Uyandıktan Hemen Sonra Su İçince Neler Olduğunu Görelim
Her ne zaman Japonya’dan bir kadını düşündüğünüzde, aklınızda oluşan görüntü minyon bir kadındır, değil mi? Bu bir tesadüf değil çünkü Japonya’dan olup da kilo
Her ne zaman Japonya’dan bir kadını düşündüğünüzde, aklınızda oluşan görüntü minyon bir kadındır, değil mi?
Bu bir tesadüf değil çünkü Japonya’dan olup da kilo problemi olan kadınlar seyrektir. Son 10-20 senede, Japon kültürü hakkındaki araştırmalarımızın sonucunda Japonların farklı bir beslenme düzeni olduğu sonucuna vardık. Özellikle, Batı’nın kilo problemi olan insanlarına nazaran farklı bir yaşam tarzı ve günlük rutinleri var.
Bu durum muhtemelen insanların susama duygusunu kaybetmesi ve su ihtiyacına karşı kritik algısından kaynaklanmaktadır. Vücudun biolojik susama sinyalleri başka hastalıkların işaretleri ve semptomları için yanlış anlaşılabilir. Çoğunlukla bu yanlış algının ana sebebi “sıvı kaybı”dır. Bu yüzden, zıt taraf olan “sıvı alımı”na gitmemiz durumunda uzun vadeli sağlığın ve gereksiz tıbbi ilaçlardan kurtulmanın keyfini çıkarabiliriz.
Vücut İkincil su kaybı semptomlarını üretirken daha fazla karışıklık meydana gelir.
Çoğu doktor bu ikincil semptomları su kaybı veya vücudun kuruması durumu olarak yanlış yorumlamaktadırlar. Bu durumlar, hazımsızlık, eklem iltihabı, anjin, migren ve baş ağrıları, kolit, kabızlık, yüksek tansiyon, anemi, obezite, sinüzit, akciğer veremi, astım, böbrek taşları, diabet, adet düzensizliği, lösemi, rahim kanseri, göğüs kanseri gibi durumları ve dahasını içermektedirler.
Vücudumuza en iyi şekide sıvı alımını nasıl gerçekleştirebiliriz?
Japonların bizden daha az problemi oldukları için onların bir “sırrını” açığa çıkarıyoruz. Bu sırrı günlük rutinimize eklersek genel sağlığımızı da daha iyi duruma getirebiliriz.
Japonların her sabah uyandıktan sonra yapmayı unutmadıkları şeylerden bir tanesi aç karna su içmektir!
Sabah ilk iş olarak su içmek vücudun içinde sayısız hastalıkları iyileştimek üzere uygun ortam yaratmaya zemin hazırlayacaktır.
Bilim adamları kulağa önemsizmiş gibi gelen “sabah ritüeli” üzerine çalışmalar yapmış ve oybirliğiyle sabah aç karna su içmenin bir çok hastalığın iyileşme sürecini kolaylaştırdığının sonucuna varmışlardır. Bu hastalıklardan bazıları: Yüksek tansiyon, kalp ve damar düzensizlikleri, gastrit, böbrek sorunları, hemoroid ve epilepsi. Aynı zamanda gözlerin genel durumunu daha iyi hale getirip rahim hastalıkları, adet düzensizlikleri gibi daha bir çok hastalık da buna dahildir.
Böylece, bu makalenin temel amacı sizi böylesine basit bir su terapisini sabah rutininize dahil etmeye teşvik etmektir.
Terapiye bu şekilde başlayabilirsiniz:
Her sabah yataktan kalktığınızda yapacağınız, en öncelikli iş 640 ml civarında su içmek olmalı.
45 dakika geçene kadar, herhangi çeşit yemek veya başka sıvı tüketmeyin. Bunun yerine okula veya işe gitmek için gereken işlerinizi yapın. Sadece 45 dakika sonra normal kahvaltınızı etmeye başlayabilirsiniz.
Yaşlı insanlar ve belirli hastalığı olup aç karna 3 bardak su içemeyenler, bu miktarı vücutlarının kabul ettiği kadara indirgeyip yavaş yavaş önerilen seviye olan 640 ml’ye çıkarmalıdırlar.
Eğer bu Japon uygulamasını uygulamayı becerdiyseniz, belli bir zamandan sonra ilk iyileşme belirtilerini gözlemlemeye başlayacaksınız. Aynı zamanda kendinizi normalden daha çok hareketli ve sağlam hissetmeye başlayacaksınız.
Bu “su terapisi” ne kadar sürmeli sorusuna cevap olarak: Ne tür sağlık probleminizin olduğuna bağlıdır.
Örnek olarak:
Eğer gastrit probleminiz varsa terapiyi 10 gün uygulayın.
Kabızlık durumunda yine 10 güne ihtiyacınız var.
Şeker hastalarının 30 güne ihtiyacı var.
Yüksek tansiyonun normale dönmesi 30 gün alır.
Verem hastaları bu terapiyi 90 gün uygulamalılar.
Bu “terapiyi” günlük hayatınıza dahil edip olumlu sonuçlar almaya başladığınızda mümkün olduğu kadar devam ettirmelisiniz. Ve söylememize bile gerek yoktur ama ne kadar kaliteli su tüketirseniz, o kadar iyi sonuçlar alırsınız.
Romatizma hastaları için bir parantez açmak gerekirse, bu terapiyi ilk haftanın sadece ilk 3 günü uygulamalılar. Geri kalan periyotta ise (İkinci haftadan itibaren) normal bir şekilde yani hergün bu rutini uygulamalılar.
Kaynak: http://www.everydayhealth.com/#sthash.leXcGPmm.dpuf
Tercüme: SALİH CANBAZ