Türk Dünyası Bir Yiğidini Daha Ebediyete Uğurladı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 17 Ocak Salı günü on binlerce kişinin katıldığı cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 17 Ocak Salı günü on binlerce kişinin katıldığı cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Türk dünyası büyük bir mücadele adamını daha ebediyete uğurladı.
Geçtiğimiz cuma günü vefat eden Denktaş için 30 yılı aşkın süreyle görev yaptığı Cumhurbaşkanlığı'nda ikinci kez devlet töreni düzenlendi. T.C. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra muhalefet liderleri, Rahşan Ecevit ve yabancı ülkelerden temsilciler de törene katıldı. Binlerce vatandaş meydanları doldururken, naaşın taşındığı yol boyunca "Sizi asla unutmayacağız." yazılı pankartlar açıldı.
T.C. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bakanlar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Saadet Partisi ve BBP liderleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Denktaş'ı uğurlayanlar arasındaydı. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ve merhum Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit de törene iştirak ederken, Azerbaycan Kırım, Kosova, Bulgaristan, Katar, Makedonya, Batı Trakya ve Pakistan'dan da katılım oldu. Denktaş'ın tarihî cenaze törenine katılmak için binlerce vatandaş da meydanları doldurdu. Naaşın taşındığı yol boyunca Denktaş için "Sizi asla unutmayacağız'' ve "Seni ve cumhuriyeti sonsuza dek yaşatacağız'' yazılı pankartlar açıldı.
Törende ayrıca Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Mustafa Kırımlıoğlu, Kosova'dan KDTP milletvekilleri Enis Kervan, Müferra Sinik ve KDTP Genel Başkan Yardımcısı Rifat Krasnic, Bulgaristan'dan HÖH milletvekili Remzi Osman , Ruşen Rıza, Necmi Ali, Afganistan Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammed Patman, Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Büyükelçi Abdullah El Cabir, Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir, Makedonya Milli Birlik Hareketi Başkanı ve Milletvekili Erdoğan Saraç, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, Gümilcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Pakistan Ankara Büyükelçisi Haroon Shakuat ve Büyükelçilik Müsteşarı Muin Ülhak, Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov ile milletvekilleri de hazır bulundular.
Protokolün taziyelerini kabul eden Aydın Denktaş, oldukça duygusal anlar yaşadı. Cumhurbaşkanı Gül ile kucaklaşarak başını Gül'ün göğsüne yaslayan Aydın Hanım, zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. Denktaş'ın Türk ve KKTC bayraklarına sarılı naaşı, Cumhurbaşkanlığı'ndaki devlet töreninin ardından Selimiye Camii'nde kılınan cenaze namazı sonrasında Cumhuriyet Parkı'na dualar eşliğinde defnedildi. Denktaş'ın mezarına, 1985 yılında trafik kazasında kaybettiği oğlu Raif Denktaş ile Türkiye'nin değişik yerlerinden, Türk cumhuriyetlerinden ve Kıbrıs Rum kesiminin Larnaka kentinde bulunan Hala Sultan Tekkesi'nden getirilen toprak kondu.
Cenaze namazının kılındığı caminin Rum kesimine çok yakın mesafede olması nedeniyle çevrede güvenlik önlemleri alındı ve bazı sokaklara girilmesine izin verilmedi. Denktaş'ın vefatının ardından ilan edilen yas nedeniyle, resmî kurum ve kuruluşlarla tüm resmî ve özel okullar da kapalıydı. Töreni Türk basınının yanı sıra, Kıbrıs Rum kesiminden gelen Rum gazeteciler de takip etti. Cumhurbaşkanı Gül, Denktaş için açılan taziye defterine, "Kıbrıs Türklerinin yarım asırdır devam eden özgürlük ve eşitlik mücadelesinin timsali, milletimizin yetiştirdiği gerçek kahramanlardan, KKTC'nin kurucusu, Kıbrıs davasının yılmaz savunucusu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ebediyete intikali tüm Türk dünyası için büyük bir kayıptır." diye yazdı. Aydın Denktaş'a taziyelerini ileten Başbakan Erdoğan da taziye defterine şunları yazdı: "Merhum Denktaş'ın vefatı, KKTC halkı için olduğu kadar hiç kuşkusuz Türkiye için de acı bir kayıptır. Ancak merhum Denktaş'ın Kıbrıs'ta başlattığı ve cesaretle yürüttüğü mücadele KKTC ve Türkiye vatandaşları tarafından aynı samimiyetle sahiplenilecek, aynı kararlılıkla yürütülecektir. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk'ünün haklı mücadelesini tüm imkânlarıyla desteklemeye, KKTC'nin hukukunu bütün gücüyle savunmaya devam edecek, Ada'da barışın, hürriyetin refahın teminatı olmayı sürdürecektir."
