B-Healthy
B-Healthy

YUNANİSTAN’DA ÖNLENEMEYEN IRKÇILIK VE AZINLIK KARŞITLIĞI ENDİŞE VERİYOR!

Irkçılıkla mücadele örgütleri, Yunanistan'da yabancı düşmanlığının giderek sistematik hale geldiği uyarısında bulunmaya devam ediyor. Nitekim geçtiğimiz günlerd

Batı Trakya 26 Ağustos 2014
YUNANİSTAN’DA ÖNLENEMEYEN IRKÇILIK VE AZINLIK KARŞITLIĞI ENDİŞE VERİYOR!

Irkçılıkla mücadele örgütleri, Yunanistan'da yabancı düşmanlığının giderek sistematik hale geldiği uyarısında bulunmaya devam ediyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Patra kentinde göçmenlerin kaldığı binanın kundaklanması ve Pakistanlı bir göçmenin kanlı bir ırkçı saldırıya uğraması bunun en son kanıtları oldu.

Ailesi Pakistan’da yaşayan ve bir coçuk babası olan 34 yaşındaki göçmen Melik Şafraz 8 Ağustos Cuma günü Atina’da her zamanki gibi kimliği belirlenemeyen beş kişilik bir çete tarafından öldüresiye dövülerek ölü diye terkedildi. Çenesi ağır olmak üzere vücudundaki kemiklerinin çoğu kırık ve ezik bir durumda ölüme terkedilen bu masum insanın tek suçu Yunanistan’da göçmen olarak daha iyi yaşam olanakları için fırsat aramasıydı.

Melik Şafraz, iş çıkışı takibe alınan ve Atina’nın Patisia semtindeki Antonis Tritsis Spor Tesisleri’nde gece geç saatlerde beş kişilik ırkçı bir grup tarafından zorla alıkonarak öldüresiye dövülürken son anda köpeğiyle birlikte oradan geçen bir yaya tarafından farkedilerek kurtulmayı başardı.  

Öte yandan, 13 Ağustos’da Patra kentinde göçmenlerin kaldığı bina yine kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından kundaklandı. Bilgilere göre, sabaha karşı meydana gelen olayda saldırganların binanın içine yanıcı madde atması sonucunda yangın çıktı. Atılan yanıcı maddelerin sesine uyanan göçmenler yara almadan kurtulurken çıkan yangın itfaiye tarafından çevredeki binalara yayılmadan söndürüldü.

Yunan medyasına yansıyan haberlerde, polisin görgü tanıklarından aldığı ifadelerde ve olay yerinde yaptığı incelemede, "saldırının ırkçı amaçlarla yapıldığına dair bulgular elde edildiği" belirtildi. Bölgede yoğun güvenlik önlemleri alan polisin, saldırının faillerinin yakalanması için geniş çaplı soruşturma başlattığı bildirildi.

Patra kentinde, kaçak olarak gemi ve kamyonlarla İtalya'ya geçebilmek amacıyla çok sayıda göçmen bulunuyor. Daha çok Patra limanı yakınlarındaki metruk binalarda kalan göçmenlerle yerel halk arasında zaman zaman gerginlik yaşanıyor.

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ NE DİYOR?

İnsan Hakları İzleme Örgütü başta olmak üzere birçok kuruluş tarafından yayınlanan raporlarda, Yunanistan'da yabancı göçmenler ve azınlıkları hedef alan ırkçı saldırılarda bir artış yaşandığı öne sürülürken, siyasi liderler, aşırı grupların faşist bir devlet yaratma çabası içinde olmalarından endişe ediliyor.

Uluslararası Af Örgütü’nden, Yunanistan İnsan Hakları Komisyonu’na ve AIDS’liler Dayanışma Derneği’ne 30 farklı örgütü çatısı altında toplayan Irkçılıkla Mücadele Ağı 154, 2011 yılından itibaren ırkçı saldırılara ilişkin raporlar sunuyor. Zira devlet kurumlarının hazırladığı resmî istatistikler güvenilir bulunmuyor. Birliğin son raporlarında, ırkçılık kaynaklı şiddet olaylarının sayısında, önceki yıllara göre artışın ve şiddetin dozunun artması dikkat çekiyor.

