmam Yasası” ile ilgili bilgileri mütevellilerimizin ve din görevlilerimizin ilk ağızdan duymalarını sağlamaktı. Kendilerine yasa hakkında geniş bilgiler verdik. Böylece köylerimizde yetkili olan bu kişiler bu yasanın tam olarak ne olduğunu öğrenmiş oldular. Bizler bu yasayı beğenmediğimizi söyledik. Ancak bizden de önce bu yasayı azınlığın beğenmediğini, karşı çıktığını milletvekillerimiz mecliste yaptıkları konuşmalarla haykırdılar. Bununla birlikte azınlık sivil toplum kuruluşları da çıkardıkları kınamalarla bu yasanın uygulanabilir bir tarafı olmadığını beyan ettiler. Bugün bizler burada kamuoyuna biz hala hali hazırda camilerimizde görev yapan mütevelli heyetleri ve imamlar olarak halkımızın veya sivil toplum kuruluşlarının bu duyarlılığına teşekkür ettik. Bize destek olan insanlarımıza teşekkür ettiğimiz gibi camilerde görev yapan insanlar olarak bunu yasayı 2007 yılında çıktığı zaman kabul etmedik, bugün de kabul etmiyoruz ve bundan sonra da kabul etmeyeceğimizi beyan etti ve kınadık. İşin güzel tarafı mütevelli heyetleri de bu yasaya karşı olduklarını beyan etmek için mütevelliler olarak bir kınama yazısı yazmak istediklerini belirttiler ve kendi aralarında bir heyet oluşturdular. Bu heyet genel kurul adına hazırlayacağı kınama yazısını kamuoyu ile paylaşacak. Ben buradan Allah rızası için köylerimizde çalışan mütevelli heyetlerimize can-ı gönülden teşekkür ediyorum.
Bizler köylerde yaşayan soydaşlarımızı da yasa ile ilgili bilgilendirmek için hutbe hazırladık. Hutbeyi din görevlilerimize dağıttık. Arkadaşlarımız bunları camilerde okuyacak ve bu yasanın ne olduğunu ne yapılmak istendiğini özetle halkımıza anlatacaklar. Dolayısıyla hem Meriç hem de Rodop vilayetinde halkımızı bilinçlendirmiş olacağız. Bizim istediğimiz halkımızın mütevellilerimizi ve din görevlilerimizi desteklemeleridir. Zaten imamlarımız her zaman olduğu gibi bu işin en samimi ve önce olan insanlardır. Bu yasayı her platformda kabul etmediklerini haykırıyorlar, halkımız da destek verdikçe bu kanun hiçbir zaman uygulanamaz ve uygulanamayacaktır. Yeter ki, halkımız birlik beraberlik içerisinde olsun. Biz camilerimizi her zaman kendi imkânlarımızla yaşattık. Bütün dini ibadetlerimizi, kültürel faaliyetlerimizi kendimiz yaptık. Camilerimizi tamir ettik, din görevlilerimiz maaşlarını kendimiz verdik. Hatta geçmişte babalarımızın, dedelerimiz sırayla camiye yemek taşıyarak, en güzel ikramları yaparak din görevlilerimizi destekledik ve camilerimizi yaşattık. Bundan sonra da aynı şekilde yaşatacağız. Bizler böyle bulduk, bundan sonra da böyle devam edeceğiz ve bizden sonra gelecek olanlara da bunu böyle emanet edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biz kimseden yardım istemiyoruz. Sadece gölge etmesinler başka ihsan istemiyoruz.”