ÖMRÜNÜ KIBRIS TÜRKLERİNİN DEVLET SAHİBİ OLMASINA ADADI
Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi sınırları içinde bulunan Baf bölgesinde doğdu.
1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş, Hakim Mehmet Raif Bey'in en küçük oğlu. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başlayan Denktaş, ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve liseyi Kıbrıs'ta bitirdi.
Denktaş, 1941'de Lefkoşa İngiliz Okulundan mezun olduktan sonra Mağusa'da tercümanlık, mahkemede memuriyet, sonra bir yıl da İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı.
1944'te British Council'dan burslu olarak İngiltere'de hukuk tahsili yapan ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olan Denktaş, aynı yıl Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başladı.
1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başlayan Denktaş, aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi.
Denktaş, 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük'ün yayımlamaya başladığı Halkın Sesi gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek öğrendiği "Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği" konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Küçük'le tanışarak, Halkın Sesi'nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar yazmaya başladı. Bu ilişki Denktaş'ın Londra'da tahsil yıllarında da devam etti. Denktaş, Ada'ya döndükten sonra lider Dr. Küçük'ün yanında yakın bir dost ve gerektiğinde danışman olarak çalıştı.
Denktaş, 1948 yılında zamanın Kıbrıs Valisi tarafından kurulan Anayasa Konseyi'nde üye olarak çalıştı. Rum kilisesinin baskısı altında Konsey'e katılan Komünist Akel Partisi Konsey'den çekilince Meclis kapatıldı. Türk temsilcilerin ısrarlı talepleri sonucu Hakim Mehmet Zeka Bey'in başkanlığında "Türk İşleri Komisyonu" kuruldu, Rauf Denktaş bu komisyonda da çalışarak, İngiliz Müstemleke İdaresi'nin gasbettiği hakların iadesi için bir raporun hazırlanmasında nazım rol oynadı. Hükümetin kabul ettiği bu raporda öngörülen yasaların yapılabilmesi için Başsavcılığa görev verildi, ancak Başsavcılıkta bir Türk savcı yoktu. Liderliğin talebi üzerine 1949'da Denktaş Hukuk Bürosundan ayrıldı ve az maaşla savcı yardımcısı oldu.
Birkaç yıl içinde tamamlanması gereken yasalarla ilgili çalışmalar 1954 yılına kadar uzadı. Bu arada Denktaş Savcılığa terfi etti. 1954'te Kıbrıs'ta yeraltı örgütünü kuracak olan bazı kişiler, Yunanistan'dan Ada'ya gizlice girerken yakalandı. Bunların takibi ve yargıya havalesiyle Denktaş'ın görevi daha da önem kazandı. 1957 sonunda İngilizlerin Ada'yı 5-10 yıl içinde Yunanistan'a devredeceğini gören Denktaş, Savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük'ün yanında fiili rolünü aldı.
Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde daha aktif rol oynamaya başlayan Denktaş, 1957 sonlarında Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığına seçildi. Aynı yıl Rumların Atina'dan sevk ve idare edilen EOKA yeraltı teşkilatının saldırıları karşısında etkin bir kuruluşa olan ihtiyacı gören Denktaş, iki arkadaşı ile Kasım 1957'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. Bu teşkilat o güne kadar var olan Volkan Teşkilatı'nın yerini aldı ve kısa bir zaman içinde, Denktaş'ın ısrarlı talepleri sonucu olarak Türkiye'nin uzman kişileri tarafından EOKA'ya cevap verebilecek etkin bir Mukavemet Teşkilatı haline getirildi.
Halkın Sesi gazetesinin haftalık İngilizce nüshasının hazırlanmasında da önemli rol oynayan Rauf Denktaş, 1958'de büyük ölçüde artan EOKA saldırıları karşısında Türk Mukavemetinin etkili şekilde görev yapmasını sağladı. TMT'nin yayın organı olan Nacak gazetesi Denktaş'ın gazetesiymiş görüntüsü içinde Kıbrıs Türklerine yön gösterdi, mukavemet telkin etti. Nacak'ın son yazı işleri sorumlusu da Alper Faik Genç idi. Türk Hükümetinin, bir ayda yüze yaklaşan Türk kayıpları karşısında kararlı çıkışı ve aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda rahmetli Fatin Rüştü Zorlu'nun Yunanlı karşıtı Averof'u mağlup etmesi sonucu Yunanlılar Kıbrıs'ta eşit şartlarda bir ortaklık Cumhuriyeti kurulmasına razı olmuş göründüler. Dr. Küçük ve Rauf Denktaş bu genel kurul toplantısında kulis faaliyeti yaptılar. 1959'da Zürih Anlaşması'nın hazırlanmasında Rauf Denktaş'ın perde arkasında etkin rolü oldu. Türkiye'nin garantisinin 650 kişilik bir alayla "etkin ve fiili" bir duruma getirilmesi Denktaş'ın ısrarı ve Dr. Küçük'ün de onu desteklemesiyle mümkün olmuştur.
Aynı yıl Londra Konferansı'na katılan Türk heyetinde de yerini alan Denktaş'ın Fatin Rüştü Zorlu'ya "Makarios bu anlaşmaları er geç yıkacak ve Enosis yoluna çıkacaktır. Burada bir rol oynamaktadır. İleride bu anlaşmaların kendisine zorla kabul ettirildiğini savunarak ortaklığı bozacaktır" mealindeki değerlendirmesi, ne yazık ki ortaklık Devletinin kuruluşu ile gerçekleşmiş ve 1963'de Kıbrıs'ta Enosis uğruna tedhiş yeniden başladı.
GİZLİCE SANDALLA ADA’YA GİRERKEN TUTUKLANDI
16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş, bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.
1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından ''istenmeyen adam'' ilan edilen Denktaş'ın Kıbrıs'a girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katılan Denktaş, 1967'de Ada'ya gizlice girerken tutuklandı, yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi.
1968'de Ada'ya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a dönen Denktaş, 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi, 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.
13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi.
Denktaş, 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.
22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Denktaş, 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı oldu.
4 RUM LİDERLE GÖRÜŞTÜ
Kıbrıs sorununun çözümü için 1968'de Glafkos Klerides ile ilk kez Beyrut'ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile yıllardır müzakere etti.
2002'de sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, ''Türk askerini Ada'dan çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği, devleti ortadan kaldıracağı'' savıyla karşı çıkarak ''hayır'' kampanyası yürüten Denktaş, 17 Nisan 2005'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı.
Denktaş, Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan tartışmalarda, ''Türkiye olmadan cennete bile girmem'' demişti.
Rauf Denktaş, 24 Nisan 2005'te, Annan Planı referandumun 1. yıl dönümünde, görevi 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a devretti.
Denktaş, cumhurbaşkanlığından ayrılmasının ardından, çalışmalarını, Lefkoşa'daki çalışma ofisinde sürdürdü.
Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş'ın onlarca yayımlanmış kitabı bulunuyor. Denktaş'a çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı da verildi.
Merhuma Allah’tan rahmet, Türk dünyasına ve kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.