Başkent Atina da dahil birçok şehri kapsayan araştırmaların sonucunda hazırlanan raporlarda, son yıllarda özellikle Asya ve Afrika kökenli göçmenleri hedef alan yüzlerce saldırı olayının tespit edildiğini ve bu saldırıların bazılarında erkek çocukları ve hamile kadınların çeteler tarafından hunharca dövüldüğünü kaydetti.

Yunanistan İnsan Hakları Komisyonu’nun Başkanı Kostis Papayoannu’nun, konuyla alakalı ilginç tespiti ülkedeki ırkçılığın boyutlarını hakkında önemli ipuçları vermektedir. Başkan: "Faillerin silah kullanmasına, kasıtlı olarak kurbanlarını ağır bir şekilde yaralamasına ve hatta öldürmeyi göze almasına, giderek daha sık rastlıyoruz" diyerek meselenin vehametine dikkat çekiyor.

Raporlara göre, Yunanistan'ı kırıp geçiren ekonomik kriz ve bununla beraber gelen maaş kesintileri ve vergi zamları, vatandaşları gelecek endişesine ittikçe, ülkede göçmen karşıtlığı da artmaya başladı. Neo Nazi Altın Şafak partisi gibi gruplara göre ise suç oranındaki artışın nedeni göçmenler.

On bir milyon nüfuslu Yunanistan'da çoğu kaçak olmak üzere yaklaşık 1 milyon göçmen yaşıyor. Yunanistan'ı göçmenlerden temizleme vaadinde bulunarak parlamentoda 18 sandalye kazanan Altın Şafak'ın pek çok saldırı ile bağlantısı olduğu biliniyor.

Araştırmalara göre ülkede göçmenlere karşı pek anlayışlı bir yaklaşım hakim değil. Binlerce yasadışı göçmeni toplayan hükümet, bu iş için gözaltı merkezleri kuruyor. Başbakan Antonis Samaras da bir beyanatında Yunanistan'ı buraya ait olmayan göçmenlerden kurtarmaya öncelik vereceğini söylemişti. Göçmenleri bir "hastalık" olarak nitelendiren Samaras, "Şehirlerimizi geri almalıyız," demiş ve ayrıca göçmenlere ve Yunanistan'da doğan çocuklarına sağlanan bir kısım hakları kısıtlamak veya geri almak istediğini de açıklamıştı.

Güvenlik ve yönetim tarafından fişlenme endişesi nedeniyle isimlerini açıklamadığımız Atina'daki göçmen yetkilileri de yabancı düşmanı saldırıların giderek artmasından ve iltica hukukunu sertleştiren 2010 yılındaki yasal düzenlemeden şikâyet ediyor. Kendileri artık göçmenlerin Yunanistan’da yasal sığınma başvurusunda bulunmasının neredeyse olanaksız hale geldiğini belirtiyor. Göçmenler ülkeye yeni gelen göçmenlerin, yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, geceyi sokaklarda yatarak geçirmekten başka çarelerinin kalmadığını vurguluyor. Bu da saldırılara hedef olma tehlikesini artırıyor.

YUNAN MAKAMLARINA YÖNELİK SUÇLAMALAR

Son dönemde hemen her gün bir saldırı haberi geldiğini belirten göçmenler, Atina’nın merkezindeki Attiki Meydanı’nda ailelerin saldırıya uğradığını, göçmenlerin artık dışarı çıkmaya korktuğunu belirtiyor.

Mülteci örgütlerinin dikkat çektiği bir başka nokta, ırkçı saldırıların çoğunun, ne polise ne de devlet hastanelerine bildirildiği. Sebebi ise çoğu Yunanistan'da kaçak olarak yaşayan mağdurların sınır dışı edilmekten korkması.

