Yunanistan “dini azınlık” tezini yineledi, Türk kimliği bir kez daha yok sayıldı
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanlığının İskeçe Türk Birliğinin kuruluş yıl dönümüne ilişkin paylaşımına yanıt verdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanlığının İskeçe Türk Birliğinin (İTB) kuruluş yıl dönümüne ilişkin paylaşımına verdiği yanıtta, Batı Trakya’daki Türk Azınlığın statüsüne dair “dini azınlık” tezini bir kez daha yineleyerek Türk kimliğini görmezden gelmeye devam etti.
14 Nisan 2026 tarihli yazılı açıklamada, Lozan Antlaşması’nın Trakya’daki azınlığın niteliğini açık şekilde “dini azınlık” olarak tanımladığı savunuldu. Açıklamada, “Lozan Antlaşması’nın, Trakya’daki azınlığın karakterini açıkça dini bir azınlık olarak belirlediğini hatırlatmak isteriz.” ifadelerine yer verildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, ülkenin bir “hukuk devleti” ve Avrupa Birliği üyesi olduğunu vurgulayarak, anayasa çerçevesinde hareket edildiğini, uluslararası insan hakları sözleşmelerinin eksiksiz uygulandığını ve Batı Trakya’daki Müslüman Azınlığın dini ve kültürel özelliklerine saygı gösterildiğini ileri sürdü. Açıklamada ayrıca azınlık mensuplarının Yunan vatandaşı olarak “tam eşitlik ve eşit yurttaşlık haklarından yararlandığı” iddia edildi.
Ancak Batı Trakya Türkleri açısından bu söylem, uzun yıllardır süregelen kimlik mücadelesinin en temel sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’nı yalnızca “dini azınlık” tanımı üzerinden yorumlaması, bölgedeki Türk toplumunun etnik kimliğinin sistematik şekilde inkâr edilmesi olarak değerlendiriliyor.
Özellikle isminde “Türk” ifadesi geçen derneklerin kapatılması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen İskeçe Türk Birliği gibi kuruluşların hâlâ resmî statüye kavuşturulmaması, bu inkâr politikasının somut göstergeleri arasında yer alıyor. İTB’nin kuruluş yıl dönümü vesilesiyle yapılan açıklamalara verilen bu son yanıt da, Atina yönetiminin “Türk” kimliğine karşı mesafeli tutumunu sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında ayrıca benzer içerikteki açıklamaların “ne adalete katkı sağladığı ne de güven ve iyi komşuluk ilişkilerine hizmet ettiği” ifade edilerek Türkiye’ye eleştiri yöneltildi.
Batı Trakya Türkleri ise, uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınan haklarının tam olarak uygulanmasını, “Türk” kimliklerinin resmen tanınmasını ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyor. Uzmanlara göre, kimlik meselesinin çözülmeden kalması, iki ülke arasındaki azınlık temelli sorunların devam etmesine neden oluyor.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasının tam metni şöyle:
“Dışişleri Bakanlığı’nın, Trakya’daki Müslüman Azınlığa ilişkin Türk paylaşımı hakkında açıklaması (14.04.2026)
Lozan Antlaşması’nın, Trakya’daki azınlığın niteliğini açık bir şekilde dini azınlık olarak belirlediğini hatırlatırız.
Yunanistan, bir Avrupa hukuk devleti olarak, Anayasa’nın belirlediği çerçevede hareket etmekte, insan haklarının korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelerin ilgili hükümlerini tam olarak uygulamakta, Trakya’daki Müslüman Azınlığın dini inançlarına ve kültürel özelliklerine tam saygı göstermekte ve bunları korumaktadır. Söz konusu azınlığın üyeleri, Yunan vatandaşı olarak tam eşitlik ve eşit yurttaşlık haklarından yararlanmaktadır.
Benzer içerikte tekrarlanan açıklamalar ne adalet üretmekte ne de güven ve iyi komşuluk ortamının oluşmasına katkı sağlamaktadır.
Ανακοίνωση Υπουργείου Εξωτερικών αναφορικά με τουρκική ανάρτηση για τη Μουσουλμανική Μειονότητα στη Θράκη (14.04.2026)
Υπενθυμίζουμε ότι η Συνθήκη της Λωζάννης καθορίζει με σαφήνεια τον χαρακτήρα της μειονότητας στη Θράκη ως θρησκευτικής.
Η Ελλάδα, ως ευρωπαϊκό κράτος δικαίου, ενεργεί εντός του πλαισίου που θέτει το Σύνταγμα, εφαρμόζει πλήρως τις σχετικές διατάξεις των διεθνών συμβάσεων προστασίας των δικαιωμάτων του Ανθρώπου, σέβεται απόλυτα και προστατεύει τις θρησκευτικές πεποιθήσεις και πολιτιστικές ιδιαιτερότητες της Μουσουλμανικής Μειονότητας στη Θράκη, τα μέλη της οποίας ως Έλληνες πολίτες, απολαύουν πλήρους ισονομίας και ισοπολιτείας.
Επαναλαμβανόμενες ανακοινώσεις με ανάλογο περιεχόμενο ούτε δίκαιο παράγουν ούτε συμβάλλουν στη δημιουργία κλίματος εμπιστοσύνης και καλής γειτονίας.”