Polisi mağdurlara suçlu muamelesi yapmakla suçlayan insan hakları savunucuları, ırkçı saldırı mağdurları için oturma izni talep ediyor. Yunanistan Müslümanlar Derneği ise yunan kurumlarına yönelik suçlamalarda bir adım daha öteye gidiyor ve ırkçı saldırıların örtbas edildiğini savunuyor.
Yetkililer, ağır yaralama vakaları dâhil şimdiye kadar ırkçı saldırılardan hiçbirinin faillerinin bulunmadığını, mağdurların hastalık sigortaları olmadığı için perişan olduklarını belirtiyor.

AZINLIK HAKLARI SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE İHLAL EDİLİYOR

Ülke genelinde doğudan gelen yabancı göçmenlere yönelik insan hakları ihlalleri böyleyken, diğer yandan yerleşik azınlıklara yönelik insan hakları ihlalleri ve saldırılar da sistematik bir şekilde devlet politikası olarak devam ediyor.

Yunan yönetimi ülkede etnik azınlık tanımını reddediyor. Özellikle bu anlamda Etnik Makedonların ve Batı Trakya Türklerinin kimliklerini tanımamakta ısrarcı tutumunu bütün uluslararası hüküm ve müeyyidelere rağmen inatla sürdürüyor.

Yunanistan İskeçe Türk Birliği başta olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haklı bulunan Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklı taleplerini gözardı etmeye devam ediyor. Bu konuda kendine çekin düzen verme ve AB müktesebatı başta olmak üzere uluslararası normlara uyma emaresi göstermemektedir. Tam aksine özellikle son zamanlarda Azınlık Haklarını ihlal etme konusunda giderek sertleşen bir tutum sergilemektedir.

Yunanistan, özellikle isminde Türk kelimesi taşıyan dernekleri tanımama ve kapatma konusunda aldığı mahkümiyet kararını da tanımayacağını meydan okuyan bir üslupla ortaya koymuştur. Bunun yanında Azınlık Vakıf mallarını işgal etmeye, seçilmiş müftüleri tanımamaya, azınlık okullarını uyduruk bahanelerle kapatmaya, azınlığın başlıca taleplerinden olan Türkçe-Yunanca Azınlık Anaokullarının kurulmasına izin vermemeye ve temel insan haklarına aykırılık arz eden insanlık dışı bir biçimde  Azınlığın dini yapı ve eğitime zorla müdahale ediyor. Devlet, kendi resmi ideolojisine uygun olarak yetiştirdiği ve uysallaştırdığı resmi “kutsal öğretici”ler tayin ederek, Azınlığa din adamı ve bir nevi devlet İslâm’ı dayatıyor.

Başkentinde camisi bulunmayan tek Avrupa ülkesi olan Yunanistan’da hâlâ cami tartışmaları sürüyor. Kilisenin birçok sen sinot üyesi bu konuda halkı kışkırtmaya devam ediyor. Selanik Başpapazı, Selanik’te bir üniversite bünyesinde kurulması planlanan İslâm Kürsüsü’ne karşı çıkarak “kan dökülür” diyebiliyor. Buna benzer bir açıklamanın Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı tarafından yapılması durumunda dünya kamuoyu ayağa kalkardı. Ancak Yunanistan’da olunca hem AB hem de ABD ve “uygar” dünya susuyor ve gereken tavrı ortaya koyamıyor. 

Böyle bir Yunanistan’da akademisyen, siyasetçi, bürokrat ve daha birçok çevreden “entelektüel” adlandırılan 110 kişi bir araya gelerek, imzalı bir dilekçeyle başbakandan, bakan ve parti başkanlarından Azınlığın, Azınlık Eğitimi ile ilgili  temel taleplerini ve haklarını gözardı eden ve hatta yok sayan taleplerde bulunuyorlar. 

TÜRK AZINLIK KARŞITI GİRİŞİM

Türk Azınlık karşıtı çizgileriyle bilinen 110 kişi, başbakan, bakanlara ve siyasi parti başkanlarına gönderdikleri mektupla, Batı Trakya'daki azınlık eğitimini ortadan kaldıracak nitelikle taleplerde bulundu.

Aralarında üniversite öğretim üyeleri, siyasetçi, gazeteci, emekli subay ve eğitimcilerin yer aldığı 110 kişi, başbakan, bakanlara ve siyasi parti başkanlarına gönderdikleri mektupla, Batı Trakya'daki azınlık eğitimini ortadan kaldıracak nitelikle taleplerde bulundu. 110 kişinin imzaladığı mektupla, Batı Trakya'daki azınlık mensuplarının eğitiminde köklü değişikliklere gidilmesi ve tüm azınlık köylerinde sadece Yunanca eğitim verecek devlet okulları açılması ve Yunanca eğitimine büyük ağırlık verilmesi isteniyor. Mektupta, azınlık okulları yetersiz ve gettolaşmaya neden olan okullar olarak nitelendiriliyor. Ayrıca azınlık köylerinde oluşturulması istenen devlet okullarında müfredat haricinde köye göre Türkçe, Pomakça ve Roman dilinde ek dersler verilmesi de talep ediliyor.

Yunanistan ve aralarında Kıbrıs, İngiltere ve Amerika'nın da bulunduğu farklı ülkelerden 110 kişinin imzaladığı azınlık eğitimiyle ilgili mektubu, Batı Trakya'dan da İskeçeli avukat Stergios Yalaoğlu, Gümülcine Belediyesi Spartakos Listesi Başkanı Nektarios Dapergolas, İskeçe ili Pomak Kültür Derneği kurucularından ve yönetim kurulu üyesi Sebahattin Karahoca, aynı derneğin kurucularından ve Bağımsız Yunanlılar Partisi Eyalet Meclis Üye Adayı olan Basaykova köyünden İrfan Mehmetali, İskeçeli eğitimci Nikos Kokkas ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Gümülcineli Frangos Fragulis'in de imzalığı bildirildi.

"AZINLIK SEKİZ ETNİK GRUBA AYRILMIŞ"
Başbakan, bakanlar ve siyasi parti başkanlarına gönderilen mektupta son derece ilginç talepler yer alıyor. Mektubu imzalayanlar azınlık mensuplarının eğitimiyle ilgili isteklerinin devlet tarafından bir an önce uygulamaya geçirilmesini talep ediyor. 110 imzalı mektupta, Batı Trakya Türk Azınlığı sekiz ayrı etnik gruba ayrılmış. Azınlığın; Türkler, Pomaklar, Çingeneler, Çerkezler, Türkçe konuşan Sudanlılar, Türkçe konuşan Romanlar, Çıtaklar ve Kırcalılar'dan meydana geldiği iddia ediliyor.

"AZINLIK OKULLARI GETTOLAŞMAYA NEDEN OLUYOR"
Azınlık eğitimiyle ilgili garip taleplerin yer aldığı mektupta, azınlık okullarının yetersiz olduğu ve öğrencilere yeterli eğitimin verilmediği öne sürülürken, bunun nedenleri üzerinde durulmuyor. 110 kişi tarafından imzalanan mektupta, azınlık okullarının antidemokratik ve gettolaşmaya neden olduğu iddia ediliyor. Ayrıca azınlık okullarına devam eden öğrencilerin, Yunan toplumuna yabancılaştığı tezi savunuldu.

Bu arada mektupta, İskeçe Muzaffer Salihoğlu Azınlık Ortaokul ve Lisesi'nin ‘özel okul' statüsünde olduğu, buna rağmen devlet tarafından finanse edildiği, bu okula devam eden öğrencilerin ulaşım masraflarının öğrenci velileri tarafından karşılanması gerektiği öne sürüldü.

"KÖYLERE DEVLET İLKOKULU AÇILMALI"
Devletin azınlık mensuplarının anadillerine saygı göstermesinin gerektiğini ifade eden 110'lar, okul müfredatının dışında Türkçe, Pomakça ve Roman dilinde dersler verilmesini istedi. Mektupta ayrıca birçok köyde halkın devlet ilkokulu talep ettiğini iddia ederek, İskeçe'nin Basaykova köyündeki vatandaşların devlet ilkolulu açılmasını istedikleri ancak bu konuda herhangi bir cevabın verilmediği dile getirildi.

AMAÇ YUNANCAYI ÖĞRETMEK
Üniversite öğretim üyeleri, gazeteciler, siyasetçiler, emekli subay ve eğitimcilerin yer aldığı grup, devletten azınlık çocuklarının Yunanca'yı daha iyi öğrenmeleri ve Yunanca dil bilgisini genişletecek ve arttıracak önlemleri hayata geçirmesini talep etti.

110 kişi tarafından imzalanan ve başbakan, bakanlar ve siyasi partilere gönderilen mektupta dile getirilen talepler şöyle:

- Yeterli öğrenci sayısının bulunduğu Trakya'daki tüm köylerde anaokulları ve çocuk kulüplerinin açılması. Çocukların Yunan toplumunun kültürüyle tanışması ve ilkolula daha iyi hazırlanmalarının sağlanması.
- Devletin her yerde devlet ilkokulları açması. İlk aşamada Eğitim Bakanlığı tarafından İskeçe'nin dağlık bölgesinde kurulan dört devlet ilkokulunun faaliyete geçirilmesi.
- Devlet okulları, azınlık okullarıyla paralel olarak faaliyet göstermeli ve velilere seçim hakkının tanınması. Devlet okullarında eğitim müfredatının dışında öğrencilerin anadillerine göre Türkçe, Pomakça ve Roman dilinde eğitim verilebilir. Yapılacak ek dersler Avrupa Birliği programlarına dahil edilebilir.
- Tüm devlet ilkokul, ortaokul ve liselerde Kur'an-ı Kerim'in Arapça okutulması ve Yunanca'ya tercüme edilmesi.
- Önümüzdeki eğitim - öğretim yıllarında "240 İmam Yasası" uygulamasının yaygınlaştırılması ve yeni din dersi öğreticilerinin (ierodidaskalos) görevlendirilmesi.
- Din dersi öğreticilerinin (ierodidaskalos) yeni açılacak İslam Bilimleri Bölümü'nde eğitilmesi.
- Köylerde kütüphanelerin oluşturulması.
- Trakya'daki okullara yönelik eğitim gezilerinin arttırılması.
- Büyük köylerde öğrenci ve velilere yönelik Yunanca dil bilgisi programlarının uygulanması.
- Eğitimcilere yönelik Pomakça, Roman dilinde ve Türkçe dil bilgisi eğitimlerinin yapılması.

110 kişi tarafından imzalanan ve Batı Trakya'daki azınlık mensuplarının eğitimlerini konu alan önerilerin hazırlanmasında Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı temsilci ve kuruluşların yıllarca dile getirdiği taleplerin dikkate alınmaması dikkat çekti.

SONUÇ: ZİHNİYET VE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ ŞART

Netice olarak Yunanistan’ın içinde bulunduğu büyük ekonomik krize rağmen alışılagelmiş kronik aşırıcı siyasi kalıplarından sıyrılamadığı görülmektedir. Gerek hükümetler ve gerekse entelektüel diye adlandırılan özellikle sağ görüşlü aydın ve siyasetçilerin “Yunanistan Yunanlılarındır” gibi aşırı sağ sloganları barındıran dünya görüşü ve politik kalıpları aşamadığı açık ve net bir biçimde anlaşılmaktadır.

Yunanistan’da neonazi eğilimli siyasi partilerin yükselişi ve parlamentoya girmesinin nedenleri araştırılıp bu hastalıklı durumun nasıl aşılacağı tartışılırken, dar siyasi kalıplara sıkışmış “elit”in ve fanatik dini söylemleriyle fanatizm ve ırkçılık gibi aşırıcılık hastalığının şiddetini artıran Kilise mensuplarının sağlıksız tutumları, sağlıklı toplumu endişelendirmektedir. Özellikle yabancılar ve azınlıklar hayatlarından bile endişe eder duruma gelmiş bulunmaktadırlar.

Ülkeyi düze çıkarması beklenen siyasetçi, bürokrat ve aydınların hastalıklı olanlarının tedaviye çekilmesi ve sağlıklı olanların yönetime geçmesi zaruri olduğu aşikârdır.  Mevcut hükümetle bu işin olamayacağı konusunda fikir birliği giderek artmaktadır.

Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr